Bizi Takip Edin

Diplomasi

Çin’in Ukrayna için çözüm belgesi Batı’da ‘kuşkulu’ karşılandı

Yayınlanma

Çin, Ukrayna Savaşı’nın birinci yıl dönümünde siyasi çözüm çağrısı yaptı.

Pekin, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Dışişleri Direktörü Wang Yi’nin geçen hafta Münih Güvenlik Konferansı’nda duyurduğu “Çin’in Ukrayna Krizinin Siyasi Çözümüne İlişkin Pozisyonu” başlıklı belgeyi yayınladı.

Pekin’in çözüme dair izlenmesini önerdiği genel ilke ve esaslara yer verilen 12 maddelik belgede, ülkelerin egemenliklerine saygın gösterilmesi, meşru güvenlik kaygılarının dikkate alınması, askeri bloklaşmadan kaçınılması ve gerginliklerin aşamalı olarak azaltılarak ateşkesin sağlanması gerektiği vurgulandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın amaç ve ilkeleri doğrultusunda tüm ülkelerin bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün güvenceye alınması zorunluluğuna işaret edilen belgede, tüm tarafların, uluslararası hukuka ve uluslararası ilişkilerin temel normlarına uygun olarak, eşitliği ve adaleti sağlamak üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Ayrıca ilgili ülkelere, savaşı kışkırtacak tek taraflı yaptırımlardan vazgeçilmesi çağrısı yapıldı.

Stoltenberg: Güvenilir değil

Batılı liderlerden ise, Çin’in söz konusu çözüm planına ilişkin temkinli ve kuşkulu yorumlar geldi.

Pekin yönetiminin barış planı sunması hakkındaki görüşü sorulan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Çin’in işgali kınamadığını, dolayısıyla güvenilirliğinin bulunmadığını söyledi.

Rusya ile Çin arasında “sınırsız ortaklık” anlaşması yapıldığını anımsatan Stoltenberg, sonuçta bu savaşın müzakere masasında biteceğini, o zaman geldiğinde Ukrayna’nın elinin güçlü olması için muharebe alanında kazanmış olması gerektiğini ve bunun için de askeri desteğe ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Stoltenberg, “Yarın barışçıl bir çözüm bulmanın yolu bugün askeri destek vermekten geçer” dedi.

Sullivan: Rusya çekilirse savaş biter

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan da, Çin’in açıkladığı siyasi çözüm belgesi sorulduğunda, “Rusya Ukrayna’ya saldırmayı bırakıp kuvvetlerini geri çekerse savaş yarın sona erebilir” dedi.

CNN’e konuşan Sullivan, belgedeki “tüm ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi” maddesini işaret ederek, “Buna ilk tepkim, tüm ulusların egemenliğine saygı duymak olan birinci noktada durabileceğidir” dedi ve şöyle devam etti: “Ukrayna Rusya’ya saldırmıyordu. NATO Rusya’ya saldırmıyordu. ABD Rusya’ya saldırmıyordu. Bu, Putin tarafından yürütülen bir seçim savaşıydı.”

AB’den Rusya ile ‘sınırsız ortaklık’ hatırlatması

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise, Çin’in Ukrayna savaşının siyasi çözümü için açıkladığı maddeleri, Çin’in savaşın öncesinde Rusya ile ilan ettiği “sınırsız ortaklık” dahil olmak üzere aldığı pozisyonu göz önünde bulundurarak değerlendireceklerini söyledi.

Avrupa Birliği’nin Çin Büyükelçisi Jorge Toledo da, gazetecilere Çin’in görüş belgesinin bir barış önerisi olmadığını söyledi ve Reuters’e göre AB’nin belgeyi “yakından incelediğini” ekledi.

Steinmeier: Çin’in rolü tartışmalı

Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, Ukrayna’ya barış gelecekse bunun “adil ve kalıcı” bir barış olması gerektiğini vurgulayarak, adil barış yoluna yaklaştıracak her türlü yapıcı önerinin memnuniyetle karşılanacağını belirtti.

Çin’in Ukrayna için bir barış inisiyatifi sunarak böyle yapıcı bir rol oynamak isteyip istemediğinin tartışmalı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Steinmeier, şöyle devam etti:

“Eğer öyleyse Çin her halükarda sadece Moskova ile değil, Kiev ile de görüşmelidir. Eğer öyleyse Çin devletlerin ezici çoğunluğuna katılmalı ve Birleşmiş Milletler çatısı altında barış için çalışmalıdır. Eğer öyleyse her geçen gün çiğnenen Birleşmiş Milletler ilkelerini korumak için birlikte durmalıyız. Komşu ülkesini vahşice işgal eden, Rusya’dır. Cepheye yeni birlikler göndermeye devam eden Rusya’dır. Savaşı uzatan Batı’nın savunma yardımı değil, Rusya’dır. Barışı reddeden Ukrayna ya da müttefikleri değil, Rusya’dır. Putin savaşın gerçekten sona ermesini istiyorsa ne yapması gerektiğini biliyor ancak Rus birlikleri geri çekildiğinde müzakerelerin yolu açılmış olur. Birleşmiş Milletler kararının talep ettiği de budur.”

Ukrayna: İyiye işaret ama daha fazlası lazım

Diğer yandan Ukrayna, Çin’in pozisyon belgesini “iyiye işaret” olarak değerlendirerek, Pekin’i “daha fazlasını yapmaya” çağırdı.

Ukrayna’nın Çin Maslahatgüzarı Zhanna Leshchynska, “Çin, savaşı durdurmak ve Ukrayna’da barışı yeniden tesis etmek için elinden gelen her şeyi yapmalı ve Rusya’yı askerlerini geri çekmeye çağırmalı” ifadesini kullandı.

Çin’in “tarafsız” olarak her iki tarafla da konuşması gerektiğini söyleyen Leshchynska, “Çin’in Ukrayna ile konuşmadığını görüyoruz” dedi ve belge yayınlanmadan önce Kiev’e danışılmadığına dikkat çekti.

12 maddelik çözüm önerisi

Çin’in Ukrayna krizine siyasi çözüm önerilerini sıraladığı 12 maddenin tamamı ise şöyle:

1. Tüm ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi: BM Şartı’nın amaç ve ilkelerini içeren ve evrensel olarak tanınan uluslararası hukuka kesinlikle uyulmalıdır. Tüm ülkelerin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü etkili bir şekilde korunmalıdır. Büyük ya da küçük, güçlü ya da zayıf, zengin ya da fakir tüm ülkeler uluslararası toplumun eşit üyeleridir. Tüm taraflar, uluslararası ilişkileri yöneten temel normları ortaklaşa desteklemeli ve uluslararası adalet ve eşitliği savunmalıdır. Çifte standartlar reddedilirken, uluslararası hukukun eşit ve tek tip uygulanması teşvik edilmelidir.

2. Soğuk Savaş zihniyetinin terkedilmesi: Bir ülkenin güvenliği başka ülkeler pahasına sağlanmamalıdır. Bir bölgenin güvenliği askeri blokları güçlendirerek veya genişleterek sağlanmamalıdır. Tüm ülkelerin meşru güvenlik çıkarları ve endişeleri ciddiye alınarak uygun şekilde ele alınmalıdır. Karmaşık bir sorunun basit bir çözümü yoktur. Tüm taraflar, ortak, kapsamlı, işbirliği içinde ve sürdürülebilir güvenlik vizyonunu izleyerek ve dünyanın uzun vadeli barış ve istikrarını akılda tutarak, dengeli, etkili ve sürdürülebilir bir Avrupa güvenlik mimarisi oluşturmaya yardımcı olmalıdır. Tüm taraflar, başkalarının güvenliği pahasına kendi güvenliğinin sağlanmasına karşı çıkmalı, blok çatışmasını önlemeli ve Avrasya Kıtasında barış ve istikrar için birlikte çalışmalıdır.

3. Düşmanlıkların sona erdirilmesi: Çatışma ve savaş kimseye fayda sağlamaz. Tüm taraflar rasyonel davranmalı ve itidalli olmalı, ateşi körüklemekten ve gerilimi tırmandırmaktan kaçınmalı ve krizin daha da kötüleşmesini ve hatta kontrolden çıkmasını önlemelidir. Tüm taraflar, durumu kademeli olarak azaltmak ve nihayetinde kapsamlı bir ateşkese varmak için Rusya ve Ukrayna’yı aynı yönde çalışma ve doğrudan diyaloğu mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatma konusunda desteklemelidir.

4. Barış görüşmelerinin devam ettirilmesi: Diyalog ve müzakere, Ukrayna krizinin tek geçerli çözümüdür. Krizin barışçıl çözümüne yardımcı olan tüm çabalar teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Uluslararası toplum, barış için müzakereleri teşvik etme yönündeki doğru yaklaşıma bağlı kalmalı, çatışmanın taraflarının mümkün olan en kısa sürede siyasi çözüme giden kapıyı açmasına yardım etmeli ve müzakerelerin yeniden başlaması için koşullar ve platformlar oluşturmalıdır. Çin bu konuda yapıcı bir rol oynamaya devam edecektir.

5. İnsani krizin çözülmesi: İnsani krizi hafifletmeye yardımcı olan tüm önlemler teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. İnsani yardım operasyonları tarafsızlık ve yansızlık ilkelerini takip etmeli ve insani konular siyasallaştırılmamalıdır. Sivillerin güvenliği etkin bir şekilde korunmalı ve sivillerin çatışma bölgelerinden tahliyesi için insani koridorlar oluşturulmalıdır. Daha geniş ölçekte bir insani krizin önlenmesi amacıyla, ilgili bölgelere insani yardımın artırılması, insani koşulların iyileştirilmesi ve hızlı, güvenli ve engelsiz insani erişimin sağlanması için çaba gösterilmesi gerekmektedir. İnsani yardımın çatışma bölgelerine kanalize edilmesinde koordinasyon rolü oynaması konusunda BM desteklenmelidir.

6. Sivillerin ve savaş esirlerinin korunması: Çatışmanın tarafları uluslararası insancıl hukuka sıkı sıkıya bağlı kalmalı, sivillere veya sivil tesislere saldırmaktan kaçınmalı, kadınları, çocukları ve diğer çatışma mağdurlarını korumalı ve savaş esirlerinin temel haklarına saygı göstermelidir. Çin, Rusya ile Ukrayna arasında savaş esirlerinin değiş tokuşunu desteklemekte ve tüm tarafları bu amaç için daha uygun koşullar yaratmaya çağırmaktadır.

7. Nükleer santrallerin güvenliğinin sağlanması: Çin, nükleer santrallere veya diğer barışçıl nükleer tesislere yönelik silahlı saldırılara karşı çıkıyor ve tüm tarafları Nükleer Güvenlik Sözleşmesi (CNS) dahil olmak üzere uluslararası hukuka uymaya ve insan eliyle nükleer kazalardan kararlı bir şekilde kaçınmaya çağırıyor. Çin, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) barışçıl nükleer tesislerin güvenliğini ve emniyetini teşvik etmede yapıcı bir rol oynamasını desteklemektedir.

8. Stratejik risklerin azaltılması: Nükleer silahlar kullanılmamalı ve nükleer savaşlar yapılmamalıdır. Nükleer silah tehdidine veya kullanımına karşı çıkılmalıdır. Nükleer silahların yayılması önlenmeli ve nükleer krizden kaçınılmalıdır. Çin her koşulda, kimyasal ve biyolojik silahların herhangi bir ülke tarafından araştırılmasına, geliştirilmesine ve kullanılmasına karşıdır.

9. Tahıl ihracatının kolaylaştırılması: Tüm tarafların Rusya, Türkiye, Ukrayna ve BM tarafından imzalanan Karadeniz Tahıl Anlaşması’nın dengeli, tam ve etkin bir şekilde uygulaması ve BM’nin bu konuda önemli bir rol oynamasını desteklemesi gerekmektedir. Çin tarafından önerilen küresel gıda güvenliğine ilişkin işbirliği girişimi, küresel gıda krizine uygulanabilir bir çözüm sunuyor.

10. Tek taraflı yaptırımların durdurulması: Tek taraflı yaptırımlar ve maksimum baskı sorunu çözmez, sadece daha fazla sorun yaratır. Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanmayan tek taraflı yaptırımlara karşı çıkıyor. İlgili ülkeler, Ukrayna krizinin sönümlendirilmesinde üzerlerine düşeni yapmak ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini büyütmeleri, halklarının yaşamlarını iyileştirmeleri için koşullar yaratmak amacıyla birbirlerine karşı tek taraflı yaptırımları ve sınır aşan yargı faaliyetlerini istismar etmeyi durdurmalıdır.

11. Sanayi ve tedarik zincirlerinde istikrarın korunması: Tüm taraflar, mevcut dünya ekonomik sistemini ciddiyetle sürdürmeli ve dünya ekonomisinin siyasi amaçlar için bir araç veya silah olarak kullanılmasına karşı çıkmalıdır. Krizin yayılma etkilerini azaltmak ve enerji, finans, gıda ticareti ve ulaştırma alanlarındaki uluslararası işbirliğini kesintiye uğratmasını ve küresel ekonomik toparlanmayı baltalamasını önlemek için ortak çaba gösterilmesi gerekiyor.

12. Çatışma sonrası yeniden yapılanmanın teşviki: Uluslararası toplum, çatışma bölgelerinde çatışma sonrası yeniden yapılanmayı desteklemek için önlemler almalıdır. Çin, yardım sağlamaya ve bu çabada yapıcı bir rol oynamaya hazırdır.

Diplomasi

AstraZeneca-Bristol Myers birleşme görüşmeleri şaşkınlık yarattı

Yayınlanma

AstraZeneca hisseleri, şirketin Bristol Myers Squibb ile olası bir birleşme konusunda görüşmeler yaptığına dair haberlerin ardından %7’ye varan bir düşüş yaşadı.

Analistler, bu anlaşmanın ilaç sektörünün en güçlü büyüme hikayelerinden biri için şaşırtıcı bir stratejik hamle olacağını belirtti.

Anlaşma gerçekleşirse, şirketlerin toplam değeri yaklaşık 400 milyar dolara ulaşabilir ve bu, tarihteki en büyük ilaç sektörü birleşmeleri arasında yer alabilir.

Görüşmelerin ayrıntıları henüz netleşmemiş ve kaynaklar Financial Times’a (FT) bir anlaşmanın “asla gerçekleşmeyebileceğini” belirtmiş olsa da, analistler, güçlü ilaç geliştirme portföyü sayesinde CEO Pascal Soriot yönetiminde piyasa değeri hızla artan AstraZeneca’nın neden böyle bir işlemi peşinde olduğunu sorguladılar.

Londra Borsası’nda işlem gören AstraZeneca hisseleri son olarak %4,7 düşüşle işlem gördü ve büyük ölçüde yatay seyreden İngiltere’nin önemli endeksi FTSE 100 üzerinde baskı yarattı.

Bristol Myers hisseleri ise ABD piyasa açılış öncesi işlemlerde %6 değer kazandı.

Pazartesi günkü işlem seansına girerken, AstraZeneca’nın piyasa değeri 264 milyar dolardı.

Bu rakam, şirketin sağlam bir yeni ilaç portföyü geliştirmesiyle birlikte, son on yılda ve CEO Pascal Soriot’un 2012’de göreve gelmesinden bu yana istikrarlı bir şekilde yükseldi.

Şirket, geçen yılki 58,7 milyar dolardan 2030 yılına kadar 80 milyar dolarlık satış hedefliyor.

Bristol Myers’ın piyasa değeri yaklaşık 133 milyar dolar ve şirket birçok ilacın tekel hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Patentlerin süresi doldukça ve kan inceltici Eliquis ile kanser ilacı Opdivo gibi en çok satan ilaçlar jenerik ilaçlarla rekabet etmeye başladıkça, şirketin büyüme oranının gelecek yıldan itibaren düşüş göstermesi bekleniyor.

Analistler, hem haberin kendisi hem de zamanlaması karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi.

Jefferies analistleri pazartesi sabahı yaptıkları açıklamada şunları söyledi:

“AZ’nin büyüme ve inovasyon profilinin gücü göz önüne alındığında, biraz şaşkın durumdayız. Elbette finansal değer artışı iyi görünebilir ve belki de daha fazla nakit akışı, daha fazla Ar-Ge’ye olanak sağlayabilir. Fakat finansal mühendisliğe ihtiyaç duymayan bir şirket varsa, o da AZ’dir.”

RBC Capital Markets analistleri, Bristol Myers’ın yeni kan inceltici ilacı milvexian için önemli klinik deneme sonuçlarının açıklanmasının yaklaştığını ve şizofreni ilacı Cobenfy’nin kullanım alanının genişletilmesinin de iki şirket arasındaki ürün yelpazesi sinerjisini belirsiz hale getirdiğini belirtti.

Birleşme görüşmelerinin ardındaki gerekçelerden biri, AstraZeneca’nın bu yılın başlarında önceki ADR programının yerine New York Borsası’nda doğrudan halka arz işlemini tamamlamasının ardından, kilit öneme sahip ABD pazarına daha fazla yaklaşma yönündeki stratejik isteği olabilir.

AstraZeneca’nın 2026 yılının ilk yarısındaki toplam satışlarının %42’sini ABD satışları oluşturdu ve şirket, büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için açıkça ABD pazarını hedefliyor.

Öte yandan, New Jersey’nin Princeton kentinde bulunan Bristol Myers Squibb, son çeyrekte gelirlerinin %69’unu ABD pazarından elde etti.

Jefferies, odak noktasının muhtemelen daha da büyük bir onkoloji devi oluşturma potansiyeli üzerinde olacağını ve AstraZeneca ile Bristol Myers’ın birleşik kanser ilacı portföyünün sektördeki en geniş portföy olmasının, potansiyel olarak antitröst incelemesine yol açabileceğini belirtti.

Şirketlerin onkoloji, kardiyovasküler hastalıklar ve immünoloji alanlarında çakışmalar olsa da, ürün geliştirme programları büyük ölçüde birbirini tamamlayıcı nitelikte.

AstraZeneca katı tümörlerde daha güçlüyken, Bristol Myers Squibb ise kan kanserleri ve hücre tedavilerine daha fazla odaklanıyor.

Citi analistleri, birleşme görüşmeleriyle ilgili haberlerin doğru olması halinde, AstraZeneca’nın “sınıfının en iyisi” ürün yelpazesi göz önüne alındığında bunun bir “sürpriz” olacağını belirtti.

Bununla birlikte AstraZeneca, bir kalp hastalığı ilacına yönelik geç aşama klinik denemenin bu ayın başlarında hedefine ulaşamaması nedeniyle nadir görülen bir aksilik yaşadı.

Sonuçlar açıklanmadan önce yönetimin sergilediği güven göz önüne alındığında, bu durum yönetimin güvenilirliği konusunda bazı soru işaretleri doğurdu.

Buna rağmen çoğu analist, 80 milyar dolarlık satış hedefinin on yılın sonuna kadar ulaşılabilir olduğunu düşünmeye devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Zelenskiy büyükelçilere talimatı verdi: Herkes ülkeye silah getirecek

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, diplomatik misyon şefleriyle yaptığı yıllık toplantıda büyükelçilerin performansının artık sağladıkları askeri ve finansal desteğe göre ölçüleceğini açıkladı. Büyükelçilere bulundukları ülkelerden silah ve hava savunma füzesi temin etme talimatı veren Zelenskiy, Avrupa ortaklığıyla yürütülen FREYJA füze projesinin ve Drone Deal girişiminin yeni ayrıntılarını paylaştı

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ülkenin dış diplomatik misyon şefleriyle gerçekleştirdiği yıllık toplantıda diplomasi anlayışında radikal bir değişime gidildiğini duyurdu.

Euractiv’in haberine göre Zelenskiy, büyükelçilerin başarısını belirleyen temel ölçütün bundan böyle Ukrayna’ya sağladıkları silah miktarı olacağını açıkladı.

Büyükelçilere protokol işlemlerini bir kenara bırakıp somut askeri yardıma odaklanmaları talimatını veren Zelenskiy, her diplomatın görev yaptığı ülkeden silah getirmesi ve hava savunma füzelerinin nereden tedarik edilebileceğini tam olarak bilmesi gerektiğini vurguladı.

Zelenskiy, büyükelçiliklerin performans göstergelerinin askeri teslimatlar ve finansal destek ekseninde yeniden yazılması çağrısında bulundu.

Askeri teçhizat ve savunma teknolojisi tedarikinin yalnızca askeri ateşelerin görevi olmadığını belirten Zelenskiy, bu sürecin doğrudan büyükelçilerin kendi diplomatik sorumluluğu haline geldiğini ifade etti.

Zelenskiy, diplomatik başarının düzenlenen toplantı sayıları veya sosyal medyadaki beğeni oranlarıyla değil; temin edilen silahlar, finansal kaynaklar ve alınan siyasi kararlarla ölçüleceğinin altını çizdi.

Konuşmasında Ukrayna’nın planlanan Avrupa anti-balistik füze projesi FREYJA hakkında da yeni ayrıntılar paylaşan Zelenskiy, bu çalışmayı ülkenin en iddialı fikirlerinden biri olarak tanımladı.

Tasarlanan girişim kapsamında Ukrayna, önleyici füze ile fırlatma sistemlerini üretecek; Avrupalı ortaklar ise radar, sensör ve diğer kritik teknolojileri sağlayacak.

Zelenskiy, şimdiden 10 ülkenin ve 12 savunma şirketinin katıldığı projenin yeni ortaklara açık kalmayı sürdürdüğünü kaydetti.

Kiev yönetiminin Drone Deal (İHA Anlaşması) girişimini de hızlandırdığını aktaran Ukrayna lideri, şu ana kadar dokuz ülkeyle anlaşma imzalandığını, 15 ülkeyle ise müzakerelerin devam ettiğini açıkladı.

Zelenskiy, oluşturulan bu çerçevenin Ukrayna savunma sanayisine her yıl düzenli finansman sağlayacağını, partner ülkelerin ise Ukrayna’nın muharebe sahasında test edilmiş teknolojilerine erişim elde ederek kendi güvenliklerini güçlendireceğini belirtti.

Güvenlik bürokrasisinde yeni atamalar

Zelenskiy, kabinede gerçekleştirdiği son revizyonun ardından güvenlik bürokrasisine yapılan iki yeni atamayı da duyurdu.

Eski Savunma Bakanı Rustem Umerov’un Ukrayna Dış İstihbarat Servisinin başına getirildiğini açıklayan Zelenskiy, bu görevlendirmenin diplomasiyi, savunma işbirliğini ve kilit ortaklarla yürütülen müzakereleri daha iyi koordine etmeyi sağlayacağını ifade etti.

Ukrayna Devlet Başkanı, İgor Klimenko’yu ise Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyinin yeni sekreteri olarak atadı. Konseyin, yaklaşan kış mevsimi öncesinde Ukrayna’nın direnç kabiliyetini koordine etmede daha büyük bir rol oynaması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Gürcistan’ın tek rafinerisi Rus petrolünü tamamen kesiyor

Yayınlanma

Gürcistan’ın tek petrol rafinerisi Kulevi, Rus ham petrolünü Kazakistan ve Libya menşeli hammaddelerle değiştirerek eylül sonuna kadar geçişi tamamlamayı hedefliyor. İşletmeci Black Sea Petroleum, Avrupa Komisyonu’nun tanıdığı altı aylık geçiş süresine uyduğunu açıkladı ve Libya petrolü için 2027 sonuna kadar geçerli sözleşme imzaladığını duyurdu.

Gürcistan’ın liman kenti Kulevi’deki tek petrol rafinerisi, Rus ham petrolünü Kazakistan ve Libya’dan gelecek hammaddelerle değiştirerek eylül ayı sonuna kadar tamamen Rus olmayan petrole geçmeyi planlıyor.

Tesisin işletmecisi Black Sea Petroleum (BSP), yayımladığı basın bülteninde bu stratejik değişimin takvimini ve yeni tedarik kaynaklarını resmen açıkladı.

Şirket, 1 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı duyuruda, ağustos-eylül 2026 döneminde tamamen Rus olmayan ham petrol işleyeceğini ilan etmişti.

Kulevi Rafinerisi, temmuz ayı başında Kazakistan menşeli petrolü işlemeye başladı; kalan hacmin ise ağustos ayında işlenmesine devam edilecek.

Libya petrolü için uzun vadeli sözleşme

Black Sea Petroleum, 3 Temmuz’da uluslararası bir ticaret şirketiyle imzaladığı sözleşme kapsamında Libya’dan bir petrol sevkiyatının ağustos ayının ikinci yarısında Kulevi’ye ulaşacağını bildirdi.

Şirketten yapılan açıklamada, bu anlaşmanın 2027 yılı sonuna kadar geçerli olduğu ve uzatma seçeneği içerdiği belirtildi.

BSP, Avrupa Komisyonu’nun 24 Temmuz’da teyit ettiği altı aylık geçiş dönemine atıfta bulundu.

Komisyon, rafinerinin Rus hammaddesinden vazgeçmesi için tanınan süreyi doğruladı; şirket de attığı adımların “bu amaca ve zaman çizelgesine uygun” olduğunu kaydetti.

Şirket yetkilileri, tedarik çeşitlendirmesini sürdüreceklerini, düzenleyici kurumlarla yapıcı diyalog içinde olacaklarını ve Rus olmayan petrole geçiş sürecinde üretim istikrarını korurken “açık ve doğrulanabilir ilerleme kanıtları” sunacaklarını taahhüt etti.

Gürcü rafineri, Rus petrolünden vazgeçme kararını ilk kez 1 Temmuz’da duyurmuştu. BSP o tarihte, hammadde değişikliğinin tesise daha yüksek kâr marjlı pazarlara erişim imkanı sağlayacağını vurgulamıştı.

Şirketin verilerine göre tesis, 2026 yılının ilk yarısında 650 bin tondan fazla ham petrol işledi.

Black Sea Petroleum’un üretim planları arasında, 2027’nin ilk çeyreğinde yol bitümü ve ikinci çeyreğinde jet yakıtı üretmeye başlamak yer alıyor.

AB, Gürcistan’ın tek petrol rafinerisine yaptırım kararı aldı

AB yaptırımı ve artan Rus petrolü alımları

Avrupa Birliği’nin temmuz ayında üzerinde mutabık kaldığı 21. Rusya karşıtı yaptırım paketi, Kulevi Rafinerisi’ni de kapsadı.

Tesis, üç Rus ve bir Belarus rafinerisiyle birlikte yaptırım listesine alındı. Ancak Gürcü rafineriye yönelik AB yaptırımları önleyici nitelik taşıyor; bu önlemler, tesisin Rus petrolünü işlemeyi bırakmaması durumunda 25 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek.

Moskova, söz konusu yaptırımları yasa dışı olarak nitelendiriyor.

Gürcistan’ın Rus petrolü alımları ise 2025 yılında belirgin bir artış gösterdi. Ulusal İstatistik Servisi’nin verilerine göre ülke, 2025’te Rusya’dan 95,8 milyon dolar karşılığında 225 bin 300 ton ham petrol satın aldı.

Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla 21 kattan fazla bir yükselişe işaret ediyor. Tedariklerin büyük bölümü, Kulevi Rafinerisi’nin faaliyete geçtiği 2025 sonbaharında gerçekleşti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English