Bizi Takip Edin

Avrupa

87 yıl sonra bir ilk: Volkswagen Almanya’daki fabrikalarını kapatmayı düşünüyor

Yayınlanma

Volkswagen 87 yıllık tarihinde ilk kez Almanya’daki fabrikalarını kapatmayı düşünürken, şirketin CEO’su Oliver Blume Avrupa otomotiv endüstrisinin “çok ciddi bir durumda” olduğu uyarısında bulundu.

Financial Times’a (FT) göre bu hamle, geçen yıl başlatılan tasarruf programının milyarlarca avronun altında kalmasının ardından geldi; zira şirket, güçlü işçi konseyi ile yaptığı anlaşmalar nedeniyle çalışanlarına erken emeklilik ve gönüllü işten çıkarma paketleri sunarak ancak genel giderleri azaltabildi.

Blume, “İktisadi ortam daha da sertleşti ve Avrupa pazarına yeni rakipler giriyor. Bu ortamda şirket olarak artık kararlı bir şekilde hareket etmeliyiz,” dedi.

CEO, Almanya’nın bir “imalat lokasyonu” olarak bozulan konumunun da bu kararda etkili olduğuna işaret etti.

Fabrika kapamaları ve işten çıkarmalarla ilgili tartışmalar şirketin çekirdek Volkswagen markası için yapılıyor. Çekirdek marka, bir önceki yıl 1,64 milyar avro olan işletme kazancının 966 milyon avroya gerilediğini gördü.

Audi ve Porsche gibi kâr marjı yüksek ürünler yoluna devam ediyor

Öte yandan grup ayrıca, Volkswagen tarafından üretilen kitlesel pazar araçlarından daha yüksek kâr marjlarına sahip olan lüks markalar Audi ve Porsche’nin yanı sıra SEAT ve Skoda’yı da içeriyor.

dpa’ya göre, ABD’deki Westmoreland, Pennsylvania fabrikasının 1988’de kapanmasından bu yana dünya çapında ilk kez bir fabrika kapatılacak.

Ayrıca şirket, kendisini işçi konseyi ile karşı karşıya getirecek bir hareketle, 2029 yılına kadar Almanya’da işten çıkarma yapmama sözünden geri adım atmayı planladığını da söyledi.

Avrupa’da elektrikli araçlara yönelik talebin beklenenden düşük olması, en kârlı pazarı olan Çin’de de pazar payının daralmasıyla mücadele eden VW de dâhil olmak üzere bölgedeki otomobil üreticilerini vurdu.

Şirketin amiral gemisi geçtiğimiz haziran ayında 2026 yılına kadar maliyetlerde 10 milyar avro kesintiye gitmek istediğini açıklamış ve aynı yıl işletme marjlarının yüzde 6,5’e ulaşmasını hedeflemişti. 2024’ün ilk yarısında VW markasının işletme marjı yüzde 2,3’e gerilemişti.

Aşağı Saksonya süreci yakından takip edecek

VW pazartesi günü yaptığı açıklamada, “yalnızca demografik gelişmelere dayalı yeniden yapılanmanın”, yani emekli olan işçilerin yerine yenilerinin alınmamasına dayanmanın, “kısa vadede daha fazla rekabet gücü için acilen ihtiyaç duyulan yapısal düzenlemeleri başarmak için yetersiz” olduğunu ileri sürdü.

VW Almanya’da yaklaşık 300.000 kişiyi istihdam ediyor ki bu, küresel toplamının yarısından biraz azı. Şirketin yüzde 20’sine sahip olan Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaleti için istihdamın korunması en önemli öncelik ve bu eyalet sık sık VW’nin denetim kurulundaki koltukların yarısını elinde bulunduran şirketin işçi konseyinin yanında yer aldı.

Aşağı Saksonya Başbakanı Stephan Weil pazartesi günü yaptığı açıklamada, “VW’nin harekete geçmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu” söyledi, fakat fabrika kapatmanın şirketin önündeki seçeneklerden yalnızca biri olduğunu da sözlerine ekledi.

“[Fabrikaların kapatılmasının] basitçe gerçekleşmeyeceğini umuyoruz,” diye vurgulayan Weil, devletin ‘buna özellikle dikkat edeceğini’ de sözlerine ekledi.

İşçi konseyi ve IG Metall’den itiraz

VW’nin işçi konseyi (Alman kurallarına göre işçilerin çıkarlarını denetim kurulu düzeyinde temsil ediyor) başkanı Daniela Cavallo pazartesi günü çalışanlara bir not yayınlayarak, yönetimin Alman fabrikalarını kapatmayı düşündüğü konusunda uyarıda bulundu.

Cavallo, “Sonuç olarak, yönetim kurulu şimdi Alman fabrikalarını, VW şirket içi toplu ücret sözleşmelerini ve 2029’un sonuna kadar devam eden iş güvenliği programını sorguluyor,” dedi.

VW, “son derece gergin” mali durumunun “araç üretim ve bileşen tesislerinde tesislerin kapatılmasının bile artık göz ardı edilemeyeceği” anlamına geldiğini söyledi ve işçi temsilcileriyle müzakerelere başlayacağını ekledi.

Fakat Cavallo, VW yönetiminin planlarının sert bir direnişle karşılaşacağını belirtti. Çalışanlara, “Ben varken VW fabrikalarının kapatılması söz konusu olmayacak!” dedi.

IG Metall sendikasının VW ile baş müzakerecisi Thorsten Groeger sendikanın internet sitesinde yaptığı açıklamada, yönetimin yaklaşımının “sadece öngörüsüz değil, aynı zamanda Volkswagen’in kalbini yok etme riski taşıdığı için tehlikeli” olduğunu söyledi.

Sendikalar bu sefer boyun mu eğecek?

Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisinin yeniden yapılanma konusundaki mücadelesi, hem kendi iç pazarında hem de Çin’de talebin azalması ve Avrupa pazarına yeni rakiplerin girmesi nedeniyle yaşanıyor.

BYD gibi birçok Çinli elektrikli araç üreticisi Avrupa’ya girme planları yaparken, VW ve diğer eski markalar daha ucuz elektrikli araçlar geliştirmek için yarışıyor.

Analistler uzun zamandır Volkswagen’i, elektrikli araçlara geçiş için ağır yatırımlara ihtiyaç duyulan bir dönemde maliyet tasarrufunu sağlamak için işten çıkarmaları gerçekleştirmeye çağırıyordu. 

Bağımsız bir otomobil analisti olan Matthias Schmidt, “Volkswagen’de büyük bir kültürel değişim yaşanıyor. Bence sendikalara muhtemelen gerçekler gösterildi ve bu sefer muhtemelen daha uzlaşmacı olacaklar,” dedi.

Cavallo’nun işaret ettiği muhalefete rağmen, Stifel’de otomotiv analisti olan Daniel Schwarz, Volkswagen markalarının karşılaştığı sorunların boyutunu kabul eden ve Blume’yi doğrudan eleştirmekten kaçınan dilindeki değişikliğe de dikkat çekti ve “Sendikaların tepkisi oldukça cesaret verici oldu,” diye ekledi.

Savaş ve yaptırımlar kaynaklı enerji krizi etkili oluyor

Ukrayna savaşı ve sonrasında Rusya’ya karşı uygulanan iktisadi yaptırımlar, özellikle Almanya’nın bazı sanayi sektörlerini bir hayli sert vurdu.

Kriz, özellikle gübre üreticileri ve çelik üreticileri gibi yüksek enerji kullanımı gerektiren sektörler başta olmak üzere Avrupa sanayisini sert bir şekilde etkiledi ve her ikisi de üretimlerini önemli ölçüde azalttı.

Kasım 2022’de Volkswagen’in marka CEO’su Thomas Schäfer LinkedIn’de yazdığı bir yazıda, “Almanya ve Avrupa Birliği uluslararası sahnede çekiciliğini ve rekabet gücünü hızla kaybediyor,” demişti.

Schäfer, Volkswagen ve diğer Avrupalı otomobil üreticilerinin yüksek enerji fiyatları nedeniyle elektrikli otomobil üretimi alanında rakiplerinin gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu ve krizin tüm Avrupa endüstrisini dezavantajlı duruma düşürdüğünü söylemişti.

CEO, “Havanda su dövüyoruz. Sektörün dönüşümüne yönelik yatırımlarla ilgili mevcut gelişmelerden büyük endişe duyuyorum. Bu konuya acilen öncelik verilmesi gerekiyor; bürokratik olmayan, tutarlı ve hızlı bir şekilde,” diye yazmıştı.

Schäfer, Avrupa’nın ABD, Kanada ve Çin gibi ülkelerin gerisinde kalma riski taşıdığını, Güneydoğu Asya ve Kuzey Afrika’daki yüksek büyüme oranına sahip ekonomik bölgelerin de Schäfer’in “birçok alanda fiyat rekabetçiliğinden yoksun” dediği Avrupa sanayisi için bir tehdit oluşturduğunu belirtmişti.

Volkswagen için Schäfer, Avrupa’nın enerji ve elektrik fiyatlarında “giderek daha fazla zemin” kaybettiğini ve bunun da şirketin elektrikli araç koluna yatırım yapmayı giderek savunulamaz hale getirdiğini söylemişti.

Avrupa

Avrupa Komisyonu, ABD teknolojilerinin yerine yerli çözümlere yönelecek

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, geliştirme aşamasındaki personel eşleştirme servisindeki ABD menşeli bulut hizmetlerini ve yapay zeka modelini Avrupalı alternatiflerle değiştirmeyi değerlendiriyor. Karar, AB Adalet Divanı çalışanları komitesinin kişisel verilerin işlenmesine ilişkin endişelerini dile getirmesinin ardından gündeme geldi. Komisyon, nisan ayında imzalanan egemen bulut sözleşmesi kapsamındaki dört Avrupa sağlayıcısını ve yerel yapay zeka modellerini test etmeyi planlıyor.

Avrupa Komisyonu, geliştirme aşamasındaki yeni dijital personel eşleştirme servisinde kullanılan Amerikan teknolojilerini Avrupa menşeli bulut platformları ve yapay zeka modelleriyle değiştirmeyi değerlendiriyor.

Euractiv’in bir Komisyon yetkilisine dayandırdığı haberine göre, söz konusu gözden geçirme süreci AB Adalet Divanı çalışanları komitesinin adayların kişisel verilerinin ABD merkezli bir bulut sağlayıcısı tarafından işlenmesine dair endişelerini iletmesinin ardından başladı

Söz konusu değişiklik, son geliştirme aşamasında olan İş Eşleştirme Uygulaması’nı (Job Matching Application) kapsıyor.

Servisin başlangıçta Amazon Web Services (AWS) altyapısında ve ABD şirketi Anthropic’in Claude dil modeli kullanılarak barındırılması öngörülüyordu.

Komisyon yetkilisi, yürütme organının nisan ayında 180 milyon avro karşılığında imzalanan egemen bulut hizmetleri alım anlaşması çerçevesinde dört “Avrupa egemen alternatifi”ne geçişi değerlendirdiğini doğruladı. Olası tedarikçiler arasında Alman StackIT ile Fransız OVHcloud, Scaleway ve S3NS şirketleri bulunuyor.

Yetkili, Komisyon’un ayrıca Avrupa kökenli dil modellerini de test etmeyi planladığını bildirdi. Halen kullanılmakta olan Anthropic Claude modelinin “önümüzdeki aylarda” daha egemen bir çözümle değiştirilebileceği belirtildi.

Yapay zeka kullanımına dair rehber

Avrupa Komisyonu 2023 yılında personeli için yapay zeka kullanımına ilişkin bir rehber yayımlamıştı.

Belge, çalışanları gizli bilgilerin veya kişisel verilerin ifşa edilmesi risklerine, önyargılı yanıtlara ve fikri mülkiyet haklarının ihlaline karşı uyarıyordu. Bu uyarılara rağmen yapay zeka araçları hem Komisyon temsilcileri hem de ABD makamları tarafından giderek daha yoğun biçimde kullanılmaya başlandı.

Pentagon mayıs ayında OpenAI, Alphabet bünyesindeki Google ve Microsoft dahil yedi şirketle gizli operasyonlarda yapay zeka kullanımı için anlaşma imzaladı. Politico kaynaklarına göre Avrupa Komisyonu da aday ülkelerin AB üyelik başvurularını inceleme sürecini hızlandırmak amacıyla yapay zekadan yararlanmaya başladı.

Yapay zekanın iş süreçlerine entegrasyonu ve güvenliğine yönelik tartışmalar sürerken bu teknolojilerin çalışmasında çok sayıda sızıntı ve ihlal kaydedildi.

Temmuz ayında Çinli sohbet robotu DeepSeek’in kullanıcı diyalogları, iş belgeleri ve özel mesajlar da dahil olmak üzere açık erişime açıldı.

Bundan birkaç gün önce Reuters, OpenAI’nin modellerinin kontrol dışına çıktığını tespit ettiğini duyurdu.

Şirket bundan kısa süre önce, yapay zeka modellerinin test edilmesi sırasında Hugging Face platformunun altyapısına saldırdığı “benzeri görülmemiş bir siber olay” yaşandığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman otomotiv sektörünün Çin korkusu büyüyor

Yayınlanma

Alman otomotiv sektörü, Çinli otomobil üreticilerinden gelen rekabet ve Çin pazarının gitgide ısınması nedeniyle zor günlerden geçiyor.

Çin, Almanya’nın otomobil üreticilerinin küresel devlere dönüşmesine katkıda bulunarak onlarca yıl boyunca güçlü satışlar ve milyarlarca kar elde etmelerini sağlamıştı. Şimdi bu durum, Almanlar için en büyük yük haline geldi.

POLITICO’da yer alan analize göre Çin’in kendi otomobil üreticileri, onlarca yıl boyunca gözlemleyip, öğrenip ve yatırım yaparak, artık Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz’den daha ucuz fiyatlarla daha donanımlı elektrikli otomobiller üretiyor.

Bu arada, dünyanın en büyüğü olan Çin’in aşırı ısınan otomobil pazarı bu yıl beşte bir oranında küçüldü ve bu durum, yerli ve yabancı otomobil üreticilerini hayatta kalmak için acımasız bir mücadeleye zorladı.

Alman otomobil üreticilerinin bu ay açıkladığı yarıyıl sonuçlarında, milyarlarca dolarlık zararlar ve Avrupa genelinde işten çıkarmalar ile fabrika kapanışları duyuruları, bu durumun net sonuçlarını ortaya koydu.

Volkswagen Grubu CEO’su Oliver Blume yatırımcılara yaptığı açıklamada, “Ortam, bugün karşı karşıya olduğumuz kadar zorlu hiç olmamıştı. Geleceğe baktığımızda, karşımızda giderek artan riskler var,” dedi.

Sektörün yaşadığı sıkıntılar, Almanya’nın zaten zor durumda olan ekonomisine bir darbe daha vururken, bu sonbaharda yapılacak önemli eyalet seçimleri Şansölye Friedrich Merz’in kırılgan koalisyonu için giderek büyüyen bir siyasi sorun teşkil ediyor.

Alman otomotivinde Çin kaynaklı büyük daralma başladı

Otomotivde yıkılan hayaller

1980’lerden bu yana Çin, Alman otomobil üreticileri için yüksek kârların anahtarıydı.

Devasa ve hızla büyüyen bir pazara erişim karşılığında, otomobil üreticileri Pekin tarafından yerel ortaklarla ortak girişimler kurmaya zorlandı.

On yıllar boyunca bu anlaşma mantıklıydı ve hissedarlara büyük kazançlar sağladı.

Fakat Çinli şirketler, pandemi sonrasında Çin’de hızla yaygınlaşan elektrikli araç teknolojisi konusunda Alman rakiplerini geride bıraktı.

Alman markaları uzun süre Çinli alıcılar arasında prestijliydi ama alıcılar daha iyi teknolojiye ve daha düşük fiyatlara sahip yerel otomobil üreticilerine hızla yöneldi.

Danışmanlık firması Gartner’da otomotiv analisti olarak görev yapan Pedro Pacheco, “Çin’de büyük kayıplar yaşıyorlar ve artık orada toparlanamayabilirler,” dedi.

Sorun sadece Çin’de değil, Almanya’da da kronikleşiyor

Bu sıkıntı, Çin’de değil, Almanya’daki fabrikalarda giderek daha fazla hissediliyor.

BMW, bu hafta 2027 sonuna kadar Almanya genelinde 8.000 kişiyi işten çıkaracağını ve işten çıkarılan çalışanlara tazminat ödemelerinin ekim ayından itibaren başlayacağını duyurdu.

Mercedes-Benz ise çalışanlarından, aynı ücret karşılığında haftalık çalışma saatlerini 35’ten tam 40 saate çıkarmalarını istiyor.

Öte yandan, sektörün amiral gemisi Volkswagen, 100.000 kişiyi işten çıkarmak ve fabrikaları kapatmak için sendikalarla müzakere halinde.

Bu durum, ulusal anketlerde güç kazanan Almanya için Alternatif (AfD) partisine ivme kazandırıyor.

Parti, otomotiv sektöründeki gerilemeyi ve işten çıkarmaları, hükümeti sert bir şekilde eleştirmek için kullanıyor.

AfD eş başkanı Alice Weidel bu hafta, “Volkswagen, Porsche veya Infineon gibi önemli sanayi şirketleri bile kârlarında tarihi düşüşler kaydediyor ve önümüzdeki yıllarda yüz binlerce işten çıkarmayı planlıyor. Bu, iş merkezimizin sanayisizleşmesinin gerçekte ne kadar ilerlediğini gösteriyor,” diye konuştu.

Merz ve koalisyonu, bu sonbaharda AfD’nin Doğu Almanya’daki kalesi olan Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’da yapılacak eyalet seçimlerinde, bu kesintilerin seçmenler nezdinde nasıl yankı bulduğuna dair ilk ipuçlarını elde edecek.

Otomotiv devlerinin Çin açmazı

Çinli araçlar Avrupa pazarını domine etmeye başladı

Otomobil üreticileri Avrupa ve Kuzey Amerika’da iyi performans gösterirken, Çin’deki satışlardaki çöküş bu kârları silip süpürüyor.

Yurt içinde şiddetli rekabet ve kapasite fazlasıyla karşı karşıya kalan Çinli otomobil üreticileri, rekor sayıda araç ihraç ediyor.

Avrupa başlıca hedef pazar: Çin şu anda Avrupa’da, Almanya’nın Çin’de sattığından daha fazla otomobil satıyor.

Ve Avrupalı müşteriler bu araçları memnuniyetle satın alıyor. Otomobil lobi kuruluşu ACEA’nın en son verilerine göre, AB’deki Çin menşeli otomobil satışları bu yılın ilk yarısında yüzde 63 artış göstererek 2025’teki 338.000 adetten 2026’da yaklaşık 549.000 adete yükseldi.

Bu rakam, toplam otomobil satışlarının neredeyse yüzde 10’unu oluşturuyor.

Alman otomobil şirketleri Çin’e benzersiz bir şekilde bağımlı olsa da, Renault gibi Çin’de varlığı olmayan otomobil üreticileri bile Avrupa’da artan Çin otomobil satışlarının etkisini hissediyor.

Avrupalı otomobil analisti Matthias Schmidt, daha iyi teknolojiye sahip ucuz Çin otomobillerindeki artışın Renault ve düşük fiyatlı Dacia modellerini zor durumda bıraktığını söyledi.

Renault, perşembe günü yaptığı açıklamada, Dacia’nın 2026 yılının ilk yarısında satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 8 düştüğünü bildirdi.

Avrupalı şirketler, Çinli rakipleriyle işbirliği yapmak zorunda

Avrupa Komisyonu, bir anti-sübvansiyon soruşturmasının ardından Çin menşeli elektrikli araçlara gümrük vergisi uygulayarak yardımcı olmaya çalışıyor ama bu ek maliyetler akını durdurmada pek etkili olamadı.

Gümrük vergileri şarj edilebilir hibrit araçları kapsamıyor ve bu da Çinli otomobil üreticileri için kârlı bir boşluk bırakıyor.

Bu durumdaki değişim, bazı Avrupalı otomobil üreticilerini Çinli şirketlerle işbirliği yapmaya yönlendiriyor.

Fransız-İtalyan-Amerikan markası Stellantis, Çinli Leapmotor ile ortaklık kurdu. ACEA verilerine göre Leapmotor’un satışları 2025 yılının ilk yarısında sadece 7.701 adetten bu yıl 48.261 adete sıçradı.

Volkswagen’in CEO’su Blume, benzer bir strateji izleyeceklerini ima ederek yatırımcılara, otomobil üreticisinin Avrupa müşterileri için Çin’de üretilen bazı modellerini Avrupa’da üretmeye başlayabileceğini söyledi.

Volkswagen’in önemli hissedarlarından biri olan Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı Olaf Lies, bu yaz yaptığı açıklamada, otomobil üreticisinin Çin’in teknolojik ilerlemelerinin dışında kalmasının bir hata olacağını belirtti.

Lies, “Amacımız, teknolojik gelişmeleri birbirinden izole etmek olmamalı,” dedi.

Fakat analist Schmidt, böyle bir hamlenin Alman markasına zarar verme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.

Bu araçların özünde VW logolu Çin menşeli araçlar olacağını belirten Schmidt, bunun tüketicileri daha ucuz olan Çin versiyonunu satın almaya yöneltebileceğini ifade etti.

Yeni pazar arayışı hızlandı

Avrupalı otomobil üreticileri, gelişmekte olan pazarlarda büyüme yoluyla kendilerini kurtarmaya da çalışıyor.

Blume, yatırımcılarla yaptığı görüşmede, “Kuzey Amerika, Hindistan ve küresel güney, bizim için yarının büyüme motorları,” dedi.

Ne var ki Çinliler zaten bu pazarlarda yer almış durumda. Güneydoğu Asya ve Latin Amerika genelinde elektrikli araç satışlarında Çinli markalar hakim durumda.

Ağır darbe alan Avrupalı otomobil üreticileri, seri üretim konusundaki uzmanlıklarını sunarak savunma harcamalarındaki artıştan da kâr elde etmeyi umuyor.

Blume, yatırımcılara Volkswagen’in bir savunma şirketiyle “çok ileri aşamadaki görüşmeler” yürüttüğünü söyledi ve “bu yıl içinde bir karar alınmasını” beklediğini ekledi.

Fakat özellikle Almanya’daki bazı işçiler, silah endüstrisiyle ilişkilendirilmekten hâlâ çekiniyor.

Ayrıca Pekin’den misilleme gelme riski de var. Bu ayın başlarında Çin, Alman savunma devi Rheinmetall dahil 14 savunma ve teknoloji şirketine ihracat kısıtlamaları getirdi.

Bu önlemler, Çinli şirketlere uygulanan ihracat kısıtlamalarına misilleme niteliğinde olsa da, savunma sektörüne adım atan otomotiv şirketleri risk altında olabilir.

Pacheco, “Avrupalı otomobil üreticileri çok, çok dikkatli hareket etmeliler çünkü bu sadece hızlı bir kazanç değil. Öyle görünebilir ama o satranç tahtasına bir kez girdiğinizde, satranç oynamayı bilmeniz gerekir,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa’daki orman yangınları 3,1 milyar avro hasara yol açtı

Yayınlanma

Financial Times, Fransa, İspanya, Portekiz, Yunanistan ve Romanya’yı etkileyen orman yangınları ile aşırı sıcakların 2026 yangın sezonunun ilk iki ayında 3,1 milyar avro ekonomik kayba neden olduğunu bildirdi. Gazete, bu rakamın yanan alanların eski haline getirilmesi maliyetini yansıttığını ve nihai hasarın çok daha yüksek olacağını belirtti.

Financial Times (FT), Fransa, İspanya ve Avrupa’nın diğer bölgelerini etkisi altına alan orman yangınları ile aşırı sıcakların, 2026 yılı yangın sezonunun ilk iki ayında 3,1 milyar avroluk ekonomik kayba neden olduğunu bildirdi.

Gazete, Avro Bölgesi’nde en çok etkilenen beş ülke olan Fransa, İspanya, Portekiz, Yunanistan ve Romanya’daki olağanüstü yüksek sıcaklıklar ile orman yangınlarının yol açtığı hasarı hesapladı.

FT, 3,1 milyar avroluk rakamın yanan alanların önceki durumlarına getirilmesi için gereken restorasyon maliyetine ilişkin bir tahmin olduğunu belirtti.

Elde edilen rakam, Avrupa Komisyonu’nun metodolojisine dayanıyor ve Fransız hükümetinin hesaplamalarıyla örtüşüyor; ancak Avrupa Komisyonu’nun tüm AB için yıllık ortalama hasarı 2,5 milyar avro olarak öngören tahmininden farklılık gösteriyor. Yayında, nihai hasar tespitinin çok daha yüksek çıkacağı ifade edildi.

Fransa’nın savunma ve havacılık sanayisinin merkezi konumundaki Gironde bölgesinde çıkan yangınlar, jet motoru üreticisi Safran, havacılık şirketi Dassault Aviation ve roket üreticisi ArianeGroup gibi şirketleri üretimi durdurmaya ve personeli tahliye etmeye zorladı.

Kuraklık nükleer santralleri ve nehir taşımacılığını vurdu

FT, kuraklığın yarattığı ekonomik sonuçlara da dikkat çekti. Romanya’da Temmuz ayı sonunda Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin rekor düzeyde düşmesi nedeniyle Çernavoda Nükleer Santrali’nin birinci ünitesi devreden çıkarıldı.

Macaristan’da ise 2 Ağustos’ta Tuna’nın sığlaşması sebebiyle ülkenin tek nükleer santrali olan Paks tamamen durduruldu.

Macaristan Başbakanı Péter Magyar, enerji sistemi üzerindeki büyük yük nedeniyle halkın “en kritik beş günü” yaşayacağı uyarısında bulundu.

Yayında ayrıca kuraklığın Ren Nehri’ndeki su seviyesini de düşürdüğü belirtildi. Tuna’daki sığlaşmayla birlikte bu durum, mal tedarikinde aksamalara ve üretimde kesintilere yol açtı.

Avrupa iklim servisi Copernicus’un verilerine göre Haziran 2026, Batı Avrupa’da kayıt tutulan en sıcak haziran ayı oldu.

Robert Koch Enstitüsü’nün tahminlerine göre, 2026’nın başından bu yana Almanya’da aşırı sıcaklar 5 bin 120 kişinin ölümüne neden oldu; ölümlerin çoğu Haziran sonuna rastladı. Bu bilgileri Reuters aktardı.

Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 30 Temmuz itibarıyla derlediği verilere göre, yıl başından bu yana Avrupa Birliği ülkelerinde 434 bin 976 hektar alan yandı.

Bu rakam, geçen yılın aynı dönemindeki 346 bin 836 hektarlık yanmış alan miktarının üzerinde.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English