Bizi Takip Edin

Diplomasi

Alman Şansölye Yardımcısı Habeck Kiev’de

Yayınlanma

Almanya Şansölye Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Robert Habeck perşembe günü sürpriz bir ziyaret için Ukrayna’ya gitti.

Kiev tren istasyonuna varışında Habeck, ziyaretinin Ukrayna’nın ‘özgürlüğü için savaşırken alabileceği her türlü desteğe ihtiyaç duyduğu’ bir dönemde gerçekleştiğini söyledi.

Habeck, “Ve bu gerçekten de bir özgürlük mücadelesi. Evet, Ukrayna kendi kaderini tayin etmek için, Putin’in saldırganlığına karşı toprak bütünlüğü için savaşıyor ama bu aynı zamanda Avrupa’yı birleştiren ve oluşturan değerler için de bir savaş,” dedi.

Habeck’in günün ilerleyen saatlerinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Yulia Svırıdenko ve Enerji Bakanı German Galuşçenko ile bir araya gelmesi bekleniyor. 

Habeck’in gezisi, haziran ayında Berlin’de düzenlenecek olan ve savaş nedeniyle Ukrayna’nın yeniden yapılanma ihtiyaçlarına odaklanacak olan Ukrayna İyileştirme Konferansına hazırlık niteliği taşıyor. 

Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un kabinesi geçtiğimiz hafta Ukrayna’nın ekonomik açıdan yeniden inşasına yönelik 15 maddelik bir planı onayladı.

Önlem paketi, Ukrayna’daki küçük ve orta ölçekli şirketler için mali sübvansiyonlar ve düşük faizli finansmanın yanı sıra Alman şirketleri için yatırım garantilerini de içeriyor.

Habeck’in Başbakan Dorin Recean ile görüşmek üzere Moldova’ya gitmesi bekleniyor. Ülkenin Batı yanlısı yönetimi AB’ye katılmaya çalışıyor.

Almanya’dan müttefiklerine ‘Ukrayna hava savunma sistemi’ çağrısı

Almanya, aralarında Körfez Arap ülkelerinin de bulunduğu onlarca ülkeye mektup yazarak Ukrayna için daha fazla hava savunma sistemi talep etti ve Kiev’in şehirlerini, askerlerini ve kritik altyapısını Rus füzelerinin ‘öldürücü saldırısından’ korumak için acil yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ve Savunma Bakanı Boris Pistorius, Financial Times (FT) tarafından görülen ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba tarafından da teyit edilen ve diğer NATO üyelerine gönderilen mektupta, Ukrayna’nın hava savunmasındaki açıkları kapatmayı amaçlayan küresel bir girişim başlattıklarını söyledi.

Yetkililer, ‘geniş bir yelpazedeki NATO dışı ortaklarla’ da temasa geçildiğini sözlerine eklediler ama bu ülkelerin isimlerini vermekten kaçındılar.

Alman bakanlar mektuplarında Rusya’nın Ukrayna’nın ‘ekonomik can damarı’ olarak tanımladıkları Karadeniz liman kenti Odessa’yı ve kuzeydoğudaki sanayi merkezi Harkov’u yok etmeye çalıştığını, enerji altyapısına yönelik saldırı dalgasının ise 2022-23 kışından bile daha fazla hasara yol açtığını savundular.

“Ukrayna’nın bu canice saldırıya karşı kendini savunmasına yardımcı olmak bizim elimizde,” diyen yetkililer, Almanya’nın ortaklarını Hava Savunması için Acil Eylem olarak bilinen girişime katılmaya çağırdı.

Mektupta, “Sizden, cephaneliklerinizdeki tüm hava savunma sistemlerini gözden geçirmenizi ve Ukrayna’ya kalıcı ya da sınırlı bir süre için hangi sistemlerin ya da parçalarının transfer edilebileceğini değerlendirmenizi istiyoruz,” deniyor.

Kuleba’dan teşekkür, Scholz’dan açıklama

FT’ye yaptığı açıklamada Kuleba, Kiev’in ‘Ukrayna’nın hava savunması konusunda gösterdiği liderlik için Almanya’ya minnettar olduğunu’ söyledi.

Kiev’deki yetkililer Kuleba’nın bu ayın başlarında Brüksel’deki NATO karargahında Alman Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ile mevcut sistemler için dünyanın taranması konusunda görüşmeler yaptığını söyledi. Almanya, Fransa ve ABD ile birlikte Ukrayna için ‘Yetenek Koalisyonu Entegre Hava ve Füze Savunması’na liderlik ediyor.

Şansölye Scholz Brüksel’deki zirvede, “Ukrayna’yı desteklemek için şu anda yaptığımızdan daha fazlasını yapmamız gerektiğini biliyoruz. Bu özellikle hava savunması için gerekli olan tüm kabiliyetler için geçerli,” dedi.

Scholz, Almanya’nın Ukrayna’ya kendi cephaneliğinden üçüncü bir Patriot sistemi göndermeye karar verdiğini de kaydetti.

Scholz, “Diğerlerini de aynı şeyi yapmaya ve Ukrayna’nın savunma olanaklarını geliştirmek için kendi stoklarında ne gibi olanaklar olduğuna bakmaya teşvik etmek istiyoruz. Şimdi mesele bunu hızlı bir şekilde yapmak,” dedi.

Yetkililer Almanya’nın ayrıca Fransız-İtalyan SAMP/T ve ABD-Norveç Nasams karadan havaya sistemleri gibi Ukrayna için faydalı olabilecek diğer savunma birimlerini de araştırdığını söyledi.

Rutte: Paramız hazır, hava savunma çok önemli

NATO’nun bir sonraki genel sekreteri olmaya aday olan Hollanda Başbakanı Mark Rutte, ittifakın Avrupalı üyelerinin Kiev’e hava savunma sistemleri almak için fon sağlamaya hazır olduğuna inandığını söyledi.

Çarşamba günü Brüksel’de düzenlenen AB liderleri zirvesinde konuşan Rutte, “İhtiyaç duydukları miktarı biliyoruz ve bunu yapabilmemiz gerektiğini de biliyoruz. Pek çok ülkenin Patriot sistemlerine sahip olduğunu ama belki de doğrudan teslim etmek istemediklerini biliyoruz. Onlardan satın alabilir ve Ukrayna’ya teslim edebiliriz. Paramız hazır. Bu çok önemli,” dedi.

Rutte, bazı NATO müttefiklerinin Kiev’e teslim etmeden önce uçaksavar teçhizatlarını yenileyebileceklerine dair güvence istediklerini söyledi.  

Hollanda lideri, “Bir diğer mesele de tabii ki kendimiz için elimizde tutmamız gereken hava savunma sistemlerinin mutlak asgari gereksiniminin ne olduğudur. Fakat şu anda öncelik Ukrayna’da olmalı,” dedi.

Çekya, Danimarka ve Hollanda’dan yeni girişim

Rutte konuyu görüşmek üzere NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in yanı sıra Danimarka ve Çek Cumhuriyeti başbakanları Mette Frederiksen ve Petr Fiala ile bir araya geldi.

Stoltenberg çarşamba günü (17 Nisan) Kiev’in müttefiklerine Ukrayna’yı askeri açıdan desteklemek için stoklarını daha da derinleştirmeleri çağrısında bulunurken, üç Avrupalı lider füze savunma sistemleri tedarik etme olasılığını inceleyeceklerini söyledi.

Danimarka Başbakanı Mette Fredriksen, “Almanya’nın Ukrayna’ya bir patriot sistemi daha bağışlama kararı, hepimizin masaya yatırdığı önemli soruyu soruyor: Bizim değil onların saldırılarla mücadele ettiği bir dönemde Ukrayna’ya kendi hava savunma sistemlerimizden birkaçını göndermemiz daha iyi olmaz mı?” diye sordu.

Rutte, Danimarka, Çekya ve Hollanda liderlerinin Alman girişimini hangi yollarla destekleyebileceklerini araştıracaklarını söyledi.

Fredriksen, Avrupa’da hava savunma sistemlerinin olduğunu bildiklerini, bunlardan bazılarının teslim edilmesi gerektiğini savundu.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Petr Fiala ise, geçtiğimiz aylarda liderliğini yaptığı bağış kampanyası kapsamında yaklaşık 500.000 topçu mühimmatı satın alındığını, yaklaşık 200.000’inin sözleşmeye bağlandığını ve 300.000’inin de sözleşme aşamasında olduğunu ve ilk teslimatların haziran ayında yapılmasının beklendiğini söyledi.

 

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English