Bizi Takip Edin

Avrupa

Economist: Ukrayna’nın temerrüde düşmemek için bir ayı kaldı

Yayınlanma

Ukrayna ekonomisindeki gerileme savaşın ilk yılına kıyasla yavaşlamış olsa da ülkenin yurt dışından finansmana ihtiyacı var. The Economist, Ukrayna’nın uluslararası kreditörlerle yürüttüğü ve 1 Ağustos’a kadar tamamlanması beklenen müzakereleri ele alarak, ülkenin temerrüde düşebileceği uyarısını yaptı.

Rusya’nın askeri müdahalesinin başından bu yana, Ukrayna’nın devlet tahvillerini satın alan yabancı alacaklılar (yatırım fonları, bankalar ve hükümetler dahil) Ukraynalı yetkililerle mevcut borç ödemelerini yapmamalarına izin verecekleri konusunda anlaştı.

Ukrayna, borç yükümlülüklerini her zamanki gibi yerine getirecek olsaydı, bunu yapmak için her yıl GSYİH’sinin yüzde 15’ini harcamak zorunda kalacaktı. Dergiye göre bu ödemeler, savunmadan sonra hükümet harcamalarının en büyük ikinci kalemi haline gelecek.

Moratoryum 1 Ağustos’ta sona eriyor ve Ukraynalı yetkililer şu anda kreditörlerle görüşmelerini sürdürüyor.

Haziran ayı ortasında ülkenin Maliye Bakanı Sergey Marçenko henüz bir uzlaşmaya varılmadığını bildirmişti. Müzakerelerin ana konusu Ukrayna’nın yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki borç yükümlülüklerinin yeniden yapılandırılması.

Maliye Bakanlığı, kreditörlere borcun mevcut değerinin yüzde 60’ını, yani 2024-2027 yıllarında ödemesi gereken yaklaşık 12 milyar doları silmeyi teklif etti. Ülkenin tahvil sahipleri ise bu teklifi kabul etmedi ve borcun sadece yüzde 22’sini silmeye hazır olduklarını açıkladı.

Ukrayna’ya yönelik mali yardım programlarında aktif olarak yer alan önemli bir küresel finans kuruluşu olan Uluslararası Para Fonu (IMF), ülkenin sunduğu şartlarda (yani borcunun yüzde 60’ının iptali ile) yeniden yapılandırma fikrini destekliyor.

IMF’nin mali yardım programı, Ukrayna’nın sıkı bütçe disiplinine uyması ve kamu borcunu azaltmaya çalışması gerektiğini ima ediyor; şu anda GSYİH’nin yüzde 90’ını aşan borç, IMF’nin planına göre 2033 yılına kadar yüzde 60’a düşürülmeli.

IMF, borç affının Ukrayna’nın ‘iki yakasını bir araya getirmesine’ yardımcı olacağına inanıyor. Özel kreditörler ise IMF ekonomistlerinin analizlerinin güncel olmadığını düşünerek bu konuda şüpheci davranıyor.

Borç affı konusunda şimdi bir anlaşmaya varılamazsa Ukrayna’nın önünde sadece iki seçenek kalacak. İlk seçenek, alacaklılardan borç ödemelerine ilişkin mevcut moratoryumun uzatılmasını talep etmek, ikinci seçenek ise temerrüde düşmek.

Dergi, kulağa ne kadar radikal gelirse gelsin, yeniden yapılandırma ile arasında büyük bir fark olmadığını söyledi; her iki senaryoda da alacaklılar herhangi bir ödeme görmeyecek.

Buna ek olarak, ülkeler genelde temerrüde düşmekten kaçınmaya çalışırlar, böylece finans piyasasına dönmeleri ve tahvillerini satarak yeniden borçlanmaları daha kolay olur.

Ancak Ukrayna’nın bunu hızlı bir şekilde yapması pek mümkün değil: Ülke, savaş nedeniyle sermaye piyasalarından çekilmek zorunda kaldı.

Dolayısıyla uzun vadede (en azından savaş devam ederken) temerrüde düşmenin yatırım çekme şansı üzerinde fazla bir etkisi olmayacak.

Ukrayna’nın alacaklılarının (başta Avrupa Birliği ve ABD olmak üzere) hükümetleri borç ödemelerine ilişkin moratoryumu uzatmayı kabul ederken, özel sektör daha temkinli davranıyor.

Normal bir durumda, bir ülkenin borçlarını yeniden yapılandırmayı kabul ederken, alacaklılar ülkedeki ekonomik durumun iyileşeceği üzerine bahse girer. Ancak söz konusu olan savaşan bir devlet olduğunda, bu artık yeterli değil.

Dergiye konuşan Ukraynalı bir tahvil sahibi, “Sonuçta ülkenin borçlarını ödeyebilmesi için varlığını sürdürmesi gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

Bu bağlamda, özel alacaklılar için Batılı hükümetlerin ülkeyi finansal olarak desteklemeye devam etmesini, sadece silah değil cari harcamalar için de para sağlamasını temin etmek özellikle önemli.

Ukraynalı borç sahiplerinin bir diğer korkusu da ülkenin gelecekteki toparlanma süreciyle ilgili. Ukrayna’nın müttefikleri ve IMF, savaş sona erdikten ve borçlar silindikten sonra devletin mali piyasalara dönebileceğini vaat ediyor ancak yatırımcılar bunun gerçekçi olduğundan şüphe duyuyor.

Mevcut yeniden yapılandırmayı Ukrayna’ya yardım yükünü vergi mükelleflerinden finans sektörüne kaydırmanın bir yolu olarak görüyorlar ve Batılı hükümetlerin bunu yapmak için daha pek çok girişimde bulunması muhtemel.

Economist‘e göre bir diğer sorun da ülkeyi yeniden inşa etmenin yatırımcılar açısından kârlı olmayacağı. Dolayısıyla Ukrayna’nın uzun bir süre boyunca sadece özel yatırımlara değil, Batılı ülkelerin yardımına da ihtiyacı olacak. Ülkenin, ülkeyi yeniden inşa edecek insanları eğitmesi ve altyapıyı yeniden inşa etmesi gerekecek.

Bu arada, borçların yeniden yapılandırılması meselesi, hükümetler ve finans sektörünün birbirlerine güvenmediklerini gösteriyor ki bu da yardım sağlanmasını daha da zorlaştırabilir.

Avrupa

Daimler: Savunma yatırımları olumlu yan etkiler yaratacak

Yayınlanma

Daimler Truck’ın CEO’su, savunma sektörüne daha fazla yatırım yapmanın şirketin faaliyetleri için olumlu yan etkiler yaratacağını belirtti.

CEO Karin Rådström, Financial Times’a (FT) verdiği mülakatta, otonom sürüş alanındaki yenilikler ve daha hızlı geliştirme döngüleri gibi konularda kamyon üreticisinin savunma sektöründeki ortaklarından ders alabileceğini söyledi:

“Savunma sektöründe şu anda pek çok yenilik yaşandığını görüyoruz ve bunların sivil sektöre de fayda sağlayacağına inanıyoruz.”

Alman otomotiv şirketleri, büyüme sağlamak ve bazı durumlarda araçlarına olan talebin düşmesi nedeniyle atıl kalan fabrikalarını doldurmak için giderek daha fazla silah sektörüne yöneliyor.

Daimler Truck, haziran ayında savunma ürün yelpazesini genişletmek, daha geniş bir askeri araç yelpazesi geliştirmek ve Avrupa dışına açılmak için yüzlerce milyon avro düzeyinde bir yatırım yaptığını açıklamıştı.

Şirket ayrıca, savunma sektöründen elde ettiği geliri 2028 yılına kadar 1 milyar avroya çıkarma hedefini açıkladı.

Bu, 2025 olarak belirlenen önceki hedeften iki yıl daha erken bir tarih.

Daimler Truck, geçen yıl endüstriyel faaliyetlerinde 45,9 milyar avro satış gerçekleştirdi ama ABD’nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve Kuzey Amerika pazarındaki yavaşlama nedeniyle kârında düşüş yaşadı.

Rådström, şirketin savunma iş kolunun “beklediğimizden daha hızlı” geliştiğini ve savunma sektörünün geleneksel iş kollarından daha hızlı büyüdüğünü söyledi.

CEO, Daimler Truck’ın, daha küçük hacimlerde üretime alışkın geleneksel savunma sektöründeki oyuncularından daha hızlı bir şekilde üretimi ölçeklendirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti:

“Gerçek anlamda endüstriyelleşme kapasitemiz var çünkü, bildiğiniz gibi, şu anda tüm savunma bakanlıklarının ihtiyacı olan şey daha fazla kapasite ve bunu oldukça hızlı bir şekilde elde etmek.”

Ordular, savaş alanında güvenliği artırmak için otonom kamyonları kullanmayı planlıyor.

Rådström, otonom teknolojiye sahip kamyonların çalıştırılması için daha az askeri personele ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

İşgücü talebinin azalması, yeni asker bulmanın zor olduğu uzun süren çatışmalarda da bir avantaj oluşturuyor ve işgücünün diğer alanlarda görevlendirilmesine olanak tanıyor.

Rådström, yüksek riskli çatışma bölgelerinde araçları kullanma ihtiyacının, uzaktan kumandalı sürüşün benimsenmesini ve birkaç kamyonun sürücüsü olan bir öncü aracın arkasında otonom olarak ilerlediği “konvoy sürüşü” gibi yeni özelliklerin geliştirilmesini teşvik ettiğini belirtti.

Aynı teknolojiler sivil alanda da farklı kullanım senaryolarıyla uygulanabilir. CEO, “Savunma amaçlı otonom projelerimizden edindiğimiz deneyimlerin bir kısmı, sivil alanda da geçerli,” dedi.

Kamyon taşımacılığı şirketlerinin maliyetlerinin yüzde 40’ını işgücü oluşturduğundan, otonom teknolojinin lojistik sektörünün kârlılığına katkı sağlayacağını belirtti.

“Maliyetin yüzde 40’ını ortadan kaldırabilir ve kamyonları bütün gece, 24 saat boyunca çalıştırmaya başlayabilirseniz, bu çok büyük bir avantajdır,” diyen Rådström, otonom yeteneklerin eklenmesinin sektörün karşı karşıya olduğu “en büyük değişim” olduğunu da ekledi.

Rådström’e göre şirket, önümüzdeki yıl ABD’deki belirli bölgelerde otonom sürüş yapabilen kamyonların teslimatına başlamayı hedefliyor ve “büyük çaplı piyasaya sürülme” ise 2028 için planlanıyor.

Alman kamyon grubu, otomotiv sektöründeki daha uzun geliştirme sürecine kıyasla, savunma alanındaki startup’ların yeni teknolojileri uygulamaya koyma hızından da ders alabilir.

Savaş alanı, yeni otonom teknolojiler için bir test ortamı oluşturuyor ve bu da yazılım ve donanımın hızlı bir şekilde geliştirilmesine olanak tanıyor, dedi.

Rådström, “Bu döngü, savunma sektöründe şu anda bizim normal iş yapma şeklimize kıyasla çok daha hızlı ilerliyor,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi

Yayınlanma

Romanya Deniz Kuvvetleri, soğutma işlemine yardımcı olmak amacıyla büyük miktarda suyu Eski Tuna Nehrine ve Cernavodă nükleer santraline yönlendirmek için kontrollü bir patlama gerçekleştirdi.

Adevărul gazetesi, bugün su akışını engelleyen büyük bir kayayı yerinden kaldırmak için yaklaşık 180 kg patlayıcı kullanıldığını bildirdi.

Savunma Bakanı Vekili Radu Miruță, operasyonu bir başarı olarak nitelendirerek, bunun santralin soğutulmasına ve nehirdeki su taşınmasına yardımcı olacağını söyledi.

Aşırı hava koşullarının devam etmesi nedeniyle Cernavodă santralinin bir noktada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalabileceğini ancak santralin bir gün daha çalışmasının, patlatma maliyetinden daha değerli olduğunu belirtti.

Romanya ve Macaristan’ın karşı karşıya olduğu zorluk hakkında bir fikir vermek gerekirse, Tuna Nehri’nin su debisi Romanya’da saniyede 1.500 metreküpe düştü.

Bu rakam, temmuz ayı ortalamasının üçte birinden daha az.

Reuters’ın haberine göre, Avrupa’nın başlıca nehirlerinde kaydedilen rekor düzeyde düşük su seviyeleri, mal taşımacılığını kısıtladı, elektrik üretimini düşürdü ve şirket kârlarını azalttı.

Bu durum, kavurucu sıcaklıkların ve düzensiz yağışların iktsadi ilişkin endişeleri artırdı.

Rotterdam’ın hareketli limanından Sırbistan’daki hidroelektrik santrallerine kadar, su yolları tahıl ve petrol gibi malların taşınmasında ya da milyonlarca insanın evlerini serinletmeye çalıştığı bu dönemde çok ihtiyaç duyulan elektriğin üretilmesinde giderek daha az güvenilir bir yol haline geldi.

Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’de enerji analisti olarak görev yapan Alessandro Armenia şunları söyledi:

“Bu durum, geçmişte gördüğümüz gibi tek bir bölgeyi değil, tüm Avrupa’yı etkiliyor. Mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu durum ya elektrik kesintileriyle karşılaşacağımız ya da çok daha fazla yatırım yapmamız gerektiği anlamına geliyor.”

Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik santrali olan Djerdap 1’de üretim kapasitenin %20’sine düştü, santralin üretim müdürü Davor Maljoković, bir zamanlar geniş olan yanındaki nakliye kanalının daralarak kum ve çakıl yataklarını ortaya çıkardığını belirtti.

Su eksikliği ayrıca Sırbistan’ın Kostolac kömür santrallerindeki soğutma sistemlerini de aksattı, bu da santralleri üretimi azaltmaya zorladı.

Romanya’nın devlet nükleer enerji üreticisi Nuclearelectrica da aynı nedenden ötürü bu hafta başında iki reaktöründen birini kapatmak zorunda kaldı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, ABD teknolojisinin yerine başka bir teknoloji kullanabilir

Yayınlanma

Personelin gizlilik konusundaki endişelerini dile getirmesinin ardından, AB yürütme organı yeni bir dijital işe alım aracı için Avrupa menşeli bulut ve yapay zeka alternatiflerini değerlendiriyor.

“İş Eşleştirme Uygulaması” olarak bilinen bu araç, geliştirme sürecinin son aşamalarında bulunuyor.

Euractiv daha önce, uygulamanın Amazon Web Services (AWS) üzerinde barındırılacağını ve ABD merkezli Anthropic şirketinin Claude büyük dil modelini (LLM) kullanacağını bildirmişti.

Bu karar, Euractiv tarafından görülen Avrupa Birliği Adalet Divanı (CJEU) personel komitesinin hazırladığı bir iç memoranduma, adayların hassas kişisel verilerinin işlenmesinde ABD’li bir bulut sağlayıcısının kullanılmasının sorgulanmasının ardından geldi.

Euractiv’in sorusu üzerine bir Avrupa Komisyonu sözcüsü, yürütme organının temel ABD dijital hizmetlerini Avrupa alternatifleriyle değiştirmeyi değerlendirdiğini doğruladı.

Sözcü, “Egemen bulut ihale sürecinin sonucu şimdi yeni fırsatlar sunuyor,” diyerek, AB kurum ve organlarının egemen Avrupa bulut hizmetleri satın almasını desteklemek üzere nisan ayında ihale edilen Komisyon’un 180 milyon avroluk bulut çerçevesine atıfta bulundu.

Sözcü, bunun İş Eşleştirme Uygulaması’nın “dört Avrupa egemen alternatifinden birine” taşınması anlamına gelebileceğini de ekledi.

Çerçeve kapsamında ihaleyi kazanan dört tedarikçi, Almanya’dan StackIT ile Fransa’dan OVHcloud, Scaleway ve S3NS.

Euractiv, dört tedarikçiye da Komisyon’un İş Eşleştirme Uygulaması’nı barındırma konusunda kendileriyle iletişime geçip geçmediğini sordu ama şirketler yorum yapmaktan kaçındı.

Komisyon ayrıca Anthropic’in yapay zeka modelini Avrupa menşeli bir alternatifle değiştirmeyi de değerlendiriyor.

Sözcü şunları söyledi:

“Şu anda Anthropic Claude, kullanılan büyük dil modeli (LLM) konumunda. Fakat Komisyon, Avrupa menşeli LLM alternatiflerini test etmeyi planlıyor… Önümüzdeki aylarda mevcut LLM’nin daha egemen bir çözümle değiştirilmesi mümkün olabilir.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English