Avrupa
AB “temiz sanayi” paketini açıkladı

AB yürütme organı, Avrupa’nın çevreyi en çok kirleten endüstrilerinin yeşil dönüşüme ulaşmasına yardımcı olacak planları ortaya koydu ama şirketlerden çevresel raporlama taleplerini azaltırken, iklim hedeflerinde rotasını koruyacağında ısrar etti.
Çarşamba günü “temiz sanayi anlaşmasını” yayınlayan Avrupa Komisyonu, çelik ve çimento gibi kirletici endüstrilerin net sıfır emisyon geleceğine geçiş yapmalarına yardımcı olacak ve elektrikli araç şarj noktaları üreten şirketler gibi “temiz teknoloji” şirketlerini destekleyecek bir planı olduğunu söyledi.
Komisyon dört ana hedefi ön plana çıkarıyor: yatırım yoluyla endüstriyel yenilikçiliğin teşvik edilmesi, düzenleyici yüklerin azaltılması, yüksek enerji fiyatlarının düşürülmesi ve yeni ticaret anlaşmaları yoluyla küresel rekabet gücünün artırılması için çaba gösterilmesi.
Komisyon ayrıca işletmeler ve tüketiciler için enerji faturalarını düşürmeyi amaçlayan bir planın yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmeler için çevresel raporlama gerekliliklerini gevşetmeye yönelik tartışmalı öneriler de yayınladı.
“Deregülasyon değil, uygulamaya geçiş”
Temiz sanayi anlaşması, AB’nin 2040 yılına kadar emisyonları %90 oranında azaltma hedefini teyit ediyor ve rüzgar santralleri ve diğer altyapı için daha hızlı izinler ve Avrupa’da üretilen temiz teknolojiyi desteklemek için kamu ihale kurallarının değiştirilmesi de dahil olmak üzere “yeşil geçişi” hızlandırmak için 40 farklı önlemi açıklıyor.
Avrupa Komisyonu’nun yeşil dönüşümden sorumlu başkan yardımcısı Teresa Ribera, “Temiz sanayi anlaşmasının Avrupa’nın iklim kriziyle mücadele için bir iş planı olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
Ribera, AB’nin yeşil dönüşümde rotayı tersine çevirdiği yönündeki eleştirileri ise reddetti. Ribera, “Deregülasyon yapmıyoruz. Aksine uygulama aşamasına geçiyoruz,” iddiasında bulundu.
Komisyon, 100 milyar avroluk yeni ve yeniden düzenlenmiş kamu fonlarıyla yeni bir endüstriyel karbonsuzlaştırma bankası oluşturacağını ve bunun dolaylı olarak özel sektörden 400 milyar avro kaldıraç sağlayabileceğini söyledi.
Leyen, bu sadeleştirmenin rekabetçiliği yeniden tesis etmenin anahtarı olduğunu belirterek, Avrupalı firmalara yılda yaklaşık 6 milyar avro tasarruf sözü verdi.
Avrupa Yatırım Bankası (EIB) için, şebeke bileşeni üreticilerine garantiler sağlanması da dahil olmak üzere, üretimi artırmalarına olanak tanıyan daha büyük bir rolün ana hatları da çizildi. Uzmanlar, iklim hedeflerine ulaşmak için geniş elektrik şebekeleri ağları inşa etmek üzere yüz milyarlarca küresel yatırıma ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Avrupa Komisyonu, devlet yardımlarında da değişiklik yapacak
Rekabet politikasına da liderlik eden Ribera, yenilenebilir enerji ve endüstriyel dekarbonizasyonu hızlandırmak için haziran ayına kadar AB’nin devlet yardımı kurallarında değişiklik sözü verdi.
Aralık ayında bürokrasiyi azaltma gündemiyle göreve başlayan yeni Avrupa Komisyonu, eş zamanlı olarak küçük şirketler için çevresel raporlama ve durum tespiti kurallarının gevşetilmesine ilişkin ayrıntıları yayınladı ve sadece 2023 ve 2024’te kabul edilen yasaları geniş kapsamlı bir şekilde yeniden gözden geçirdi.
Önerileri sunan Komisyon üyeleri, Avrupa’nın yeşil dönüşümünü zayıflatmadıklarını, aksine işletmeleri dönüşüme katılmaya ve yeni bir jeopolitik gerçekliğe uyum sağlamaya teşvik ettiklerini savundular.
Sanayi stratejisinden sorumlu komisyon üyesi Stéphane Séjourné, “Avrupa kendini nasıl reforme edeceğini biliyor,” dedi. Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin kısa bir süre önce bürokrasiyi azaltmanın bir sembolü olarak Elon Musk’a verdiği elektrikli alete atıfta bulunan komiser, “Elektrikli testeremiz yok. Ama bu işe öncülük eden yetkin insanlarımız var,” dedi.
AP milletvekili: Çevre mevzuatına dokunmak tabu olmamalı
Komisyon, 2023 yılında yürürlüğe girecek olan kurumsal sürdürülebilirlik raporlama yönergesinin iki yıl süreyle dondurulmasını ve küçük işletmelerin muaf tutulmasına ilişkin detaylı istişarelerin sürdürülmesini önerdi.
Benzer şekilde yetkililer, 1.000’den fazla çalışanı olan şirketlerin ürünlerinin çevre ve insan hakları üzerindeki etkilerini değerlendirmelerini gerektiren kurumsal sürdürülebilirlik durum tespiti direktifinin de, komisyon küçük şirketlerin yükünü hafifletmeye çalışırken bir yıl erteleneceğini söyledi.
KOBİ’ler halihazırda direktifin gerekliliklerinden muaf olsa da, birçoğu büyük şirketlere tedarik sağladıkları için külfetli kurallara takılacaklarını söylüyor.
Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) en büyük grup olan merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) enerji ve endüstri sözcüsü Christian Ehler, çevre mevzuatının daha da basitleştirilmesinin “bir tabu olmaması gerektiğini” ve “geçmiş görev döneminden kalan bazı [diğer] çevre mevzuatının yeterli olup olmadığını düşünmemiz gerektiğini” söyledi.
Karbon vergisinde esneklik Avrupalı küçük ithalatçıları rahatlatacak
Bürokrasiyi azaltma gündemi, AB’nin karbon sınırı ayarlama mekanizmasına da genişletildi. Bu mekanizma, bloğa çelik, demir, alüminyum ve diğer “kirletici” ürünleri ithal eden şirketlerin karbon tarifesi ödemesini ve AB üreticileriyle fiyat farklılıklarını dengelemesini gerektiriyor.
Komisyon, en küçük ithalatçıları vergiden muaf tutacağını, bu önlemin ithalatçıların %90’ını, yani yaklaşık 190.000 şirketi etkileyeceğini ve yine de emisyonların %99’unu kapsayacağını söyledi.
Temiz sanayi anlaşması, 2040 yılına kadar yılda 260 milyar avro tasarruf sağlamayı amaçlayan bir “uygun fiyatlı enerji eylem planı” ile birlikte yayınlandı.
Çevre savunucuları faturaların azaltılması ve elektrifikasyonun hızlandırılmasına yönelik girişimleri memnuniyetle karşılarken, yurtdışında sıvılaştırılmış doğal gaz ihracat tesislerinin inşasına fon sağlanması önerisi karşısında endişelerini dile getirdiler.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Antwerp’te yaptığı açıklamada iş dünyasına seslenerek, “Önünüzde çok fazla engel olduğunu biliyorum. Yüksek enerji fiyatları ve aşırı düzenleyici yükler üretim maliyetlerini artırdı. Bu durumu tersine çevirmeliyiz; Temiz Sanayi Anlaşması’nın temel amacı budur,” dedi.
Amerikan ve Çinli şirketlerden tepki
Öte yandan Çinli ve Amerikalı endüstri grupları, Avrupa Komisyonu’nun yeni temiz sanayi planında kamu ihalelerine teklif veren AB şirketlerini kayırmaya yönelik önerisini kınayarak, bunun ayrımcı olacağını ve bloğun ekonomisini karbonsuzlaştırma çabalarını engelleyeceğini savundu.
Temiz Sanayi Anlaşması, stratejik sektörlerde “Avrupa tercih kriterlerinin” önümüzdeki yıl bloğun Kamu İhale Çerçevesi’nin revizyonuna dahil edileceğini belirtiyor.
Çin’in AB Ticaret Odası’ndan (CCCEU) bir sözcü Euractiv’e yaptığı açıklamada Brüksel’in önerisinin yabancı firmalara karşı ayrımcılığı yasaklayan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarını ihlal etme riski taşıdığını söyledi.
Ayrıca Brüksel ile Pekin arasında zaten gergin olan ticari ilişkileri daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulundular.
Sözcü, “Çin birçok stratejik sektörde kilit bir oyuncu olduğu için, bu tercihler Çinli firmaları dezavantajlı duruma düşürebilir, ticari gerilimleri tırmandırabilir ve DTÖ ilkelerini potansiyel olarak ihlal edebilir,” dedi.
AB’deki Amerikan Ticaret Odası (AmCham EU) da benzer şekilde Komisyonun önerisinden “endişe duyduğunu” belirtti.
“Güvenilir ortakların erişiminin kısıtlanması endüstriyel karbonsuzlaştırmayı yavaşlatacak, maliyetleri artıracak ve temiz geçişin verimliliğini azaltacaktır,” diyen AmCham EU, yine de Anlaşmanın AB’nin karbonsuzlaştırma çabalarına “önemli bir katkı” olduğunu ekledi.
Karbonsuzlaştırmada “Avrupa’da üretim” kriteri
Kamu İhale Çerçevesinin revizyonu, Komisyon tarafından önerilen ve önümüzdeki yıllarda AB firmalarının lehine olacak tek mevzuat değişikliği değil.
Her ne kadar Anlaşma’nın kendisinde yer almasa da, çarşamba günü yayınlanan Komisyon basın açıklamasında, hem özel hem de kamu alımlarında “Avrupa’da üretilme kriterlerinin” yaklaşmakta olan Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Hızlandırıcı Yasası’na dahil edileceği belirtildi.
AB’nin yeşil teknolojilerine yönelik iç talebi artırmayı amaçlayan yasanın bu yılın son üç ayında resmen teklif edilmesi bekleniyor.
Euractiv’e konuşan bir AB yetkilisi yasaya atıfta bulunarak “Ürünün nerede üretildiği önemli olacak,” dedi.
Avrupa
AB, Ukrayna ve Moldova müzakere süreçlerini ayırma aşamasında

Avrupa Birliği, üyelik şartlarını yerine getirme hızlarındaki farklılıklar nedeniyle, ilk müzakere faslının açılmasının ardından Ukrayna ve Moldova’nın katılım süreçlerini ayırmaya hazırlanıyor. Euronews’in haberine göre, Brüksel’deki AB yetkilileri iki ülkenin müzakere yollarının ayrılmasını kaçınılmaz bir süreç olarak değerlendiriyor.
Daha önce Ukrayna ve Moldova’nın Avrupa Birliği’ne üyelik başvurularını birlikte ele alan AB makamları, ilk müzakere faslının açılmasının ardından iki ülkenin katılım süreçlerini ayırmak için zemin hazırlamaya başladı.
Euronews’in haberine göre, Brüksel’de düzenlenen AB-Moldova Zirvesi’nin sonunda birliğin üst yönetimi bu ayrışmanın yakın zamanda kaçınılmaz hale gelebileceğine işaret etti.
Zirvede konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “İlk küme açıldıktan sonra, her aday ülke kendi sürecinden sorumludur. Çünkü hangi aday ülkeden bahsettiğimize bağlı olarak farklı reformların gerçekleştirilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ise Moldova hükümetinin reformları çok hızlı bir şekilde onaylamasını takdirle karşıladığını belirterek, bu hızın korunması halinde Moldova’nın kalan beş fasıl grubunun önündeki engelleri de hızla kaldırabileceğini öngördü.
Costa ayrıca, “Genişleme, en önemli jeopolitik yatırımdır” şeklinde konuştu.
AB katılım süreci, altı tematik küme altında toplanan 33 fasıldan oluşuyor. Moldova ve Ukrayna haziran ayında, yargı reformu, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yolsuzlukla mücadele gibi konuları kapsayan “Temeller” adlı ilk fasıl grubunu açmış bulunuyor.
Sürece çok dar bir çerçeveden bakılmaması gerektiğini belirten von der Leyen, bir aday ülkenin Moldova gibi çalışması durumunda ilerlemeyi hak ettiğini vurguladı.
Von der Leyen, “Liyakata dayalı süreç, yavaşlama anlamına gelmez, adalet anlamına gelir” diyerek, ülkenin taahhütlerini yerine getirmesi durumunda AB’nin de kendi üzerine düşeni yapması gerektiğini ekledi.
Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu ise düzenlediği basın toplantısında, kalan beş fasıl grubunun gecikmeksizin hemen açılması gerektiğini ifade ederek, “Biz hazır olduğumuz sürece bunun gerçekleşeceğinden eminim” dedi.
Euronews’e göre, Moldova’nın AB’ye katılım süreci Ukrayna’nın gölgesinde kalmaya devam ediyor ve daha az tartışma yaratıyor. AB liderler zirvesinde Macaristan’ın yeni başbakanı Peter Magyar, Ukrayna için tüm müzakere fasıllarının en kısa sürede açılması ifadesine karşı çıkarken, Moldova için benzer bir çekince dile getirmedi.
Brüksel’deki kaynaklar, iki ülkenin yollarının ayrılmasının an meselesi olduğunu belirtiyor. Birçok yetkili, barış dönemindeki bir ülke ile çatışma halindeki bir ülke arasında yanlış bir eşdeğerlik kurulmaması adına Moldova’nın Ukrayna’ya bağlı tutulmasını adaletsiz buluyor.
Diğer yandan, Ukrayna için bu ayrışmanın son derece hassas bir konu olduğu ve Brüksel’in, Kiev’in geride kaldığı, Kişinev’in ise öne geçtiği bir tablodan kaçınmaya çalıştığı kaydediliyor.
AB Moldova Delegasyonu tarafından aktarılan açıklamada von der Leyen, “Moldova’nın yeri Avrupa Birliği’dir. Halkının cesareti, kararlılığı ve özverisi ülkeyi her geçen gün birliğimize daha da yakınlaştırıyor. Avrupa; reformlar, fırsatlar ve barış, özgürlük, demokrasi ve refah içinde ortak bir gelecek için Moldova’yı destekliyor” dedi.
Ukrayna ve Moldova, Rusya’nın askeri operasyonunun başlamasının ardından, sırasıyla Şubat ve Mart 2022 tarihlerinde AB üyeliği için başvuruda bulunmuş, ardından Gürcistan da katılım talebini iletmişti.
Kiev yönetimi, AB üyeliğini devletin temel hedeflerinden biri olarak nitelendirerek 2027 yılına kadar hızlandırılmış bir katılımla birliğe girmeyi talep ediyordu. AB yetkilileri ise Kiev’in 36 aşamalı zorlu katılım sürecindeki yükümlülükleri henüz tamamlamamış olması sebebiyle 2027 hedefini imkansız görüyor.
Ukrayna Başbakan Yardımcısı Yuliya Sviridenko, mart ayında ülkesinin katılım için nihai şartları aldığını açıklamıştı.
AB tarafı ise Ukrayna ile üyelik konferansı öncesinde, ülkenin entegrasyon kararlılığını ve zorlu koşullara rağmen kaydettiği önemli ilerlemeyi takdir ettiğini belirtmişti.
Avrupa
Çin’in madencilikteki ihracat kontrolleri, AB’nin yeniden silahlanmasını zora sokuyor

AB’nin savunma kapasitesini artırma planları, Çin’in kritik hammaddelere uyguladığı ihracat kontrolleri ve satış kısıtlamaları nedeniyle aksıyor.
Bu durum karşısında AB liderleri, ülkeleri tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesini hızlandırmaya çağırıyor.
Nikkei Asia’nın aktardığına göre Avrupa Komisyonu, geçen hafta Çin’in adını açıkça belirtmemekle birlikte, iktisadi dengesizlikleri gidermek amacıyla bloktaki şirketlerin tedarikçi yelpazesini genişletmelerini zorunlu kılacak yeni bir yasa önerisi sunacağını açıkladı.
Ukrayna savaşı ve Washington’un güvenlik garantilerine ilişkin artan belirsizlik, Avrupa’daki hükümetleri askeri harcamaları ve üretimi artırmaya itti.
Öte yandan AB’nin dışişleri, güvenlik ve savunma politikası analizinden sorumlu kurumu olan AB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün (EUISS) politika analisti Joris Teer’in mayıs ayında yayınladığı bir rapora göre, AB tarafından kritik olarak sınıflandırılan 34 malzemeden 17’sinde, küresel madencilik veya arıtma faaliyetlerinin en az %70’i Çin’e ait. Bu 34 malzemeden 8’i Çin’in ihracat kontrollerine tabi.
Teer, “Çin, Avrupa’nın yeniden silahlanma çabalarının altını oyma sürecinde. Çin, sadece bu silahı devreye sokarak zaten etkisini artırmış ve istediği herhangi bir anda arzı kısıtlama kapasitesini ve istekliliğini göstermiştir,” diye yazdı.
Avrupa Havacılık, Güvenlik ve Savunma Sanayileri Birliği de jeopolitik gelişmelerin ve kritik hammaddeler için küresel rekabetin yoğunlaşmasının, Avrupa’nın tedarik zincirlerini güçlendirme ihtiyacını giderek daha da vurguladığını belirtti.
Bu kuruluş, İngiltere’den BAE Systems, Fransa’dan Thales ve Almanya’dan Rheinmetall dahil olmak üzere 4.000’den fazla şirketi temsil ediyor.
Avrupalı savunma üreticileri, dikey entegrasyon, geri dönüşüm, çeşitlendirme ve stoklama gibi çeşitli stratejiler izliyor.
Rheinmetall, Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada “herhangi bir bağımlılığı olmadığını” ve “kritik mineraller konusunda iyi hazırlandığını” belirtti.
Bir sözcü, “Rheinmetall, birkaç yıl yetecek kadar önemli hammadde stokladı. Grup genelinde hammadde tüketimini merkezi olarak ve hassas bir şekilde izleyip kontrol etmemizi sağlayan BT sistemlerini hayata geçirdik,” dedi.
Fakat analistler, sadece stoklamanın yeterli olmayacağı konusunda uyarıyor. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü araştırmacısı Maria Shagina, “Stoklama, ani kesintilere karşı önemli bir tampon görevi görür fakat tek başına uzun vadede yapısal hasarı azaltması olası değildir,” dedi.
Shagina, Pekin’in kontrolündeki kritik minerallerin hacmini veya çeşitliliğini alternatif kaynaklarla ikame etmenin yıllar alacağını belirtti.
2024 yılında AB, bu tür mineraller için yerel tedarik zincirlerini yeniden kurmayı amaçlayan Avrupa Kritik Hammadde Yasası’nı yürürlüğe koydu.
Yasa, yerli maden çıkarma, işleme ve geri dönüşüm için 2030 hedefleri belirlerken, herhangi bir üçüncü ülke tedarikçisine olan bağımlılığı %65 ile sınırlandırıyor.
Stratejik projeleri hızlandırmak amacıyla geçen yıl 3 milyar avro (3,5 milyar dolar) tutarında bir fon oluşturuldu.
Ne var ki Avrupa Sayıştayı, 2030 hedeflerinin bağlayıcı olmadığını ve AB’nin bu hedeflere ulaşmaktan hâlâ çok uzak olduğunu belirtiyor.
Sektör grupları, politika tutarsızlıklarının ilerlemeyi daha da yavaşlatabileceğini söylüyor.
Jet motorları, gelişmiş bataryalar ve savunma alaşımları için hayati öneme sahip bir sektörü temsil eden Kobalt Enstitüsü, kimyasallarla ilgili önerilen AB kurallarının sektörü çökertme riski taşıdığını belirtti.
Londra merkezli enstitünün hükümet ve kamu ilişkileri başkanı Michael Blakeney, “Avrupa bir ayağı içeride, bir ayağı dışarıda. Doğru şeyleri söylüyor, ancak yaptıkları tutarsız,” dedi.
Avrupa’nın bu çabaları, kritik mineral tedarik zincirlerini güvence altına almak için ABD’nin izlediği agresif yaklaşımla aynı zamana denk geliyor.
Shagina şunları söylüyor:
“ABD, kapasiteyi güvence altına almak ve geliştirmek için daha fazla sermaye yatırıyor, daha büyük finansal riskler alıyor ve bazı durumlarda hisse satın alıyor. Buna karşılık, Avrupa genel olarak daha temkinli davranıyor… bu da kritik mineraller için rekabet ederken [Avrupa’yı] nispeten dezavantajlı bir konuma sokuyor.”
Nisan ayında AB, kritik mineral tedarikini koordine etmek üzere ABD ile bir anlaşma imzaladı. Anlaşmanın bloğun stratejik özerkliğini zayıflatabileceği endişesiyle başlangıçta direnç gösterilse de, üye devletler haziran ayı başlarında Komisyona, yatırım ve ihracat kontrol politikalarını koordine eden ABD öncülüğündeki “Pax Silica” girişimine katılma yetkisi verdi.
Teer, Avrupa’yı, devlet desteği, asgari fiyatlar ve tedarik kurallarıyla desteklenerek Çin dışındaki kritik mineral üretimini finansal açıdan sürdürülebilir hale getirmek için devam eden ABD-AB-Japonya müzakerelerini daha geniş bir koalisyonun “çekirdeği” olarak kullanmaya çağırdı:
“Özellikle Malezya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Brezilya ve Endonezya gibi hammadde üreticileri veya maden yataklarına sahip ülkeler ile Hindistan gibi geniş nitelikli işgücü potansiyeline sahip ülkeler büyük önem taşıyor.”
Teer, Çin’in daha fazla kısıtlama getirmesini engellemek için AB’nin, blok dışındaki ülkelerin iktisadi baskısına yanıt olarak gümrük vergileri ve kısıtlamalar uygulamasına olanak tanıyan zorlama önleme aracını da devreye sokması gerektiğini belirtti.
Avrupa Komisyonu sözcüsü, bloğun “AB’nin kritik hammaddelere bağımlılığıyla ilgili riskleri uzun zamandır farkında olduğunu” belirtti.
Sözcü, “Hedef açık: Endüstriyel ve savunma kapasitemizi artırırken, aksaklıkları erken öngörmek ve AB’nin kırılganlıklarını azaltmak,” dedi.
Avrupa
Magyar, cumhurbaşkanını görevden almak için anayasa değişikliği teklif etti

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok’un görevden alınmasını sağlayacak anayasa değişiklik teklifini parlamentoya sundu. Magyar, Arındırıcı Ateş adını verdiği bu adımın ülkede yolsuzlukla mücadele ve devlet kurumlarına güvenin yeniden tesisi için atıldığını belirtti.
Macaristan hükümeti, Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok’un görevden alınmasına imkan tanıyacak anayasa değişiklik teklifini hazırladı.
HGV.hu portalının aktardığına göre, Başbakan Peter Magyar parlamentoda yaptığı konuşmada hazırlanan yasa tasarısını duyurdu.
Magyar, değişikliklerin yürürlüğe girmesinin ardından Sulyok’un cumhurbaşkanlığı görevinin otomatik olarak sona ereceğini belirtti.
Değişiklik teklifinin gerekçe bölümünde, bu adıma gerekçe olarak cumhurbaşkanına yönelik toplumsal güvende yaşanan ciddi düşüş gösterildi.
Yasal düzenlemeyi Arındırıcı Ateş operasyonunun bir parçası olarak nitelendiren Başbakan Magyar, bu sürecin amacının Macaristan’ı yolsuzluktan ve mafyadan temizlemek olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Sulyok’u anayasal darbe girişimiyle suçlayan Magyar, ülkedeki devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması gerektiğini savundu.
Hükümetin hazırladığı paket, cumhurbaşkanının görevden alınmasının yanı sıra yargı sistemi yöneticilerinin atanma usulünün değiştirilmesini ve milletvekillerinin görev sürelerinin sınırlandırılmasını da içeriyor.
Başbakan Magyar, eylül ayında yeni bir anayasa taslağı hazırlamaya başlayacaklarını, bu belgenin kamuoyunda tartışılmasının ardından referanduma sunulacağını açıkladı.
Başbakan ile cumhurbaşkanı arasındaki gerilim, Magyar liderliğindeki Tisza Partisinin nisan ayında yapılan parlamento seçimlerini kazanarak anayasal çoğunluğu elde etmesinden bu yana sürüyor.
Seçimlerin ardından Magyar, Cumhurbaşkanı Sulyok’a istifa etmesi yönünde çağrıda bulunmuştu.
Başbakanlık görevine başlamasının ardından talebini yineleyen Magyar, cumhurbaşkanının 31 Mayıs tarihine kadar görevinden ayrılmasını istemişti.
Magyar, Viktor Orban döneminde eski yönetimin adımlarına karşı çıkmadığı gerekçesiyle Sulyok’un ulusun birliğini temsil edemeyeceğini öne sü sürmüştü.
Cumhurbaşkanı Sulyok ise anayasanın siyasi nedenlerle istifaya izin vermediğini vurgulayarak bu ültimatomu reddetmişti.
Başbakan Magyar, cumhurbaşkanının istifa etmemesi durumunda görevden alınmasını sağlayacak anayasal değişiklikleri parlamentoya sunacaklarını açıklamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Diplomasi2 hafta önceSpaceX’in halka arzı Avrupa’dan sermaye kaçışına neden olabilir









