Avrupa
Baltık’taki NATO tatbikatına Almanya komuta ediyor

Alman Silahlı Kuvvetleri büyük ölçekli NATO tatbikatı Quadriga’nın bir parçası olarak Rusya’ya karşı olası bir savaşı prova ediyor.
Birkaç hafta sürecek olan tatbikata, NATO üyesi ülkelerin askerleri katılıyor ve bu ülkeler Alman liderliğinde, eylül ayı sonuna kadar Baltık ülkelerine konuşlandırılmak ve orada savaşmak üzere birbiriyle bağlantılı bir dizi bireysel manevralarda resmi olarak eğitim alacaklar.
Rostock’taki Alman Deniz Komutanlığı, manevraların planlanması ve uygulanmasından sorumlu. Bundeswehr’in Operasyonel Komutanlığı, çoğunluğu Alman askeri personelden oluşan 14 NATO ülkesinin askerlerinin operasyonlarını yönetiyor.
Tatbikatlar arasında Almanya’da askerlerin konuşlandırılması, sivil feribotların yardımıyla Baltık Denizi üzerinden muharebe birliklerinin nakli ve NATO’nun doğu kanadındaki birliklere lojistik ve tıbbi destek yer alıyor.
Bundeswehr ayrıca yedek askerler, sivil altyapı, polis ve itfaiye gibi acil durum hizmetleri ve çok sayıda sivil aktörden de yararlanıyor.
Doğu operasyonları için binlerce asker eğitiliyor
Bundeswehr’e göre, büyük ölçekli Quadriga tatbikatı, ağustos ayından bu yana 8.000 Alman askeri ve müttefik ülkelerden yaklaşık 400 askeri personelin “gerçekçi koşullar altında Alman ve müttefik silahlı kuvvetlerinin operasyonel hazırlık, hareket kabiliyeti ve dayanıklılığını test edip gösterdiği” birkaç büyük ölçekli konuşlandırma ve muharebe tatbikatından oluşuyor.
Tatbikat sırasında Alman Silahlı Kuvvetleri, Baltık bölgesinde “kriz ve savaş koşulları altında” askeri faaliyetler için eğitim yapıyor.
Tuğgeneral David Markus, Quadriga’nın “sıradan bir tatbikat olmadığını” savunurken, “Temelde hazırlandığımız senaryo bu. Ve bu, askerlerimin karşılaşabileceğimiz durumlara karşı farkındalıklarını artırıyor,” diye konuştu.
Alman Silahlı Kuvvetlerine göre, manevranın temel amacı “Bundeswehr’in operasyonel hazırlığını artırmak.”
Bu amaçla, askerler tatbikat sırasında bir dizi askeri yetenek geliştiriyorlar: kara, deniz veya hava yoluyla doğuya giden rotaları öğreniyorlar; iç güvenlik güçlerinin konuşlandırılmasını güvence altına alma, Eurofighter ile süpersonik ve alçak irtifa uçuşları, savaş gemilerinden limanlara ve sivil sağlık sistemine tıbbi kurtarma zincirleri kurma, insansız hava aracı savunması, harekat halindeki büyük birimlere yakıt ikmali, Finlandiya’daki Quadriga’nın bir parçası olarak özel kuvvetlerin konuşlandırılması veya olası bir harekat alanı (Letonya) keşfi gibi konularda eğitim alıyorlar.
“Mümkün olduğunca gerçekçi” bir eğitim sağlamak için, Quadriga’nın bazı bölümleri, askeri eğitim alanlarının dışında, sivil yaşamın ortasında, “serbest koşu tatbikatları” olarak gerçekleştiriliyor.
Polonya üzerinden Litvanya’ya asker konuşlandırmak
Alman Silahlı Kuvvetlerine göre, Quadriga’nın özü, Litvanya’ya silahlı kuvvetlerin büyük çaplı konuşlandırılması.
Alman ordusunun, Polonya üzerinden “kara yürüyüşü” ile Litvanya’ya konuşlandırılması için iki gün sürdü. Daha önce bazı araçlarını Donanmaya teslim etmişlerdi ve Donanma da bu araçları sivil feribotlarla Baltık Denizi üzerinden Litvanya’ya nakletmişti.
Açıklamaya göre amaç, Baltık Denizindeki donanmaların askeri kapasitelerini güçlendirmek. Bundeswehr, kara kuvvetlerinin Litvanya’ya stratejik deniz nakliyesinin yanı sıra, ilk kez sivil ticaret gemilerine eşlik etme eğitimi de verdiğini belirtiyor.
Bundeswehr’e göre, çok uluslu deniz birimleri önce Kiel’de toplandı, ardından 1 Eylül’de, Almanya’nın 1939’da Polonya’yı işgalinin yıldönümünde, Alman komutası altında Baltık Denizine açıldı.
Alman Silahlı Kuvvetlerinden gelen haberlere göre, “önümüzdeki gemilerin makineli tüfeklerinin sesini duyabilir, sıçrayan su damlalarını görebilir ve barut dumanının kokusunu alabilirsiniz.”
Konuşlandırma manevrası, düşman savaş gemileriyle çatışmaya varacak kadar tırmanıyor. Komutan Max Berger, “Eylem ve savaşa hazırız, yani tam olarak eğitildik, tam olarak silahlandık ve tam olarak mühimmatla donatıldık,” diyor.
Bundeswehr, “Savaş gemilerinin silahları saldırganlar üzerinde optimum etki yaratabilir ve onları yok edebilir,” diye yazıyor. Alman Tuğgeneral Marco Eggert, “Litvanya ve doğu kanadına birkaç gün içinde önemli miktarda kuvvet konuşlandırabileceğimizi gösterdik,” diye özetliyor.
Operasyon alanı: tüm Baltık bölgesi
Bundeswehr, “askerlerin yeni ve bazen tanıdık olmayan ortamlarda hızla yolunu bulma” becerisine büyük önem veriyor. Bu nedenle, Quadriga’nın bir parçası olarak, Alman askerleri sivil Litvanya altyapısını kullanarak savaş becerilerini tekrar tekrar çalıştırdılar.
Litvanya’da Alman ordusu, bu yıl ilk kez “operasyon ülkesinde lojistik ağ” kurarak oradaki orduya takviye tedarik edebilme imkânı sağladı. Askerlere göre bu, Bundeswehr’in NATO’nun doğu kanadında “uzun süre” konuşlandırılmaya kararlı olduğunu gösteriyor. Ayrıca destek kuvvetleri “savaş birliklerini sürdürülebilir hale getirdi.”
Bundeswehr’in lojistik birimleri “öncelikle sivil altyapıya” dayandığını ve bunun “geçen yıl araştırıldığını ve Litvanya şirketleri ve yerel yetkililerle anlaşmalar yapıldığını” belirtti.
Quadriga, sıcak bir çatışmanın gidişatı gerektirdiği takdirde kullanılabilecek alternatif operasyon alanlarını araştırmakla görevli bir keşif komutanlığının faaliyetlerini de içeriyor.
Bu “keşif görevleri” Letonya’yı da hedef alıyor, çünkü tüm Baltık bölgesi Bundeswehr lojistiği için olası bir operasyon alanı.
Alman askerleri Finlandiya’da: “NATO’nun ön cephesi”
Alman askerler, Quadriga’nın bir parçası olarak Bundeswehr’in “Finlandiya topraklarında bugüne kadar yapılan en büyük özel kuvvetler tatbikatı” olarak tanımladığı tatbikata katıldı.
Tatbikata katılan Özel Kuvvetler Komutanlığı (KSK) mensubu bir asker, Finlandiya’nın “NATO’nun ön cephesi” olduğunu belirtti.
Bundeswehr, tatbikatın senaryosunu şöyle anlatıyor: Halkın doğrulaması zor olan istihbarat bilgileri, Baltık bölgesinde düşman kuvvetlerinin yakın bir saldırı hazırlığında olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak, NATO ülkeleri derhal özel kuvvetleri kuzey kanadına konuşlandırıyor. Operasyon ülkesine vardıklarında, Alman hükümetinin yurtdışındaki faaliyetlerini halka açıklamak zorunda olmadığı özel kuvvetler harekete geçiyor.
Alman özel kuvvetleri burada olası hedefler hakkında bilgi toplar, insansız hava araçları konuşlandırır, havaalanları veya tren istasyonları gibi düşman altyapısını sabote eder, hava savunma sistemlerini devre dışı bırakır ve böylece düşmanın ittifaka karşı yeni bir saldırı başlatmadan önce savaş kabiliyetini zayıflatır.
Almanya’da, “takviye kuvvetleri” daha sonra “personel ve ekipman konuşlandırmaya” başlar. Alman Silahlı Kuvvetleri, kendi gereksinimlerini “savaş durumunda hemen harekete geçebilme” olarak tanımlıyor.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












