Bizi Takip Edin

Amerika

Alphabet, 4 trilyon dolar piyasa değerine ulaştı

Yayınlanma

Google’ın ana şirketi Alphabet, AI modellerinin OpenAI gibi rakiplerle rekabet edebileceğine dair yatırımcıların iyimserliği sayesinde 4 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşan dördüncü büyük teknoloji grubu oldu.

Alphabet hisseleri, Apple ile Google’ın Gemini AI modellerinin iPhone’un sanal asistanı Siri’nin yenilenmiş versiyonunu destekleyeceği anlaşmasının haberinin ardından pazartesi günü New York’ta %1 artışla kapandı. 

Şirket böylece Nvidia, Microsoft ve Apple’ın zaten aştığı eşiği aştı. Geçen yılın başında, Alphabet’in hisseleri, nakit kaynağı olan arama motorunun ChatGPT ve Perplexity gibi yeni uygulamalar tarafından gölgede bırakılacağına dair endişeler nedeniyle, Büyük Teknoloji hisselerindeki yapay zeka odaklı genel yükselişin gerisinde kalmıştı. 

Yatırımcılar ayrıca ABD regülatörlerinin Silikon Vadisi merkezli şirketi bölmeye çalıştığından endişe duyuyorlardı. Fakat Google’ın yapay zeka kolu DeepMind’ın kurucu ortağı Demis Hassabis’in ChatGPT’ye giriş yapmak için grubun çabalarına öncülük etmesiyle, hisseler nisan ayından bu yana iki katından fazla değer kazandı.

Google ve Apple Pazartesi günü, iki şirketin “çok yıllı bir işbirliği anlaşması imzaladığını” açıkladı. Google’ın Gemini modelleri ve bulut hizmetleri, bu yıl piyasaya sürülmesi beklenen Siri’nin uzun süredir ertelenen güncellemesi de dahil olmak üzere “gelecekteki Apple Intelligence özelliklerine güç katacak.”

İki şirket, “Dikkatli bir değerlendirmenin ardından Apple, Google’ın Al teknolojisinin Apple Foundation Models için en yetenekli temeli sağladığını belirledi ve Apple kullanıcıları için sunacağı yenilikçi yeni deneyimlerden heyecan duyuyor,” dedi. 

Apple daha önce OpenAI ile çalışarak ChatGPT’yi Siri asistanına entegre etmişti. İki şirket arasındaki son ortaklık münhasır değil, çünkü iPhone üreticisi OpenAI ile ortaklığını sürdürerek onun modellerini kullanmaya devam edecek.

Apple, Haziran 2024’te piyasaya sürdüğü ve “Apple Intelligence” adını verdiği AI özellikleri paketinin lansmanında aksaklıklar yaşadı. Bu özellikler arasında ChatGPT’nin iPhone’un yeni modellerindeki arama ve yazma asistanı işlevlerine entegre edilmesi de vardı. 

Fakat Siri için büyük beklentilerle karşılanan AI yenilemesi ertelendi ve geçen yıl şirketin AI ekibinden bazı önemli isimlerin ayrılması, yatırımcıların şirketin geride kaldığına dair endişelerini artırdı.

Aralık ayında, eski Microsoft yöneticisi Amar Subramanya, Apple’ın uzun süredir AI başkanı olan John Giannandrea’nın yerini aldı.

Bu arada, en gelişmiş AI modellerini sunma rekabeti kızıştı. Geçen ay, Google’ın sektördeki rakiplerini geride bıraktığı düşünülen Gemini 3 modelini piyasaya sürmesinin ardından, OpenAI CEO’su Sam Altman, ürünlerini iyileştirme ihtiyacına ilişkin “kırmızı alarm” ilan etti.

O sırada, Google’ın yapay zeka mimarı ve DeepMind’ın teknoloji direktörü Koray Kavukcuoglu, “Big Tech” grubunun Google’ın kendi özel çiplerini kullanarak yapay zeka modellerini eğiterek “performansımızı oldukça önemli ölçüde artırdığını” söyledi.

Şirket ayrıca, en son yapay zeka modellerini ürünlerine hemen entegre ettiğini de açıkladı. Alphabet hisseleri, yatırımcılara chatbot rakiplerinin tehdidine rağmen reklam gelirlerinin güçlü bir şekilde arttığını göstermesinden bu yana da yükselişte.

Şirket, ekim ayında yaptığı açıklamada, bulut bilişim işindeki patlama ve YouTube reklamlarının desteğiyle üçüncü çeyrekte gelirlerinin yüzde 16 artarak ilk kez 100 milyar doları aştığını belirtti. Gemini uygulaması hızla büyüyerek aylık 650 milyon kullanıcıya ulaştı.

ABD mahkemeleri şirketi bölmeye niyetli olmadıklarını açıkladıktan sonra yatırımcılar da Google’ın geleceğine daha iyimser bakmaya başladı.

Geçen yıl, bir ABD federal yargıcı, Nisan ayında bir mahkemenin şirketin dijital reklamlarda yasadışı tekel oluşturduğuna karar vermesine rağmen, Adalet Bakanlığı’nın Alphabet’ten reklamcılık işinin bazı unsurlarını ayırması talebinin “kolayca uygulanabilir” olmayacağını söylemişti.

Google aramasıyla ilgili ayrı bir Adalet Bakanlığı davasında, şirket, ürünlerini 2 milyardan fazla küresel kullanıcısına dağıtmak için Apple’a ödeme yapmasını yasaklayabilecek bir mahkeme kararından kurtuldu.

Apple ve Google, Google’ın Apple’ın tarayıcısında varsayılan arama motoru olduğu bir anlaşmayı uzun süredir sürdürüyor.

HSBC analistleri, Google’ın dünyanın en popüler arama motoruna ek olarak kendi çiplerini, veri merkezlerini ve tüketici ve işyeri uygulamalarını geliştirip işletmesi sayesinde Alphabet’in “tam yığın AI stratejisinin meyvelerini verdiğini” söyledi.

Buna karşılık, OpenAI ve Anthropic, bilgi işlem altyapısı ve dağıtım konusunda büyük ölçüde üçüncü taraflara bağımlı. Bloomberg’e göre, Alphabet’in hisse fiyatındaki ivme, Google’ın kurucu ortağı Larry Page’in Oracle’ın yönetim kurulu başkanı Larry Ellison ve Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’u geçerek Elon Musk’tan sonra dünyanın en zengin ikinci kişisi olmasını sağladı.

Bloomberg, Page’in net servetini 281 milyar dolar olarak tahmin ediyor, bu rakam geçen yıla göre 100 milyar doların üzerinde bir artışa tekabül ediyor. Page, 2019 yılında Alphabet’in CEO’su olarak görevinden ayrıldı, ancak 1998 yılında Google’ı kurduğu ve servetinin 261 milyar dolar olduğu tahmin edilen Sergey Brin ile birlikte şirketin kontrol hissedarı olmaya devam ediyor. Bu rakam, Bezos’un ardından dünyanın en zengin dördüncü kişisi olduğunu gösteriyor.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English