Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, Ukrayna dronlarının Avrupa hava sahasını kullandığı iddialarını reddetti

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Rusya topraklarına yönelik saldırılarda Avrupa Birliği hava sahasını kullandığı yönündeki iddiaları destekleyecek herhangi bir kanıt bulunmadığını bildirdi. Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Şoygu’nun, Finlandiya ve Baltık ülkelerini hedef alan “saldırılara yataklık” suçlamalarına yanıt veren Komisyon Sözcüsü Anita Hipper, iddiaların ilgili AB ülkelerince de reddedildiğini anımsattı.

Avrupa Komisyonu, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine ait insansız hava araçlarının (İHA), Rusya topraklarındaki hedeflere saldırı düzenlemek amacıyla Avrupa Birliği (AB) hava sahasını kullandığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü Anita Hipper, düzenlediği basın brifinginde konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Brüksel’in elinde bu iddiaları doğrulayacak herhangi bir bulgu olmadığını ifade etti.

Sözcü Hipper, ilgili AB üyesi ülkelerin söz konusu suçlamaları halihazırda geri çevirdiğine dikkati çekerek, “Avrupa Komisyonu, bu AB ülkelerinin suçlamaları reddettiği beyanları takip etmiştir. Bizim gördüğümüz kadarıyla Rusya’nın iddialarını destekleyen hiçbir kanıt bulunmamaktadır” şeklinde konuştu.

Rusya’dan meşru müdafaa uyarısı

Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Sergey Şoygu, dün yaptığı açıklamada Finlandiya ve Baltık ülkelerini doğrudan hedef alarak Rusya’nın meşru müdafaa hakkını hatırlatmıştı.

Son dönemde Ukrayna dronlarının Finlandiya ve Baltık devletleri üzerinden geçerek Rusya’ya yönelik saldırılar gerçekleştirdiğinin gözlemlendiğini savunan Şoygu, bu durumun sivil kayıplara yol açtığını ve sivil altyapıya ciddi zarar verdiğini ifade etmişti.

Şoygu, söz konusu ülkelerin hava sahalarının kullanılmasını iki ihtimalle değerlendirdiklerini belirterek, bunun ya hava savunma sistemlerinin aşırı etkisizliğinden ya da bilinçli bir yer tahsisinden kaynaklandığını söylemişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı, hava sahasının Ukrayna dronlarına açılmasının bu ülkeleri “saldırının suç ortağı” haline getireceğini ve bu durumda Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. maddesi uyarınca Rusya’nın devredilemez meşru müdafaa hakkının yürürlüğe gireceğini kaydetmişti.

Bölge ülkelerinde İHA vakaları kaydedildi

Söz konusu gerilimden önce bölgede çeşitli İHA hadiseleri yaşanmıştı. Mart ayı sonunda Litvanya’nın güneyine bir insansız hava aracının düştüğü bildirilmişti.

Litvanya Başbakanı Inga Ruginiene, cihazı “yolunu şaşırmış” olarak nitelendirirken, Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, dronun Primorsk’taki bir petrol terminalini hedeflediğini ancak rotasından saparak Lavisas Gölü yakınlarına düştüğünü açıklamıştı. Litvanya askeri yetkilileri ise o dönemde radarların herhangi bir nesne tespit etmediğini duyurmuştu.

Mart ayının son günlerinde Finlandiya’da iki insansız hava aracının düştüğü, bunlardan birinin Ukrayna menşeli “AN196” olarak teşhis edildiği bildirilmişti.

Finlandiya makamları, herhangi bir tehdit oluşturmadıkları gerekçesiyle dronlara yönelik bir imha işlemi uygulanmadığını belirtmişti. 31 Mart gecesi ise Estonya hava sahasına giren birkaç İHA, NATO jetlerinin havalanmasına neden olmuştu.

Estonya askeri uzmanları, söz konusu araçların “yüksek ihtimalle” Ukrayna’ya ait olduğunu değerlendirmiş, hadisenin ardından Tallinn yönetimi Kiev ile iletişime geçerek benzer durumların tekrarlanmaması talebinde bulunmuştu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kiev’in AB ve NATO ülkelerini kendi çıkarları doğrultusunda “bilgilendirmeden” kullanma ihtimali üzerinde durduklarını belirtmişti.

Peskov, Rus askeri birimlerinin Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine ait tüm İHA’ların kalkış ve seyir koşullarını titizlikle takip ettiğini vurgulamıştı. Finlandiya ve Baltık ülkeleri ise daha önce yaptıkları açıklamalarda Rusya’nın iddialarını “temelsiz” olarak nitelendirerek reddetmişti.

Avrupa

Daimler: Savunma yatırımları olumlu yan etkiler yaratacak

Yayınlanma

Daimler Truck’ın CEO’su, savunma sektörüne daha fazla yatırım yapmanın şirketin faaliyetleri için olumlu yan etkiler yaratacağını belirtti.

CEO Karin Rådström, Financial Times’a (FT) verdiği mülakatta, otonom sürüş alanındaki yenilikler ve daha hızlı geliştirme döngüleri gibi konularda kamyon üreticisinin savunma sektöründeki ortaklarından ders alabileceğini söyledi:

“Savunma sektöründe şu anda pek çok yenilik yaşandığını görüyoruz ve bunların sivil sektöre de fayda sağlayacağına inanıyoruz.”

Alman otomotiv şirketleri, büyüme sağlamak ve bazı durumlarda araçlarına olan talebin düşmesi nedeniyle atıl kalan fabrikalarını doldurmak için giderek daha fazla silah sektörüne yöneliyor.

Daimler Truck, haziran ayında savunma ürün yelpazesini genişletmek, daha geniş bir askeri araç yelpazesi geliştirmek ve Avrupa dışına açılmak için yüzlerce milyon avro düzeyinde bir yatırım yaptığını açıklamıştı.

Şirket ayrıca, savunma sektöründen elde ettiği geliri 2028 yılına kadar 1 milyar avroya çıkarma hedefini açıkladı.

Bu, 2025 olarak belirlenen önceki hedeften iki yıl daha erken bir tarih.

Daimler Truck, geçen yıl endüstriyel faaliyetlerinde 45,9 milyar avro satış gerçekleştirdi ama ABD’nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve Kuzey Amerika pazarındaki yavaşlama nedeniyle kârında düşüş yaşadı.

Rådström, şirketin savunma iş kolunun “beklediğimizden daha hızlı” geliştiğini ve savunma sektörünün geleneksel iş kollarından daha hızlı büyüdüğünü söyledi.

CEO, Daimler Truck’ın, daha küçük hacimlerde üretime alışkın geleneksel savunma sektöründeki oyuncularından daha hızlı bir şekilde üretimi ölçeklendirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti:

“Gerçek anlamda endüstriyelleşme kapasitemiz var çünkü, bildiğiniz gibi, şu anda tüm savunma bakanlıklarının ihtiyacı olan şey daha fazla kapasite ve bunu oldukça hızlı bir şekilde elde etmek.”

Ordular, savaş alanında güvenliği artırmak için otonom kamyonları kullanmayı planlıyor.

Rådström, otonom teknolojiye sahip kamyonların çalıştırılması için daha az askeri personele ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

İşgücü talebinin azalması, yeni asker bulmanın zor olduğu uzun süren çatışmalarda da bir avantaj oluşturuyor ve işgücünün diğer alanlarda görevlendirilmesine olanak tanıyor.

Rådström, yüksek riskli çatışma bölgelerinde araçları kullanma ihtiyacının, uzaktan kumandalı sürüşün benimsenmesini ve birkaç kamyonun sürücüsü olan bir öncü aracın arkasında otonom olarak ilerlediği “konvoy sürüşü” gibi yeni özelliklerin geliştirilmesini teşvik ettiğini belirtti.

Aynı teknolojiler sivil alanda da farklı kullanım senaryolarıyla uygulanabilir. CEO, “Savunma amaçlı otonom projelerimizden edindiğimiz deneyimlerin bir kısmı, sivil alanda da geçerli,” dedi.

Kamyon taşımacılığı şirketlerinin maliyetlerinin yüzde 40’ını işgücü oluşturduğundan, otonom teknolojinin lojistik sektörünün kârlılığına katkı sağlayacağını belirtti.

“Maliyetin yüzde 40’ını ortadan kaldırabilir ve kamyonları bütün gece, 24 saat boyunca çalıştırmaya başlayabilirseniz, bu çok büyük bir avantajdır,” diyen Rådström, otonom yeteneklerin eklenmesinin sektörün karşı karşıya olduğu “en büyük değişim” olduğunu da ekledi.

Rådström’e göre şirket, önümüzdeki yıl ABD’deki belirli bölgelerde otonom sürüş yapabilen kamyonların teslimatına başlamayı hedefliyor ve “büyük çaplı piyasaya sürülme” ise 2028 için planlanıyor.

Alman kamyon grubu, otomotiv sektöründeki daha uzun geliştirme sürecine kıyasla, savunma alanındaki startup’ların yeni teknolojileri uygulamaya koyma hızından da ders alabilir.

Savaş alanı, yeni otonom teknolojiler için bir test ortamı oluşturuyor ve bu da yazılım ve donanımın hızlı bir şekilde geliştirilmesine olanak tanıyor, dedi.

Rådström, “Bu döngü, savunma sektöründe şu anda bizim normal iş yapma şeklimize kıyasla çok daha hızlı ilerliyor,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi

Yayınlanma

Romanya Deniz Kuvvetleri, soğutma işlemine yardımcı olmak amacıyla büyük miktarda suyu Eski Tuna Nehrine ve Cernavodă nükleer santraline yönlendirmek için kontrollü bir patlama gerçekleştirdi.

Adevărul gazetesi, bugün su akışını engelleyen büyük bir kayayı yerinden kaldırmak için yaklaşık 180 kg patlayıcı kullanıldığını bildirdi.

Savunma Bakanı Vekili Radu Miruță, operasyonu bir başarı olarak nitelendirerek, bunun santralin soğutulmasına ve nehirdeki su taşınmasına yardımcı olacağını söyledi.

Aşırı hava koşullarının devam etmesi nedeniyle Cernavodă santralinin bir noktada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalabileceğini ancak santralin bir gün daha çalışmasının, patlatma maliyetinden daha değerli olduğunu belirtti.

Romanya ve Macaristan’ın karşı karşıya olduğu zorluk hakkında bir fikir vermek gerekirse, Tuna Nehri’nin su debisi Romanya’da saniyede 1.500 metreküpe düştü.

Bu rakam, temmuz ayı ortalamasının üçte birinden daha az.

Reuters’ın haberine göre, Avrupa’nın başlıca nehirlerinde kaydedilen rekor düzeyde düşük su seviyeleri, mal taşımacılığını kısıtladı, elektrik üretimini düşürdü ve şirket kârlarını azalttı.

Bu durum, kavurucu sıcaklıkların ve düzensiz yağışların iktsadi ilişkin endişeleri artırdı.

Rotterdam’ın hareketli limanından Sırbistan’daki hidroelektrik santrallerine kadar, su yolları tahıl ve petrol gibi malların taşınmasında ya da milyonlarca insanın evlerini serinletmeye çalıştığı bu dönemde çok ihtiyaç duyulan elektriğin üretilmesinde giderek daha az güvenilir bir yol haline geldi.

Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’de enerji analisti olarak görev yapan Alessandro Armenia şunları söyledi:

“Bu durum, geçmişte gördüğümüz gibi tek bir bölgeyi değil, tüm Avrupa’yı etkiliyor. Mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu durum ya elektrik kesintileriyle karşılaşacağımız ya da çok daha fazla yatırım yapmamız gerektiği anlamına geliyor.”

Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik santrali olan Djerdap 1’de üretim kapasitenin %20’sine düştü, santralin üretim müdürü Davor Maljoković, bir zamanlar geniş olan yanındaki nakliye kanalının daralarak kum ve çakıl yataklarını ortaya çıkardığını belirtti.

Su eksikliği ayrıca Sırbistan’ın Kostolac kömür santrallerindeki soğutma sistemlerini de aksattı, bu da santralleri üretimi azaltmaya zorladı.

Romanya’nın devlet nükleer enerji üreticisi Nuclearelectrica da aynı nedenden ötürü bu hafta başında iki reaktöründen birini kapatmak zorunda kaldı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, ABD teknolojisinin yerine başka bir teknoloji kullanabilir

Yayınlanma

Personelin gizlilik konusundaki endişelerini dile getirmesinin ardından, AB yürütme organı yeni bir dijital işe alım aracı için Avrupa menşeli bulut ve yapay zeka alternatiflerini değerlendiriyor.

“İş Eşleştirme Uygulaması” olarak bilinen bu araç, geliştirme sürecinin son aşamalarında bulunuyor.

Euractiv daha önce, uygulamanın Amazon Web Services (AWS) üzerinde barındırılacağını ve ABD merkezli Anthropic şirketinin Claude büyük dil modelini (LLM) kullanacağını bildirmişti.

Bu karar, Euractiv tarafından görülen Avrupa Birliği Adalet Divanı (CJEU) personel komitesinin hazırladığı bir iç memoranduma, adayların hassas kişisel verilerinin işlenmesinde ABD’li bir bulut sağlayıcısının kullanılmasının sorgulanmasının ardından geldi.

Euractiv’in sorusu üzerine bir Avrupa Komisyonu sözcüsü, yürütme organının temel ABD dijital hizmetlerini Avrupa alternatifleriyle değiştirmeyi değerlendirdiğini doğruladı.

Sözcü, “Egemen bulut ihale sürecinin sonucu şimdi yeni fırsatlar sunuyor,” diyerek, AB kurum ve organlarının egemen Avrupa bulut hizmetleri satın almasını desteklemek üzere nisan ayında ihale edilen Komisyon’un 180 milyon avroluk bulut çerçevesine atıfta bulundu.

Sözcü, bunun İş Eşleştirme Uygulaması’nın “dört Avrupa egemen alternatifinden birine” taşınması anlamına gelebileceğini de ekledi.

Çerçeve kapsamında ihaleyi kazanan dört tedarikçi, Almanya’dan StackIT ile Fransa’dan OVHcloud, Scaleway ve S3NS.

Euractiv, dört tedarikçiye da Komisyon’un İş Eşleştirme Uygulaması’nı barındırma konusunda kendileriyle iletişime geçip geçmediğini sordu ama şirketler yorum yapmaktan kaçındı.

Komisyon ayrıca Anthropic’in yapay zeka modelini Avrupa menşeli bir alternatifle değiştirmeyi de değerlendiriyor.

Sözcü şunları söyledi:

“Şu anda Anthropic Claude, kullanılan büyük dil modeli (LLM) konumunda. Fakat Komisyon, Avrupa menşeli LLM alternatiflerini test etmeyi planlıyor… Önümüzdeki aylarda mevcut LLM’nin daha egemen bir çözümle değiştirilmesi mümkün olabilir.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English