Avrupa
Pistorius: Alman tugayı Rus askerlerini öldürmeye hazır olacak

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Litvanya’da bulunan Alman askerlerinin, olası bir saldırı halinde “Rus askerlerini öldürmeye hazır olacaklarını” savundu.
Bakan ayrıca silah üreticilerine şikayet etmeyi bırakıp Avrupa’nın yeniden silahlanmasına “katkıda bulunmalarını” söyledi.
Pistorius, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, hükümetinin yüz milyarlarca avroluk yeni askeri harcamaları rasyonelleştirerek sektörün uzun süredir devam eden endişelerini giderdiğini söyledi.
Pistorius, FT mülakatında, “Artık şikayet etmek için hiçbir neden yok. Sektör, artık teslimattan sorumlu olduğunu çok iyi biliyor,” dedi.
SPD’li siyasetçi, sanayi gruplarının da anlaşmanın kendi payına düşen kısmını yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Berlin, yıllık savunma harcamalarını bu yılki seviyenin yüzde 70 artışı ile 2029 yılına kadar 162 milyar avroya çıkarmayı hedefliyor.
Pistorius, “Maalesef, her şeyin hallolmuş gibi göründüğü bazı projelerde hâlâ gecikmeler yaşıyoruz ve bu gecikmeler sanayi tarafında ortaya çıkıyor. Bu gecikmeler için ben hesap vermek zorunda kalıyorum,” dedi.
Silah sanayiinin kapasitesini artırması gerektiğini savunan bakan, “Bu, mühimmat, insansız hava araçları, tanklar, aslında neredeyse her alana uygulanmalı,” dedi.
65 yaşındaki Sosyal Demokrat, ülkesinin savunma yaklaşımında bir Zeitenwende (dönüm noktası) gerçekleştirmekle görevlendirildi. Üç yıl önce Ukrayna savaşının başlamasının ardından açıklanan politikanın amacı, on yıllardır süren yetersiz yatırımların ardından silahlı kuvvetleri dönüştürmek ve Almanya’ya Avrupa güvenliğinde lider bir rol vermek.
Pistorius, bugün (14 Temmuz) Washington’da ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile bir araya gelecek ve burada ABD’nin Avrupa’ya güvenlik desteği için bir “yol haritası” görüşecek.
Gündemde ayrıca Ukrayna ve Washington’un Kiev’e teslimatları askıya aldığı ABD Patriot hava savunma sistemleri konusu da yer alıyor. Berlin, bir zamanlar 12 adet olan kritik Patriot sistemlerinden üçünü Kiev’e verdi.
Pistorius, Almanya’da sadece altı tane kaldığını söyleyerek, diğer ikisinin Polonya’ya ödünç verildiğini ve en az birinin bakım veya eğitim nedeniyle her zaman kullanılamadığını ekledi.
Alman bakan, “Bu gerçekten çok az, özellikle de NATO’nun bize belirlediği kapasite hedeflerini düşünürsek. Kesinlikle daha fazlasını veremeyiz,” iddiasında bulundu.
Pistorius, geçen ay Hegseth’e, Almanya’nın Kiev için ABD’den iki Patriot sistemi satın almasına izin verilmesi yönünde yaptığı öneriyi görüşeceğini söyledi.
Öte yandan, son zamanlarda Moskova’nın hava saldırıları ve Kiev’in talebinin yenilenmesine rağmen, Ukrayna’ya uzun menzilli Taurus füzelerini teslim etmeyeceklerini belirtti.
Bakan ayrıca, Fransa ve İtalya gibi borçlu ülkelerin savunma harcamalarını artırmalarına yardımcı olmak için AB düzeyinde ortak borçlanma (eurobond) taleplerini reddetti.
Pistorius, “Eurobondlar, ödevini yapmış veya yapmaya devam edenlerin, başkalarının yapmadıklarını ödemesi anlamına gelir,” diye ekledi.
SPD’li siyasetçi, bakanlığının, muhafazakâr Şansölye Friedrich Merz’in Alman ordusunu Avrupa’nın en güçlü ordusu yapma sözünü yerine getirmek için 2030’lara kadar tank, denizaltı, insansız hava aracı ve savaş uçağı gibi ekipmanların tedarik planı üzerinde çalıştığını söyledi.
“Düzenli yıllık satın alma yükümlülükleri” içeren uzun vadeli sözleşmeler, gelecekteki siparişler konusunda kesinliğe sahip olmadan pahalı yeni üretim hatlarına yatırım yapamayacağı yönündeki uzun süredir devam eden endüstri şikayetini gidermeyi amaçlayacak.
Bu önlemin aynı zamanda Alman askerlerinin eski silahlarla uğraşmasını da önleyeceğini savunan Pistorius, 2022’de, Avrupa’nın Ukrayna savaşı ile sarsıldığı bir dönemde, Alman askerlerinin neredeyse “boş ellere” sahip olduğunu söyledi.
Pistorius, “Geçmişteki zayıflık, yedeklerin ancak mevcut olanlar neredeyse tamamen yok olduğunda veya bozulduğunda temin edilmesiydi. Operasyonel tankların sayısı her zaman aynı kalması için, uzun yıllar boyunca sürekli teslimatlarla kendini yenileyen bir sisteme ihtiyacımız var,” dedi.
Yeniliklerin baş döndürücü bir hızla gerçekleştiği insansız hava araçları konusunda, Almanya’nın silahlı kuvvetlerine yalnızca “en son teknolojiye sahip” ürünlerin teslim edilmesini sağlayacağını taahhüt etti.
Silah üreticilerine ön ödeme yapılmasına izin vereceğini de sözlerine ekleyen bakan, “Bunların tümü, sektörün ivme kazanmasına yardımcı olmak amacıyla tasarlanmış yeni araçlardır,” dedi.
Sektöre hızlanma çağrısı yaparken Pistorius, tedarik sürecini iyileştirmeye çalıştığını da belirtti ve “Daha hızlı olmalıyız. Daha etkili olmalıyız. Tedarik ve planlama konusunda kuralları bir kenara bırakmalıyız,” ifadelerini kullandı.
Pistorius, ülkenin yeniden silahlanma ihtiyacını kabul etmesinin beklediğinden daha hızlı olduğunu söyledi. Nüfusun çoğunluğunun savunma harcamalarının artırılmasını ve gelecek yıl uygulamaya girecek olan gönüllü askerlik hizmetinin başlatılmasını desteklediğini gösteren anketlere dikkat çeken bakan, “Bu zihniyet değişikliği tüm hızıyla devam ediyor,” dedi.
Soğuk Savaş döneminde NATO’nun doğu kanadını korumak için İngiliz askerlerinin konuşlandığı kuzeybatı eyaleti Aşağı Saksonya’nın Osnabrück kentinde doğan Pistorius, sivil alternatif yerine askerlik hizmetini tercih ettiği için partisi içinde öne çıktığını söyledi.
Ayrıca, 1980’lerde çoğu sosyal demokrat arkadaşının karşı çıktığı ABD’nin Pershing II füzelerinin batı Almanya’ya konuşlandırılmasını da destekledi. Son zamanlarda, Moskova ile gerginliğin azaltılmasını savunan partinin eski “muhafazakâr” kanadı tarafından eleştiriliyor.
Almanya’nın, İkinci Dünya Savaşının dehşetine tepki olarak yıllardır askeri kısıtlama kültürünü benimsemiş olan askerlerinin, Moskova’nın bir NATO üyesine saldırması durumunda “Rus askerlerini öldürmeye hazır olacağını” da ısrarla vurguladı.
Pistorius, “Caydırıcılık işe yaramazsa ve Rusya saldırırsa, bu olacak mı? Evet. Ama size Vilnius’a gidip oradaki Alman tugayının temsilcileriyle konuşmanızı tavsiye ederim. Onlar görevlerinin ne olduğunu çok iyi biliyorlar,” dedi.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını1 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü









