Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Senatosu’nun göç paketini ertelemesi Cumhuriyetçiler arasında kriz yarattı

Yayınlanma

ABD Senatosu’nun göç fonu paketine ilişkin oylamayı gelecek aya erteleme kararı, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerinin sert tepkisine yol açtı. Alınan karar, ABD Başkanı Trump’ın tasarıyı masasında görmek için bizzat belirlediği 1 Haziran son tarihini devre dışı bıraktı. Bütçe uzlaştırma olarak adlandırılan özel bir usulle Demokratların oyları olmaksızın geçirilmesi planlanan paket, parti içi anlaşmazlıklar ve Senato mevzuat hakeminin engeline takıldı.

ABD Senatosu’nun göç fonu paketine yönelik oylamayı gelecek aya bırakma yönündeki kararı, Temsilciler Meclisi bünyesindeki Cumhuriyetçiler arasında büyük bir öfkeye neden oldu.

Bu karar, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilgili yasa tasarısının kendi masasına ulaştırılması için bizzat koyduğu 1 Haziran son tarihini de fiilen çiğnemiş oldu.

Cumhuriyetçilerin “bütçe uzlaştırma” adı verilen özel bir parlamento usulünü kullanarak Demokratların oylarına ihtiyaç duymadan yasalaştırmayı umdukları paket üzerindeki erteleme kararı, parti içinde yaşanan ciddi bir çalkantının ortasında geldi.

Bu huzursuzluğun temelinde, Trump yönetiminin Biden dönemi Adalet Bakanlığı tarafından haksız yere soruşturulduğuna veya kovuşturulduğuna inanan kişilere ödeme yapılmasını öngören 1,8 milyar dolarlık fon teklifi yer alıyor.

Bununla birlikte, bazı Senato Cumhuriyetçileri de pakette yer alan ve yeni bir Beyaz Saray balo salonu ile diğer Gizli Servis öncelikleri için 1 milyar dolarlık güvenlik fonu ayrılmasını içeren bir hükme karşı çıktı.

Senato mevzuat hakeminin bu düzenleme aleyhinde karar vermesi, Kongre üyelerini ilgili hükmün nasıl revize edileceği veya pakete yeniden dahil edilip edilmeyeceği konusunda derin bir bölünme içinde bıraktı.

Yaşanan bu gecikme, Senatoyu Trump’ın en önemli önceliklerinden birinde çok yavaş hareket etmekle ve partinin göçmenlik gündemini hızla hayata geçirme kabiliyetini tehlikeye atmakla suçlayan Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri arasındaki hayal kırıklığını daha da tırmandırdı.

Temsilciler Meclisi Üyesi Byron Donalds konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Senato, işlerini düzgün bir şekilde nasıl tamamlayacağını bile bilmediğini bir kez daha kanıtladı” ifadesini kullandı.

Temsilciler Meclisi Üyesi Tim Burchett ise hoşnutsuzluğunu, “Bu korkakça bir yaklaşım ve çok öfkeliyim. Çalışmaları gerekiyor. Çalışmak istemediler. Senato, oradaki liderliğe hesap sormalı. Eğer bunu Temsilciler Meclisi yapmış olsaydı, ben de aynısını yapardım” sözleriyle dile getirdi.

Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Flood, paket için Anma Günü’nden (Memorial Day) önce oy kullanmak istediğini belirtti.

Flood, “1 Haziran tarihinin önemli bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Henüz tamamlanmamış olmasından dolayı hayal kırıklığı yaşıyorum, ancak sanırım geri döndüklerinde bunu bitirebileceklerine dair ümidimi koruyorum ve bu işi halledebiliriz” dedi.

Gelişmelerin ardından Temsilciler Meclisi de Senatonun izlediği yolu takip ederek cuma günü yapılması planlanan oylamaları iptal etti ve bir haftalık yasama tatiline girdi.

Ancak Kongre üyeleri gelecek ay geri döndüklerinde her iki kanadın da iş yükü daha da ağırlaşacak.

Cumhuriyetçiler bir yandan göç paketini yasalaştırmaya çalışırken, diğer yandan da haziran ortasında süresi dolacak olan Yabancı İstihbarat Gözetim Kanunu’nun (FISA) mahkeme izni olmaksızın dinleme ve izleme yapma yetkilerini içeren uzun vadeli uzatılması konusunda bir anlaşmaya varmak için zamanla yarışacak.

Paket üzerindeki bu takvim kayması, Temsilciler Meclisi ile Senato Cumhuriyetçileri arasında halihazırda büyümekte olan ayrışmayı daha da derinleştirdi.

Temsilciler Meclisi Üyesi Derrick Van Orden, “Senato işlevini yitirmiş bir kurumdur ve Senato mevzuat hakemi, Kongre’nin iradesine aykırı kararlar alan seçilmemiş bir bürokrattır; Kongre’nin iradesi derken, kendimi ve bir şeylerin lehine oy verip bunları Senatoya gönderen insanların çoğunluğunu kastediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Trump, bu haftanın başlarında Senato Cumhuriyetçilerine, Senato Mevzuat Hakemi Elizabeth MacDonough’u görevden almaları çağrısında bulunmuş, ancak Senato Çoğunluk Lideri John Thune bu talebi reddetmişti.

Temsilciler Meclisi Üyesi Eric Burlison da Senatonun artık “nasıl işler hale geleceğini” çözmesi gerektiğini savundu.

Buna karşın, bazı Cumhuriyetçiler ise yaşanan bu gecikmeden büyük bir rahatsızlık duymadıklarını belirtti.

Temsilciler Meclisi Üyesi Keith Self, “Biliyorsunuz, bu kendi kendimize koyduğumuz bir son tarihtir, bu yüzden bu konuda bir endişe taşımıyorum” ifadesini kullandı.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English