Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD-Kanada gerilimi Alman savaş sanayisine yaradı

Yayınlanma

Donald Trump yönetimindeki ABD ile kuzey komşusu Kanada arasındaki gerilim, Alman savunma sanayisinin Kanada’ya hamle yapmasına yaradı.

German Foreign Policy’de yer alan habere göre savaş gemisi üreticisi TKMS, Kanada’dan milyar dolarlık denizaltı siparişi almayı umuyor ve Ottawa’nın ABD’den daha bağımsız hale gelme çabalarına güveniyor.

Kanada’da, Trump yönetiminin gümrük vergisi saldırıları ve ilhak tehditlerinden bu yana, ABD’den denizaltı satın alma konusundaki önceki düşünceler masadan kaldırıldı. TKMS şimdi bundan yararlanıyor.

Geçen yıl ekim ayında ThyssenKrupp’tan ayrılmasından bu yana, Alman savunma grubu yükselişini sürdürerek satış ve sipariş birikiminde yeni rekorlar kırdı ve şu anda Fransız şirket CMN Naval’a ait olan komşu tersanesi German Naval Yards Kiel’i devralmayı planlıyor.

ThyssenKrupp Group hâlâ %51’lik çoğunluk hissesi elinde tutuyor. 2024/25 mali yılında, satışlarını yaklaşık %9 artırarak 2,2 milyar avroya çıkardı; net kârı ise 88 milyon avrodan 108 milyon avroya yükseldi.

Şirket aynı zamanda, önceki yıla göre altı kat artışla toplam 8,8 milyar avro tutarında yeni sipariş aldı. Toplam sipariş birikimi şu anda yaklaşık 18,2 milyar avro ile tüm zamanların en yüksek seviyesinde.

Grup, siparişlerdeki bu patlamayı, diğer önlemlerin yanı sıra, 2022 yılında satın aldığı Wismar tersanesindeki üretimi artırarak ve bu tersanede çalışan sayısını yaklaşık 1.500 kişi artırarak karşılamayı planlıyor. 2025 yılı sonuna kadar 300 yeni çalışan alındı.

TKMS’nin kendi verilerine göre, şu anda yaklaşık 9.100 kişi istihdam ediliyor ve bunların üçte biri Kiel’de çalışıyor.

TKMS kısa süre önce, 50 şirketten oluşan ve Almanya’nın en büyük 40 şirketini içeren Dax’tan sonraki ikinci kademe MDax’a katıldı. Hisse senedi fiyatı ekim ayında 60 avrodan neredeyse 100 avroya fırladı.

TKMS, Rheinmetall’den sonra ikinci “saf” savunma şirketi olarak DAX’a yükselmenin mümkün olduğunu bile düşünüyor.

TKMS’nin gözünü diktiği yeni satın almalar buna katkıda bulunabilir. Grup kısa süre önce German Naval Yards Kiel için bir satın alma teklifi sundu. Tersane, yatların yanı sıra ağırlıklı olarak korvetler ve fırkateynler inşa ediyor.

Bugün, German Naval Yards Kiel, TKMS’nin geçen yıldan beri devralma konusunda görüşmelerde bulunduğu Fransız tersanesi CMN Naval’a ait. German Naval Yards’ın Kiel’de yaklaşık 400 çalışanı bulunuyor.

Olası devralma, Bremen’deki Lürssen tersanesinin savaş gemisi bölümü olan Naval Vessels Lürssen’in Rheinmetall tarafından satın alınmasının ardından Alman savaş gemisi yapımını daha da yoğunlaştıracak.

CEO Oliver Burkhard, şirketin tersanelerin yeniden gruplandırılması bağlamında, sadece Almanya’da değil, özellikle Avrupa’da da bir “konsolidasyon merkezi” olması gerektiğini söyledi.

Milyarlarca avroluk siparişler Alman Donanmasından da geliyor. Bir habere göre, Alman Donanması TKMS’den 7,8 milyar avroya kadar yeni fırkateyn sipariş etmek istiyor.

TKMS şu anda uluslararası pazar konumunu güçlendirme ve küresel savunma şirketleri sıralamasında yükselmeye devam etme sürecinde. Geçen yıl, şirket SIPRI’nin dünyanın en büyük 100 savunma şirketi sıralamasında 63. sıradan 61. sıraya yükseldi ve Rheinmetall’den sonra Almanya’nın en büyük ikinci silah üreticisi olmaya devam etti.

Birkaç ABD finans grubu Rheinmetall’in %3,8 ila %7 oranında hisselerine sahipken, TKMS için durum böyle değil: ThyssenKrupp’un %51 hissesine ek olarak, %10’u Alfried Krupp von Bohlen und Halbach Vakfına ait ve %39’u halka açık.

TKMS CEO’su Burkhard, dünyanın en büyük silah üreticilerinden biri olmayı hedefleyen Rheinmetall kadar hızlı bir yükseliş beklemiyor. Burkhard sonbaharda yaptığı açıklamada, TKMS ile karşılaştırıldığında “Rheinmetall’in işi bizimkinden daha hızlı ve daha parçalı” ve “sıcak çatışmalardan besleniyor” demişti.

TKMS’nin büyümesini sürdürmesini sağlayan siparişlerin sadece bir kısmı Alman Silahlı Kuvvetlerinden geliyor. Alman Silahlı Kuvvetleri, geçtiğimiz mali yılda, Alman ve Norveç donanmaları tarafından paralel olarak tedarik edilen dört adet ek Class 212 CD denizaltısı sipariş etti.

Ayrıca TKMS, Alman Donanması filosundaki altı adet Class 212 A denizaltısını modernize etmek için sözleşme imzaladı. Bir habere göre, Alman Federal Savunma Bakanlığı şu anda TKMS fırkateynlerinin teslimatı için bir ön anlaşma hazırlıyor.

Bunun arka planında, Hollanda tersanesi Damen Naval’ın liderliğinde yıllardır planlanan F126 fırkateyninin inşasının başarısız olması yatıyor; Berlin, kasım ayında bu projeyi durdurdu. Çalışmanın Naval Vessels Lürssen veya Rheinmetall tarafından devam ettirilip ettirilmeyeceği henüz belli değil.

Haberlere göre Alman Donanması şimdi TKMS’den MEKO A-200 DEU fırkateynleri sipariş etmek istiyor. Bunun nedeni, en geç 2029 yılına kadar yeni fırkateynlerin hazır olmasını sağlamaya yönelik kesin niyet. Geçen yılın kasım ayında, Bundestag, F126 fırkateynine alternatif bir geminin hızlı bir şekilde tedarik edilmesi için 7,8 milyar avro ayırdı.

Buna ek olarak, yurt dışından da siparişler var. Geçtiğimiz mali yılda Singapur, iki adet ek Tip 218SG denizaltısı sipariş etti. Hindistan hükümetinin, Hindistan Donanması için yeni denizaltıların tedarikine ilişkin kararı mart ayı sonuna kadar bekleniyor. TKMS favori olarak görülüyor, fakat sunduğu 2014 sınıfı denizaltıları Hint gemi inşa grubu Mazagon Dock Shipbuilders (MDL) ile birlikte inşa etmek zorunda kalacak ve bu nedenle yaklaşık yedi milyar avroluk satın alma fiyatını da onlarla paylaşmak zorunda kalacak.

TKMS ayrıca Kanada’ya denizaltı tedarik etmek için teklif veriyor. Bu durumda, Alman-Norveç Class 212 CD denizaltıları seçilebilir; bu, Almanya, Norveç ve Kanada’nın 2024’ten beri deniz kuvvetleri düzeyinde “Kuzey Atlantik için güvenlik ortaklığı” kapsamında işbirliği yapması nedeniyle de iyi bir seçenek.

Ottawa’nın daha önce ABD’den yeni denizaltılar satın alma düşüncesi, özellikle siyasi nedenlerle gündemden düşmüştü, çünkü ABD Başkanı Donald Trump Kanada’ya gümrük vergileri uygulamış ve ayrıca ülkeyi ilhak ederek 51. ABD eyaleti haline getirme tehdidinde bulunmuştu.

Sözleşme imzalanırsa, TKMS kapsamlı telafi anlaşmaları vaat ediyor. Bu, silah endüstrisinde oldukça yaygın bir uygulama fakat bu durumda, her iki tarafın da –Kanada ve Almanya– ABD’den daha bağımsız hale gelmeye çalıştığı için özellikle dikkat çekici.

Norveç de anlaşmaya dahil edilecek gibi görünüyor: TKMS CEO’su Burkhard, “Burada Alman ve Norveç ekonomilerinden diğer şirketlerle de çalışıyoruz,” diyor.

Haberlere göre, anlaşma “nadir toprak elementleri, madencilik, yapay zeka ve otomotiv sektörü için pil üretimi alanlarında potansiyel yatırım taahhütlerini” içeriyor. Kanada için bu, diğer şeylerin yanı sıra Çin ile daha yoğun işbirliğini de içeren geniş bir ekonomik saldırının parçası. 

Fakat savunma sektöründe, Avrupalı silah üreticileri, özellikle Almanlar, gelecekte daha büyük fırsatlar bekleyebilirler.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English