Avrupa
Fransa’da yeni hükümet kuruldu

Fransa Başbakanı François Bayrou 23 Aralık Pazartesi günü, aralarında iki eski başbakanın da bulunduğu “macroncular” ve önceki hükümetlerden bakanlardan oluşan bir ekiple son yedi yılın siyasi çizgisini koruyarak ülkenin 2024 yılındaki dördüncü hükümetini açıkladı.
Başbakan Michel Barnier hükümetinin aralık ayı başında düşmesine neden olan güvensizlik oylaması, muhalif güçlerin bir şeylerin değişmesi gerektiğine dair açık bir çağrısı gibi görünüyordu ama bu çağrının dikkate alınmadığı görülüyor.
Pazartesi günü kurulan hükümetin “Macron yanlısı tanıdık yüzler”, Bayrou’nun “sırdaşları”, eski bakanlar ve birkaç köklü muhafazakâr isimden oluştuğu görülüyor ve Macron’un siyasi çizgisinde en ufak bir değişiklik olmayacağına dair bir işaret veriyor.
Bayrou yönetimi pamuk ipliğine bağlı
Yönetim ekibinin sosyal demokratlara açılacağına dair umutlar da suya düştü. Bu haliyle hükümet, Barnier’nin iki buçuk ay görevde kaldıktan sonra düşen hükümetinden siyasi açıdan daha az çeşitliliğe sahip.
Ocak 2024’te görevi en genç başbakan olan Gabriel Attal’a devreden eski Başbakan Elisabeth Borne hükümete Eğitim, Araştırma ve İnovasyon bakanlığı ile geri döndü.
Bir başka eski Başbakan Manuel Valls (2014-2016) da denizaşırı bölgeler görevini üstlenecek. Eski bir sosyalistken Macron’un ilk destekçilerinden biri haline gelen Valls, “siyasi oportünizmi” nedeniyle eleştirilen bir figür.
Dört yıl boyunca içişleri bakanı olarak görev yapan Gérald Darmanin adalet bakanı oldu. Muhafazakâr Bruno Retailleau, Darmanin’den devraldığı içişleri bakanlığı görevini sürdürüyor.
Eski bir banka yöneticisi olan Eric Lombard, ekonomi ve maliye bakanı olarak atandı ve eski AB bakanı ve Fransa’nın OECD’deki daimi temsilcisi Amélie de Montchalin’in desteğiyle 2025 bütçesini hazırlamak ve kabul etmek gibi karmaşık bir görevi üstlenecek.
Bunu yapmak için her iki bakanın da Macron karşıtı siyasi grupların desteğini alması gerekecek.
Savunma Bakanı Sébastien Lecornu, Kültür Bakanı Rachida Dati, Çalışma Bakanı Catherine Vautrin, Tarım Bakanı Annie Genevard, Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ve Avrupa Bakanı Benjamin Haddad da dahil olmak üzere diğer bakanların çoğu yerlerinde kalıyor.
“Sadece isim olarak yeni”
Yeni kabinedekilerin çoğu tanınmış isimler ve hepsi geçmişte bakanlık görevlerinde bulunmuş. Hepsi de farklı derecelerde Macron’la ilişkili ve muhafazakârlar dışında, Macron’un siyasi macerasının ilk destekçilerinden.
Bu haliyle liste, bu hükümetin hayatta kalma olasılığı konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Bayrou hükümetinin hayatta kalma şansı bazı muhalif güçlerin desteğini alabilmesine bağlı.
Soldaki Yeni Halk Cephesi (NFP), yasal emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkaran 2023 emeklilik reformu bir kerede askıya alınmadığı sürece liberal görüşlü bir 2025 bütçesine büyük olasılıkla karşı çıkacak. Bayrou, “ince ayarlara ve iyileştirmelere” açık olduğunu fakat reformu askıya almayacağını söylüyor.
RN yeni hükümete yine “bir şans verecek”
Herhangi bir şekilde koalisyon görüşmelerine girmeyi reddeden Ulusal Birlik (RN) ise, tıpkı Barnier hükümetinde olduğu gibi bu yeni hükümete de bir şans vereceklerini açıkladılar.
Dolayısıyla hükümetin ayakta kalıp kalmayacağı yine RN’nin desteğini çekme ya da solun oy vereceği bir güvensizlik oylaması yapma kararına bağlı olacak.
RN’nin yeni yürütme üzerinde kurmaya hazır olduğu etkinin ilk işareti de ortaya çıktı. Parti, muhafazakâr siyasetçi Xavier Bertrand’ın Adalet Bakanı olarak atanmasına karşı çıkarak, aday gösterilmesinin “çok yanlış bir sinyal göndereceği” uyarısında bulundu.
Bertrand ise bir basın açıklamasında, “Marine Le Pen’in onayıyla kurulan bir Fransız hükümetinde yer almayı reddediyorum,” dedi ve bunun “değerlerine sırtımı dönmek” anlamına geleceğini söyledi.
RN Başkanı Jordan Bardella ise, X’te yaptığı paylaşımda, “François Bayrou başarısız bir koalisyon kurdu,” dedi.
Bayrou, bütçe açığını kapatmaya ve şirketleri savunmaya öncelik verecek
Pazartesi günü Bayrou, Barnier’nin bu yıl yüzde 6’dan fazla olan Fransa’nın bütçe açığını 2025 yılı sonuna kadar GSYİH’nin yüzde 5’ine düşürme hedefine mümkün olduğunca yaklaşmaya çalışmak gibi iddialı bir hedef belirledi.
BFM TV’ye verdiği demeçte Bayrou, “Bence bir anlaşmaya varmamızı ve bir denge kurmamızı sağlayacak 5 [GSYİH’nin yüzde 5’i] civarında, 5’ten biraz daha fazla bir şey bulmamız gerekiyor,” dedi.
Bayrou, “önceliğin verimsiz kamu harcamalarını kısmak olması gerektiğini” söyledi ve şirketlerden “geçici bir süre” için daha yüksek vergi ödemelerinin istenebileceğini sözlerine ekledi.
Bayrou, “Ben şirketleri korumaktan yanayım. Bazı kısa vadeli çabalar bulamayacağımızı söylemiyorum, fakat herkesin ulusal hazinenin nerede olduğunu bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ulusal hazine şirketlerdir. Onlar zenginlik yaratır. İstihdam yaratırlar,” dedi.
Yeni Maliye Bakanı da bütçe açığına işaret etti
66 yaşında eski bir bankacı ve teknokrat olan yeni Maliye Bakanı Lombard, Macron’un 2017’de kendisini toplu konut, altyapı ve yeşil projelere yatırım yapan grubun başına seçmesinden bu yana Fransız kamu yatırım fonu Caisse des Dépôts’u yönetiyordu.
Lombard da herhangi bir bütçe anlaşması için dengenin önemine değindi.
Lombard pazartesi günü geç saatlerde maliye bakanlığında düzenlenen devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, “Büyümeyi öldürmeden açığı azaltmalıyız. Aramamız gereken bu dengedir ve 2025 bütçesinin anlamı da budur,” dedi.
Lombard, Caisse des dépôts’un başına aday gösterilmeden önce BNP Paribas’ta çalışmış ve sigorta devi Generali’yi yönetmişti.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Avrupa
Sağlık Forumu: AB hastaneleri savaşa hazır değil

Uzmanlar, Avrupa sağlık sistemlerinin giderek daha tehditkar hale gelen jeopolitik ortama uyum sağlaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
Rapporteur’e göre siber saldırılardan dezenformasyona kadar uzanan yeni tehditlere ilişkin tartışmalar, bu hafta Avrupa Sağlık Forumu’nun düzenlendiği Avusturya’nın Bad Hofgastein kasabasının sakin atmosferiyle keskin bir tezat oluşturdu.
Avrupa Hastane ve Sağlık Federasyonu Başkanı Henriette Neumeyer, Ukrayna’daki savaşın, Avrupa’nın askeri krizlerden sadece dolaylı olarak, yani artan sağlık maliyetleri ve diğer ülkelerden gelen hastaların tedavisi yoluyla etkilenmediğini gösterdiğini söyledi.
Neumeyer, “Fakat ulusal düzeyde veya AB faaliyetleri bağlamında farklı senaryolara da hazırlıklı olmalıyız,” dedi.
Neumeyer, çatışmalarda sağlık tesislerine ve çalışanlarına yönelik saldırıları kınamanın yanı sıra, üye ülkeler arasında önemli eşitsizliklere dikkat çekti:
“Avrupa hastanelerinin hazırlık durumuna bakarsak, bazı zorluklarla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Araştırmalar, Almanya veya Hollanda gibi mali açıdan iyi donanımlı sistemlerde bile hazırlık konusunda eksiklikler olduğunu gösteriyor.”
Uzmanlar, sağlık sistemlerinin dayanıklılığının güçlendirilmesinin daha sağlam tedarik zincirleri, işgücü eksikliğini gidermeye yönelik önlemler ve ülkeler arasında daha yakın işbirliği gerektireceği konusunda hemfikirdi.
Son sekiz yılını Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Ukrayna temsilcisi olarak geçiren Jarno Habicht, “Sağlık saldırı altında” dedi ve şöyle devam etti:
“Bence en önemli şey, savaşın sağlık sistemini, insanların sağlığını ve tüm toplumu nasıl bir stres testine tabi tuttuğunu düşünmek.”
Habicht, Rapporteur’a verdiği demeçte, DSÖ’nün Ukrayna’da birinci basamak sağlık merkezleri, hastaneler ve ambulanslar da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerine yönelik 3.500’e yakın saldırıyı izlediğini belirtti.
Ayrıca, son aylarda ilaç depolarının giderek artan bir hızla tahrip edilmesi nedeniyle tedarik hatlarında aksaklıklar yaşandığını da vurguladı.
Habiht, “2026 yazından bu yana yaşadığımız bu sürekli baskı ve sivil altyapıya yönelik saldırılar, insani ihtiyaçları artıracaktır,” diye uyardı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor











