Amerika
Singapur Baltimore köprüsünün çökmesiyle ilgili çifte soruşturma başlattı

Singapur, şehir devletinin bayrağını taşıyan bir geminin ABD’nin Maryland eyaletinde bir üst geçitle çarpıştığı Baltimore köprüsünün çökmesiyle ilgili çifte soruşturma başlatacak. Kazada altı inşaat işçisinin öldüğü tahmin ediliyor.
Singapur Denizcilik ve Liman İdaresi çarşamba günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, Baltimore’daki Francis Scott Key Köprüsü’ne çarpan Dali adlı geminin Singapur’a kayıtlı olması nedeniyle ülke yasalarına tabi herhangi bir kuralın ihlal edilip edilmediğini belirlemek üzere bir soruşturma yürüteceğini söyledi.
Singapur’a kayıtlı gemilerin idarecisi olarak yetkili kurum, gemilerin deniz emniyeti ve güvenliği, deniz çevresinin korunması ve gemideki sosyal, yaşam ve çalışma koşullarını kapsayan uluslararası ve ulusal kural ve düzenlemelere uymasını sağlamaktadır.
Çarşamba günü geç saatlerde Singapur Ulaştırma Güvenliği Soruşturma Bürosu’nun gelecekteki deniz kazalarını ve olaylarını önlemeye yönelik dersleri belirlemek için ayrı bir soruşturma yürüteceği de eklendi. Büro, ülkenin Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteriyor.
Singapur Ulaştırma Bakanı Chee Hong Tat çarşamba günü Facebook sayfasında yaptığı paylaşımda, “Bir bayrak devleti olarak, memurlarımız soruşturmaları tam olarak desteklemek için ABD Sahil Güvenlik ve ajanslarıyla yakın bir şekilde çalışacaktır” dedi ve ekledi: “Bu zor zamanda düşüncelerim Baltimore halkıyla birlikte.”
Dali adlı gemi, salı günü erken saatlerde limandan çıkarken güç kaybederek Baltimore köprüsüne çarpmış, araçlar ve insanlar nehre düşmüştü. Kaza sonrası ABD’nin Doğu Sahili’ndeki en işlek limanlardan birini olan Baltimore limanı bloke oldu. Olay sonrasında altı kişinin kayıp olduğu bildirildi.
Gemi Singapur merkezli nakliye şirketi Grace Ocean’a ait ve şehir devletinden bir başka şirket olan Synergy Marine tarafından işletiliyor.
Synergy’ye göre gemi köprünün sütunlarından birine çarparak çökmesine neden oldu. Gemide bulunan 22 mürettebatın tamamına ulaşıldı.
Singapur liman idaresi daha önce yaptığı açıklamada Synergy’nin çarpışmadan hemen önce Dali’nin “anlık bir itiş gücü kaybı” yaşadığını bildirdiğini söyledi. Sonuç olarak, rotasını koruyamadı ve Francis Scott Key Köprüsüne çarptı.
Yetkili, geminin köprüye çarpmadan önce acil durum prosedürlerinin bir parçası olarak demirlerini attığını bildirdi.
Taşımacılık felç oldu
Merkezi Tokyo ve Singapur’da bulunan Japon denizcilik şirketi Ocean Network Express (ONE), Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada limanın kapanması nedeniyle Baltimore’a ve Baltimore’dan yapılan seferleri geçici olarak durduracağını söyledi.
ONE, Baltimore’a doğrudan hizmet sunmuyor, ancak Norfolk’tan Baltimore’a kamyon aracılığıyla intermodal sevkiyat sağlıyor. İntermodal taşımacılık, malların gemi, kamyon ve tren gibi çeşitli taşıma modları kullanılarak tek bir seferde taşınması anlamına geliyor.
Yapılan açıklamada, “Özel kargo yönetim ekibimiz şu anda Baltimore bölgesine ve Baltimore bölgesinden transit ve planlanmış sevkiyatlardaki tüm kargoları gözden geçiriyor” denildi. “Alternatif rota seçeneklerini görüşmek üzere potansiyel olarak etkilenen tüm müşterilerle doğrudan iletişime geçeceğiz” ifadesi kullanıldı.
S&P Global Market Intelligence tedarik zinciri araştırma müdürü Chris Rogers, kesintinin kuzeydoğu ABD tedarik zincirlerini zorlayacağını, konteyner ve dökme yük modlarındaki bazı yüklerin potansiyel olarak Wilmington, Delaware ve Philadelphia, Pennsylvania’daki yakın limanlara yönlendirileceğini belirtti.
Otomobil piyasaları olumsuz etkilenebilir
Moody’s Analytics çarşamba günü yayınladığı bir notta, Baltimore’un özellikle Çin ve Japonya gibi Asya-Pasifik’in en büyük otomobil ihracatçıları için önemli bir araç ithalat merkezi olması nedeniyle olayın öncelikle otomobil piyasalarını etkilediğini belirtti.
Notta, “Küresel kömür ticaretinin yaklaşık %1,5’ini oluşturan ABD’nin deniz yoluyla kömür ihracatının dörtte birinden fazlasının potansiyel aksaklıklarla karşı karşıya kalması nedeniyle kömür piyasası da etkileniyor” denildi.
Değerlendirmeye göre, “Bu durum, jeopolitik eylemler nedeniyle tedarikçi ilişkilerinde geçmişte yaşanan değişimleri anımsatarak küresel kömür ticareti dinamiklerini etkileyebilir.”
Amerika
Cumhuriyetçiler Trump’ın İran savaşına karşı oy kullandı

ABD Temsilciler Meclisinde yapılan oylamalarda bazı Cumhuriyetçi Kongre üyeleri, kendi partilerinin ana hattından ayrılarak Demokratlarla birlikte oy kullandı. Çarşamba günü gerçekleştirilen oturumda, Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri operasyonlarını sonlandırmasını öngören karar tasarısı kabul edilirken, Ukrayna’ya yeni yardımların önünü açacak yasal süreç de ilerletildi.
ABD Temsilciler Meclisinde çarşamba öğleden sonra yapılan oylamalarda, bazı Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Demokrat partililerle birlikte hareket etti.
Bu kapsamda, Trump yönetiminin İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonlarını sonlandırmasını zorunlu kılan bir karar tasarısı kabul edilirken, Rusya ile savaş halindeki Ukrayna’ya destek verilmesini öngören yasa tasarısının ilerletilmesi sağlandı.
İran Savaş Yetkileri Yasası (War Powers Resolution) tasarısının kabul edilmesi yönünde parti sınırlarını aşarak destek veren dört Cumhuriyetçi isim arasında Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie, Brian Fitzpatrick, Tom Barrett ve Warren Davidson yer aldı.
Savaş yetkileri tasarısının ortak sunucuları arasında bulunan Massie, Trump yönetiminin bu çatışmayı yönetme biçimine yönelik açık eleştirileriyle öne çıkıyordu.
Tasarının kabul edilmesinin ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Cumhuriyetçi milletvekili Massie, “Halkın Meclisi bir mesaj gönderiyor: Bu savaşı durdurun” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray’a Tahran’a yönelik askeri operasyonlarını sınırlandırması konusunda baskı uygulayan Cumhuriyetçi vekil Massie, Kentucky’de düzenlenen ön seçimlerde Trump destekli rakibine karşı kaybetmişti.
Milletvekili Barrett ise salı günkü oylamanın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, İran savaşının yol açtığı ekonomik endişelere değindi.
Bu çatışma, petrol ticaretinin ana koridorlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasına yol açmış, bu durum küresel enerji fiyatlarının ve ABD’deki akaryakıt ücretlerinin hızla yükselmesine neden olmuştu.
Barrett açıklamasında, “İran’ın nükleer silah geliştirmemesini sağlama konusundaki ortak çıkarı paylaşıyorum; ancak bunu Kongre’nin üzerinde mutlak yetkiye sahip olduğu güç kullanma yetkilendirmesi yoluyla yapmalıyız” dedi.
Sözlerini sürdüren Barrett, “Savaşı yalnızca Kongre ilan eder. Bu, şüphesiz korumamız gereken bir yetkidir” değerlendirmesinde bulundu.
Demokrat Milletvekili Jasmine Crockett ise söz konusu savaş yetkileri tasarısı lehine oy kullanan Cumhuriyetçi isimleri tebrik etti.
Sosyal medya üzerinden bir paylaşım yapan Crockett, şu ifadeleri kaydetti:
“Yaklaşık üç ay süren ayak oyunlarının ardından Cumhuriyetçiler, nihayet Demokratlara katılarak Savaş Yetkileri Yasası tasarısını destekledi ve Trump’ın İran’la yürüttüğü yasa dışı, tehlikeli ve maliyetli savaşına karşı duruş sergiledi.”
Crockett paylaşımında ayrıca, “Hizmet üyelerimiz yeterince fedakarlık yaptı. Amerikan halkı market, benzin, kira ve sağlık harcamalarını karşılamaya çalışırken yetkisiz bir savaşı finanse etmeye zorlanmamalıdır. Bu savaşı sona erdirme zamanı gelmiştir. Hemen şimdi” değerlendirmesine yer verdi.
ABD Temsilciler Meclisi, Trump’tan İran savaşını bitirmesini istedi
Altı Cumhuriyetçi vekil Ukrayna yardımı tasarısı için adım attı
Öte yana, altı Cumhuriyetçi milletvekili, Rusya ile yıllardır savaş halinde olan Ukrayna’ya daha fazla ABD yardımı yapılmasının önünü açabilecek bir yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Bu adım, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks tarafından kaleme alınan Ukrayna Destek Yasası’nın (Ukraine Support Act) genel kurulda oylanmasının yolunu açıyor.
Görüşülme dilekçesi (discharge petition) lehinde oy kullanan Cumhuriyetçi isimler arasında Michael McCaul, Don Bacon, Brian Fitzpatrick, Mike Lawler, Max Miller ve Joe Wilson yer aldı.
Milletvekili Bacon, salı günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, söz konusu oylamayı Temsilciler Meclisi için “bir demokrasiye yardım etmek ve işgalci bir zorbaya karşı durmak konusunda Churchill veya Chamberlain anı” olarak nitelendirdi.
Paylaşımında “Bu gece Churchill’i seçtik” ifadesini kullanan Bacon, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ancak henüz işimiz bitmedi. Bu tasarının Meclisten tamamen geçmesinden önce önümüzde iki oylama daha var. Ahlaki netlik ve özgürlük kazanmalıdır.”
Amerika
ABD, nükleer başlıklardaki plütonyumu özel şirketlere açıyor

Trump yönetimi, sökülmüş nükleer savaş başlıklarından elde edilen Soğuk Savaş dönemi plütonyumunu, bu tehlikeli maddeyi nükleer santraller için yakıta dönüştürmek isteyen şirketlere sağlama planını uygulamaya koyuyor.
Bu plan, nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları arasında tartışma ve bir miktar tedirginlik yarattı.
Plan kesinleşirse, bu, ABD hükümetinin silah sınıfı plütonyumu özel şirketlerin kullanımına ilk kez açması anlamına gelecek.
Enerji Bakanlığı’nın nükleer silah programlarından arta kalan 50 tondan fazla plütonyum stoğu bulunuyor ve kurum daha önce bu maddenin büyük bir kısmını seyreltip gömmek üzere planlar yapmıştı.
Bu plütonyumu elde etmeye çalışan bazı nükleer startup’lar, atığı yakıta dönüştürmenin bertaraf etmenin daha iyi bir yolu olduğunu söylüyor.
Salı günü Enerji Bakanlığı, fazla plütonyum alabilme ihtimaliyle “ileri müzakerelere” girecek beş şirket seçtiğini açıkladı.
Bunlar arasında, Avrupa’nın gelişmiş nükleer reaktör geliştiricisi Newcleo ile ortaklık kurmayı planlayan Kaliforniya merkezli nükleer enerji şirketi Oklo da bulunuyor.
Enerji Bakanlığı, Oklo’nun yanı sıra, geçen yıl kurulan Fazla Plütonyum Kullanım Programı kapsamında malzemeyi almak üzere ileri düzey müzakerelere girmek üzere Standard Nuclear, Exodys Energy, SHINE Technologies ve Flibe Energy adlı dört şirketi daha seçtiğini açıkladı.
Oklo ve Newcleo, plütonyumu yakıt olarak kullanmanın yaklaşan bir sorunu çözebileceğini söyledi.
Enerji şirketleri yeni bir nükleer reaktör dalgası inşa etmek istiyor fakat ABD henüz santrallere tedarik edecek kadar uranyumdan geleneksel yakıt üretemiyor. Eski plütonyum stoklarını kullanmak kısa vadeli bir çözüm sağlayabilir.
Oklo’nun CEO’su Jacob DeWitte, “Yakıt eksikliği, şu anda nükleer enerjinin yaygınlaştırılmasındaki en büyük engellerden biri. Bu, daha fazla nükleer enerjiyi daha hızlı devreye sokmamıza yardımcı olacak,” dedi.
Oklo, plütonyumla çalışacak yeni bir tür küçük reaktör geliştiriyor.
Plan, bazı Demokratlar ve nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları tarafından eleştirildi.
Bu kişiler, plütonyumun nükleer silah yapımında kullanılabileceğine dikkat çekerek, son derece sıkı güvenlik önlemleri alınması gerektiğini savunuyorlar.
Eleştirenler ayrıca, ABD ve diğer hükümetlerin plütonyumu reaktör yakıtına dönüştürmeye yönelik geçmişteki çabalarının teknik zorluklarla ve maliyetlerin hızla artmasıyla karşılaştığını belirtiyorlar.
Örneğin Nükleer Tehdit Girişimi’nin başkan yardımcısı Scott Roecker, “Ülkeler bunu daha önce denedi ve şu sonuca vardılar: o plütonyumu yakıt olarak kullanmak ne kadar güzel olsa da, aslında sadece bir yük ve onu kalıcı olarak bertaraf etmemiz gerekiyor,” dedi.
Plan henüz kesinleşmedi ve şirketlerin plütonyumun nasıl temin edileceği ve nakledileceği konusunda federal hükümetle müzakere etmeleri gerekecek.
Nükleer enerji baş yardımcısı Michael Goff yaptığı açıklamada, programın “Şirketlerin bir sonraki aşamadaki özel finansmanı açığa çıkararak yurtiçi nükleer yakıt tedarikini genişletmesine, Amerikan geri dönüşüm teknolojilerinde yeniliği teşvik etmesine ve ülkenin nükleer rönesansını beslemek için özel sektör finansmanını açığa çıkarmasına yardımcı olması bekleniyor,” dedi.
Oklo, programa katıldığını duyurduktan sonra salı günü hisse senedi fiyatı yüzde 4’ün üzerinde artış gösterdi.
Enerji Bakanlığı, elindeki büyük miktardaki plütonyumla ne yapılacağı konusunda yıllardır tartışıyor.
Plütonyum genellikle doğada bulunmaz; nükleer reaktörlere güç sağlayan nükleer fisyon sürecinin bir yan ürünüdür.
20. yüzyılda ABD, nükleer silahların temel bileşeni olarak yaklaşık 100 ton plütonyum üretmiş ve stoklamıştı.
Fakat Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, ABD ordusu binlerce nükleer savaş başlığını imha etti ve ülke çapında sıkı güvenlik önlemleri altında tutulan federal tesislerde fazla plütonyum stokları bıraktı.
Silahlarda kullanılan izotop olan plütonyum-239, solunduğunda son derece zehirli ve yarı ömrü 24.000 yıl.
2000’li yıllarda ABD hükümeti, Güney Carolina’daki Savannah River’da, fazla plütonyumu alıp uranyumla karıştırarak, genellikle sadece uranyumla çalışan nükleer santrallerde kullanılabilecek bir karışık oksit yakıt (MOX) üretecek bir tesis kurmayı amaçlamıştı.
Fakat proje gecikmeler ve maliyet aşımlarıyla boğuşuyordu ve 2018’de ilk Trump yönetimi, beklenen maliyeti 50 milyar doların üzerine çıkan programı iptal etti.
Aynı yıl Enerji Bakanlığı, bunun yerine 34 metrik ton fazla plütonyumu alıp, silah yapımında kullanılamayacak şekilde seyreltip New Mexico’da gömmek için bir plan açıkladı. Bunun maliyetinin 20 milyar dolar olacağı tahmin ediliyordu.
Fakat bu planlar geçen mayıs ayında, Başkan Trump’ın ABD’deki nükleer santral inşaatlarını hızlandırmayı amaçlayan yürütme emirleri yayınlamasıyla yeniden değişti.
Emirlerden birinde Trump, Enerji Bakanlığına federal mülkiyete ait tüm plütonyumu tespit etmesini ve bunu yakıta dönüştürme olasılığını bir kez daha araştırmasını söyledi.
Plütonyumla çalışmak, nükleer yakıt yapımında en yaygın olarak kullanılan element olan uranyumla çalışmaktan daha zor olabilir ve genellikle özel taşıma ve havalandırma sistemleri gerektirir.
Plütonyum bomba yapımında kullanılabileceğinden, yüksek düzeyde güvenlik önlemleri de gerektirir.
Hükümetin elindeki plütonyumun bir kısmı, henüz imha edilmemiş silahların içinde de bulunabilir. Bu durumda, teslim edilmeden önce işlenmesi ve gizlilik derecesinin kaldırılması gerekecek.
Bazı Demokratlar, Enerji Bakanlığı’nın geçen yıl ilk olarak duyurduğu plütonyumu özel sektöre devretme planına karşı çıktı.
Massachusetts Senatörü Edward Markey ile Virginia Temsilcisi Don Beyer ve Kaliforniya Temsilcisi John Garamendi, kuruma eylül ayında yazdıkları mektupta, “Bu plan, ciddi silah yayılma endişelerini gündeme getiriyor, ekonomik açıdan pek mantıklı değil ve ülkenin savunma duruşunu olumsuz etkileyebilir,” dedi.
Şirketler, lojistik zorluklarla başa çıkmaya hazır olduklarını söylüyor.
Bir röportajda, Newcleo’nun CEO’su Stefano Buono, şirketinin iptal edilen MOX projesinin bulunduğu yerin yakınındaki Güney Carolina eyaletindeki Savannah River’da bir yakıt üretim tesisi kurmayı planladığını söyledi.
Buono, Newcleo’nun önceki girişimlerin başarısız olduğu yerde başarılı olabileceğini belirtti:
“Bu en son denendiğinde, özel bir şirket olarak işletilmiyordu ve yakıt için neredeyse hiç müşteri yoktu. Bunu çok rekabetçi bir maliyetle yapabileceğimizi düşünüyoruz.”
CEO tesisin, MOX yakıtlarından metalik plütonyum yakıtlarına kadar geniş bir yelpazede nükleer yakıt üretebileceğini belirtti:
“Bunu iktisadi olarak yapabilirsek, nükleer atıkların azaltılmasına da katkıda bulunabiliriz. Bu, en sürdürülebilir seçenek.”
Trump yönetimi, 2050 yılına kadar ABD nükleer filosunun büyüklüğünü dört katına çıkarma hedefi belirledi ve birçok şirket, eski reaktörlere kıyasla daha küçük ve finansmanı daha kolay olacak şekilde tasarlanmış yeni nesil gelişmiş reaktörler geliştiriyor.
Amerika
OpenAI, yapay zeka güvenlik kuralları konusunda Beyaz Saray ile farklı görüşte

Gelişmiş yapay zeka sistemlerinin düzenlenmesine yönelik yeni bir OpenAI önerisi, Başkan Donald Trump’ın yakın zamanda yayınladığı başkanlık kararnamesinden en az iki önemli noktada ayrılıyor.
Yeni bir politika belgesinde OpenAI, federal hükümetten gelişmiş yapay zeka modellerinin potansiyel risklerine yönelik zorunlu değerlendirmeler yapılmasını talep ediyor ama bu süreci denetleme sorumluluğunu sivil kurumlara bırakıyor.
Bu, salı günü Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) liderliğinde siber güvenlik riskleri açısından gelişmiş yapay zeka sistemlerinin değerlendirilmesi için gönüllü bir çerçeve oluşturan yeni Beyaz Saray kararnamesinden önemli bir ayrılık teşkil ediyor.
OpenAI’ın planına göre, bu tür çabalar Ticaret Bakanlığına bağlı Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsünün bir birimi olan Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi (CAISI) tarafından yönetilecek.
OpenAI’ın yeni önerisi, CEO Sam Altman’ın çarşamba günü Beyaz Saray yetkilileri ve her iki siyasi partiden önemli Kongre üyeleri ile bir dizi toplantı yapmak üzere Washington’a gelmesiyle ortaya çıktı.
Çarşamba sabahı gazetecilerle yaptığı bir sohbette, OpenAI’ın üst düzey yöneticisi Chris Lehane, Trump’ın yeni başkanlık kararnamesini genel olarak övdü ve bunu, şirketinin gelişmiş yapay zeka için bir düzenleyici çerçeve geliştirme çabalarının “doğrulaması” olarak nitelendirdi.
Fakat Lehane, kendisinin, Altman’ın ve şirket içindeki diğer kişilerin, Trump yönetimi ve Kongre’yi, CAISI’ye yapay zeka değerlendirme sürecinde daha büyük bir rol vermesi için zorlayacaklarını da ima etti.
Lehane, “Ayrıca, bir yapıya dönüşen ve gerçekten bu tür sofistike testleri yapma kapasitesine sahip CAISI de var,” dedi.
OpenAI, Anthropic ve diğer önde gelen şirketlerin yeni AI modelleri hakkındaki bilgileri CAISI ile paylaşmayı zaten kabul ettiklerini belirtti.
Lehane, “Bu şirketlerle bir tür ilişki kurdular, yani bu zaten var,” diye ekledi.
NSA’in şu anda önde gelen AI şirketleriyle böyle bir ilişkisi bulunmuyor.
OpenAI yöneticisi ayrıca, şirketinin, gelişmiş AI modelleri için gizli bir “karşılaştırma” süreci geliştirme ve sürdürme yönündeki yeni Beyaz Saray planına ilişkin endişeleri olduğunu belirtti.
Bu emirdeki bir hüküm, şirketlerin yeni modellerinin ne zaman ve NSA ile diğer istihbarat kurumlarının denetimine gireceğini belirlemesini zorlaştırabilir.
Lehane, “Bence buradaki konulardan biri, yetenek eşiğine ne zaman ulaşılacağı. Bence bu, görüşmenin büyük bir bölümünü oluşturacak: bunun ne olduğuna dair bazı kriterler belirleyebilir misiniz?” diye sordu.
Lehane, Altman’ın Beyaz Saray ile yapılacak toplantılarda “kesinlikle bu konudaki fikirlerimizi ve düşüncelerimizi dile getireceğini” beklediğini söyledi.
Trump’ın yeni kararnamesinin kurumlara ayrıntıları belirlemek için 60 gün süre tanıdığını (bu da OpenAI’nin nihai sonucu şekillendirmek için zamanı olduğunu ima ediyor) ve Kongredeki kilit üyelerin de CAISI’nin AI değerlendirmeleri yapma yeteneğini güçlendirme ve genişletme planlarını değerlendirdiğini belirtti.
OpenAI yöneticisi, şirketin Washington’daki politika yapıcıları, gelişmiş sistemler geliştiren AI şirketleri için zorunlu değerlendirme süreçleri oluşturmaya zorlamayı planladığını da ekledi.
Lehane, “Herhangi bir laboratuvarın bu kararı tek taraflı olarak alması gerektiğini düşünmüyoruz,” dedi.
Fakat Lehane, sağlam bir değerlendirme çerçevesi oluşturulana kadar daha agresif düzenlemeleri tartışmak için henüz çok erken olduğunu savunarak, AI şirketlerinin yeni modelleri piyasaya sürmeden önce hükümetten onay alması gibi potansiyel bir gereklilik de dahil olmak üzere diğer zorunlu düzenlemelerden kaçındı.
Lehane, “Ek parçaları belirlemeye başlamadan önce bu ilk adımları atmanız gerektiğini düşünüyorum,” dedi.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu









