Amerika
ABD, Kanada ile ortak askeri kurulunu askıya aldı

Pentagon, Kanada ile kurulan ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana faaliyet gösteren Daimi Ortak Savunma Kurulu’nun faaliyetlerini askıya aldığını duyurdu. Karar, Başkan Trump ile Başbakan Mark Carney arasındaki diplomatik gerilimin askeri işbirliği alanına taşındığına yönelik işaret olarak değerlendiriliyor.
ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), bu hafta Kanada ile yürütülen ortak askeri kurul faaliyetlerinden çekilme kararı aldığını açıkladı.
Söz konusu karar, Başkan Trump ve Kanada Başbakanı Mark Carney arasında süregelen gerginliğin askeri boyuta taşınan yeni bir noktası olarak öne çıktı.
Başbakan Carney, karara ilişkin Salı günü yaptığı değerlendirmede gelişmeyi önemsiz gösterme eğilimi sergiledi. Ancak karar, Ottawa’da farklı çevrelerden tepki topladı.
Kanadalı yetkililer ve uzmanlar, bu hamleyi Kanada’nın askeri tedarik kaynaklarını çeşitlendirme ve ABD’ye olan askeri bağımlılığını azaltma yönündeki arayışlarına karşı bir uyarı olarak nitelendirdi.
Kanada Küresel İlişkiler Enstitüsü Başkanı David Perry, kararın Kanada açısından sembolik bir darbe olduğunu belirtti.
Perry, “Pentagon Müsteşarı Elbridge Colby tarafından bu tedbirin alınması Kanada açısından sembolik bir darbe. Ancak bu durum, işbirliğine yönelik bu özgün forumları tarihi eserler gibi görüp onlara nasıl davrandığımıza dair bir uyarı niteliğinde de olabilir; bu yapıları sadece tarihi eser olarak göremeyiz” ifadesini kullandı.
İkinci Dünya Savaşı döneminde oluşturulan Daimi Ortak Savunma Kurulu, karşılıklı önem arz eden konularda üst düzey istişare yürütmek amacıyla askeri ve sivil danışmanlardan teşekkül ediyor. Kurul, geleneksel olarak yılda bir kez toplanıyor.
Elbridge Colby, kurulun askıya alındığını duyurduğu açıklamasında, Kanada’yı askeri modernizasyona yeterli yatırım yapmamakla eleştirdi.
Colby, Başbakan Carney’nin Ocak ayında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda “orta ölçekli güçlere” süper güçlere karşı birleşmeleri yönünde yaptığı çağrıya dikkat çekti.
Başbakan Carney, Salı günü karara ilişkin sorulan soruya verdiği yanıtta, Kanada’nın savunma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 2’sine ulaştığını hatırlattı.
Carney, bu oranın 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bu yana ilk kez yakalandığını ve buna yabancı tehditlere karşı birincil erken uyarı mekanizması görevi gören Kuzey Amerika Havacılık Savunma Komutanlığı’na (NORAD) yapılan 40 milyar dolarlık yatırımın dahil olduğunu belirtti. Carney, “Uzun bir geçmişi var, ancak bu kurulun önemini olduğundan fazla göstermeyeceğim” değerlendirmesinde bulundu.
Kanadalı savunma uzmanları, kurulun askıya alınmasının sınır ötesi işbirliğini zayıflatmasının pek olası olmadığını, zira iki ülkenin iletişim için başka kanal ve forumlara sahip olduğunu belirtti.
Ancak uzmanlar, bu durumun ABD-Kanada ilişkilerindeki bozulmanın her iki taraf için de risk oluşturduğuna işaret ettiğini vurguladı.
Manitoba Üniversitesi Savunma ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Andrea Charron, “Eğer bir mesaj göndermek ve tavsiye veren bir kurulu tatile çıkarmak istiyorsanız, bu doğru bir hamle çünkü gerçekten büyük sonuçları olmayacak” dedi.
Charron, “Buna neyin neden olduğu ise sadece tahmin edilebilir” diye ekledi.
Başkan Trump’ın Başbakan Carney’e yönelik memnuniyetsizliğinin temelinde çeşitli unsurlar yer alıyor. Eski bir bankacı olan Carney, seçim kampanyasında Trump’a karşı duruş sergilemiş ve geçen yıl göreve başlamasından bu yana kendine yetebilme ve çeşitli küresel ortaklıkların değerini savunmuştu.
İki ülke, Trump’ın ilk döneminde üzerinde uzlaşılan ticaret anlaşmasını yeniden müzakere ediyor. Kanada, geçen yıl Arktik menzilli radar sistemini kurmak için Avustralya ile bir anlaşma yapmıştı. Ayrıca Kanada, ABD yapımı F-35 savaş uçakları satın alma anlaşmasını gözden geçirirken, İsveç üretimi uçakları alma ihtimalini değerlendiriyor.
Andrea Charron, Pazartesi günü atılan adımın Trump’ın İran’daki savaşa ve müttefiklerinden gelen destek eksikliğine karşı artan hayal kırıklığıyla bağlantılı olabileceği yorumunu yaptı.
Charron, sebebi ne olursa olsun, ABD’nin, özellikle Trump’ın Grönland üzerindeki kontrolünü genişletme çabalarıyla vurguladığı Arktik bölgesindeki varlığını artırmaya çalıştığı bir dönemde Kanada’yı kendisinden uzaklaştırmayı göze alamayacağını savundu.
Charron, “Dünyanın en büyük ikinci ülkesiyiz ve radar ile uydu sistemlerimiz, Arktik bağlamında ABD’nin umutsuzca ihtiyaç duyduğu erken uyarıyı sağlıyor, çünkü bu en hızlı saldırı yolu” dedi.
“Defence Deconstructed” podcast programının sunucusu David Perry, Başbakan Carney’nin daha fazla özerklik projeksiyonuna rağmen ABD’nin Kanada için en önemli ilişki olmaya devam edeceğini belirtti.
Perry, Pentagon’un bu haftaki hamlesinin Kanada’daki bir rehaveti yansıttığını öne sürdü. Perry’ye göre Kanada, Daimi Ortak Savunma Kurulu gibi platformları ABD ile belirli öncelikler üzerinde işbirliğini proaktif olarak ilerletmek için kullanmadı.
Perry, “Bunun, sembolizm ve Kanada-ABD ilişkilerine dair genel kamuoyu tartışması ile anlatısına uyumu açısından harika olduğunu düşünmüyorum. Ancak aynı zamanda, Pentagon’dan birinin ‘Peki, bu bir sonraki toplantının gündeminde ne var?’ diye sorup cevabın beklentilerin altında olduğunu düşündüğü bir senaryo hayal edebiliyorum” dedi.
Diğer yandan Perry, Başbakan Carney’nin savunma harcamalarını artırmaya yüksek öncelik verdiğini ve Kanada’nın ilk kez 2014’te kararlaştırılan ancak Carney’nin selefi Justin Trudeau döneminde ulaşılamayan yüzde 2 hedefine ulaştığını kaydetti.
Carney, 2035 yılına kadar yüzde 3,5 hedefine ulaşma taahhüdünde bulundu; ancak bu iddialı hedef, Trump’ın NATO üyeleri için belirlediği yüzde 5 hedefinin gerisinde kalıyor.
Atlantic Council Scowcroft Strateji ve Güvenlik Merkezi, GeoStrategy Girişimi Direktör Yardımcısı Imran Bayoumi, bu hedefe ulaşmanın yüzde 2 sınırını aşmaktan çok daha zor olacağını ifade etti.
Bayoumi, yüzde 2’lik oranın Sahil Güvenlik’in Milli Savunma Bakanlığı’na devredilmesi ve maaş artışları gibi unsurları içerdiğini belirterek, “Bu, Kanada’nın dünyadaki konumuna yardımcı oluyor ancak net bir savunma harcaması artışı gibi değil” değerlendirmesinde bulundu.
“Kanada isterse yüzde 3,5 hedefini tutturabilir. Bu, kesinlikle daha geniş bir toplumsal zihniyet değişikliği gerektirecektir” diyen Bayoumi, Kanadalıların ulusal güvenlikleri için ABD’ye güvenmeye devam edemeyeceklerini bildiklerini ancak bu farkındalığın savunma harcamalarının artırılmasının gerektirdiği sosyal program kesintileri gibi ödünleri kabul etmeye dönüşüp dönüşmediğinden emin olmadığını belirtti.
Bayoumi, kısa vadede Carney yönetiminin çatlağı önemsiz göstermeye devam edeceğini ve tırmanma riski taşıyan kararlardan kaçınacağını öngördü.
Bayoumi, “Carney hükümetinin bir çeşit bölünmüşlük sergilediğini düşünüyorum. Bir yandan Kanada’yı ABD’den uzaklaştırma ihtiyacına oynamaya çok mutlu ve istekliler. Aynı zamanda, Kanada’nın ABD ile ilişkiler söz konusu olduğunda oldukça pragmatik davrandığını biliyorsunuz” dedi.
Andrea Charron, gerilimler kamuoyu önünde yaşandığı sürece her iki ülkenin de daha zayıf bir konumda olacağını ifade etti. Charron, “Tüm bu siyasi retorik, Çin ve Rusya’dan başka kimsenin amacına hizmet etmiyor. Bu nedenle tüm siyasi atışmaların durmasını isterim ve (Daimi Ortak Savunma Kurulu) tam da bu noktada gerçekten yararlıydı; çünkü gizli bir toplantıydı, dolayısıyla ‘Bakın, şundan ve bundan dolayı beni kızdırıyorsunuz’ diyebileceğiniz kapalı kapılar ardında bir formatta kalabiliyordu” dedi.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












