Bizi Takip Edin

Diplomasi

“Ağ Devleti” kurmak isteyen Srinivasan, ABD ile Malezya’yı nasıl karşı karşıya getirdi?

Yayınlanma

Tartışmalı “Ağ Devleti” fikrinin mucidi teknoloji yöneticisi Balaji Srinivasan, dünyayı dolaşarak göçebe bir eğitim topluluğu kurmak için uygun bir yer arıyordu.

Coinbase’in eski teknoloji direktörü Srinivasan, Malezya’da, bu ülkeyi komşusu Singapur’dan ayıran su yolunun hemen karşısındaki, büyük ölçüde tamamlanmamış bir kompleks içinde aradığı yeri bulduğunu düşünüyordu.

Srinivasan’ın Network School’u (Ağ Okulu), konumu konusunda kasıtlı olarak belirsiz bırakılmış tek bir sosyal medya videosu sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekene kadar yıllarca sorunsuz bir şekilde faaliyet göstermişti.

Fakat bu durum, 21 Temmuz’da okulun kapılarının kapanmasına yol açan Malezya devletinin müdahalesiyle değişti.

Ertesi gün Srinivasan, Orta Asya’da Kazakistanlı yetkililerle bir mutabakat zaptı (MOU) imzaladı.

Srinivasan, X’te paylaştığı bir gönderide, “Yeni kampüsümüz, hızlandırılmış vize işlemleri, kolaylaştırılmış ikametgah değişikliği ve aktif yetenek işe alımıyla küresel teknoloji iyimserliğinin sığınağı haline gelecek,” diye yazdı.

Fortune’un aktardığına göre Malezya yetkilileri, İsrailli vatandaşların ikinci ülke pasaportlarıyla ülkeye girerek Network School’un programına katıldıklarına dair internetteki iddiaların ardından soruşturma başlattı.

Malezya, İsrail’i tanımıyor ve genellikle İsrail pasaportu sahiplerinin ülkeye girişini yasaklıyor.

Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan, Malezya’nın göçmenlik politikalarının İsrail’i tanımadığını belirtti; bu uzun süredir devam eden tutumun, Büyükelçi Muhammed Şahrul İkram Yakub tarafından da Washington’a iletildiğini vurguladı.

Bernama’nın aktardığına göre Hasan, “ABD ve İsrail çifte vatandaşlığına sahip bir kişi, ABD pasaportunu kullanarak Malezya’ya giriş yaptı. Fakat yapılan kontroller sonucunda bu kişinin İsrail vatandaşlığına da sahip olduğu ortaya çıktı ve biz de kendisinden ülkeyi terk etmesini istedik,” dedi.

Soruşturmada seyahat belgeleriyle ilgili herhangi bir ihlal kanıtı bulunamadı. Yine de Iskandar Puteri Belediye Meclisi, 21 Temmuz’da Network School’un işletme ruhsatını iptal etme kararı aldı ve bunun gerekçesi olarak, kurumun ruhsat koşullarını ve tesis kullanım şartlarını ihlal ettiğini gösterdi.

Belediye Meclisi ayrıca, tesiste yürütülen ticari faaliyetlerin ofis kullanım ruhsatında belirtilenlerden farklı olduğunu tespit ettikten sonra Network School’un reklam ruhsatını da iptal etti.

Johor Eyaleti Başbakanı Onn Hafiz Ghazi, 21 Temmuz’da bir sosyal medya paylaşımında, 22 Temmuz’dan itibaren şirketin Forest City’deki tüm faaliyetlerinin durdurlacağı haberlerini teyit etti.

Malezya ile ABD arasında “İsrail” krizi

Anlaşmazlık daha sonra diplomatik bir olaya dönüştü. Malezya Dışişleri Bakanı, devletin haber ajansı Bernama’ya, ABD ve İsrail çifte vatandaşı olan bir kişinin ülkeyi terk etmesi emredildiğini söyledi.

Bunun üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı, Malezya’nın İsrail konusundaki tutumunu açıklaması için ülkenin büyükelçisini çağırdı.

Ibrahim gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yahudilere hakaret etmiyoruz. İsrail’in yaptıklarına karşıyız. Sanki belirli bir gruba karşıymışız gibi etiketleniyoruz. Biz sadece başkalarını ezip sömüren ülkelere karşıyız,” demişti.

Malezya’nın İsrail’e yönelik politikasının Malezyalılar tarafından olumlu karşılandığını fakat ABD’li Kongre üyeleri tarafından aynı şekilde karşılanmadığını söyleyen başbakan, “Biz egemen ve bağımsız bir ülkeyiz. Taviz vermeyeceğiz ve tek bir İsraillinin bile Malezya topraklarına ayak basmasına izin vermeyeceğiz,” dedi.

Anlaşmazlık, İbrahim’in İsrailli vatandaşların sınır dışı edilmesine ilişkin açıklamalarının ardından sekiz ABD Kongre üyesinin Washington’dan Malezya ile olan bağları gözden geçirmesini talep etmesiyle ortaya çıktı.

Kongre üyeleri, 15 gün içinde bu kararın geri alınmaması halinde, Malezyalı askeri personele ABD tarafından profesyonel eğitim sağlayan Uluslararası Askeri Eğitim ve Öğretim programına yönelik fonların kesilmesini talep ettiler.

Ayrıca, Enver hükümetini, Washington tarafından “yabancı terör örgütü” olarak tanımlanan Hamas ile açık ilişkiler sürdürmekle suçlayarak, Hamas militanlarının Malezya topraklarında eğitim gördüğünü iddia ettiler.

Malezya Başbakanı, bu iddiaları temelsiz olarak reddetti ve Hamas liderleriyle yaptığı görüşmeleri hiçbir zaman gizlemediğini fakat bu görüşmelerin bombalamalar ve cinayetlerden etkilenen ailelere taziyelerini iletmek amacıyla yapıldığını söyledi.

Öte yandan ABD’nin Malezya’nın İsrailli vatandaşlara uyguladığı giriş yasağına yönelik eleştirilerinin, ülkenin dış politikasında büyük bir değişiklik yaratmasının pek olası olmadığı düşünülüyor.

Silikon Vadisi zenginlerinin Grönland seferi

Ağ Okulu nedir?

Srinivasan, 2024 yılında Malezya’da yaklaşık 100 uluslararası katılımcıya yönelik 90 günlük bir pilot program olarak Network School’u başlattı.

2025 yılının başlarında bu programı bir yıllık bir programa genişletti.

Bu kompleks, “teknoprenörler” (teknoloji girişimcileri) ve içerik üreticiler için bir ortak yaşam alanı işlevi görüyor.

Aylık 1.500 dolar karşılığında konaklama, yemek, spor salonu erişimi ve düzenli olarak düzenlenen teknoloji atölyeleri ile “hackathonlar” (hack maratonları) sunuluyor.

Katılımcılar, Straits Times’a verdikleri demeçte, programın Silikon Vadisi ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki benzer tekliflerden daha ucuz olduğunu, bu programların maliyetinin üç ila beş kat daha fazla olabileceğini savundular.

Srinivasan ise Ağustos 2024’te X’te paylaştığı bir gönderide , “ABD’deki mevcut lisans eğitimi modeli işlevsiz… Dört yıllık bir derece için 100 bin doların üzerinde para ödüyorsunuz, ancak hayatınız boyunca geçim masrafları için hiçbir bütçe ayırmıyorsunuz,” diye yazdı.

Srinivasan, okulun komşu Singapur’a yakınlığını önemli bir satış argümanı olarak öne çıkarıyordu.

O dönemde, “Burası güzel ve güneşli bir yer; uluslararası bir havalimanına (Changi) sahip büyük bir şehirden (Singapur) bir saatten daha az uzaklıkta. Bu, hafta içi derslerinize yoğunlaşabileceğiniz, hafta sonları eğlenmek için şehre gidebileceğiniz ve aynı gün içinde Asya’nın hemen hemen her yerine ulaşabileceğiniz anlamına geliyor,” diye yazmıştı.

Kısa bir süre öncesine kadar Malezyalı yetkililer bu projeyi destekliyordu. Hatta sadece üç ay önce, dijital bakan Gobind Singh Deo kampüsü “küresel teknoloji yetenekleri için yükselen bir destinasyon” olarak tanımlamıştı.

Network School’un Singapur’a yakınlığı dikkatleri üzerine çekti. 10 Temmuz’da okulun sosyal medyada yayınlanan bir reklamında, okulun “Singapur yakınlarındaki yapay bir adada” bulunduğu vurgulanmıştı.

Bu durum, çevrimiçi araştırmacıları konuyu derinlemesine incelemeye yönlendirdi ve bu süreçte Network School’un aslında Singapur sınırının karşısında yer alan Malezya eyaleti Johor’da bulunduğunu ortaya çıkardılar.

Aynı gün, Filistin yanlısı bir aktivist grubun Instagram paylaşımı, Network School’u ülkenin yasalarını ihlal ederek İsraillileri Malezya’ya getirmekle suçladı.

Srinivasan 2023 yılında, toprak biriktirme ve kendi kaderini tayin etme hedefini içeren “ağ devleti” stratejisini tanımlamak için “teknoloji Siyonizmi” terimini kullanmıştı.

Soyut bir yönetişim benzetmesi olarak kullanılan bu terim, kamuoyunun güçlü bir şekilde Filistin yanlısı olduğu bir ülkede pek iyi karşılanmadı.

Kuşatma sıkılaşmaya başlayınca Srinivasan, Başbakan Enver İbrahim ile bir görüşme talep etmeye çalıştı ve Malezya’daki yatırımları dondurmakla tehdit etti fakat bu çabaları sonuçsuz kaldı.

Mülk sahipleri için ütopya, mülksüzler için egemenlik kaybı

Balaji Srinivasan kimdir?

Srinivasan, Coinbase’in kendi girişimini satın almasının ardından 2018 yılında şirketin teknoloji direktörü olarak görev yaptı ve bir yıl sonra şirketten ayrıldı.

Daha önce genetik test girişimi Counsyl’in kurucu ortağıydı ve risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz’de genel ortak olarak çalıştı.

Ayrıca, küresel teknoloji sektörünü ulusal egemenlikten koparmak için uzun süredir sürdürdüğü çabalarıyla da tanınıyor.

2013 yılında, ABD teknoloji endüstrisinin ülkeyi terk edip yurt dışına taşınması gerektiğini savunmuştu. 2022’de ise “Ağ Devleti” konseptine ilişkin fikirlerini ayrıntılı olarak anlattığı bir kitap yayınladı.

Srinivasan, 2020’nin başlarında COVID-19 pandemisinin ABD’de yayılmaya başladığı dönemde, bu salgının oluşturduğu tehdit ve yıkıcı etkiler konusunda Silikon Vadisi’nde uyarıda bulunan ilk kişilerden biriydi.

Ayrıca 2023’te, Bitcoin’in 90 gün içinde 1 milyon dolara ulaşacağına dair talihsiz bir iddiaya girmesiyle kısa süreliğine gündeme gelmişti.

Fakat bu iddiadan sadece iki ay sonra vazgeçerek, fonları karşı taraf olan GiveDirectly yardım kuruluşuna ve bir Bitcoin geliştirme fonuna bağışladı.

Bunun yanı sıra bu teknoloji girişimcisi, Peter Thiel ile birlikte “Amerika’nın yegane monarşisti” Curtis Yarvin’in “Karanlık Aydınlanma” çevresine mensuptu.

Srinivasan, “bulut ülkesi” olarak adlandırdığı kendi şehrini, Washington’ın boğucu yasalarının, bürokrasisinin, medyasının, Harvard ve Yale’in diplomalarının karşısına çıkarıyordu.

Fiziki topraklara göçün sürdürülebilir olmayacağını kabul eden Srinivasan, dijital topluluklar kurmayı kafasına koymuştu.

Ona göre çevrimiçi ilişkiler dil-din-ırk farkı bilmiyordu ve yakınlık kurmaya fiziksel ilişkilerden daha meyyaldi.

Önce sanal bir ağ kuracak, sonra o sanal ağ yeni bir şehre dönüşecek, en nihayetinde de yeni bir ülke meydana gelecekti.

Srinivasan, münzeviliğe ve kendi kendine yeterliliğe vurgu yapan “Ada” temalı kaçışlardan ziyade, daha “kolektif” bir kuruluşa çağrı yapıyordu. Singapur ve onun ebedi şefi Lee Kuan Yew bu nedenle ona daha çok hitap ediyordu.

Bunun yanı sıra, Güney Kore’de yer alan ve bir özel şirket tarafından “yurttaş-müşteri”lerin pay sahibi olduğu New Songolo City de, teknoloji zenginimizin gözdelerindendi.

2013 yılında yaptığı bir konuşmada, Silikon Vadisi’nin ABD’den “nihai çıkışını” (ultimate exit) savunmuş ve ABD’nin “modası geçmiş ve yenilikçilere düşman” olduğunu iddia etmişti.

Srinivasan, Ağ Devleti adlı kitabında, “sınırın yeniden açıldığını” ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde yeni egemen entitelerin sayısının katlanarak artacağını savunuyordu.

Srinivasan, kitabında da İsrail’in kendilerine bir model olduğundan bahsediyordu. İsrail’in kuruluşu ile birlikte Yahudiler, “Tanrı/Devlet/Ağ” dizisinin başarılı bir örneğini sergiliyorlardı.

Theodor Herzl’in eserlerini kitabının ilham kaynağı olarak gösteren Srinivasan, ABD-Çin kutupları dışındaki üçüncü bir kutbun, teknolojik olarak gelişkin İndo-İsrail kutbu olacağına inanıyor.

Peter Thiel, AI destekli “paralel yargı” kurmak istiyor

Malezya-Singapur hattında Kuşak ve Yol bağlantısı

Network School, Çinli gayrimenkul geliştiricisi Country Garden tarafından 2016 yılında başlatılan devasa bir konut projesi olan Forest City’de faaliyet gösteriyordu.

Proje, Asya, Afrika ve Avrupa’da altyapı inşa etmeyi amaçlayan küresel bir strateji olan Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi tarafından da desteklenmişti.

Hedef, Singapur’un hemen karşısında, Johor Boğazı’nın Malezya tarafında 700.000 kişiyi barındırabilecek bir şehir inşa etmekti. 

Fakat taahhüt edilen yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırıma rağmen inşaat hiçbir zaman tamamlanamadı.

Projenin yalnızca %15’i inşa edildi ve bunun da çok daha azı olan %1’i yerleşime açıldı.

Forest City daireleri çoğu Malezyalı için çok pahalıydı; bu da projenin Çinli alıcıları hedeflediği anlamına geliyordu. 

Fakat Çin’deki sermaye kontrolleri, COVID salgını ve ardından emlak devi Evergrande’nin çöküşünün tetiklediği emlak krizi, bu umutları suya düşürdü.

Bir zamanlar “örnek geliştirici” olarak görülen Country Garden, 2023 yılından bu yana borç yeniden yapılandırmasıyla boğuşuyor.

Geliştirici, geçen yıl 22,9 milyar dolarlık gelir bildirdi; bu rakam, 2022’deki 63,6 milyar dolarlık zirve seviyesinin üçte ikisinden fazlası kadar düşük.

Johor, o zamandan beri Forest City’yi yeni imzalanan Johor-Singapur Özel Ekonomik Bölgesine dahil etti ve burayı bir özel finans bölgesi olarak belirledi.

Yetkililer burayı uluslararası aile ofisleri ve sermaye merkezi olarak tanıtıyor.

Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor

Srinivasan’ın Kazakistan’da ne işi var?

Network School’un yeni kampüsüyle ilgili ayrıntılar henüz sınırlı. Yine de Srinivasan, yapay zeka alanında eğitim ve araştırma fırsatları ile teknoloji girişimlerine destek sunacak bir alan vaat ediyor.

Network School ile ülkenin Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma Bakanlığı arasında imzalanan beş yıllık mutabakat zaptı, her iki tarafın da uluslararası etkinlikler ve hackathonlar düzenlemesini ve bu yıl Kazakistan’da bir Ağ Devleti konferansının düzenlenmesini öngörüyor.

Kazakistan Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma Bakanlığı, 22 Temmuz tarihli bir Instagram paylaşımında şunları yazdı:

“Bu mutabakat zaptı, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Kazakistan’ın yapay zeka ve inovasyon alanında bölgesel bir merkez olarak daha da gelişmesi için temel oluşturacak.”

Bakanlık kampüsün, önde gelen uzmanları, teknoloji şirketlerini ve yatırımları Kazakistan’a çekmek amacıyla da inşa edileceğini ekledi.

Kazakistan, kendisini yabancı teknoloji şirketlerine tanıtmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev, 10 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Sermaye liderlerini, benzersiz yasal düzenlemelerimizi güvenli ve yüksek getirili bir başlangıç noktası olarak değerlendirmeye davet ediyoruz,” demişti.

Ülke, Nvidia gibi ortaklarla birlikte 1 gigawatt kapasiteli bir veri merkezi kampüsü kurmayı planlıyor.

Srinivasan Singapur vatandaşlığı da aldı

Öte yandan eski Coinbase CTO’su, ABD vatandaşlığından ayrılarak Singapur vatandaşlığı aldığını da açıkladı.

Srinivasan, bu şehir devletinin “inovasyon ve girişimciliğe” karşı sergilediği misafirperver ortamı gerekçe göstererek ABD’den ayrıldığını ve Singapur vatandaşı olduğunu söyledi.

İnovasyonun Asya’ya doğru kaymakta olduğunu savunan Srinivasan, Singapur ve Hindistan gibi ülkelerin iş dünyasına elverişli politikalar, verimli yönetişim ve yeni teknolojilere açıklık sunduğunu belirtiyor.

Srinivasan, ABD’deki teknoloji ortamını eleştirerek, bu ortamın aşırı bürokratik ve kutuplaşmış hale geldiğini ve bu durumun girişimcilerin iddialı projeler peşinde koşmasını zorlaştırdığını söylüyor.

O, Singapur’un inovasyon ve girişimciliğin daha güçlü kurumsal destek gördüğü, daha istikrarlı bir ortam sağladığına inanıyor.

Girişimcinin bu kararı, Amerika’da Hint kökenli bir göçmen olarak yaşadığı kişisel deneyimlerinden de etkilenmiş gibi görünüyor.

Silikon Vadisi eskatolojisi – 3: Kudretli elimle sizi özgür kılacağım

Çocukken zorbalığa maruz kaldığını ve oraya ait olmadığını hissettiğini hatırlasa da, Singapur’un çokkültürlü toplumunun kendisine kabul gördüğünü ve kültürel bir bağ kurduğunu hissettirdiğini belirtiyor.

Hint kökenli kimliğinin bu ülkede kabul gördüğünü vurgulayan Srinivasan, özellikle Tamilcenin Singapur’un resmi dillerinden biri olduğunu ve inancını özgürce yaşayabileceği Hindu tapınaklarının varlığını örnek gösterdi.

Yatırımcı, bu kararının, “meritokrasi ve sosyal istikrar” gibi değerleriyle daha uyumlu olduğuna inandığı bir ülkede yaşamayı tercih ettiğini gösterdiğini söyledi.

“Tepkimi ayrılarak gösterdim,” diyen Srinivasan, taşınmasını Amerikan kültüründe yetişmiş olmasının bir reddi değil, kişisel bir tercih olarak nitelendirdi.

Srinivasan’ın bu argümanı, insanların ortak değerler etrafında topluluklar kurmasını ve nihayetinde yeni toplumlar yaratmasını savunan, daha geniş kapsamlı “Ağ Devleti” felsefesinin bir parçası.

Ayrıca bu şehir devleti, Srinivasan’ın ilgi alanlarıyla örtüşen finans, yapay zeka, blok zinciri ve biyoteknoloji alanlarında küresel bir merkez olarak konumlanmış durumda.

Srinivasan için bu hamle, sadece bir yer değişikliği değil, inovasyonun geleceğinin giderek daha küresel bir nitelik kazanabileceği ve Singapur gibi şehirlerin Silikon Vadisi gibi geleneksel teknoloji merkezleriyle rekabet edeceği yönündeki daha geniş kapsamlı bir argümanın parçası.

Diplomasi

ABD elçisi Kimberly Guilfoyle, Yunanistan’da ortalığı karıştırdı

Yayınlanma

Yunanistan’daki muhalefet partileri, hükümetten ABD Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle hakkında ortaya atılan iddialara yanıt vermesini talep etti.

Wall Street Journal’da yer alan habere göre, ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi Guilfoyle, ülkesinin Romanya hükümetinin devrilmesinde rol oynadığını ve ABD’nin Yunanistan’da da aynı şeyi yapabileceğini ima etmiş.

WSJ, ABD Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle’un bu sözleri, Mart ayında Yunan ve Amerikalı yetkililerin katıldığı bir akşam yemeğinde sarf ettiğini iddia ediyor.

Buna göre Guilfoyle, Ilie Bolojan liderliğindeki Romanya merkez sağ hükümetinin yaklaşan çöküşüne atıfta bulunarak, Yunanistan Enerji Bakanı Stavros Papastavrou’ya ABD’nin bu devrilme sürecinde rol oynadığını söylediği ve “Bunu istediğimiz herhangi bir ülkeye yapabiliriz. Burada da aynısını yapabiliriz,” dedi.

Gazetenin kaynaklarına göre Papastavrou, halk tarafından seçilmiş olan Yunan hükümetini ABD’nin değiştiremeyeceğini söyledi.

Guilfoyle’un avukatı ise WSJ’de yer alan bu diyalogun aktarımına itiraz etti.

Muhalefetteki PASOK, bir basın açıklamasında şunları söyledi:

“Hükümet ve özellikle Dışişleri ile Enerji ve Çevre bakanlıkları gerekli açıklamaları yapma ve yayınlanan haberin doğruluğunu değerlendirme yetkisine sahip tek kurumdur. Yunanistan bağımsız ve egemen bir demokrasidir ve istisnasız her durumda ve tüm taraflar karşısında bu şekilde hareket etmekle yükümlüdür.”

Yunan Sol İttifakı (ELAS), iddia edilen açıklamaların “benzeri görülmemiş ve kabul edilemez” olduğunu belirtti ve şunları söyledi:

“Hükümet, olayı ne doğruluyor ne de yalanlıyor; sessizliğini koruyor. Bu nedenle Mitsotakis hükümetinden, söz konusu olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığını; eğer yaşandıysa, neden Mart ayından beri gizlendiğini; ve hükümetin buna yanıt verip vermediğini –ve nasıl yanıt verdiğini– Yunan halkına derhal açıklamasını talep ediyoruz.”

SYRIZA, ortaya çıkan iddiaların “son derece ciddi olduğunu ve hükümetin sessiz kalamayacağını” belirtti… Parti, “Eğer doğruysa, basit bir diplomatik olayla değil, ülkenin yönetim sistemine yönelik bir hakaretle karşı karşıyayız,” dedi.

SYRIZA ayrıca hükümetten, neden Dikey Gaz Koridoru’nun desteklenmesinde ısrar ettiğini ve “Yunanistan’ın Amerikan LNG’sine daha fazla bağımlı hale gelmesini” açıklamasını talep etti.

Yunanistan Komünist Partisi (KKE), ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun birkaç gün içinde Yunanistan’a yapacağı ve bölgedeki ABD planlarını daha da ilerletmeyi ve Yunanistan-ABD stratejik anlaşmasını yenilemeyi amaçlayan ziyaret göz önüne alındığında, hükümetin “ağır bir sorumluluk taşıdığını” belirtti.

Guilfoyle, Rus gazına alternatif olarak Yunanistan’dan Bulgaristan ve Romanya üzerinden Orta ve Doğu Avrupa’ya gaz taşımak üzere tasarlanan bölgesel bir altyapı projesi olan Dikey Gaz Koridoru’nun tanıtımında önemli bir rol oynamıştı.

Yunanistan hükümeti sözcüsü Pavlos Marinakis ise bu konunun “hiç gündeme gelmediğini” ve buna müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti.

Marinakis ayrıca Yunanistan ile ABD arasındaki ilişkiyi stratejik olarak nitelendirdi ve ortaklığın karşılıklı saygı ve ortak değerlere dayandığını vurguladı.

WSJ haberinde ayrıca Guilfoyle’un Amerikan sıvılaştırılmış doğalgazıyla (LNG) ilgili faaliyetleri de inceleniyor.

Guilfoyle’un Güneydoğu Avrupa genelinde ABD’nin enerji satışlarını desteklediği bildiriliyor.

Haberin ayrı bir bölümünde iş adamı Hristos Marafatsos ele alınıyor. Marafatsos’un, Yunan inşaat şirketi Aktor’u temsilen Guilfoyle’a birkaç resmi toplantıda eşlik ettiği söyleniyor.

Habere göre, Aktor, lobi faaliyetleri karşılığında Marafatsos’a 160.000 dolar ödedi. Marafatsos’un bu sürece dahil olması, diplomatik toplantılara özel çıkarların karıştığına dair şüpheler uyandırdı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB, Çin mallarına gümrük vergisi uygulamayı planlıyor

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, ithalatın belirli bir eşiği aştığı durumlarda Çin menşeli bir dizi ürüne gümrük vergisi uygulanmasına olanak sağlayacak bir ticari savunma önlemi hazırlıyor.

Rapporteur’ün ulaştığı taslak plana göre, AB’nin Çin’e olan bağımlılığını azaltmak amacıyla, AB’nin ithalatının %40’ından fazlasını Çin’in karşıladığı ürünlere gümrük vergisi uygulanacak.

Yetkililer, bu önlemi yarı iletkenler, kritik hammaddeler ve nadir toprak elementleri gibi stratejik sektörler için değerlendiriyor.

İlk olarak Haziran ayında AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič tarafından gündeme getirilen bu önlem, Çin’in AB ile olan ticaret fazlasından kaynaklanan gerginliklerin tırmanması, kritik minerallerin ihracatına getirilen kısıtlamalar ve Avrupa şirketlerinin Çin iç pazarında karşılaştığı engellerin ortasında geliştiriliyor.

Šefčovič’in 8 ve 9 Ekim tarihlerinde Pekin’de Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile görüşmesi planlanıyor.

Bir hafta sonra ise Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in, Brüksel’de düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine Çin ile ilişkiler hakkında bilgi vermesi bekleniyor.

Yetkililer, yeni aracın, “bazuka” adı verilen AB’nin “Zorlama Karşıtı Aracı”ndan daha kolay kullanılabilir olmasını hedefliyor.

Bu aracı kullanmak için AB hükümetlerinin öncelikle nitelikli çoğunlukla oylama yaparak iktisadi zorlamanın gerçekleştiğine karar vermesi gerekiyor.

Önerilen yeni yönetmeliğe göre, üye devletlerin nitelikli çoğunluğu itiraz etmedikçe Komisyon bu önlemi uygulayacak.

Tartışmaya aşina olan başka bir kaynağa göre, Šefčovič bu ay iş dünyası liderleriyle yaptığı bir toplantıda ilaç, kimyasallar, otomobiller ve kritik hammaddelerin bu önlemin kapsamına girebileceğini belirtti.

Geçen yıl günlük yaklaşık 1 milyar avroya ulaşan AB’nin Çin ile olan ticaret açığının ardından, von der Leyen bu ayki Birlik Durumu konuşmasında, “İlişkilerimizi yeniden dengelemek için elimizdeki tüm araçları kullanacağız,” demişti.

Ziyaretten önce Šefčovič, ticaret dengesizlikleri, kritik minerallere yönelik ihracat kontrolleri ve Çin iç pazarına erişim kısıtlamaları konusunda Pekin’den defalarca somut sonuçlar talep etti.

Komiser’e yakın bir kaynak, Šefčovič’in görüşmeler konusunda özel olarak iyimser olduğunu belirtti.

Bu kaynak, belirli sanayi ürünlerinde AB’nin ticaret açığındaki azalmayı, Avrupalı şirketlerin Çin’in nadir toprak elementleri ihracat lisanslarına daha kolay erişimini ve Çin pazarına erişimin iyileşmesini ilerleme işaretleri olarak gösterdi.

Fakat toplantı hazırlıklarına aşina olan diğer kaynaklar, Çin’in büyük ticaret fazlasını ve ileri imalat alanındaki hedeflerini gerekçe göstererek, görüşmelerin somut tavizler getireceği konusunda şüpheciydiler.

Wang ile Šefčovič arasında yakın zamanda gerçekleşen bir telefon görüşmesine ilişkin Çin tarafının yaptığı açıklama, Pekin’in Komisyon’un taleplerini karşılayacağına dair herhangi bir işaret vermedi.

Šefčovič, ilerleme sağlanmaması halinde AB’nin önerilen çeşitlendirme aracının kullanımı da dahil olmak üzere önlemler alabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kazak petrolünde saldırılar sonrası Hazar üzerinden Ceyhan planı

Yayınlanma

Kazakistan’ın büyük petrol şirketleri, ihracatı Rusya dışındaki Hazar geçişli hattan artırmak amacıyla boru hattı ve tanker projelerini inceliyor. Hazırlanan fizibilite çalışması, Karadeniz’deki ana ihracat hattı CPC’ye yönelik insansız hava aracı saldırılarının ardından başlatıldı.

Kazakistan’ın en büyük petrol şirketleri, Rusya topraklarını baypas eden Hazar geçişli güzergah üzerinden petrol ihracatını artırma seçeneklerini inceliyor.

Nikkei Asia’nın haberine göre değerlendirilen planlar arasında Hazar Denizi’nin altından bir boru hattı inşa edilmesi ya da tanker filosunun ciddi ölçüde genişletilmesi yer alıyor.

Kazakistan petrol ihracatının yüzde 80’inden fazlasını Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) üzerinden gerçekleştiriyor. Kazakistan sahalarından çıkarılan ham petrolü Rusya toprakları üzerinden Karadeniz’deki Novorossiysk deniz terminaline taşıyan bu hat, ülkenin ana ihracat kanalı konumunda.

Fakat hatta petrol akışı bu yıl terminale ve petrol tankerlerine düzenlenen Ukrayna insansız hava aracı saldırıları nedeniyle birkaç kez durduruldu.

Temmuz ayındaki yükleme kesintileri sırasında Kazakistan, sevkiyat yapamadığı için ham petrol üretimini geçici olarak düşürmek zorunda kaldı.

Astana yönetimi mevcut alternatif güzergahı halihazırda kullanıyor ancak bu hattan düşük hacimli sevkiyat yapılıyor. Söz konusu rota Kazakistan’daki petrol merkezi Atırau’dan başlıyor; petrol buradan Aktav Limanı’na, ardından Hazar Denizi üzerinden Bakü’ye ve mevcut altyapı kullanılarak Tiflis üzerinden Ceyhan’a ulaştırılıyor.

Kazakistan Enerji Bakanlığı verilerine göre Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden yılda yaklaşık 1,2 milyon ton Kazak petrolü sevk ediliyor. Bu miktar, CPC üzerinden taşınan hacmin yüzde 2’sinden azına karşılık geliyor.

Nikkei Asia, Kazak şirketlerin bu hattı genişletmeye yönelik fizibilite çalışması hazırladığını aktardı. Yayına konuşan bir kaynak, deniz altından inşa edilecek bir boru hattının ya da tanker filosunu büyütmenin yıllık 35 milyon tona kadar kapasite sağlayabileceğini belirtti.

Bu miktar, Kazakistan’ın CPC üzerinden sevk ettiği petrol hacminin yarısından fazlasına ulaşıyor.

Energy Monitor Fonu İcra Direktörü Nurlan Cumagulov ise bu seçeneğe dair, “Ancak bu güzergahın yüksek maliyetli olacağını belirtmek gerekir” değerlendirmesini yaptı.

Rusya ve Kazakistan’a ait kuruluşların yanı sıra Chevron ve ExxonMobil gibi uluslararası devlerin ortak olduğu CPC’deki kesintilerin ardından Kazakistan, petrol ihracatının bir kısmını alternatif yollara yönlendirerek özellikle Çin’e yapılan sevkiyatı artırdı.

Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, CPC gemilerine yönelik saldırıları ülke çıkarlarına bir tecavüz olarak niteledi; oluşan zararın hesaplandığını ve tazminat talep etme hakkının saklı tutulduğunu bildirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English