Diplomasi
AB ve ABD, Ukrayna’nın yer altı kaynakları için rekabet ediyor

ABD ile Ukrayna arasındaki hammadde anlaşması, Almanya ve diğer AB ülkelerinin çıkarlarını etkiliyor ve transatlantik rekabeti şiddetlendiriyor.
Savaşın başlamasından önce Ukrayna’nın hammadde ihracatının yaklaşık yüzde 40’ı AB’ye giderken, şimdi ABD bu ihracatın daha büyük bir payını talep ediyor.
Küresel yeraltı kaynaklarının yaklaşık yüzde 5’ine sahip olan Ukrayna, uzmanlara göre özellikle titanyum gibi stratejik öneme sahip hammaddelerde öne çıkıyor. Bu metal, hafif ve çok sert olması nedeniyle, tanklardan uzun menzilli füzelere kadar savunma sanayinde vazgeçilmez bir malzeme.
AB, şu ana kadar bu hammaddeyi Rusya’dan ithal etmek zorunda kalıyordu fakat Ukrayna’nın kaynaklarına erişim, bu durumu değiştirebilir.
Ocak ayında Ukrayna ile bir hammadde işbirliği anlaşması imzalayan Birleşik Krallık’ta, özellikle muhafazakâr çevrelerde ABD’nin “neokolonyal sömürü” yaptığı yönünde iddialar dile getiriliyor. Almanya’da ise, bundan bağımsız olarak, Ukrayna’da yabancı yönetim altında “vesayet bölgeleri” kurulacağı yönünde spekülasyonlar yapılıyor.
AB’nin hammadde deposu olarak Ukrayna
German Foreign Policy’nin Oslo Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi mineraloji ve hammadde jeolojisi profesörü Axel Müller’in 2023 yılında yaptığı kapsamlı analizden aktardığına göre, Ukrayna hammadde üretimi ve işleme alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri.
Buna göre, Ukrayna “dünya yeraltı kaynaklarının yaklaşık yüzde 5’ine sahip ve bir dizi önemli kaynakta dünyanın en büyük on üreticisi arasında yer alıyor.
Müller, 2021 yılında Ukrayna’nın dünyanın altıncı büyük demir cevheri üreticisi olduğunu ve Avrupa’nın en büyük mangan cevheri rezervlerine sahip olduğunu, bu rezervlerin aynı zamanda dünyanın en büyük rezervleri arasında yer aldığını belirtiyor. Son olarak eski Sovyet ülkesi, Avrupa’nın birkaç grafit üreticisinden biri.
2021 yılında AB, Ukrayna’nın toplam hammadde ihracatının yaklaşık yüzde 40’ının ana destinasyonu idi. Bunların başında demir cevheri, dövme demir ve çelik geliyordu; demir cevheri ithalatının ise yaklaşık yüzde 15’ini Ukrayna’dan yapıyordu.
Toprak kaynaklarının stratejik önemi, Kiev Doğal Kaynaklar Bakanlığının Temmuz 2021’de AB üye ülkelerine stratejik hammadde tedarikini desteklemek amacıyla kurulan Avrupa Hammadde İttifakına (ERMA) kabul edilmesinden de anlaşılıyor. ERMA’nın merkezi Berlin’de.
Savunma sanayii için titanyumun önemi
Müller, Ukrayna’nın zengin maden yatakları arasında titanyuma özel bir önem atfediyor. Mineraloji uzmanı, hafif ve sert bir metal olan titanyumun havacılık ve uzay sanayinde, ama aynı zamanda askeri uygulamalarda da kullanıldığını belirtiyor.
Örneğin, savaş uçakları, savaş gemileri, tanklar ve uzun menzilli füzelerin yapımında bu metal kullanılıyor.
Ukrayna sadece Avrupa’nın en büyük titanyum rezervlerine sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyadaki nispeten az sayıda ülkeden biri olarak titanyum endüstrisinde kapalı bir üretim döngüsüne sahip.
Müller, 2023 yılında yayınlanan analizinde, Batı’nın Rus titanyumuna bağımlılığının çok güçlü olduğunu ve bu nedenle şimdiye kadar Rusya’ya uygulanan yaptırımlardan etkilenmediğini de belirtiyor. Nitekim AB, 24 Şubat 2025 tarihli 16. yaptırım paketinde titanyum ithalatına istisnalar getirdi.
Buna karşılık, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Eylül 2024’te titanyum ihracatına ambargo getirmeyi düşündüğünü söylemişti.
2022’de ABD Dışişleri Bakanlığı, Çin ve Rusya kaynaklarına alternatif olabilecek Ukrayna titanyumuna daha yoğun bir şekilde başvurma olanaklarını araştırma misyonu başlatmıştı.
ABD-Ukrayna anlaşması AB’ye çelme
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ukrayna Ekonomi Bakanı Yuliya Sviridenko’nun geçen çarşamba günü Washington’da imzaladıkları hammadde anlaşmasıyla, ABD Ukrayna’nın kaynaklarına ayrıcalıklı erişim hakkı elde etti.
Buna göre, ortak hammadde üretimi için bir yatırım fonu kurulacak. Fonun yarısı Kiev, diğer yarısı Washington tarafından sağlanacak. On yıl boyunca fonun tüm gelirleri Ukrayna’nın hammadde sektörüne yeniden yatırılmak zorunda fakat bu sürenin sonunda gelirler çekilebilecek.
Resmi olarak fon her iki tarafça ortaklaşa yönetilecek; ne var ki, ABD’nin bu konuda siyasi olarak daha avantajlı konumda olduğu aşikar. Olası yatırımcılar olarak, ABD, AB ve “Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kapsamlı işgaline karşı savunmayı” destekleyen diğer ülkelerden şirketler tercih ediliyor.
Böylece anlaşma, transatlantik ittifak ülkelerinin ve müttefiklerinin şirketlerine Ukrayna’nın yeraltı kaynaklarına erişimde avantaj sağlıyor.
Birleşik Krallık’tan ABD’ye ‘neokolonyalizm’ suçlaması
İngiltere’de de hoşnutsuzluk sesleri yükseliyor. Başbakan Keir Starmer ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ocak 2025’te Kiev’de Birleşik Krallık ve Ukrayna arasında “yüz yıllık ortaklık” anlaşması imzalamıştı.
Bu ortaklık, öncelikle askeri işbirliğinin genişletilmesini öngörüyor. Buna, örneğin iki ülkenin deniz kuvvetlerinin Karadeniz’de daha yoğun işbirliği ve silahlanma endüstrisinde yakın işbirliği de dahil.
Bununla birlikte, özellikle “Ukrayna’nın kritik mineraller için bir strateji geliştirilmesi” açısından çeşitli iktisadi işbirliği biçimleri de söz konusu. Bu konuda ortak bir çalışma grubu kurulması öngörülüyor.
Yeni Ukrayna-ABD hammadde anlaşması ise İngiltere’yi ikinci plana itiyor. Muhafazakâr Spectator dergisi geçen perşembe günü, anlaşmanın Ukrayna’nın hammaddeleri üzerindeki tek hak ve yetkisini elinden aldığını ve ülkeye “neokolonyal sömürü” getirdiğini yazdı.
Almanya da doğunun yeraltı zenginliklerine göz dikti
Berlin’den gelen tepkiler şu ana kadar ihtiyatlı. Geçen yıl, Bertelsmann Vakfı’ndan bir uzman, Almanya’nın da Ukrayna’nın zengin maden kaynaklarına ilgi duyduğunu söylemişti.
Bertelsmann Vakfı’nın Doğu Avrupa uzmanı Miriam Kosmehl, ZDF’ye verdiği demeçte, “Ülke, bizim için gerçekten hayati öneme sahip hammadde yatakları ve nadir mineraller sunuyor,” demişti.
Kosmehl, Ukrayna’nın temel olarak, kaynak zenginliği ile “elektrikli mobilite ve çevre teknolojileri gibi gelecek vaat eden sektörlere” katkıda bulunabileceğine işaret ediyor.
Fakat Kosmehl, Almanya ve AB için bir fırsat penceresi açıldığı fikrinin bir sorunu olduğunu savunuyor. Ona göre, maden yataklarının büyük bir kısmı “işgal altında olan veya çatışmalardan etkilenen ya da hâlâ çatışmaların sürdüğü” bölgelerde bulunuyor ve bu durum da madencilik maliyetlerini artırıyor.
ZDF’ye göre ise, Ukrayna’nın savaşta Rusya’ya karşı zafer kazanması halinde, ülke Almanya ve AB’nin gelecek teknolojileri ve endüstrilerin ‘yeşil’ dönüşümü için kilit bir ortak haline gelebilir.
Almanya’dan Ukrayna’nın yağması için ‘uluslararası vesayet’ sesleri
Alman yönetici kesimlerinde ise, en azından Ukrayna’nın bazı bölgeleri için, ülkenin kaynaklarının “neokolonyal sömürüsünün” ötesine geçen öneriler tartışılıyor.
Örneğin, Frankfurt am Main’daki Leibniz Barış ve Çatışma Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Nicole Deitelhoff, Rusya’nın ele geçirdiği toprakların en azından bir kısmının “uluslararası vesayet altındaki bölgeler” olarak düzenlenebileceğini ve bunun “BM yönetimi veya hükümet işlerini devralacak birkaç devletten oluşan bir mütevelli grubu” tarafından gerçekleştirilebileceğini öne sürdü.
Bunun, “10 veya 15 yıllık bir süre için” yapılabileceğini savunan Deitelhoff, bundan sonra toprak sorunlarının kalıcı çözümünün yeniden müzakere edilebileceğini söyledi.
Deitelhoff’un bahsetmediği gibi, Rusya’nın işgal ettiği topraklarda, Federal Almanya Cumhuriyeti ve AB için özel öneme sahip olanlar da dahil olmak üzere önemli hammadde yatakları bulunmaktadır.
Diplomasi
Tayvan muhalefet lideri ABD gezisinde boğazlar arası barış çağrısı yaptı

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretinin başlangıcında San Francisco’da bulunuyor.
Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, San Francisco’da, Pekin ve Washington’ın “uzlaşma ve işbirliği” peşinde koşması ve savaştan kaçınması gerektiğini söyledi. Bu sözlerinin ABD ziyaretinin ana temasını oluşturduğunu vurguladı.
Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’dan (KMT) bir heyete liderlik eden Cheng, pazartesi akşamı San Francisco’ya vararak Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretine başladı.
Salı günü San Francisco’nun Chinatown bölgesinde Cheng, Çin ve ABD’nin “dostluk ve işbirliği ilişkisi” kurması gerektiğini ve Washington, Pekin ve Taipei birlikte çalışırsa “dünyanın barış ve refahı için yeni başarılar” yaratacaklarını söyledi.
KMT’ye göre Cheng, salı öğleden sonra Stanford Üniversitesi’nin Hoover Institution kurumundan akademisyenlerle kapalı kapılar ardında bir toplantı da yaptı.
KMT açıklamasına göre Cheng, Çin ana karasının daha geniş Pasifik’e en yakın denizlerini işaretleyen birinci ada zincirinin “jeopolitik rekabetin ön hattından kademeli olarak bir barış ve refah zincirine dönüşmesini” umduğunu söyledi.
Açıklamaya göre Cheng ayrıca Taipei ve Washington’ın savunma ve güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve uluslararası katılım gibi alanlarda ortaklıklarını derinleştirmeyi sürdürmesini sabırsızlıkla beklediğini ekledi.
Açıklamada Cheng’in şu sözlerine yer verildi: “Tayvan’ın boğazlar arası durumla yüzleşmedeki güveni, büyük ölçüde ABD’nin Tayvan’a uzun süredir devam eden ve sağlam desteğinden geliyor.”
KMT açıklamasında Cheng’in ABD’nin Tayvan’a silah satışları ve adanın savunma bütçesi gibi hassas konuları gündeme getirip getirmediğinden bahsedilmedi.
ABD de dahil olmak üzere çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor, ancak Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak silahlandırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’i kızdırma riski taşıyan bir adım olan adaya yönelik 14 milyar ABD dolarlık silah paketini henüz onaylamadı. Taipei ise anlaşmanın sonunda onaylanacağından emin olduğunu ısrarla belirtti.
Washington ayrıca Taipei’ye özel bir savunma bütçesini kabul etmesi için defalarca baskı yaptı, ancak KMT ve daha küçük bir başka muhalefet partisi olan Tayvan Halk Partisi daha küçük bir versiyonu destekledi.
Cheng salı akşamı Tayvanlı Amerikalıların katıldığı bir ziyafette de boğazlar arası barışın ancak KMT’nin 2028 liderlik seçimlerinde yeniden iktidarı kazanması halinde gerçekleşebileceğini söyledi. Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı Demokratik İlerleme Partisi’nin 2016’da iktidara gelmesinden bu yana boğazlar arası ilişkiler kötüleşti.
Yemekte Cheng ayrıca nisan ayında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmenin ABD gezisine ağırlık kazandırdığını söyledi. Cheng, Xi’nin “tam bir samimiyet ve iyi niyetine, boğazlar arası barış ve istikrar için en büyük çabayı gösterme isteğinin bir ifadesine” ihtiyaç duyduğunu söyledi.
“Ancak o zaman ABD’ye gelişim farklı bir anlam taşıyacaktı,” dedi.
Cheng, Xi ile görüşmemiş olsaydı yalnızca “Tayvan’dan, hiçbir katma değeri olmayan bir muhalefet lideri” olacağını söyledi. Cheng ile nisan ayındaki görüşmesinde Xi, yeniden birleşme konusunda sabır çağrısında bulundu ve daha fazla boğazlar arası değişim çağrısı yaptı.
Bu, Komünist Parti ve KMT başkanları arasındaki on yıl içindeki ilk görüşmeydi. Günler sonra Pekin, Tayvan ile değişimleri teşvik etmeyi amaçlayan ve Cheng’i siyasi olarak güçlendirmek için tasarlanmış gibi görünen 10 maddelik bir tedbir paketi açıkladı.
Cheng’in ABD gezisi ayrıca Xi’nin Pekin’de Trump ile görüşmesinden ve ABD başkanını Tayvan meselesinin yanlış ele alınmasının “son derece tehlikeli bir duruma” yol açabileceği konusunda uyarmasından iki haftadan biraz fazla bir süre sonra gerçekleşiyor.
Cheng çarşamba günü Boston’a varacak; burada Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology’de uluslararası ilişkiler akademisyenleriyle kapalı kapılar ardında toplantılar yapması bekleniyor.
Katılımcılar arasında, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy School of Government’ın kurucu dekanı ve “Thucydides Tuzağı” teorisini popülerleştiren Graham Allison’ın da yer alması bekleniyor.
Yükselen bir güç ile yerleşik bir hegemonun savaşa mahkûm olduğu teorisi, Xi tarafından Trump ile görüşmesi sırasında alıntılanmıştı.
Cheng ayrıca New York, Washington ve Los Angeles’ı da ziyaret edecek.
Büyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Diplomasi
Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.
Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.
Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.
Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.
Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.
Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.
Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.
Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.
Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.
Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.
Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.
Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.
Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.
Diplomasi
“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.
ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.
Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.
Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.
Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.
Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.
Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.
Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.
Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.
Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.
Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.
Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.
Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.
Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.
Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:
“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor










