Bizi Takip Edin

Amerika

USAID nedir ve dünya çapındaki rolü ne?

Yayınlanma

Elon Musk’ın USAID’in kapatılması yönündeki çağrısı, kurumun rolü ve geleceği hakkında tartışmalara yol açtı. Trump yönetiminin USAID’e yönelik adımları ve kurumun aldığı eleştiriler de gündeme geldi.

Geçtiğimiz hafta, Başkan Donald Trump’ın dünya çapında ABD dış yardımına getirdiği kapsamlı dondurma kararının ardından, USAID için çalışan yüzlerce sözleşmeli personel ücretsiz izne çıkarıldı ve bazılarının işine son verildi.

Fakat milyarder Elon Musk için USAID’in finansmanını geçici olarak dondurmak yeterli değil.

Musk, sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda USAID’i “kriminal bir örgüt” olarak nitelendirerek, “Ölme zamanı geldi,” diye yazdı. Ayrı bir gönderide Musk, “Onarılamaz durumda,” diyerek Trump’ın da kapatılması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu ekledi.

Trump’ın yeni Hükümet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) başına atadığı Musk’ın bu yorumları, yardım kuruluşunun geleceği hakkında büyüyen bir tartışma başlattı.

Neler oluyor?

Web sitesi cumartesi günü açıklama yapılmadan ortadan kaybolan USAID, Trump yönetiminin federal bürokrasiye ve programlarının çoğuna yönelik artan baskısında en çok hedef alınan federal kurumlardan biri oldu.

Trump, pazar gecesi USAID hakkında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bir grup radikal deli tarafından yönetiliyordu ve biz onları dışarı çıkarıyoruz,” ifadesini kullandı.

Musk’ın USAID’i kapatma çağrısı, güvenlik yetkililerinin maliyet düşürme görev gücünün üyelerinin kurumun Washington DC’deki genel merkezinin kısıtlı alanlarına erişimini reddetmesinin ardından geldi.

Adı açıklanmayan yetkililere atıfta bulunan çok sayıda Amerikalı medya kuruluşu, USAID’in güvenlik direktörü John Voorhees ve yardımcısı Brian McGill’in, DOGE personelinin güvenlik izinlerinin olmaması nedeniyle güvenli alanlara girişini reddettikten sonra izne çıkarıldığını bildirdi.

Trump’ın bir başkanlık kararnamesiyle oluşturduğu ancak bir hükümet departmanı olmayan DOGE temsilcileri, CNN tarafından ilk kez bildirilen olaydan sonra gizli bilgilere sahip alanlara erişmeyi başardı.

Beyaz Saray, DOGE personelinin kısıtlı alanlara erişmeye çalıştığını reddetti, ancak DOGE’de görev yapan Katie Miller, X’te “uygun güvenlik izinleri olmadan hiçbir gizli materyale erişilmedi,” diye yazarak görev gücünün giriş girişimini kabul etmiş görünüyor.

Musk’ın USAID’i kapatma çağrısına tepkiler nasıl oldu?

Musk’ın çağrısının ardından Kongre üyeleri, USAID’in kalıcı olarak kapatılıp kapatılamayacağını ve kapatılması gerekip gerekmediğini tartışmak için sosyal medyaya başvurdu. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato’daki Demokrat Parti lideri Chuck Schumer, X’te “Trump, USAID çalışanlarını tasfiye ediyor ve sindiriyor. Şimdi de USAID’in bağımsız bir kurum olarak feshedeceğine dair bir söylenti var. Bu yasa dışı ve ulusal çıkarlarımıza aykırı olur,” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Schumer’e yanıt olarak, “USAID’i ve tüm dış yardımı kaldırın,” dedi. Demokrat Senatör Chris Coons da X’te kurumu ortadan kaldırmanın ABD’yi “daha az güvenli” hale getireceğini söyleyerek konuya dahil oldu.

Pazar günü yaptığı açıklamada Coons, “Başkan Trump, iki hafta boyunca USAID çalışanlarını taciz etti ve işten çıkardı ve şimdi ekibi, kurumu tamamen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bunlar, dünya çapında liderliğimizi destekleyen vatansever Amerikalılar,” diye ekledi.

O zamanki Başkan John F. Kennedy’nin öncülüğünde, USAID, 1961 tarihli Dış Yardım Yasası’nın bir parçası olarak kuruldu.

USAID’in web sitesinin arşivlendiği bir sürümüne göre, mevcut çeşitli kuruluşları ve programları tek bir çatı altında birleştirerek ABD’nin denizaşırı programlarında büyük değişiklikler yaptı.

Web sitesine göre, “O zamana kadar, dış ekonomik kalkınmadan sorumlu tek bir kurum olmamıştı.”

ABD hükümetinin resmî web sitesine göre USAID, “felaketten kurtulan, yoksulluktan kurtulmaya çalışan ve demokratik reformlarla uğraşan ülkelere yardım eli uzatan başlıca Amerikan kurumu.”

Eski bir USAID yöneticisi olan Andrew Natsios, 2020’de kurumun Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği ile olan mücadelede ABD’nin başarısına katkıda bulunduğunu yazdı.

Natsios , “Soğuk Savaş sırasında USAID’in en büyük başarı öykülerinin doğrudan ABD’nin ulusal çıkarlarıyla bağlantılı olduğunu savunuyorum. Bu başarılar kesinlikle Amerika Birleşik Devletleri’ne fayda sağladı, ancak gelişmiş ülkelere dönüşürken gelişmekte olan ülkelere de fayda sağladı. Siyasi yardım başarısızlıkları kesinlikle olsa da çok daha fazla başarı olmuştur,” değerlendirmesini yaptı.

En çok yardım alan ülkeler hangileri?

2023’te en çok yardımı 14,4 milyar dolar ile Ukrayna aldı. En çok yardım alan ikinci ülke olan Ürdün, USAID aracılığıyla 770 milyon dolar ekonomik yardım aldı.

Yemen 359,9 milyon dolar ve Afganistan ise 332 milyon dolar aldı. Dış yardım dağıtan tek ABD kurumu USAID değil, ancak 42,45 milyar dolarlık bütçesiyle en büyük kurum, onu 19 milyar dolarla Dışişleri Bakanlığı izliyor.

USAID’in kirli geçmişi

Kuruma yönelik tepkiler, dış politika gündeminden verimsizliğine kadar uzanıyor. 2014 yılında USAID, Küba hükümetine zarar vermek ve huzursuzluğu körüklemek için ZunZuneo adlı gizli bir “Küba Twitter’ı” oluşturmakla suçlandı.

Ayrıca gizlilik uygulamaları nedeniyle de eleştirildi. USAID, projenin muhalefet yaratmak için tasarlanmadığını reddetti.

2023’te Meksika Cumhurbaşkanı, gazetecilere sunulan bir mektuba göre, ABD’li mevkidaşı Joe Biden’dan USAID’in hükümetine düşman grupları finanse etmeyi bırakmasını istedi ve bu, Meksika’nın ABD müdahaleciliğine yönelik önceki eleştirilerini yansıtıyordu.

O zamanki Başkan Andres Manuel Lopez Obrador, ABD’nin hangi Meksikalı grupları finanse etmeyi bırakması gerektiğini belirtmedi, ancak geçmişte çeşitli medya kuruluşlarını hükümet karşıtı muhafazakâr hareketin parçası olmakla suçladı.

Mektupta, “ABD hükümeti, özellikle USAID aracılığıyla, bir süredir açıkça temsil ettiğim yasal ve meşru hükümete karşı örgütleri finanse ediyor. Bu açıkça uluslararası hukuka ve özgür ve egemen devletler arasında hüküm sürmesi gereken ilişkilere aykırı müdahaleci bir eylemdir,” denildi.

ABD uzun zamandır dış yardım programlarını kısmen “genç demokrasileri güçlendirmeyi amaçladığını” iddia ederken, Soğuk Savaş sırasında USAID’i Tayvan ve Güney Kore askeri yönetim altındayken ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti Mobutu Sese Seko yönetimindeyken dost otoriter rejimleri desteklemek için kullandı.

Daha yakın zamanda, USAID Genel Müfettişliği Ofisi tarafından yaptırılan ve Williams, Adley & Company adlı bağımsız bir yeminli mali müşavirlik firması tarafından yürütülen bir performans denetimi, kurumun dolaylı maliyet oranlarıyla ilgili karşılaştığı verimsizlik ve bürokratik zorlukları vurguladı.

Bu oranlar, bir kuruluşun federal bir hibe veya sözleşmeye yansıtabileceği genel veya idari maliyetleri ifade ediyor. USAID web sitesinde yer alan 2024 bulgularına göre, “dolaylı maliyetler, yalnızca makul, izin verilebilir ve tahsis edilebilir oldukları ölçüde meşru bir iş yapma maliyeti.”

Denetim, USAID’in sistemlerinin iyileştirilmesi gerektiğini ve dolaylı maliyetlerle bağlantılı uygun izleme süreçlerine sahip olmadığını tespit etti ve “USAID’in tahsil edilen dolaylı maliyetleri destekleyecek uygun belgeleri yok,” denildi.

Sırada ne var?

Şimdilik Trump, USAID’in kapatılacağına dair resmi bir açıklama yapmadı. Ancak birçok kişi, ABD fonlarının kesilmesinin Washington’ın müttefiklerine zarar verebileceğinden ve düşmanlarının memnuniyetle doldurmaya çalışabileceği bir boşluk yaratabileceğinden korkuyor.

Örneğin Doğu Avrupa, uzun süredir Batı dış politika çıkarlarının Moskova veya Pekin’in çıkarlarıyla çatıştığı jeopolitik bir savaş alanı oldu.

Çin’in Latin Amerika ve Sahra Altı Afrika’daki etkisi büyüyor ve ABD yardımı azaltırken son yıllarda giderek daha önemli bir ticaret ortağı ve yatırımcı haline geldi.

Ekim ayında Çin Kalkınma Bankası (CDB), Latin Amerika’daki yüzlerce projeyi finanse etmeye yardımcı olmak için yaklaşık 160 milyar dolar sağladığını duyurdu.

Sahra Altı Afrika, 2023’te ABD’den en fazla yardımı aldı, ancak Çin rekabetçi yardım sağlayarak oradaki varlığını artırıyor.

Senatör Coons, USAID’in olası kapanışının Çin’in gücünü genişletmesi için daha da fazla alan yarattığını söyledi. Coons, cumartesi günü X’te yaptığı açıklamada, “Amerikan liderliğini zayıflatıyor ve dünyayı Çin etkisine daha açık bırakıyor. Bu büyük bir hata olur,” yorumunu yaptı.

Amerika

Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Yayınlanma

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.

ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.

Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.

Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.

Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı

Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.

El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.

El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.

Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.

Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.

The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.

Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.

Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı

Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.

El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.

Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.

El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.

Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.

Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.

Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi

Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.

Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.

El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.

Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.

Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Yayınlanma

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.

Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.

Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.

Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.

İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.

Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.

Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.

Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı

Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.

Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.

Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.

Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.

Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.

Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.

Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English