Bizi Takip Edin

Amerika

“Hint-Pasifik Stratejisi” ile genişleme planı: EDCA

Yayınlanma

“Hint-Pasifik” terimi artık bölgesel ve bölge dışı ülkelerdeki diplomatik sözlükte ve jeo-stratejik düşüncede yer bulup “Asya-Pasifik” kavramsallaştırmasının yerini almaya başladığı bir dönemde, terimin entelektüel kökleri 1920’lere kadar gitmekte ancak son yüzyılda büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından yeniden canlandırılması özel bir duruma işaret ediyor: Çin Halk Cumhuriyeti’nin yükselişi. Terimin tartışmalı yorumu, her ülkenin bu coğrafi alanı kendi ulusal çıkarlarının merceğinden nasıl gördüğünü ortaya koyarak, terimin ne kadar derinden politik olduğunu gösteriyor. Bu ne şaşırtıcı ne de uluslararası siyaset için yeni bir olay. Bununla birlikte, Washington “Hint-Pasifik” söyleminde, coğrafi bir alan ile öncelikle Çin’e yönelik bir “strateji”yi ortak çıkar haline getirme hedefi izlemiştir.

ABD dış politikası, Asya’yı bölgedeki çıkarlarını en iyi yansıtacak şekilde tanımlama konusunda mücadele etme yolunu seçti. ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonrası bölgedeki planlamasına bakıldığında, bu kavramsallaştırmalar arasında bir süreklilik zincirinin hızlı şekilde arttığı görülüyor. ABD’nin bölgedeki etkisini azaltabilecek potansiyel sözde düşmanlar üzerinde kontrol arzusu bölgenin iki farklı kampa bölündüğü “Soğuk Savaş” süreci ile bölgesel aktörlerin dönüşümünü ortaya çıkardı. Washington’un “özgür ve açık Hint-Pasifik”inin normatif mantığı, Çin’i “stratejisinin” merkezine yerleştirerek tam Soğuk Savaş dönemi büyük güç çatışması adı altında bir tuzağı tetikledi.

Hint-Pasifik ile ilgili resmi söylem, Barack Obama yönetimi sırasında özellikle yetkililerin Avustralya ve Hindistan ile ilişkilerini açıklarken, Trump yönetimi altında ABD’nin Asya’ya yaklaşımını yansıttı. 2017’de Donald Trump, ülkeleri özgür ve açık bir dünya seçmeye çağırdığı “Hint-Pasifik rüyasını” duyurdu. Sırasıyla 2017 ve 2018’de yayınlanan Ulusal Güvenlik Stratejileri ve Ulusal Savunma Stratejilerinde hızla bu strateji benimsendi. Her iki belge de Çin’in bölgedeki rolü konusunda sert bir tavır aldı, onu stratejik bir rakip olarak açıkça kabul ederek Hint-Pasifik’te Çin’e karşı koymanın ABD stratejisinin mihenk taşı olacağını iddia etti. 2018’de Trump, ABD’nin bölgedeki askeri önceliklerini yansıtan sembolik bir jest olarak, Amerika’nın en eski ve en büyük askeri komutanlığı olan Pasifik Komutanlığı’nın adını Hint-Pasifik Komutanlığı olarak değiştirdi.

“Pasifik ortaklığımızı ciddiye alan bir Pasifik ülkesi olarak, aktif ve kalıcı varlığımızı geliştirmeye devam edeceğiz.”

-Dışişleri Bakanı John Kerry

 Washington’un Çin’e karşı genel rekabet stratejisinin bir parçası olarak ABD Savunma Bakanlığı, Hint-Pasifik Stratejisini 2019’da yayınladı. Pentagon’un bölgeye bakışının bölgedeki Çin etkisini sınırlama arzusundan kaynaklandığı, 2018 Şubat tarihli gizli bir planlama belgesi olan ABD Hint-Pasifik için Stratejik Çerçevesi’nde açıklığa kavuşmuş durumdaydı. 2022 Hint-Pasifik Stratejisi, bölgeye “Amerika’nın odaklanmasını yoğunlaştırmanın” bir nedeni olarak “Çin tehdidi” iddiasını ortaya attı.

Geniş ve çeşitliliğe sahip bir bölgede Çin’e böylesine miyop bir odaklanmanın sonucu, ABD’nin bölgenin karmaşıklığı ve tarihsel dinamikleri konusundaki cehaletini ortaya koyuyor. ABD stratejileri, bölge ülkelerini birbirine bağlayan güçlü sosyal, ekonomik, siyasi ve medeniyet bağlarını hesaba katmakta başarısız kalacak tezler ile yüklü.

Bu strateji ile bölgede hızlı bir çevreleme politikası izleyen ABD, QUAD ile askeri iş birliği adımları izlerken bölgesel bağlar bazında ilk olumsuz tepkisini Hindistan’dan almıştı. Dönemde Donald Trump ile güçlü ilişkiler geliştiren Narendra Modi hükümeti, bölgesel diplomasi teamülleri ve ilişkiler gereği II. Dünya Savaşı ardından uyguladığı “Bağlantısızlar Hareketi”nde kalarak QUAD içerisinde aktif bir görünüm almamıştır.

Ancak bölgede ABD ile ortak duruş sergilemek isteyen diğer neoliberal ve muhafazakâr hükümetler Hint-Pasifik stratejisi için devlet politikalarında değişiklik yapacak kadar geniş manevra alanları yaratarak süreç yönetimine koyulmuştur. 

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe, QUAD’ın “özgür ve açık bir Hint-Pasifik” sağlama gücüne güçlü bir şekilde inanıyordu. Abe, Trump yönetimini Hint-Pasifik’teki bu koalisyon yaklaşımının değeri konusunda ikna etmeye çalıştı. Japonya, dünya ile ticaretinde büyük ölçüde açık deniz yollarına bağımlıdır. ABD ve Japon orduları halihazırda bölgede yakın bir şekilde çalışmaktadır ve Japonya’nın Öz Savunma Kuvvetleri, Avustralyalı ve Hintli muadilleriyle yavaş yavaş ilişkiler kurmuştur.

Kırılgan demokrasiye sahip olan Güney Kore’de muhafazakâr Yoon Suk-yeol yönetiminin başa gelmesiyle, Çin ve Kuzey Kore ilişkileri düzelme trendini kaybederek, ABD çıkarlarına hizmet edecek seviyeye ilerlemiştir. Hatta tarihsel sorunları içeren Kore-Japonya ilişkileri bir anda ortak bir vizyonda birleşerek (Hint Pasifik Stratejisi) ABD çatısı altında yeniden şekillenmeye başladı.

ABD bölgede Tayland’da dahil olmak üzere daha geniş askeri üsler kullanıma açmak için çeşitli savunma alanları arayışına devam ediyor.

EDCA anlaşması ve Tayvan stratejisi

Gelişmiş Savunma İş Birliği Düzenlemesi (EDCA) kapsamında dört yeni askeri üs içerecek şekilde genişleme Filipinler ile imzalandı. Bu anlaşmaya göre, Cagayan, Santa Ana’daki Camilo Osias Deniz Üssü; Gamu, Isabela’daki Melchor Dela Cruz Kampı; Palawan’daki Balabac Adası; ve Cagayan’daki Lal-lo Havaalanı ABD Ordularının kullanımına açılacak.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre: Mevcut beş bölgeye ek olarak, bu yeni lokasyonlar ABD ve Filipin Silahlı Kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini güçlendirecek ve Hint-Pasifik bölgesindeki doğal ve insani afetler de dahil olmak üzere bir dizi ortak zorluğa birlikte daha sorunsuz bir şekilde yanıt verilmesini sağlayacaktır. Savunma Bakanlığı, bu lokasyonlardaki modernizasyon projelerini hızla sürdürmek için Filipinler Milli Savunma ve Silahlı Kuvvetler Bakanlığı ile birlikte çalışacak.

2014 yılında ABD Başkanı Barack Obama tarafından imzalanan EDCA, ABD’nin ortak eğitim, ekipmanın önceden konumlandırılması, yakıt depolama ve askeri konut gibi tesislerin inşası için Filipin üslerine erişmesine izin verirken kalıcı bir varlık olmadığı savunuluyor.

Washington, Çin’e karşı Filipinler’deki güvenlik seçeneklerini genişletmeye istekliyken, Manila Güney Çin Denizi’ndeki tartışmalı toprak iddiaları ve Tayvan Boğazı’ndaki olası bir gerginlik için savunmasını güçlendirmeyi hedefliyor.

Konuyla ilgili şubat ayında açıklama yapan bir Beyaz Saray yetkilisi, bu hamlenin Biden için çok önemli olduğunu vurgulayarak, “bölge çapındaki stratejik çabalarımızın bir parçası” dedi.

Filipinler, ABD’yi, bölgede Çin’e karşı çok önemli bir karşı ağırlık olarak görüyor ve Washington bu kapsamda Filipin kuvvetleri, gemileri veya uçakları tartışmalı sularda saldırıya uğrarsa Filipinler’i savunmaya gelme sözü vermişti.

Konuyla ilgili Çin, Luzon ve Palawan’ın, Çin’in Tayvan Adası ve askeri üs olarak kullanılan Nansha Adaları’na çok yakın olduğunun altı çizilerek, “Çin’i hedef alma niyeti bundan daha açık olamazdı” ifadesi kullanılıyor.

Askeri bakış açısından, ABD ordusunun Filipinler’de daha fazla üsse erişimi, Çin ile ABD arasında Tayvan sorunu veya Güney Çin Denizi’nde bir çatışma çıkması durumunda ABD kuvvetlerine daha fazla esneklik sağlayacaktır. Öte yandan konu hakkında konuşan Çin Dışişleri Bakanlığı, bu hamlenin gerilimi tırmandıracağı ve bölgedeki barış ve istikrarı tehlikeye atacağının altını çiziyor.

ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi, hangi büyük gücün propagandasını yaptığına bakılmaksızın, dışlayıcı bir bölgesel düzen vizyonuna benimsiyor. Çin’in yükselişi şüphesiz Washington için bir meydan okumadır, ancak cevap Asyalı ortaklarını birbirine yabancılaştırma pahasına sıfır toplamlı bir rekabet olmamalıdır.

Amerika

Şirketler, ChatGPT ve Google’ın yapay zeka aramasını manipüle etmek için Reddit’i kullanıyor

Yayınlanma

Biohacking alt forumunun moderatörleri, peptid ve hormon replasman tedavisi şirketlerinin, gönderilerinin yapay zeka sohbet robotları tarafından taranması amacıyla Reddit’e gizlice spam gönderdiğini ileri sürdü.

Bu strateji, söz konusu sohbet robotlarının tarayacağı temel kaynak materyali (bu durumda popüler bir Reddit topluluğu) manipüle ederek, robotların verdiği yanıtları sistematik olarak yönlendirme çabasını yansıtıyor.

404 Media’nın aktardığına göre geçen hafta yayınlanan bir gönderide, “r/biohackers” moderatörleri, peptidleri ve hormon replasman tedavisini (HRT) üreten, pazarlayan ve satan şirketlerin manipülasyon girişimleri nedeniyle bu konularla ilgili yeni gönderileri yasaklayacaklarını açıkladı.

“r/biohackers” takviye kullanımı, deneysel farmakoloji ve diğer uzun ömürlülük veya fitness ile ilgili temalar hakkında uzun süredir devam eden bir alt forum.

Peptitler ve HRT, özellikle şirketler bunları etiket dışı veya gri pazar bileşikleri olarak pazarlamaya çalıştıkça, alt forumda son derece popüler bir tartışma konusu haline gelmişti.

Moderatörler bir gönderide şunları yazdı:

“AI arama motorları Reddit’ten giderek daha fazla yanıt alırken, şirketler bizi AEO [Yanıt Motoru Optimizasyonu] için kullanıyor. Üstelik, peptidlere olan ilgi ve AI kullanımı patlaması alt forumu istila etti. Bunların birleşimi, içerik kalitesine ciddi bir baskı oluşturdu.”

AEO, AI motoru optimizasyonu ve markaların ve pazarlama şirketlerinin büyük dil modelleri tarafından taranmasını umdukları içerik oluşturmaya çalıştıkları arama motoru optimizasyonunun (SEO) evrimleşmiş hali.

Botlar, sahte hesaplar ve markaları tanıtmak için ücret ödenen gerçek hesaplar ile Reddit’i manipüle etmek, AEO yapan firmaların temel stratejisi haline geldi.

Çünkü Reddit, ChatGPT ve Google’ın AI araması gibi popüler AI araçları tarafından en sık alıntılanan kaynaklardan biri.

Örneğin, RedRover adlı bir şirket, şirketlere AEO ve SEO hizmetleri sunuyor. Ana sayfasında, “Arama sonuçlarında 1. sıraya çıkın ve AI tarafından alıntılanın: Google, ChatGPT ve Reddit’te sıralamanızı yükseltmek için içerik yayınlayan AI ajanları, internetin her köşesinden sitenize trafik çekiyor,” yazıyor.

RedRover, “SEO ve AEO sorunlarını büyük ölçekte çözen blog içeriği ve Reddit gönderileri yayınlayan bir ajan ordusu” sloganıyla reklam yapıyor.

Peptitler, GLP-1’den kas gelişimi ve toparlanması, saç uzaması, cilt bakımı ve yaşlanmayı geciktirme gibi amaçlarla kullanılabilen bir dizi bileşik ve gri pazar maddesine kadar uzanan, enjekte edilebilir amino asit yelpazesini kapsıyor.

HRT de birçok nedenden dolayı kullanılıyor: Özellikle trans bireyler tarafından cinsiyet kimliğini destekleyici bakım olarak, perimenopoz veya menopoz döneminden geçen kadınlar tarafından ve yaşam süresini uzatma ve biyo-hack topluluklarındaki kişiler tarafından.

Bu iki sektör de son yıllarda büyük bir patlama yaşadı. Sektör, meşru bir şekilde faaliyet göstermeye çalışan şirketler ile ürünleri güvenli olmayabilecek daha şüpheli şirketlerin bir karışımından oluşuyor.

404 Media’ya göre temel olarak bu sektör sağlık alanında bir tür “Vahşi Batı” gibi.

Biohackers alt forumunun moderatörlerinden biri verdiği demeçte, “Peptidler gibi, pek fazla düzenlemeye tabi olmayan ve giderek yaygınlaşan bileşiklerin yükselişine tanık oluyoruz; bunların klinik olarak doğrulanması konusunda büyük bir potansiyel ve inovasyon fırsatı görüyoruz. Ama bununla birlikte, inanılmaz derecede riskli tedarik kaynakları ve birkaç santim daha uzamak istediğini belirten gençlerin paylaşımlarını da görüyoruz. Ayrıca, bu peptidleri tanıtmaya ve çocukları kendilerinden satın almaya ikna etmeye çalışan satıcıların yapay zeka manipülasyonlarına da tanık oluyoruz,” dedi.

Bu alt forumun sağlık ve kişisel deneyim odaklı yapısı göz önüne alındığında, moderatör, güvenilmez bir şirketin ürününü tanıtmasından ve birinin bu ürünü kullanarak zarar görmesinden endişe duyduklarını belirtti.

Reddit’teki manipülasyonu durdurmak inanılmaz derecede zor hale geldi, çünkü bunu yapan şirketler giderek daha sofistike hale geliyor.

Moderatör, markaların yorumlara girip ürünlerini önerdiği gerçekten standart ve uzun süredir uygulanan stratejiler olduğunu söyledi. 

Okumaya Devam Et

Amerika

Büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka harcamalarını karşılamak için nakit arayışında

Yayınlanma

Meta ve Google, yapay zeka harcamaları için giderek artan masraflarını karşılamak amacıyla dün fon toplama ve gelir elde etme konusunda yeni yöntemler açıkladı.

Google bu kapsamda daha fazla hisse satacak. Ana şirket Alphabet, kısa süre önce duyurduğu hisse satışını 80 milyar dolarlık hisse değerinden yaklaşık 85 milyar dolara çıkardı.

Orijinal tutarda bile bu, şimdiden dünyanın en büyük sermaye artırımı olacaktı.

Meta ise ilk kez işletmelere bir yapay zeka ajanı satacak. Ajan WhatsApp, Messenger ve Instagram üzerinden müşterilerle sohbet etmek üzere tasarlandı.

Meta, botun nihayetinde pazar araştırması ve ürün analizleri gibi daha üst düzey görevler için de kullanılmasının planlandığını belirtti.

Bot, Meta One’ın işletmelere yönelik kademelerinden birine yapılan abonelik kapsamında sunulacak.

Meta’nın WhatsApp Business Platform’unu kullanan büyük işletmelerden, yeni yapay zeka ajanı için kullanım bazında ücret alınacak.

Büyük teknoloji şirketleri, AI altyapısını kurmak için masraftan kaçınmıyor. Nisan ayında, hem Google hem de Meta yıl için sermaye harcaması tahminlerini yükseltti: Google 185 milyar dolardan 190 milyar dolara, Meta ise 135 milyar dolardan 145 milyar dolara. 

Fakat Wall Street Journal’ın dün bildirdiğine göre, Büyük Teknoloji şirketlerinin devasa AI sermaye harcamalarına rağmen, veri merkezi inşaatları şu anda programın gerisinde.

Google’ın yapay zeka altyapısını genişletme çabalarına yakından bakıldığında, en azından bu sorunun cevabının ilk ipuçları ortaya çıkıyor.

İlk çeyrekte 20 milyar dolarlık gelir elde eden bulut operasyonları için yeni tesisler kurarken şirket, veri merkezi kurucularının karşılaştığı en büyük engellerden bazılarını aşmak için yenilikçi bir yaklaşım benimsedi; özellikle de ihtiyaç duydukları devasa miktardaki elektrik enerjisini temin etme konusunda.

Google ve diğer büyük teknoloji şirketleri, son aylarda sermaye harcamaları tahminlerinde önemli artışlar açıkladı.

Yapay zeka yarışı, sunucular, ağ donanımı ve soğutma sistemleriyle dolu hangar büyüklüğünde binaların hummalı bir şekilde inşa edilmesini gerektiriyor.

Microsoft, Alphabet, Meta ve Amazon geçen yıl toplamda 410 milyar dolarlık sermaye harcaması yaptı ve bu yıl 670 milyar dolardan fazla harcama yapmaları bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Trump’a karşı cephe alıyor

Yayınlanma

ABD Kongresi’nde ara seçimlerde Trump tarafından desteklenmeyen veya hedef alınan Cumhuriyetçi Parti üyeleri, partinin yasama gündemine karşı daha bağımsız bir tutum benimseyeceklerinin işaretlerini veriyor. Sınırda çoğunluğa sahip olan Cumhuriyetçi Parti liderliği, bu muhalefet sebebiyle göçmenlik, istihbarat yetkileri ve bütçe paketleri gibi kritik konularda zorlu bir süreçle karşı karşıya.

Ara seçimlerde Donald Trump tarafından dışlanan Cumhuriyetçi Parti bünyesindeki mevcut Kongre üyeleri, onun ajandasına karşı giderek daha bağımsız bir yaklaşım sergileyeceklerinin işaretini veriyor.

Bu durum, önümüzdeki haftalarda bir dizi yasama zaferi elde etmek için yarışan Cumhuriyetçi Parti liderleri için yeni zorluklar yaratıyor.

Cumhuriyetçi Parti üyeleri, göçmenlik yasalarının uygulanmasına yönelik bir finansman paketini geçirmeyi, federal hükümetin mahkeme kararı olmaksızın yürüttüğü gözetleme yetkilerinin uzun vadeli olarak uzatılmasını sağlamayı ve Demokratların oyları olmadan, İran savaşına yönelik fonları, dolandırıcılığı önleme tedbirlerini ve diğer Cumhuriyetçi Parti önceliklerini içerebilecek üçüncü bir parti çizgisindeki harcama paketini ilerletmeyi hedefliyor.

Ancak Trump’ın, partisinin bazı üyelerine karşı ön seçimlerdeki rakiplerini destekleme kararı alması ve kendisine karşı çıkan diğer isimleri tehdit etmesi, hem Beyaz Saray’ı hem de Cumhuriyetçi Parti liderlerini siyasi bir ikilemle karşı karşıya bıraktı.

Hassas çoğunluk sınırlarıyla tanımlanan bir Kongre’de, sadece birkaç milletvekilinin bile partinin en iddialı önceliklerini ilerletme çabalarını sekteye uğratabileceği belirtiliyor.

Teksas Temsilcisi Cumhuriyetçi Wesley Hunt, ön seçimde yenilgiye uğrayan mevcut Kongre üyeleri hakkında, “Kendilerini istedikleri kadar cesaretlendirilmiş hissedebilirler” dedi.

Hunt, “Başkana ve belki de onun kendilerine karşı başkalarını destekleme kararlarına istedikleri kadar kızabilirler, ancak biz tek bir parti miyiz, değil miyiz? Dolayısıyla, bu noktada bunların hepsi kişisel duygulardır ve kişisel düşmanlıktır; bunların Başkan Trump’ın tam olarak yapmak istediği şey olan ‘Önce Amerika’ ajandasını masadan geçirmekle hiçbir ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.

Teksas Senatosu için girdiği ön seçimi kaybeden Hunt, “Dolayısıyla, yine kendinize şu soruyu soracaksınız: Partiyi mi kendinizin önüne koyacaksınız, yoksa kendinizi mi partinin önüne koyacaksınız? Bu insanların cevaplaması gereken soru bu olacak. Ve yine, eğer dışarı çıkıp Amerikan halkının bir kez değil, iki kez göreve getirdiği ajandaya engel olmak istiyorsanız, bunun sonuçları olacağını düşünüyorum” diye ekledi.

Bununla birlikte, Cumhuriyetçi Parti grubundaki çatlaklar şimdiden kendini göstermeye başladı.

Senatoda bütçe ve güvenlik başlıklarında çatlaklar büyüyor

Grup içindeki ön seçimi Trump destekli Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a karşı kaybeden Louisiana Senatörü Cumhuriyetçi Bill Cassidy, Trump’ın İran’a yönelik askeri eylemlerini sınırlayacak bir savaş yetkileri tasarısı lehinde oy kullanan dört Cumhuriyetçi senatörden biri oldu.

Cassidy, ön seçim yenilgisinden önce bu tür tasarılara karşı çıkıyordu.

Cassidy, ayrıca göçmenlik finansman paketinde yer alan ve yeni Beyaz Saray balo salonu ile diğer Gizli Servis öncelikleri için 1 milyar dolarlık güvenlik fonu sağlanmasını öngören bir hükme de karşı çıktı. Senato’daki Cumhuriyetçi Parti üyeleri, neticede bu ifadeyi tasarıdan çıkardı.

Hem Cassidy hem de Cumhuriyetçi Parti ön seçiminde Trump destekli Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a karşı kaybeden Teksas Senatörü John Cornyn, Trump yönetiminin, Biden Adalet Bakanlığı döneminde haksız yere soruşturulduğuna veya kovuşturulduğuna inanan kişilere ödeme yapılmasını öngören yaklaşık 1,8 milyar dolarlık “silah haline getirmeye karşı” fon kurulması teklifine de tepki gösterdi.

Söz konusu teklif, Senato’daki diğer bazı Cumhuriyetçi Parti üyeleri arasında da endişelere yol açmıştı. Adalet Bakanlığı daha sonra, yönetimin devam eden davalar sonuçlanana kadar bu fonu kurmasını geçici olarak engelleyen bir federal mahkeme kararına uyacağını açıkladı.

Senato İstihbarat Komisyonu’nun kıdemli üyesi olan Cornyn, Trump’ın Federal Konut Finansmanı Kurumu Direktörü Bill Pulte’u ulusal istihbarat başkan vekili olarak atama kararına ilişkin diğer birçok Cumhuriyetçi Parti üyesinin görüşünü yineleyerek, “Bu iş için herhangi bir niteliğe sahip olduğuna dair hiçbir kanıt göremiyorum” dedi.

Temsilciler Meclisinde iki fire bile tasarıları engelleyebilir

Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson’ın işi de Temsilciler Meclisi kanadında çok kolay olmayabilir.

Johnson, ön seçimde Trump destekli Ed Gallrein’e karşı kaybeden liberteryen eğilimli Kentucky Temsilcisi Thomas Massie’den bir dizi önlem konusunda şimdiden muhalefet bekliyor.

Massie, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi Parti üyelerinin, arama izni şartı getirilmediği sürece Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Maddesi’nin yenilenmesini engellemesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

FISA’nın uzatılması, Johnson’ın gündemindeki en acil konulardan biri ve Trump için de en öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

Massie, ön seçim mağlubiyetinden önce de Trump’a rutin olarak karşı çıkıyordu.

Cornyn’in bir kurbağa ve akrep masalını içeren sosyal medya paylaşımı sorulduğunda Massie, “Ben her zaman kendi yolumu çizdim; oysa bence John Cornyn, burada uyumlu davranmak için her şeye göz yumduğu ve bunun nihayetinde ona istediğini kazandırmadığı için acı çekiyor olabilir” ifadelerini kullandı.

Tüm üyelerin hazır bulunduğu ve Demokratların muhalefette birleştiği varsayıldığında Johnson, parti çizgisindeki herhangi bir tasarıda yalnızca iki Cumhuriyetçi Parti üyesinin fire vermesini göze alabiliyor.

Güney Carolina valilik yarışının iddialı isimlerinden olan Güney Carolina Temsilcileri Ralph Norman ve Nancy Mace de Trump’ın eyaletin Vali Yardımcısı Pam Evette’i valilik için desteklemesinin ardından, ilerleyen süreçte Johnson için potansiyel baş ağrısı kaynağı haline gelebilir.

Ön seçimde Teksas başsavcılığı adaylığını rakibine kaybeden Teksas Temsilcisi Chip Roy, bu vekillerin ilerleyen süreçte parti önceliklerini sekteye uğratmasından endişe duyup duymadığı sorulduğunda, “Benim görüşüm, her zaman vicdanıma göre oy kullandığım yönündedir; açıkçası bazıları bunun bir hata olduğunu söyleyebilir. Ve her zaman bu şekilde oy kullanacağım. Dolayısıyla, diğer üyelerin bununla nasıl başa çıkacağı veya çıkmayacağı onlara kalmış bir durumdur. Ancak ben tasarıları taşıdıkları değere göre oylayacağım. Her zaman yapmaya çalıştığım şey budur” dedi.

Diğer üyeler de benzer görüşleri dile getirdi.

Trump’ın daha önce tehdit ettiği ılımlı isimlerden Pensilvanya Temsilcisi Brian Fitzpatrick, CNN’den Anderson Cooper’a verdiği demeçte, başkanın kendisine yönelik öfkesi sorulduğunda, “Washington D.C.’de hiçbir kişiye veya hiçbir partiye hesap vermem” şeklinde konuştu.

Fitzpatrick, “Ben Pensilvanya’daki Bucks ve Montgomery bölgelerindeki insanlar için çalışıyorum. Benim patronlarım onlardır. Her Kongre üyesinin benimsemesi gereken yaklaşım budur. Bizi Washington’a gönderenler onlardır. Onları temsil etmek zorundayız ve seçmenlerim bir balo salonu için para istemediklerini açıkça belirttiler. Bir örtülü ödenek için para istemiyorlar. Yaşam pahalılığı sorunlarına odaklanmamızı istiyorlar ve biz de onlar için bunu yapacağız” dedi.

Fitzpatrick, Demokrat New York Temsilcisi Tom Suozzi ile birlikte hazırladığı ve “silah haline getirmeye karşı” fon kurulmasını engellemeyi amaçlayan tasarı için Temsilciler Meclisinde zorunlu bir oylama yaptıracağını belirtti.

Trump, Massie’ye karşı kampanya yürütmesinin ardından Colorado Temsilcisi Lauren Boebert’i de tehdit etmiş ve Truth Social adlı sosyal medya platformundaki bir paylaşımında onun için “zayıf iradeli” ifadesini kullanmıştı.

Bu Kongre üyeleriyle yaşanan karmaşık dinamik sorulduğunda, Missouri Temsilcisi Eric Burlison, “Gerçekten ilkelere odaklanmayan bazı insanlar olabilir. Onlar intikam almaya odaklanmış durumdalar” değerlendirmesinde bulundu.

Burlison sözlerini, “Ancak tanıdığım pek çok insanın ilkelere bağlı olduğunu, ilkelere odaklandığını ve intikamı bir kenara bırakacağını düşünüyorum. Herkes için durum böyle değil. Sadece sürecin nasıl işleyeceğini görmemiz gerekecek” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English