Bizi Takip Edin

Amerika

Çin onayı Tesla için ne kadar değerli?

Yayınlanma

Elon Musk, Tesla’nın “tam sürücüsüz” sistemini dünyanın en büyük otomobil pazarına yerleştirmenin eşiğinde gibi görünüyor.

Musk, pazar günü Çin Başbakanı Li Qiang ile görüştükten ve Çinli teknoloji devi Baidu ile grubun harita ve navigasyon sistemlerini kullanmak üzere bir anlaşma yaptıktan sonra pazartesi günü Pekin’den ayrıldı. Saatler önce Çinli bir endüstri grubu, Tesla’nın elektrikli araçlarının veri güvenliği uyumluluğu açısından başarıyla test edilen 70’ten fazla araç arasında olduğunu söyledi.

Financial Times’ın değerlendirmesine göre, bu veriler birlikte ele alındığında Musk, ABD’li şirketin yarı otonom sürüş teknolojisinin Çin’de yaygınlaştırılmasının yolunu açmış gibi görünüyor. Tesla’nın hisse fiyatı Baidu anlaşmasıyla ilgili haberler üzerine pazartesi günü yüzde 15,3 artışla 194,05 dolardan kapandı ancak 2022 zirvesinin yarısında kaldı.

Satışlar düştükçe ve rekabet şiddetlendikçe, Tesla kendi kendine sürüş teknolojisinin sunduğu ticari fırsatlardan giderek daha fazla bahsetmeye başladı.

Musk bu ay sosyal medya platformu X’te “Otonomi konusunda duvara toslamak göz kamaştırıcı derecede bariz bir hamle” diye yazdı.

Tesla için önemi

Financial Times’a (FT) konuşan, RBC Capital Markets analistlerinden Tom Narayan, otonom sürüşten elde edilecek gelirin Tesla için belirlediği hisse fiyatı hedefinin beşte birini oluşturduğunu söyledi. Otomobil üreticisi, görünüşte sürücülere şoförlük yapan ancak yine de sürücülerin dikkat etmesini gerektiren kısmen otonom bir sistem olan “tam otonom sürüşü” etkinleştirmek için ABD’li sürücülerden ayda 99 dolar ücret alıyor.

Narayan, şirketin yollarda yaklaşık 1,6 milyon aracının bulunduğu Çin’de aynı hizmeti sunmasına izin verilmesinin, “abonelik ücreti talep edebilecek önemli bir Tesla araç filosunun kilidini açacağını” söyledi.

Narayan, Çin’e girmenin aynı zamanda “Tesla’yı yazılım konusunda bir endüstri standardı olmaya daha da iteceğini” ve diğer otomobil üreticilerini teknolojisini lisanslamaya teşvik edeceğini de sözlerine ekledi.

Wedbush’ta analist olan Dan Ives, FT’ye, Musk’ın seyahatinin “uzun zamandır beklenen FSD onayı” ile sonuçlandığını ve bunun şirket için bir “dönüm noktası” anlamına geldiğini söyledi. Tesla’nın uzun vadeli değerlemesinin otonomiden elde edilen gelire “bağlı olduğunu” ve Çin’in “bulmacanın eksik bir parçası” olduğunu belirtti.

“Bu, Tesla’nın Çin’de büyük bir yerel elektrikli araç rekabeti ve daha düşük taleple karşı karşıya kaldığı bir dönemde hem Musk hem de Pekin için önemli bir an” diye ekledi.

Yeni teknoloji Tesla’da yavaşlayan satış büyümesini tersine çevirecek mi?

Tesla, Çinli rakiplerinin yeni ürünlerine kıyasla temel elektrikli araç serisinin yaşlanması nedeniyle sürücüsüz sürüş teknolojisini küreselleştirmenin değerine önemli ölçüde önem veriyor.

Ezeli rakibi Çinli BYD, otomobilleri tasarlandıktan sonra 18 ay içinde piyasaya sürmeyi hedeflerken, Tesla’nın en çok satan otomobili olan Model Y’yi piyasaya sürmesinin üzerinden dört yıl geçti. Şirket 2017 yılında Roadster spor otomobilini duyurdu ancak henüz üretime başlamadı.

Musk geçen hafta önümüzdeki yıl daha düşük maliyetli yeni bir modelin geleceğinin sözünü verdi. Ancak “yenilenmiş” bir Model 3’ün bu yıl üretime girmesine rağmen, şirket hala rakiplerinden önemli ölçüde daha eski bir ürün yelpazesi sunuyor.

FT’ye konuşan eski bir Tesla yöneticisi “Tesla ürün yelpazesi oldukça eski görünüyor” dedi. “[Batarya] teknolojisi iyi, ancak dışarıda, özellikle Çinliler olmak üzere, tartışmasız daha iyi olan başkaları da var. Asıl soru [FSD’yi kullanırsa], bu konuda daha ne kadar teknoloji avantajına sahip olacağı?” diye sordu.

Çin’deki genişleme, Tesla’nın kendi kendine sürüş teknolojisinin yerel rakipleri karşısında nasıl durduğunun bir testi olacak. Eski yönetici, “Satın alma kararını veren ya da bozan teknolojinin bu olduğuna bahse giriyorlar” dedi.

Ancak kentsel alanların dışındaki tüketicilerin teknolojiye ne kadar güvendikleri net değil. Eski yönetici, “FSD Silikon Vadisi’nde çalışıyor ama Illinois’de çalışmıyor,” diye ekledi.

Tesla’ya yardım etmek Çin için neden önemli?

Başkan Xi Jinping döneminde pek çok uzman Çin’in güvenliğe ve iç teknolojide bağımsızlığa öncelik verdiğini düşünüyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan ve Çin teknoloji düzenlemeleri üzerine iki kitabın yazarı Angela Zhang, “derin sıkıntılar” içindeki bir ekonomiyi desteklemek için yabancı yatırıma ihtiyaç duyan Pekin’in yaklaşımını “yumuşattığına” dair işaretler olduğunu söyledi.

FT’ye konuşan Zhang, Çinli elektrikli araç üreticilerinin küresel pazarlara hakim olmak istediğini ve Pekin’in dünyaya veri güvenliği sorunlarının Çinli elektrikli araçlar için uluslararası ticarette bir engel olmadığını göstermek için “güçlü bir teşvike” sahip olduğunu söyledi.

Çin odaklı Hutong Research’ün ortaklarından Feng Chucheng, Tesla’nın kendi kendine sürüş teknolojisine izin vermenin Pekin için “stratejik değer” taşıdığını söyledi.

Çin Siber Uzay İdaresi birkaç yıldır işletmelerin veri toplama ve kullanma biçimlerine ilişkin kapsamlı bir yasal çerçeve oluşturuyor ve sınır ötesi veri akışları ile Çin güvenliği ya da vatandaşları için risk olarak görülen verilere ilişkin katı kurallar getiriyor.

Feng, Batı’nın “aşırı güvenlikleştirme” konusundaki endişelerine rağmen, Çin’in veri kurallarındaki son gelişmelerin daha “büyüme yanlısı” olduğunu söyledi. Pekin, giden veri transferine ilişkin kurallarını iki önemli bölgesel ticaret anlaşması olan CPTPP ve DEPA ile uyumlu hale getiriyor.

FT’ye konuşan Feng, “Tesla’nın Çin’de faaliyete geçmesi, Pekin’in veri düzenleme rejiminin ilgi gördüğünü kanıtlaması açısından çok arzu edilen bir durum olacak” dedi.

Tesla Çin pazarını geri kazanabilir mi?

Tesla’nın ABD dışındaki en büyük pazarı olan Çin, elektrikli araçlar için tedarik zincirinin hayati bir parçası ve bölgesel bir ihracat merkezi olarak giderek artan bir öneme sahip. Musk’ın 2018 yılında Şanghay’da milyarlarca dolarlık bir fabrika kurma kararı, Çin’in elektrikli araç endüstrisinin hızlı büyümesine öncülük etmesiyle tanınıyor.

Ancak o zamandan bu yana Çin elektrikli araç endüstrisi hızla ilerliyor. Tesla’nın yeni elektrikli araç satışlarındaki payı yüzde 7,5 iken, Warren Buffett destekli BYD’nin payı yüzde 33. Çinli tüketicilerin temel şikayetlerinden biri yeni Tesla modellerinin ve yüksek teknoloji özelliklerinin azlığı.

Pazartesi günü hisse fiyatlarındaki artışa rağmen Çin’deki analistler temkinli olduklarını dile getirdi.

Pekin merkezli danışmanlık şirketi Trivium’da Çin teknoloji düzenlemeleri konusunda uzman olan Tom Nunlist, Çin’in düzenleyici ortamının “hala gelişmekte olduğunu” söyledi. “Otoyollarda otomatik sürüşün güvenliğini denetleyen kişiler son derece profesyonel. Bu [Musk’ın ziyareti] nedeniyle standartlarını gevşetmeyecekler,” dedi.

Amerika

OpenAI liderliği Anthropic’e kaptırdı

Yayınlanma

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, bireysel kullanıcılara yönelik sohbet robotlarına ve yan projelere odaklanması nedeniyle yapay zeka sektöründeki liderliğini rakibi Anthropic’e kaptırdı. Anthropic’in yazılımcılara yönelik Claude Code aracının elde ettiği başarı şirketin gelirlerini artırırken, OpenAI ise ChatGPT’deki büyümenin yavaşlaması ve başarısız projeler nedeniyle pazardaki konumunu geri kazanmaya çalışıyor.

Yapay zeka sektöründeki hızlı yükselişin öncüsü olan ABD merkezli OpenAI, liderliği Claude isimli yapay zeka modelini geliştiren rakibi Anthropic’e kaptırdı.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde “OpenAI Yapay Zeka Sektöründeki Tacını Nasıl Kaybetti ve Onu Geri Almak İçin Nasıl Mücadele Ediyor? başlığıyla yayımlanan haberde, ChatGPT’yi geliştiren şirketin pazardaki birinciliğini yeniden elde etmek için yoğun bir çaba sarf ettiği kaydedildi.

Haberde, ChatGPT’nin kullanıcı sayısındaki artışın yavaşladığı belirtildi. Bazı büyük yatırımcıların büyüme hızına kıyasla yüksek seyreden harcamalardan endişe duyduğu, diğer yatırımcıların ise tercihlerini Anthropic’ten yana kullandığı aktarıldı.

Anthropic’in gelirlerinin ve piyasa değerinin, yazılımcılara yönelik Claude Code aracının yakaladığı başarı sayesinde OpenAI’ın göstergelerini geride bırakarak 1 trilyon dolara yaklaştığı bildirildi.

Gazete, Anthropic’in sonbaharda halka arz gerçekleştirme planlarını hızlandırdığını yazdı.

Yayınlanan materyale göre OpenAI’ın yaşadığı sorunların temelinde, şirket yönetiminin yapay zeka pazarının gelişim yönünü yanlış değerlendirmesi yatıyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, daha fazla kullanıcının sohbet robotuna abone olacağı beklentisiyle başlangıçta ChatGPT’ye yatırım yaptı.

Ancak Claude Code’un başarısı, yazılım geliştiricilerine yönelik araçlar pazarının çok daha kazançlı olduğunu ortaya koydu.

OpenAI bu süreçte video üretme aracı, tüketici cihazları ve mikroçiplerle ilgilenirken, Anthropic yazılımcılar arasında popülerlik kazanan bir kodlama aracı geliştirdi.

Yazılımcı aracındaki yetersizlikler süreci olumsuz etkiledi

WSJ’ye konuşan kaynaklar, OpenAI’ın yazılımcılar için geliştirdiği ilk ürün olan Codex’in erken sürümünün yavaş ve kullanışsız kaldığını değerlendirdi.

OpenAI yeni modeller yayımlayarak, ürünlerini değiştirerek ve bir “kodlama ninjası” ekibi kurarak rakibini yakalamaya çalıştı.

Ancak şirket yönetiminin, Meta’nın yetenekli çalışanları kendi bünyesine katma girişimlerini püskürtmek ve Microsoft ile bozulan ilişkileri düzeltmek gibi başka sorunlarla ilgilenmek zorunda kaldığı, aynı zamanda Sora dahil olmak üzere başarısız projelere kaynak harcadığı aktarıldı.

Bu esnada Anthropic, kendi yönetimini dahi şaşırtan birkaç aylık bir büyüme performansı sergiledi.

ChatGPT’nin büyümesi ise Google’ın sohbet robotunun popülerlik kazanmasının ardından yavaşlama gösterdi.

OpenAI, yıl sonuna kadar haftalık 1 milyar aktif kullanıcıya ulaşma yönündeki şirket içi hedefini gerçekleştiremedi.

Mart ayında şirket çalışanlarının yönetime, “Bizden çok daha küçük bir şirket olan Anthropic neden sürekli olarak teknik ve kültürel standartları belirliyor, biz ise sadece bunlara yanıt vermekle kalıyoruz?” ve “Anthropic’in gelirlerinin bizimkileri aşması halka arz planlarımızı nasıl etkileyecek?” sorularını yönelttiği ifade edildi.

Kısa süre önce şirketten ayrılan Fidji Simo, OpenAI’ın ikincil görevlerin peşinden koşarak yolunu kaybettiğini, araştırma ve ürün konusunda liderliği rakibine bıraktığını belirtti.

Simo, Anthropic’in “ekonominin büyük bir bölümünü o kadar hızlandırdığını ki bunun kendileri için bir uyarı sinyali olması gerektiğini” vurguladı.

OpenAI kaybettiği konumunu geri kazanmak için birtakım adımlar atıyor.

Şirket, Codex’i ChatGPT ve internet tarayıcısıyla entegre eden bir “süper uygulama” ile yazılımcılar arasında ilgi gören yeni GPT-5.6 Sol modelini kullanıma sundu.

OpenAI ayrıca Amazon ile bir anlaşma imzalayarak ilk Gelir İdaresi Başkanını (CRO) işe aldı.

Teknoloji devlerinin yapay zeka yatırımları artıyor

Financial Times (FT) gazetesinin şirketlerin gelir raporlarına dayanarak aktardığı bilgilere göre Google, Amazon, Microsoft ve Meta, yapay zeka alanındaki yatırım miktarını 2023 yılından bu yana belirgin şekilde artırdı.

Şirketlerin toplam harcamaları 1,1 trilyon dolara ulaştı.

Şirketlerin verilerine göre yapay zeka yatırımları, özellikle bulut bilişim sektöründe gelir artışını hızlandırmaya başladı.

Google, Amazon ve Microsoft, OpenAI ile Anthropic’ten yapay zekayı sistemlerine entegre eden kurumsal şirketlere kadar geniş bir kitleye işlem gücü satan bulut birimlerinin büyüme kaydettiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD altı eyaletteki siber saldırılarda İran izi arıyor

Yayınlanma

ABD’li yetkililer ve uzmanlar, ülkedeki su altyapılarını hedef alan siber saldırıların arkasında İran’ın bulunabileceği ihtimalini araştırıyor. En az altı eyaletteki tesisleri etkileyen saldırılarda sanayi tipi denetleyicilerin kontrolü ele geçirilerek ekipman yönetimi engellendi. Yetkililer, şebekelerdeki içme suyunun kalitesinde veya kullanılabilirliğinde bir değişim tespit edilmediğini bildirdi.

ABD yetkilileri, birden fazla eyalette su altyapı sistemlerini hedef alan siber saldırı dizisinde İran’ın olası rolünü inceliyor.

The New York Times gazetesinin resmi yetkililere ve uzmanlara dayandırdığı haberine göre, yürütülen soruşturma henüz ön inceleme niteliği taşıyor.

Tahran’ın olaydaki sorumluluğuna dair nihai kanıtlara ulaşılmamış olmakla birlikte, ABD makamları savaşın başlamasının ardından İranlı siber korsan gruplarının ABD’nin kritik altyapı tesislerine yönelik girişimlerini belirgin biçimde artırdığını değerlendiriyor.

Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yapılan açıklamada, saldırıların en az altı eyaleti etkilediği ve bunlardan bir kısmının su altyapı sistemlerinin işleyişinde aksamalar yarattığı kaydedildi.

Siber korsanların su tesislerinin izlenmesi ile yönetilmesinde kullanılan sanayi tipi denetleyicilere erişim sağladığı belirtildi.

Cihazların ayarlarını ve şifrelerini değiştiren saldırganlar yüzünden tesis operatörlerinin ekipman kontrolünü kaybettiği aktarıldı.

Haberde, şebekelerde bulunan içme suyunun yapısında bir değişiklik meydana geldiğine ya da suyun kullanılamaz hale geldiğine dair herhangi bir işaret görülmediği vurgulandı.

ABD Başkanı Donald Trump ise gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşananların arkasında İran’ın değil Minnesota’nın bulunduğunu düşündüğünü söyledi. Olayda Minnesota’da yaklaşık 30 tesis saldırıların hedefi oldu.

Ancak The New York Times, duruma ilişkin değerlendirmelere vakıf yetkililere dayandırarak Trump’ın bağlı olduğu kendi istihbarat kurumlarının İran’ın dahiliyetini son derece yüksek bir olasılık olarak gördüğünü aktardı.

Haberde federal yetkililerin de aynı görüşü paylaştığı kaydedildi.

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayımlanan haberde şu ifadelere yer verildi:

“Federal yetkililer özel görüşmelerde ana şüphelinin İran olmayı sürdürdüğünü ifade etti. Ancak yapılan değerlendirme ön nitelik taşımaktadır ve henüz adli incelemelerle teyit edilmiş nihai kanıtlar içermiyor.”

Soruşturmanın seyrine vakıf üst düzey bir yetkili de daha önce NBC News kanalına yaptığı değerlendirmede, saldırının “İran müdahalesine ait izler taşıdığını” ifade etti.

Mart ayında İran ile bağlantılı Hanzala (Hanzala Hack Team) adlı siber korsan grubu, FBI Direktörü Kash Patel’in kişisel elektronik posta hesabını ele geçirmiş ve ele geçirdiği materyallerin bir kısmını yayımlamıştı.

Söz konusu siber saldırı olayı ABD Adalet Bakanlığı sözcüsü tarafından da doğrulandı. Sözcü, kamuoyuna sızdırılan materyallerin “otantik göründüğünü” dile getirdi.

Bu olaydan bir hafta önce aynı gruptaki siber korsanlar, ABD merkezli tıbbi cihaz üreticisi Stryker şirketinin sistemlerine sızdıklarını duyurmuştu.

Hanzala grubu, bu eylemi Minab kentindeki bir ilkokula düzenlenen ve 175 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan saldırıya misilleme olarak gerçekleştirdiğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı İsrail’in savunmasında donanma krizine dikkat çekti

Yayınlanma

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı General Alexus Grynkewich, İran füzelerine karşı İsrail’i korumak ile ABD’nin kendi savunma ihtiyaçları arasında seçim yapmak zorunda kalabileceğini Pentagon’a bildirdi.

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı ve Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Hava General Alexus Grynkewich, İsrail’in İran balistik füzelerine karşı korunması ve aynı zamanda Washington’ın kendi savunma ihtiyaçlarının karşılanması konusunda füze güdümlü muhrip gemilerinin yetersiz kaldığı uyarısında bulundu.

The Washington Post gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Grynkewich, Pentagon’a gönderdiği mektupta ilave bir muhrip tahsis edilmemesi halinde İsrail yerine doğrudan ABD topraklarının güvenliğini önceliklendirmek zorunda kalacağını kaydetti.

Çatışmaların devam ettiği beş aylık süreçte yürütülen yoğun askeri harekatlar, ABD’nin kritik silah stoklarının tükenmesine yol açtı.

Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararına yanıt olarak İran limanlarına uygulanan abluka nedeniyle özellikle deniz kuvvetleri üzerinde ağır bir yük oluştu.

Pentagon yetkilileri, ABD Deniz Kuvvetleri’nin İspanya’daki Rota Limanı’nda konuşlu beş muhribinin bulunduğunu ve bu yılın ilerleyen döneminde bir geminin daha bölgeye ulaşmasının beklendiğini belirtti.

Ancak yetkililer, yüksek yoğunluklu askeri operasyonlar sebebiyle gemilerin teknik bakım süreçlerinde ciddi aksamalar ve birikmeler yaşandığına dikkat çekti.

Gazetenin Pentagon değerlendirmelerine dayandırarak Mayıs ayında yayımladığı bir diğer haberde, İsrail’i İran balistik füzelerinden koruma yükünün büyük bölümünü ABD Silahlı Kuvvetleri’nin üstlendiği ifade edilmişti. Bölgede konuşlandırılan THAAD füze savunma sistemleri ile Doğu Akdeniz’deki savaş gemilerinden fırlatılan önleme füzeleri de dahil olmak üzere ABD’ye ait savunma unsurları, İsrail hava savunma sistemlerine kıyasla çok daha yoğun biçimde kullanıldı.

31 Temmuz Cuma günü itibarıyla Akdeniz’de USS Paul Ignatius ve USS Roosevelt olmak üzere iki ABD muhribi görev yapıyordu. Diğer üç muhrip olan USS Arleigh Burke, USS Bulkeley ve USS Oscar Austin ise Rota Limanı’nda bulunuyordu.

Kaynakların aktardığına göre, İran’a daha yakın bir konumda yer alan Umman Denizi’nde iki uçak gemisi USS George H.W. Bush ve USS Abraham Lincoln ile 11’i muhrip olmak üzere en az 15 savaş gemisinden oluşan geniş bir deniz gücü yer alıyor.

Söz konusu donanma gücü, İran limanlarına yönelik blokajda kritik bir rol üstleniyor. Bu güç aynı zamanda ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilerin güvenliğini sağladığı “Özgürlük Projesi” (Project Freedom) adlı operasyonda görev alıyor.

Yemenli Husilerin faaliyet gösterdiği Kızıldeniz’de ise USS Gonzalez adlı bir diğer ABD muhribi konuşlanmış durumda bulunuyor.

Temmuz ayının sonunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray’da bir araya geldi. Axios’un haberine göre Netanyahu görüşmede, Washington’dan alınan doğrudan askeri yardımın azaltılması planını iletti.

Netanyahu bunun yerine, İsrail hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi için 5 ila 10 milyar dolar ayrılmasını ve yeni nesil silah sistemlerinin ortak araştırma ve geliştirilmesi amacıyla 16 milyar dolarlık bir fon kurulmasını içeren yeni bir destek mekanizması önerdi.

ABD ile İsrail arasında uzun vadeli askeri yardım sağlamak amacıyla 1998 yılından bu yana her biri onar yıllık dönemi kapsayan üç ayrı anlaşma imzalandı. 2019-2028 yıllarını kapsayan son anlaşmanın toplam büyüklüğü 38 milyar dolar olarak belirlenmişti.

Netanyahu Mayıs ayında CBS News kanalına verdiği mülakatta, ABD’nin askeri yardımının kademeli olarak sonlandırılmasını desteklediğini belirterek, bu sürecin Kongre’deki üye değişimleri beklenmeden derhal başlatılabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English