Ortadoğu
Eski yetkililer: ABD, İsrail’in Gazze’deki ‘canlı kalkan’ planından haberdardı

İki eski ABD’li yetkili, Washington’ın geçen yıl İsrail ordusunun Gazze’de Filistinlileri “canlı kalkan” olarak kullanmayı tartıştığına dair istihbarat elde ettiğini açıkladı. Reuters’a konuşan yetkililer, Beyaz Saray’a ulaşan bu bilginin ABD içinde “savaş suçu” endişelerine yol açtığını ancak hukuki inceleme sonrası İsrail’e desteğin sürdüğünü belirtti.
İsrail’in, uluslararası hukuku ihlal ederek Filistinlileri “canlı kalkan” olarak kullandığı yönündeki suçlamalar sürerken, ABD’nin de bu uygulamaya dair kendi istihbaratına sahip olduğu ortaya çıktı.
Reuters haber ajansına konuşan iki eski ABD’li yetkili, Washington’un geçen yıl İsrailli yetkililerin, patlayıcı yerleştirildiğinden şüphelenilen tünellere Filistinlileri göndermeyi görüştüğüne dair istihbarat elde ettiğini söyledi.
Bu istihbaratın, dönemin ABD Başkanı Joe Biden’ın görev süresinin son haftalarında Beyaz Saray ile paylaşıldığı ve Amerikan istihbarat kurumları tarafından analiz edildiği öğrenildi.
Uluslararası hukuk, sivillerin askeri harekâtlarda “canlı kalkan” olarak kullanılmasını açıkça yasaklıyor.
Washington’ın kendi kanıtlarını topladığı ortaya çıktı
İsrail’in Gazze’de ve işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlileri canlı kalkan olarak kullandığına dair daha önce pek çok belge ve tanıklık yayımlanmıştı. Ancak Reuters‘ın haberi, Washington’ın konuya ilişkin kendi kanıtlarını topladığına dair nadir bir teyit niteliği taşıyor.
Güvenlik konularının hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan eski yetkililer, istihbaratta adı geçen Filistinlilerin sivil mi yoksa “tutuklu” mu olduğuna dair ayrıntı vermedi. Reuters, Biden yönetiminin bu istihbaratı İsrail hükümetiyle paylaşıp paylaşmadığını da tespit edemedi.
İsrail ordusu iddiaları incelediğini bildirdi
Konuyla ilgili sorulara yazılı yanıt veren İsrail ordusu, “sivillerin canlı kalkan olarak kullanılmasının ya da herhangi bir şekilde askeri operasyonlara katılmaya zorlanmalarının yasak olduğunu” belirtti. Ordu ayrıca, “Filistinlilerin askeri görevlerde kullanıldığına dair iddiaları” Askeri Polis Ceza Soruşturma Birimi’nin incelediğini bildirdi.
Sinvar’ın öldürüldüğü iddia edildi: İsrail “canlı kalkan” tezini kendi çürüttü
ABD’li yetkililer arasında ‘savaş suçu’ endişesi
Eski ABD’li yetkililere göre, İsrail ordusunun sivilleri canlı kalkan olarak kullandığına dair istihbarat, Biden yönetiminin son döneminde hükümet içinde dolaşan çok sayıda bilgi notundan yalnızca biriydi. Bu süreçte istihbarat kurumları, İsrail’in Gazze’deki askeri uygulamalarına ilişkin iç tartışmalarını yansıtan yeni bilgi akışlarını giderek daha yoğun biçimde analiz etmeye başladı.
Yetkililer, İsrail içinden gelen yeni istihbaratın, üst düzey bazı isimler arasında ciddi kaygıya yol açtığını ifade etti. Bu yetkililere göre söz konusu bilgiler, ABD hükümeti içindeki bazı çevrelerin İsrail’in savaş suçu işlediği yönündeki iddialarını destekler nitelikte görüldü.
İsrail’in savaş suçundan sorumlu bulunması hâlinde, ABD’nin de İsrail’e silah sağlaması nedeniyle hukuken sorumlu tutulabileceği ve Washington’un İsrail’le istihbarat paylaşımını durdurmak zorunda kalabileceği değerlendiriliyordu.
Buna karşın, Biden yönetiminin son haftalarında bir araya gelen ve farklı kurumları temsil eden ABD’li hukukçular, mevcut kanıtların İsrail’in savaş suçu işlediğini göstermediği sonucuna vardı. Böylece ABD’nin, İsrail’e silah ve istihbarat desteği vermeyi sürdürebileceği yönünde görüş oluştu.
Bazı eski ABD’li yetkililer ise Biden yönetiminin son döneminde gelen geniş kapsamlı istihbarat paketinin, Gazze’de yaşanan münferit olayları tasvir ettiğini, fakat bunların genel bir İsrail uygulamasını veya resmi politikasını yansıttığı sonucuna varılamayacağını savundu.
Diğer ‘canlı kalkan’ ve işkence iddiaları
Bu yıl mayıs ayında, Gazze’de ve işgal altındaki Batı Şeria’da canlı kalkan olarak kullanıldıklarını söyleyen yedi Filistinli, AP‘ye verdikleri mülakatta yaşadıklarını anlatmıştı.
Haziran 2024’te ise el-Cezire tarafından doğrulanan bir videoda, İsrail askerlerinin Batı Şeria’daki Cenin kentinde düzenledikleri bir baskın sırasında Mücahid Azmi isimli yaralı bir Filistinliyi askeri cipin önüne bağlayarak iki ambulansın yanından geçtiği görülüyordu.
İsrail ordusu, olayın ardından yaptığı açıklamada söz konusu askerlerin “prosedürü ihlal ettiğini” savundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise görüntüleri “rahatsız edici” olarak nitelendirdi ve bunların İsrail ordusunun “emir ve prosedürlerinin açık ihlali” olduğunu söyledi.
İsrail, yaklaşık iki yıldır Gazze’de sürdürdüğü savaş boyunca işkence kullanmakla da sık sık suçlanıyor.
Bu kapsamda en çok yankı uyandıran olaylardan birinde, kötü muamelenin sembolü hâline gelen Sde Teiman askeri hapishanesinden sızdırılan bir video, İsrail askerlerinin gözaltındaki bir Filistinliye cinsel saldırıda bulunduğunu gösteriyordu.
Ayrıca, ateşkesin başlamasından bu yana Gazze’ye geri gönderilen çok sayıda Filistinli tutuklunun cansız bedeninde de işkence izlerine rastlandığı bildiriliyor.
BM İşkenceye Karşı Komite’nin, İsrail’e yöneltilen işkence iddialarına ilişkin değerlendirmelerini içeren ve bağlayıcılığı bulunmayan sonuç metnini kasım ayı sonunda açıklaması bekleniyor.
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









