Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerine saldırmak için elinde hangi silahlar var?

Yayınlanma

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Almanya, Fransa, ABD ve İngiltere’nin Ukrayna’ya tedarik edilen silahların Rusya toprakları içindeki hedeflere yönelik kullanımına ilişkin menzil kısıtlamalarını kaldırdığını duyurdu.

Merz, 26 Mayıs’ta WDR Europaforum’da yaptığı konuşmada, bu kararın Ukrayna’nın Rusya içindeki askeri mevzileri vurarak kendini savunmasına olanak tanıyacağını belirtti.

Merz, “Ukrayna’nın kendini savunabilmesi, örneğin Rusya’daki askeri mevzilere saldırabilmesi anlamına geliyor. Yakın zamana kadar, çok az istisna dışında bunu yapamıyordu,” dedi.

Aynı gün Almanya Başbakanı, Ukrayna ordusuna tedarik edilen silahların menzil kısıtlamalarının kaldırılması kararının “birkaç ay önce” alındığını açıkladı; ABD, Kasım 2024’te Ukrayna’nın ATACMS uzun menzilli füzelerini Rusya topraklarındaki hedeflere karşı kullanmasına izin vermişti.

Moskova’dan sert tepki

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, kısıtlamaların kaldırılmasını “oldukça tehlikeli bir karar” olarak nitelendirdi.

Daha önce Vladimir Putin, Rusya’nın derinliklerine yönelik saldırı kısıtlamalarının kaldırılmasının “NATO ülkeleri, ABD ve Avrupa ülkeleri savaşıyor” anlamına geleceği uyarısında bulunmuştu.

Kasım ayında Rusya’nın nükleer doktrininde değişiklik yapılmıştı ve artık nükleer olmayan bir devlet tarafından, nükleer bir devletin katılımıyla veya desteğiyle gerçekleştirilen bir saldırı, ortak bir saldırı olarak kabul edilecek ve nükleer caydırıcılık önlemlerinin uygulanmasına olanak tanıyacaktı.

Almanya, Ukrayna’ya silah menzil kısıtlamasını kaldırdı

Almanya ve Taurus füzeleri tartışması

Berlin, bugüne kadar Kiev’e uzun menzilli silah tedariki konusunda resmi bir açıklama yapmadı.

Önceki Başbakan Olaf Scholz, çatışmanın potansiyel tırmanma riskine işaret ederek Ukrayna’ya 500 kilometre menzilli Taurus havadan karaya füzelerinin verilmesine kesin bir dille karşı çıkmıştı.

Merz, muhalefetteyken Scholz’u kararsızlığı nedeniyle defalarca eleştirmişti. Ancak kabineye başkanlık ettikten sonra Almanya’nın Kiev’e Taurus füzelerini devretmeyi planlamadığını belirtti.

Merz ayrıca, Alman hükümetinin Ukrayna’ya yapılan askeri yardımlarla ilgili bilgileri kamuya açık kaynaklarda yayınlamayı durduracağını kaydetti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise Merz’in bu şekilde kamuoyunun dikkatini Taurus tedarikinden uzaklaştırmak istediğini söyledi.

Zaharova, Telegram kanalından yaptığı paylaşımda, “Başbakanın görevi, uzun menzilli füzelerin tedariki konusunu kamuoyu tartışmasından çıkarmak. Sanki onlar yokmuş gibi. Ama aslında kimse Berlin’in Kiev rejimine ne kadar ve ne zaman füze verdiğini bilmeyecek,” ifadelerini kullandı.

Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, Merz’in açıklamasına ilişkin yorumunda, Ukrayna’nın Alman silahlarıyla Rusya topraklarına yönelik saldırılarının menzili konusundaki kısıtlamalarla ilgili politikanın değiştiğini yalanladı.

Klingbeil, 26 Mayıs’ta, “Ukrayna’ya tedarik edilen silahların menzili konusunda, önceki hükümetin yaptıklarının ötesine geçen yeni bir anlaşma olmadığını söylemek istiyorum,” açıklamasını yaptı.

Öte yandan Tagesspiegel gazetesi, askeri tedarik verilerinin yayınlanmasının yasaklanması nedeniyle Berlin’in Ukrayna’ya Taurus füzelerini verip vermediğinin “ancak füzelerden ilkinin Rusya topraklarına düşmesinden sonra” anlaşılabileceğini belirtiyor.

Gazete, federal hükümetin askeri tedarikler konusunda Federal Meclis’in ilgili komitesine rapor vermekle yükümlü olduğunu, ancak parlamenterlerin bu bilgiyi ifşa etmelerinin yasaklanma olasılığının bulunduğunu da ekliyor.

Spiegel ve Süddeutsche Zeitung dahil olmak üzere Alman basını, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin 28 Mayıs’ta Berlin’i ziyaret edeceğini bildirdi.

Bazı uzmanlar, bu görüşme sırasında Merz’in Taurus tedariki konusunda bir açıklama yapabileceğini öne sürdü.

Almanya’nın envanterinde toplam 600 adet Taurus seyir füzesi bulunuyor ve bunların yaklaşık yarısı şu anda operasyonel durumda. Üretici MBDA’ya göre, geri kalanı yakın gelecekte yeniden hizmete alınabilir.

Geçen yılın ekim ayında Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, daha da uzun menzile sahip olabilecek 600 adet modernize edilmiş Taurus Neo füzesinin üretilmesi kararını duyurmuştu.

Bu füzelerin Alman ordusuna teslimatları ancak 2029’da başlayacak.

Bugün Ukrayna ordusunun elinde Alman yapımı Mars II çok namlulu roketatar sistemi (Amerikan M270 MLRS’nin Alman versiyonu) bulunuyor. Alman ordusunun web sitesinde yayınlanan özelliklere göre, hedeflerin maksimum imha bölgesi 84 kilometre.

Almanya Savunma Bakanlığı’nın internet sitesindeki son güncellemelere göre, Berlin Kiev’e beş adet Mars II tedarik etti.

Mayıs ayında The New York Times (NYT), ABD Kongresi’nden bir temsilciye dayandırdığı haberinde, Washington’un Ukrayna’ya çok namlulu roketatar sistemleri (Mars II, M142 HIMARS) için 125 adet uzun menzilli füze ile daha önce Almanya’nın envanterinde bulunan 100 adet Patriot uçaksavar füzesinin transferini onayladığını bildirdi.

ABD’nin ATACMS kararı ve diğer yardımlar

ABD, Ukrayna’nın Amerikan yapımı ATACMS (menzili 165 ila 300 kilometre) uzun menzilli füzelerini Rusya’nın iç kesimlerine yönelik saldırılar için kullanmasına daha Kasım 2024’ün ortalarında, Joe Biden yönetimi sırasında izin vermişti.

Amerikan makamları o dönemde bu kararlarını Kursk oblastındaki savaş bölgesinde Kuzey Koreli askerlerin ortaya çıkmasıyla açıklamıştı.

Aralık ayında Donald Trump bu adımı aptalca olarak nitelendirmiş ve başkanlık görevine başladıktan sonra önceki yönetimin kararını gözden geçirebileceğini duyurmuştu.

Beyaz Saray’a yerleştikten sonra, en azından kamuoyuna açık bir şekilde bu konuya geri dönmedi.

Merz’in açıklamasının arifesinde Trump, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik son saldırılarıyla ilgili hayal kırıklığını dile getirdi.

Trump, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile her zaman çok iyi ilişkilerim oldu ama ona bir şeyler oldu,” dedi ve Vladimir Zelenskiy’nin barışçıl çözümü zorlaştıran açıklamalarından da yakındı. Kremlin’den yapılan açıklamada ise Kiev’in “sosyal ve sivil altyapı tesisleri vurduğu”, Moskova’nın ise “askeri hedeflere misilleme yaptığı” belirtildi.

Mart ayında Associated Press (AP) ajansı, ABD’nin Ukrayna’ya 40’tan az ATACMS füzesi sağladığını ve bunların Ocak ayı sonunda tükendiğini bildirdi.

Aynı zamanda Washington’un, 150 kilometreye kadar menzile sahip Karadan Fırlatılan Küçük Çaplı Bomba (GLSDB) tedarikine yeniden başlayacağı da öğrenildi. Reuters‘ın haberine göre, bu mühimmatlar Rus elektronik harp sistemlerine karşı daha etkili mücadele için modernize edildi.

Mayıs 2024’te Ukrayna, Rusya topraklarına yönelik saldırılar için 80 kilometreye kadar menzile sahip GMLRS mühimmatlarını kullanma izni aldı.

ATACMS füzeleri gibi bunlar da HIMARS çok namlulu roketatar sistemi kullanılarak fırlatılabiliyor.

Pentagon, Trump’ın göreve başlama töreninden önce, 8 Ocak 2025’te Ukrayna’ya yapılan silah sevkiyatlarıyla ilgili verileri son kez açıklamıştı.

Amerikan askeri kurumunun bültenine göre, askeri yardım paketleri arasında özellikle 40’tan fazla HIMARS sistemi ve bunlara ait belirtilmemiş miktarda mühimmat yer alıyordu. GLSDB füzelerinin ve fırlatma rampalarının sayısı da belirtilmedi.

İngiltere’nin Storm Shadow katkısı ve mevcut tutumu

Londra, Ukrayna’nın uzun menzilli saldırı hakkına sahip olduğunu ilk kez Mayıs 2024’te açıklamıştı. Dönemin Başbakanı Rishi Sunak, The Times‘a verdiği mülakatta, “Ukrayna silahlı kuvvetlerinin nasıl hareket edeceği onların kendi meselesi. Ancak Ukrayna’ya daha uzun menzilli silahlar sağlayan ilk ülke olmamızdan gurur duyuyorum,” demişti.

Sunak’ın kabinesinin yerini geçen yılın temmuz ayında Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti aldı. Londra’nın Ukrayna’daki çatışmaya ilişkin tutumu değişmedi.

Bununla birlikte, The Guardian‘ın haberine göre, İşçi Partisi’nin iktidara gelmesiyle iki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşti: Ukraynalı yetkililere göre bunun nedeni, Starmer’ın Sunak’ın aksine Ukrayna’ya uzun menzilli silah vermemesi.

The Times‘a konuşan İngiliz yetkililer birkaç olası nedene işaret ediyor: Ya Londra’nın yeterli füzesi yok ya da ABD’nin füzelerin uzak hedeflere karşı kullanılmasına izin vermesini beklemek gerektiğini düşünüyorlar; bu olmadan füzelerin kullanımı yeterince etkili olmayacak.

İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan yapılan resmi açıklamada, “Birleşik Krallık’ın Ukrayna’ya desteği sarsılmazdır ve Başbakan [Starmer], hükümetinin Ukrayna’yı gerektiği sürece destekleyeceğini her zaman açıkça belirtmiştir,” denildi.

Londra, Kiev’e maksimum 250 kilometre menzilli Storm Shadow havadan karaya seyir füzeleri teslim etti. İngiltere bunu ilk kez Mayıs 2023’te duyurmuştu; Ukrayna ordusunun tam olarak kaç füze aldığı bilinmiyor ancak

The Guardian‘ın tahminine göre o dönemde krallığın envanterinde 700 ila 1000 adet bulunuyordu. Bir yıl sonra Kiev, Rusya topraklarına yönelik saldırılar için Batı silahlarını kullandığını açıkladı.

Ukrayna Stratejik Endüstriler Bakanı Danışmanı Yuriy Sak, Bloomberg‘e yaptığı açıklamada, “İngiliz makamları daha önce Ukrayna’nın tedarik ettikleri Storm Shadow uzun menzilli füzelerini kullanmasına izin vermişti ve biz bunları zaten başarıyla kullanıyoruz,” dedi.

Fransa’nın SCALP ve Mirage hamlesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, uzun zamandır Rusya topraklarına yönelik saldırılardan bahsediyordu.

Haziran 2024’te TF1 ve France 2 televizyon kanallarına verdiği mülakatta tutumunu net bir şekilde ifade etti.

Macron, “Eğer Ukraynalılara ‘Bu potansiyeli, yani Rusların size saldırmak için kullandığı silahları etkisiz hale getiremezsiniz’ dersek, bu onlara artık kendilerini savunamayacaklarını söylediğimiz anlamına gelir,” dedi ve ekledi:

“Silahlarımızın sivil halka saldırmak, Rusya’nın şu ya da bu noktasına darbe indirmek için kullanılmasına izin vermediğimizi söylüyoruz. Ancak saldırının geldiği yerleri etkisiz hale getirmek için izin veriyoruz.”

Kasım ayında Le Figaro gazetesi, NYT‘nin ardından Fransa ve İngiltere’nin Rusya’ya yönelik uzak menzilli saldırı kısıtlamalarını kaldırmaya karar verdiğini bildirdi. Fakat kısa süre sonra makalede düzeltmeler yapıldı.

Daha önce “Fransızlar ve İngilizler, ABD’nin ardından Ukrayna’nın SCALP/Storm Shadow uzun menzilli füzeleriyle Rusya topraklarını vurmasına izin verdi,” iddiasında bulunulurken, güncellenmiş versiyonda sadece ABD Başkanı Joe Biden’in ATACMS füzeleri için böyle bir izin verdiği bilgisi kaldı.

Fransa, 2023 yazından bu yana Ukrayna’ya SCALP (Système de Croisière Autonome à Longue Portée — Uzun Menzilli Otonom Seyir Sistemi) füzeleri tedarik ediyor; bu, Storm Shadow’un Fransız versiyonu.

2024 yılı başlarında düzenlediği basın toplantısında Macron, Paris’in bu türden 40 füze teslim edeceğini bildirdi.

Macron, Fransız televizyon kanallarına verdiği mülakatta ayrıca Kiev’e “Ukrayna’nın kendi topraklarını, hava sahasını korumasına olanak tanıyacak” Fransız yapımı Mirage 2000-5 çok amaçlı savaş uçaklarının verileceğini duyurdu. Bu uçaklar SCALP füzelerini de taşıyabiliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı, Kiev’in bu türden kaç uçak alacağını ve ne zaman alacağını belirtmedi.

Defense News‘e göre, Dassault Aviation şirketi toplam 600 adet Mirage 2000 üretti ve Fransa bunların yarısını sekiz ülkeye ihraç etti. Mirage 2000-5 versiyonu, geliştirilmiş radara sahip güncellenmiş bir model.

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English