Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, Rusya’nın dondurulan varlıklarına el koymayı yeniden gündeme aldı

Yayınlanma

Politico’nun Avrupa Birliği kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Hollanda, Rusya’nın dondurulan varlıklarının Ukrayna’nın finansmanı için kullanılması konusunu yeniden AB gündemine taşıdı. Hollanda Maliye Bakanı Eelco Heinen’in Brüksel’deki kapalı toplantıda yaptığı çağrıya Baltık ülkeleri ile Finlandiya destek verdi.

Politico’nun Avrupalı diplomatlar ve yetkililere dayandırdığı haberine göre Hollanda, dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna’nın finansmanı için kullanılması konusunu yeniden Avrupa Birliği gündemine taşıdı.

Haberde, Hollanda Maliye Bakanı Eelco Heinen’in Brüksel’de düzenlenen Avrupa Birliği Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi’nin kapalı oturumunda konuştuğu belirtildi.

Heinen’in toplantıda, Ukrayna’ya destek amacıyla dondurulan 210 milyar avroluk Rus varlığının kullanımına ilişkin tartışmaların yeniden başlatılması çağrısı yaptığı ve bazı mevkidaşlarından destek aldığı aktarıldı.

Hollanda hükümeti ise özel oturumda dile getirilen görüşler hakkında yorum yapmayı reddetti.

Hükümet yetkilileri, Avrupa Birliği’nin geçen yılın aralık ayında Rus varlıklarını, Ukrayna savaş tazminatı alana kadar dondurma kararı aldığını hatırlattı.

Aynı açıklamada, Avrupa Birliği’nin bu varlıkları Kiev’e verilen krediler için teminat olarak kullanma seçeneğini de saklı tuttuğu kaydedildi. Hollanda hükümeti, “Pozisyonumuz bu anlaşmayla uyumlu olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Politico’nun haberine göre Lahey yönetimi, söz konusu girişim kamuoyuna yansımadan önce bazı Avrupa başkentleriyle temas kurdu. Bu temasların amacı, konunun Avrupa Birliği içinde ne ölçüde destek bulabileceğini değerlendirmekti.

Haberde, Hollanda’nın girişimine Estonya, Letonya, Litvanya ve Finlandiya’nın destek verdiği belirtildi. Bazı Avrupa ülkelerinin ise meselenin siyasi hassasiyeti nedeniyle kamuoyu önünde görüş açıklamaktan kaçındığı aktarıldı.

İsmi açıklanmayan Avrupalı bir diplomat Politico’ya yaptığı değerlendirmede, “Biz de (Heinen’in çağrılarını) destekliyoruz ancak bunu kamuoyu önünde dile getirmedik. Bu konu yıl sonuna doğru yeniden gündeme gelecek” dedi.

Belçika çekinceli

Politico, Rus varlıklarının kullanımına yönelik girişimin Avrupa Birliği içinde yeniden “gergin hukuki, ticari ve siyasi tartışmalara” yol açabileceğini yazdı.

Haberde, 2025 yılının sonlarında Belçika’nın bu tür bir mekanizmaya karşı çıktığı hatırlatıldı. Belçika’nın itirazında, yaklaşık 185 milyar avroluk Rus varlığını yöneten Euroclear isimli mevduat kuruluşunun ülkede bulunmasının etkili olduğu belirtildi.

Brüksel yönetiminin, Moskova’dan gelebilecek olası misillemeler ile hukuki risklerden kaygı duyduğu ifade edildi.

Politico’nun aktardığına göre Fransa, İtalya, Bulgaristan ve Malta da Rus varlıklarının Ukrayna’nın finansmanı için kullanılmasına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirdi.

Avrupa Merkez Bankası’nın da benzer adımların avro bölgesinin hukuk düzenine yönelik uluslararası yatırımcı güvenini zedeleyebileceği uyarısında bulunduğu kaydedildi.

AB’nin 90 milyar avroluk paketi bütçe açığını tam kapatmıyor

Avrupa Birliği liderleri, Rus varlıklarının doğrudan kullanımına gitmek yerine Ukrayna için 90 milyar avroluk yardım paketini onaylamıştı. Haberde, bu paketin Avrupa Birliği bütçesiyle güvence altına alındığı belirtildi.

Ancak Politico, söz konusu kaynağın Ukrayna’nın 2026 yılı için beklenen bütçe açığının yalnızca yaklaşık üçte ikisini karşılayabildiğini yazdı.

Gazeteye konuşan Avrupalı diplomatlar, savaşın sürmesi halinde Ukrayna’nın gelecek yıl ek finansmana ihtiyaç duyacağını değerlendirdi.

Haberde ayrıca Avrupa Komisyonu’nun Kanada, Birleşik Krallık, ABD ve Japonya ile yeni finansman kaynakları konusunda görüşmeleri sürdürdüğü belirtildi. Bununla birlikte Washington’un nasıl bir pozisyon alacağı konusunda belirsizliğin devam ettiği kaydedildi.

Rus tarafı ise Rus varlıklarının dondurulmasını yasa dışı olarak değerlendiriyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamalarda, Avrupa Birliği’nin fiilen bu varlıkları Kiev ile kendi askeri sanayi tesisleri arasında paylaştırdığını ifade etmişti.

Geçen yılın sonunda Rusya Merkez Bankası, Euroclear’a karşı Moskova Tahkim Mahkemesi’nde 18 trilyon rublelik dava açtı.

Rusya Merkez Bankası, Euroclear’ın “yasa dışı eylemleri” ve Avrupa Birliği’nin dondurulan varlıkları kullanma planları nedeniyle zarar gördüğünü bildirdi.

Brüksel’in daha sonra bu mekanizmadan geri adım atmasına rağmen Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, bankanın davayı geri çekmeyi şimdilik planlamadığını açıkladı.

Avrupa Birliği ile G7 ülkeleri, dondurulan Rus varlıklarından elde edilen gelirleri halihazırda Kiev’in finansmanı için kullanıyor. Kremlin ise bu uygulamayı da yasa dışı olarak nitelendiriyor.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English