Bizi Takip Edin

Diplomasi

Zelenskiy’nin İran hesabı: Barış masasına dron kartıyla dönüş

Yayınlanma

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırganlık eylem devam ederken Ukrayna, İran yapımı Şahid dronlarını düşürme konusundaki deneyimini diplomatik bir araca dönüştürüyor; Zelenskiy, Washington’ın gündeminden düşen barış müzakerelerine yeniden dahil olmak için savunma teknolojisini ön plana çıkarıyor.

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik yoğunlaşan saldırıları sürerken Ukrayna, bu çatışmadan diplomatik kazanım sağlama arayışına girdi.

Kiev, Rusya-Ukrayna barış müzakerelerinin ABD gündeminde ikinci plana itildiği bir dönemde Trump yönetimiyle bağlarını güçlendirmek ve savunma teknolojisini uluslararası arenada pazarlamak amacıyla İran kaynaklı dron tehdidini bir koz olarak kullanıyor.

Ortadoğu’daki son savaş, Ukrayna’ya özgün bir açılım sunuyor: Rusya’nın Ukrayna kentlerine yönelik saldırılarda yoğun biçimde kullandığı İran yapımı kamikaze dronlarını etkisiz hale getirme konusundaki birikimiyle Ukrayna, ABD’ye ve Körfez müttefiklerine operasyonel destek sunmayı teklif ediyor.

Kıdemli analistler Zelenskiy’nin hesabını okuyor

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Rusya ve Avrasya Programı’ndan kıdemli araştırmacı Eric Ciaramella, Zelenskiy’nin bu hamlesinin iki temel amaca hizmet ettiğini vurguladı: Washington ile savunma ortaklığının değerini kanıtlamak ve Körfez ülkeleriyle potansiyel anlaşmalar kapsamında gelişmiş dron karşı koyma teknolojisini sergilemek.

Ciaramella, Salı günü The Hill’e verdiği röportajda “Ukrayna şu an elinden geldiğince finansman sağlamak zorunda; bunun karşılığında da Şahid önleme sistemleri gönderebilir. Bu her açıdan makul bir anlaşmaya benziyor. Konu yalnızca ABD ile sınırlı değil” dedi.

Ayrıca Ciaramella, “Bu kabiliyetin ne denli gerekli olduğunu göstermek ve diğer ülkelerin geleceğe dönük çözümler için Ukrayna’ya başvurmasını sağlamak meselesinin özünde bu yatıyor” diye ekledi.

Ancak uzmanlar, Kiev’in Ortadoğu’daki adımlarının Trump’ın barış müzakerelerine bakışını köklü biçimde dönüştüreceği konusunda kuşkulu.

Foundation for Defense of Democracies (FDD) Rusya Programı Başkan Yardımcısı John Hardie, Ukrayna’nın Körfez’deki Şahid savunmasına katkısının Trump üzerinde belirli bir etki yaratabileceğini kabul etti; ne var ki bu etkinin sınırlarını da çizdi.

Hardie, The Hill’e verdiği röportajda “Ukrayna’nın bu alanda katkı sunabilmesi belki Trump’ın dikkatini çeker. Ukrayna’nın Rusya karşısında gerçekten elinde ‘koz’ bulunduğunu gösterir” dedi. “Ama bu yaklaşımın temelden değişeceğini sanmıyorum.”

Hardie’ye göre ABD’nin baş müzakerecileri, özel temsilci Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner, “Ukrayna’nın toprak tavizleri etrafında şekillenen ve bir barış anlaşmasının anahtarı olarak gördükleri bir düzeni zorlamayı sürdürecek.”

Avrupa’daki en büyük savaş: Taraflar mevzilerini terk etmiyor

UC San Diego’da siyaset bilimi profesörü olan Branislav Slantchev da benzer bir değerlendirme yaptı. Slantchev, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın en büyük kara çatışmasına son verme konusunda tarafları mevcut tutumlarından uzaklaştırmanın son derece güç olduğunu savundu.

Slantchev, röportajında “Sonuç olarak ne Ukrayna ne de Rusya tarafını gözde yükseltebilirsiniz; herkes ne istediğini ve bunu nasıl elde edeceğini az çok biliyor, insanları bu noktadan geri çevirmek son derece güç” dedi ve ekledi: “Dolayısıyla şunu düşünüyorum: Trump, Avrupalıların dayattığı kısıtlamaların getirdiği koşullar içinde hareket ediyor.”

Kiev’in Şahid uzmanlığı

Rusya’nın 2022’deki askeri müdahalesinin başından bu yana Ukrayna kuvvetleri, Moskova’nın satın alıp Geran adıyla yeniden isimlendirerek Ukrayna’nın askeri tesislerine yönelik kullandığı tek yönlü Şahid dronlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu mücadele sürecinde Ukrayna, düşük maliyetli önleyici dron sistemleriyle birlikte çeşitli hava savunma platformları ve sensörler geliştirerek Şahid tehdidiyle başa çıkma konusunda öncü konuma geldi.

The New York Times’a verdiği son röportajda Zelenskiy, ABD hükümetinin geçen Perşembe dron karşı koyma desteği için resmi olarak Ukrayna’ya başvurduğunu açıkladı.

Ukraynalı Devlet Başkanı, Salı günü Ukraynalı askeri uzmanların ve üst düzey savunma yetkilisi Rustem Umerov’un Körfez bölgesine giderek ABD müttefiklerine İran dronlarını düşürme konusunda destek sağlayacağını doğruladı. Bu dronlar, ABD askeri personelinin hayatını kaybetmesine yol açmış ve ABD ile Körfez’in pahalı hava savunma sistemlerini büyük ölçüde tüketmişti.

Buna ek olarak Zelenskiy’nin iletişim danışmanı, Ukrayna’nın Ürdün’deki bir ABD askeri üssüne hava savunma uzmanları gönderdiğini muhabirlere bildirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

Rusya’nın İran’a istihbarat sızdırdığı iddiası

Ukrayna’nın bu desteği sunması, Rusya’nın İran’a ABD uçak ve savaş gemilerinin konumları da dahil olmak üzere istihbarat aktardığına dair haberlerin gündeme geldiği bir döneme denk geldi. Rus liderler ise Pazartesi günü Trump ile yapılan telefon görüşmesinde bu iddiaları reddetti. Witkoff, Salı günü CNBC’deki açıklamasında söz konusu inkârı aktardı.

Witkoff, CNBC’nin “Money Movers” programında “Onların sözüne güvenebiliriz. Umarım paylaşmıyorlardır” dedi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de Salı günü Trump ile Witkoff’un Rusya’ya bu tür bir istihbarat paylaşımının gerçekleşmesi halinde “bundan memnun olmayacakları ve bu durumun yaşanmamasını umduklarına dair mesaj ilettiklerini” açıkladı.

Brookings Institution Dış Politika Programı’ndan kıdemli araştırmacı Michael O’Hanlon, Rusya’nın İran safında aktif biçimde sahaya girmesinin bir “hata” olduğunu savundu.

O’Hanlon, The Hill’e “Putin, Trump’ın Rus liderine karşı içten bir sempati beslediği için şanslı. Dolayısıyla neden bu avantajı riske atacaksın ki; ABD’nin yıllar boyunca Ukrayna’ya istihbarat desteği sağladığı düşünüldüğünde Putin’e bu muhtemelen güzel bir misilleme gibi görünse de” dedi.

FDD’den Hardie ise Moskova2nın İran’a istihbarat aktardığına dair iddiaların Trump üzerinde etki yaratacağını ve onu Rusya’yı “daha makul koşullarda müzakereye oturmaya zorlamak için ekonomik ve askeri baskıyı artırma” yoluna sürükleyeceğini umduğunu belirtti.

Hardie, The Hill’e “Ama henüz bir şey söylemek erken. Rusların gerçekten inatçı bir tutum sergilediği gerçeğine karşın Trump yönetimi, görmek istediğimiz düzeyde Rusya’yı baskı altına almadı” dedi.

Savaş Rusya’ya nefes aldırıyor

Carnegie Endowment’tan Ciaramella, İran savaşının fiilen Rusya’nın elini güçlendirdiğini ve ülkeye daha fazla hareket alanı kazandırdığını öne sürdü; bunun temel nedeni olarak da petrol fiyatlarındaki yükselişi gösterdi.

Ciaramella, Putin’in “daha önce de çok fazla baskı hissetmediğini, şimdi ise müzakere masasına gelme konusunda çok daha az baskı altında olduğunu” vurguladı.

UC San Diego’da savaş müzakeresi üzerine çalışmalar yürüten Slantchev ise Ukrayna liderliğinin Trump yönetiminin desteğini pekiştirmek için fazla manevra alanına sahip olmadığı kanısında.

Zelenskiy için “iki ateş arasında kaldı” değerlendirmesini yapan Slantchev, “Rusların istediklerini alamayacaklarını göstermesi gerekiyor; ama bu tam olarak Trump’ı rahatsız eden şey” ifadesini kullandı.

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English