Bizi Takip Edin

Avrupa

Estonya’dan AB’ye petrol resti: Yaptırım paketini veto edebiliriz

Yayınlanma

Estonya, Rus petrolüne uygulanan tavan fiyatın düşürülmemesi halinde Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik 18’inci yaptırım paketini veto etme tehdidinde bulundu. Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, varil başına 60 dolar olan mevcut tavan fiyatın 45 dolara indirilmesi konusunda ‘çok kararlı’ olduklarını belirtti.

Estonya, Rus petrolüne uygulanan tavan fiyatın düşürülmesini öngören maddenin paketten çıkarılması durumunda, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya yönelik 18’inci yaptırım paketini bloke edebileceğinin sinyalini verdi.

Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Estonya’nın bu konuda net bir tutum sergilediğini vurguladı.

Tsahkna, ERR‘ye verdiği demeçte, “Petrol tavan fiyatının düşürülmesinin bu pakette yer alması gerektiği konusunda çok net bir pozisyondayız. Bu konuda çok güçlü bir duruşumuz var,” ifadelerini kullandı.

Bakan, daha düşük bir tavan fiyat belirlenmesinin yeni yaptırım paketinin en güçlü unsuru olacağını da sözlerine ekledi.

Dışişleri Bakanı, varil başına 60 dolar olan mevcut tavan fiyatın 45 dolara indirilmesi teklifinin, Avrupa Komisyonu tarafından sunulan ilk öneride de yer aldığını açıkladı.

Akdeniz ülkeleri karşı çıkıyor

Delfi‘de yer alan habere göre, başta Malta olmak üzere büyük denizcilik sektörüne sahip Akdeniz ülkeleri, bu maddenin paketten çıkarılmasını istiyor.

Bu nedenle Estonya’nın, yeni bir tavan fiyat belirlenmemesi hâlinde 18’inci paketin kabulünü veto etmeye hazır olduğu belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin dış politika kararları, tüm üye devletlerin oy birliğini gerektiriyor.

Tsahkna, Estonya’nın tutumunun, Avrupa Komisyonu tarafından önerilen yaptırım paketini orijinal hâliyle kabul etmek olduğunu ve bazı ülkelerin tavan fiyat maddesini çıkararak paketi zayıflatma girişimine karşı olduklarını vurguladı.

Bakan, AB’nin büyük ülkelerinin de Estonya’nın bu duruşunu destekleyeceğini umduğunu dile getirdi.

G7 ve ABD’den olumlu sinyaller

Mevcut 60 dolarlık tavan fiyatın iki yıldır yürürlükte olduğunu hatırlatan Tsahkna, Batılı büyük güçlerin böyle bir adımı desteklememesi nedeniyle fiyatın bugüne kadar düşürülmediğini belirtti.

Fakat son dönemde G7 ülkelerinin de Rus petrolüne uygulanan tavan fiyatı daha da düşürmeye hazır olduğuna dair işaretler ortaya çıktı.

Tsahkna ayrıca, son günlerde ABD’den de Ukrayna’da askeri müdahalesini sürdüren Rusya’ya yeni kısıtlamalarla baskı yapma hazırlığına dair sinyaller geldiğini kaydetti.

Bakan, ABD Senatosunda Lindsey Graham ve Richard Blumenthal’ın girişimiyle hazırlanan paket ile AB’nin yeni yaptırım paketinin aynı anda yürürlüğe girmesinin Moskova üzerinde ciddi bir baskı kurabileceğini ekledi.

Müzakereler sürüyor

Bununla birlikte Tsahkna, yeni yaptırım paketi üzerindeki uzlaşma sürecinin henüz devam ettiğini ve Estonya da dâhil olmak üzere ülkelerin nihai kararını vermediğini vurguladı.

Yeni yaptırımların görüşüleceği bir sonraki müzakere turu, bugün Brüksel’de büyükelçilerin katılımıyla gerçekleştirilecek.

Yaptırım paketinin onaylanması için bir diğer olasılık ise salı günü yapılacak Dış İlişkiler Konseyi toplantısı olarak görülüyor. Ancak yaptırımlar resmi olarak daha sonra ve farklı bir formatta da onaylanabiliyor.

Rusya’ya petrol tavan fiyatı uygulanması, AB üyesi ülkelerin ticari gemilerinin, tavan fiyattan daha yüksek bir bedelle satılan Rus petrolünü taşımasını yasaklıyor.

Aynı zamanda, AB merkezli sigorta şirketlerinin ve diğer hizmet sağlayıcıların bu tür gemilere hizmet vermesi de engelleniyor.

Bu uygulamanın temel amacı, petrol ve diğer ham madde satış gelirlerini kesmek. 45 dolarlık bir tavan fiyat, Rusya’yı petrolünü dünya piyasa fiyatlarının çok daha altında satmaya zorlayacak.

Petrol fiyatlarındaki son durum

Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya askeri müdahalesinin ardından petrolün dünya piyasa fiyatı düşüşe geçti.

Savaşın başında varil başına 110 doların üzerine çıkan Brent ham petrolünün fiyatı, 2025 yılı başına kadar 80 dolara geriledi ve sonrasında 60 doların altına düştü.

Bugün ise fiyatlar yeniden 70 dolar civarında seyrediyordu. Rus ham petrol fiyatını yansıtan Ural endeksi ise 2022 başındaki 100 dolar civarındaki yükselişin ardından sonraki üç yıl boyunca ağırlıklı olarak 60 ila 80 dolar aralığında kalırken, bugün 66,45 dolar seviyesindeydi.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English