Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa’daki startup’lara AI ve silahlanma dopingi

Yayınlanma

Yatırımcıların ilgisinin artmasıyla birlikte yapay zeka (AI), fintech ve savunma odaklı Avrupalı startup’ların değerlemeleri hızla yükseliyor.

Konuya yakın kaynakların Financial Times’a (FT) aktardığına göre, AI ses startup’ı ElevenLabs, çalışanlarının hisselerini 6 milyar dolardan fazla bir değerlemeyle satmayı görüşüyor. Bu rakam, şirketin en son fon topladığı ocak ayındaki değerinin iki katına denk geliyor.

İsveçli “vibe-coding” startup’ı Lovable ve Alman yazılım firması n8n gibi gruplar da son haftalarda yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Fransız yapay zeka grubu Mistral, görüşmelere yakın kaynaklara göre, Hollandalı çip üretim ekipmanı tedarikçisi ASML’nin de aralarında bulunduğu yatırımcılardan, geçen yılki seviyesinin neredeyse iki katı olan yaklaşık 10 milyar dolar değerinde yeni fon toplamak için görüşmeler yürütüyor.

Bu gelişme, küresel çapta yatırımcıların, en son teknolojideki patlama ortamında hızla büyüyen AI şirketlerini desteklemek için sıraya girmesiyle ortaya çıktı.

Bu durum, özellikle ABD’de bu yıl bir dizi büyük fon toplama anlaşmasına yol açtı. OpenAI, SoftBank liderliğindeki yatırımcılardan 40 milyar dolarlık fon toplama sürecindeyken, Anthropic bu hafta 13 milyar dolarlık genişletilmiş bir turu tamamlayarak değerini 170 milyar dolara çıkardı.

Risk sermayesi (VC) şirketi IVP’nin genel ortağı Alex Lim, “Fomo [Geride kalma korkusu] kesinlikle geri döndü. Avrupa’da son birkaç yıldır görmediğimiz büyük büyüme turları görmeye başladık,” dedi.

Dealroom’un verilerine göre, Avrupa’daki VC yatırımları üç yıllık daralmanın ardından toparlandı ve 2021 ve 2022’deki patlama yılları hariç, bu yıl şimdiye kadarki en yüksek toplam seviyeye ulaşabilir.

Avrupa’daki risk sermayesi anlaşmalarının 2025 yılında yüzde 3 ila 4 artarak 57 milyar dolara ulaşacağı ve bu rakamın 2023 yılındaki toplam rakamla yaklaşık olarak aynı olacağı belirtildi.

Bu artışla birlikte bazı yapay zeka şirketleri gelen yatırım tekliflerini değerlendirirken, diğer teknoloji girişimleri fon toplama turlarını genişletti veya artan faaliyetten yararlanmak için bir sonraki turlarını öne aldı.

Geçen hafta FT, Lovable’ın şirketin değerini 4 milyar dolardan fazla olacak şekilde ikiye katlayacak bir ilgi gördüğünü bildirdi. Alman n8n, Accel’in liderlik edeceği yeni bir turda, değerinin mart ayındaki 300 milyon avrodan 2 milyar dolara arttığını gördü.

Amsterdam merkezli, kod gerektirmeyen web sitesi oluşturma platformu Framer de, Meritech ve Atomico’nun liderliğindeki bir anlaşma ile son haftalarda 2 milyar dolar değerleme ile yeni fon sağladı.

Savunma teknolojisi grupları da, ABD’nin kıtadan uzaklaşması karşısında Avrupa hükümetlerinin savunma harcamalarını artırma taahhütleri ile desteklenerek dikkat çekiyor.

Almanya’da, drone startup’ı Quantum Systems, konuyla ilgili kaynaklara göre 3 milyar avro değerinde bir fon toplama görüşmesi yürütüyor.

Birleşik Krallık merkezli Cambridge Aerospace ise 100 milyon dolar fon topladı ve bu da şirketin değerini yaklaşık 400 milyon dolar olarak belirliyor.

Bu arada, İngiliz fintech grubu Revolut bu hafta çalışanlarına, geçen yılki değerinin neredeyse iki katı olan 75 milyar dolar değerinde bazı hisselerini satma izni verdi.

Londra merkezli Balderton Capital’in ortağı James Wise, “Küresel olarak büyük bir teknolojik dönüşümün ortasındayız… İngiltere ve Avrupa, bu dalganın bir parçası olacak bazı şirketlere ev sahipliği yaptığı için şanslı,” diyor.

Ne var ki Avrupalı AI şirketleri, hem fon toplama hem de ticarileştirme açısından ABD’li liderlerin hâlâ çok gerisinde.

OpenAI, 300 milyar dolarlık değerle dünyanın en değerli özel teknoloji şirketlerinden biri ve şu anda yatırımcılarla, değerini 500 milyar dolara çıkaracak ikincil bir hisse satışı hakkında görüşüyor.

General Catalyst’in Avrupa başkanı Jeannette zu Fürstenberg’e göre, artan değerlemeler ve faaliyetlerdeki artış, fırsatın büyüklüğünü yansıtıyor.

Fürstenberg, “Kesinlikle daha yavaşız,” diyor ama Avrupa’nın bu konuda “gerçekten yetişmeye çalıştığını” ve bu üretkenliğin bir kısmını yakalamak için “anlamlı yollar bulmaya çalıştığını” savunuyor.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English