Amerika
ABD Kongresi’nde 70’ten fazla Demokrat vekilden Trump için 25. madde ve azil talebi

ABD Kongresi’ndeki 70’ten fazla Demokrat üye, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik sert tehditleri ve askeri operasyon sürecini yönetme biçimi nedeniyle görevden alınması çağrısında bulundu. Trump’ın son dakika ilan ettiği iki haftalık ateşkese rağmen, Demokrat vekiller Başkan’ın “soykırım tehdidi” savurduğunu belirterek anayasal mekanizmaların işletilmesini talep ediyor.
ABD Kongresi’nde sayıları 70’i aşan Demokrat üye, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik ağır tehditleri ve yürütülen askeri operasyona ilişkin tutumu nedeniyle görevden uzaklaştırılması için çağrı başlattı.
Bu gelişme, ara seçimlerde çoğunluğun kazanılması durumunda parti tabanının liderlerinden Trump’a karşı talep edeceği sert tutumun ilk somut işareti olarak değerlendiriliyor.
Her iki meclisteki Demokrat liderler, bir yandan seçmenlere Cumhuriyetçilere ve Trump’a karşı durduklarını göstermeye çalışırken, diğer yandan Başkan’ın görevden azli konusunda temkinli bir siyasi hat izlemeyi sürdürüyor.
Ancak Trump’ın salı günü, Tahran’ın saat 20.00’ye kadar bir anlaşmaya varmaması durumunda “tüm bir medeniyetin” yok edileceğine dair sert uyarısından sadece saatler sonra iki haftalık bir ateşkes ilan etmesi, Demokrat Parti saflarında büyük bir tepkiye yol açtı.
Parti üyeleri Trump’ı “soykırım tehdidinde bulunmakla” suçlarken, son dakika sağlanan bu ateşkesin Başkan’ın “pervasız davranışlarını” ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Bu kapsamda pek çok Demokrat, Trump’ın azledilmesi ya da bugüne kadar hiçbir başkanı görevden almak için kullanılmamış olan ABD Anayasası’nın 25. maddesi uyarınca makamından uzaklaştırılması yönündeki çağrılarını sıkılaştırdı.
Azınlık konumundaki Demokrat Parti’nin her iki seçenek için de yeterli oy sayısına sahip olmamasına rağmen, yükselen bu talepler Demokrat liderlik üzerinde baskı kurarken, seçmen tabanındaki yaygın hoşnutsuzluğu da gözler önüne seriyor.
Delaware Temsilcisi Demokrat Sarah McBride, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Kalabalık bir tiyatroda ‘yangın var’ diye bağıramazsınız; bir başkanın da ABD ordusunu kullanarak soykırım tehdidi savurmasına izin verilemez” ifadelerini kullandı.
Savaş suçu tehditlerinin ve insan hayatının hiçe sayılmasının yasalar önünde bir karşılığı olması gerektiğini belirten McBride, Trump’ın gitmesi gerektiğini kaydetti.
McBride ayrıca, ister kabinede ister Kongre’de olsun, Cumhuriyetçilerin bu “yasa dışı savaşı” durdurmak ve silahı bu “çılgının” elinden almak için ellerindeki tüm anayasal yetkileri Demokratlarla birlikte kullanması gerektiğini ifade etti.
New Jersey Senatörü Demokrat Andy Kim de benzer görüşleri dile getirerek, Trump’ın “başkomutanlık sıfatına uygun olmadığını” söyledi ve Cumhuriyetçi meslektaşlarını Trump’a karşı durmaya çağırdı.
Kim, azil sürecinin Temsilciler Meclisi’nde başladığını hatırlatarak, Meclis Başkanı Mike Johnson’ın bu konuda bir irade sergilemesini beklemediğini belirtti. Trump taraftarlarının hukukun üstünlüğü, anayasa veya halkın iradesinden ziyade kendi koltuklarını ve işlerini korumaya odaklandığını vurguladı.
Michigan Temsilcisi Shri Thanedar ise çağrıları bir adım ileri taşıyarak, Başkan Yardımcısı Vance ve Trump kabinesinin diğer üyelerine 25. maddenin işletilmesi talebiyle doğrudan bir mektup gönderdi. Aynı gün Connecticut Temsilcisi John Larson, İran çatışması nedeniyle Trump’a karşı azil maddelerini sunduğunu duyurdu.
ABD Anayasası’nın 25. maddesi, başkan yardımcısı ve kabine çoğunluğunun, başkanın “görev ve yetkilerini yerine getiremeyeceğine” dair oy kullanması durumunda başkan yardımcısının vekaleten görevi devralmasına imkan tanıyor.
Başkanın kapasitesine ilişkin olası bir ihtilaf durumunda ise karar, hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’nun üçte iki çoğunlukla onay vermesi gereken Kongre’ye bırakılıyor. Bir başkanın azledilmesi için Temsilciler Meclisi’nde salt çoğunluk, görevden alınması için ise Senato’da üçte iki çoğunluk oyu gerekiyor.
Geçmişte çoğu Demokrat üye, Teksas Temsilcisi Al Green tarafından sunulan azil önergelerini, rekabetçi bir seçim süreci öncesinde kritik bölgelerdeki seçmenlere “partizan bir mesaj” vermemek adına Cumhuriyetçilerle birlikte reddetmişti.
Bu hafta da Kongre’deki Demokrat liderler, Trump’ın görevden alınması çağrılarına doğrudan destek vermekten kaçındı. Bunun yerine liderlik, Trump’ın İran’daki operasyon yetkilerini kısıtlayacak bir “savaş yetkileri tasarısı” üzerinde yoğunlaştı.
Temsilciler Meclisi Azınlık Önderi Hakeem Jeffries, Trump’ın söylemlerinin azil ya da 25. maddeye konu olup olmayacağına ilişkin bir soruya, “Azil ve benzeri konularla ilgili olarak hiçbir seçeneği dışlamadığımızı ancak hiçbirini de kesinleştirdiğimizi söyleyemem; önümüzdeki meselelerle ilgileneceğiz” yanıtını verdi.
Jeffries ayrıca, hükümetin eşit ve bağımsız bir organı olarak Amerikan halkını savunma sorumlulukları olduğunu ve bunu donanımlı bir şekilde yapmak istediklerini belirtti. Senato Azınlık Önderi Chuck Schumer da Trump’ın görevden alınması çağrılarına katılmadı.
Demokratlar perşembe günü Temsilciler Meclisi’nde bir savaş yetkileri düzenlemesini geçirmeyi denedi ancak başarılı olamadı. Jeffries, konunun kısa süre içinde yeniden oylamaya sunulacağını duyururken, Schumer Senato’nun önümüzdeki hafta İran savaş yetkileri tasarısını oylayacağını açıkladı.
Meclis liderleri, son iki haftalık gelişmelerin ardından yeterli sayıda Cumhuriyetçi üyeyi ikna ederek tasarıyı yasalaştırmayı umuyor.
Bazı Demokrat üyeler de Trump’ı görevden almanın önündeki zorlukları kabul ederek odaklarının mevcut durum olduğunu ifade etti.
Temsilciler Meclisi’ndeki savaş yetkileri tasarısının destekçisi Gregory Meeks, Trump’ın yetkinliği konusunda konuşabileceğini ancak azil için gerekli oya sahip olunmadığını belirtti. Meeks, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Meclis ve Senato’da denetim mekanizmalarının işletilmediğine dikkat çekti.
Mevcut aritmetikte Trump’ı görevden alma şansı düşük görülse de Demokratlar, Kongre’de daha fazla güç elde edebilecekleri gelecek yılki ara seçim zaferine odaklanıyor.
Pensilvanya Temsilcisi Madeleine Dean, perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, azınlıkta oldukları bu dönemde azil sürecini başlatmanın vaktin en iyi kullanımı olmadığını belirterek, “Önce çoğunluğu ele geçirelim, sonra bu başkanı hesaba çekelim” dedi.
Amerika
OpenAI, yapay zeka güvenlik kuralları konusunda Beyaz Saray ile farklı görüşte

Gelişmiş yapay zeka sistemlerinin düzenlenmesine yönelik yeni bir OpenAI önerisi, Başkan Donald Trump’ın yakın zamanda yayınladığı başkanlık kararnamesinden en az iki önemli noktada ayrılıyor.
Yeni bir politika belgesinde OpenAI, federal hükümetten gelişmiş yapay zeka modellerinin potansiyel risklerine yönelik zorunlu değerlendirmeler yapılmasını talep ediyor ama bu süreci denetleme sorumluluğunu sivil kurumlara bırakıyor.
Bu, salı günü Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) liderliğinde siber güvenlik riskleri açısından gelişmiş yapay zeka sistemlerinin değerlendirilmesi için gönüllü bir çerçeve oluşturan yeni Beyaz Saray kararnamesinden önemli bir ayrılık teşkil ediyor.
OpenAI’ın planına göre, bu tür çabalar Ticaret Bakanlığına bağlı Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsünün bir birimi olan Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi (CAISI) tarafından yönetilecek.
OpenAI’ın yeni önerisi, CEO Sam Altman’ın çarşamba günü Beyaz Saray yetkilileri ve her iki siyasi partiden önemli Kongre üyeleri ile bir dizi toplantı yapmak üzere Washington’a gelmesiyle ortaya çıktı.
Çarşamba sabahı gazetecilerle yaptığı bir sohbette, OpenAI’ın üst düzey yöneticisi Chris Lehane, Trump’ın yeni başkanlık kararnamesini genel olarak övdü ve bunu, şirketinin gelişmiş yapay zeka için bir düzenleyici çerçeve geliştirme çabalarının “doğrulaması” olarak nitelendirdi.
Fakat Lehane, kendisinin, Altman’ın ve şirket içindeki diğer kişilerin, Trump yönetimi ve Kongre’yi, CAISI’ye yapay zeka değerlendirme sürecinde daha büyük bir rol vermesi için zorlayacaklarını da ima etti.
Lehane, “Ayrıca, bir yapıya dönüşen ve gerçekten bu tür sofistike testleri yapma kapasitesine sahip CAISI de var,” dedi.
OpenAI, Anthropic ve diğer önde gelen şirketlerin yeni AI modelleri hakkındaki bilgileri CAISI ile paylaşmayı zaten kabul ettiklerini belirtti.
Lehane, “Bu şirketlerle bir tür ilişki kurdular, yani bu zaten var,” diye ekledi.
NSA’in şu anda önde gelen AI şirketleriyle böyle bir ilişkisi bulunmuyor.
OpenAI yöneticisi ayrıca, şirketinin, gelişmiş AI modelleri için gizli bir “karşılaştırma” süreci geliştirme ve sürdürme yönündeki yeni Beyaz Saray planına ilişkin endişeleri olduğunu belirtti.
Bu emirdeki bir hüküm, şirketlerin yeni modellerinin ne zaman ve NSA ile diğer istihbarat kurumlarının denetimine gireceğini belirlemesini zorlaştırabilir.
Lehane, “Bence buradaki konulardan biri, yetenek eşiğine ne zaman ulaşılacağı. Bence bu, görüşmenin büyük bir bölümünü oluşturacak: bunun ne olduğuna dair bazı kriterler belirleyebilir misiniz?” diye sordu.
Lehane, Altman’ın Beyaz Saray ile yapılacak toplantılarda “kesinlikle bu konudaki fikirlerimizi ve düşüncelerimizi dile getireceğini” beklediğini söyledi.
Trump’ın yeni kararnamesinin kurumlara ayrıntıları belirlemek için 60 gün süre tanıdığını (bu da OpenAI’nin nihai sonucu şekillendirmek için zamanı olduğunu ima ediyor) ve Kongredeki kilit üyelerin de CAISI’nin AI değerlendirmeleri yapma yeteneğini güçlendirme ve genişletme planlarını değerlendirdiğini belirtti.
OpenAI yöneticisi, şirketin Washington’daki politika yapıcıları, gelişmiş sistemler geliştiren AI şirketleri için zorunlu değerlendirme süreçleri oluşturmaya zorlamayı planladığını da ekledi.
Lehane, “Herhangi bir laboratuvarın bu kararı tek taraflı olarak alması gerektiğini düşünmüyoruz,” dedi.
Fakat Lehane, sağlam bir değerlendirme çerçevesi oluşturulana kadar daha agresif düzenlemeleri tartışmak için henüz çok erken olduğunu savunarak, AI şirketlerinin yeni modelleri piyasaya sürmeden önce hükümetten onay alması gibi potansiyel bir gereklilik de dahil olmak üzere diğer zorunlu düzenlemelerden kaçındı.
Lehane, “Ek parçaları belirlemeye başlamadan önce bu ilk adımları atmanız gerektiğini düşünüyorum,” dedi.
Amerika
Petrol fiyatlarındaki artış Pentagon bütçesini zorluyor

Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan ABD Savaş Bakanlığı, askeri seyahat ve eğitim bütçelerinde kesintiye gidiyor. Kara Kuvvetleri onlarca eğitim programını iptal edip helikopter uçuş saatlerini düşürürken, Deniz ve Hava Kuvvetleri de Ortadoğu’daki operasyonel maliyetler sebebiyle bütçe sınırlarına yaklaşıyor.
Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD Savaş Bakanlığında (Pentagon) mali baskıyı artırarak bütçe planlamalarını zorlaştırıyor. Ordu genelinde oluşan bütçe açığı nedeniyle askeri eğitimlerin iptal edildiği, helikopter uçuş saatlerinin düşürüldüğü ve birliklerin seyahat faaliyetlerinin kısıtlandığı bildirildi.
ABC News’in Savaş Bakanlığı kayıtlarına dayandırdığı verilere göre, ordunun benzin ve jet yakıtı dahil 24 farklı yakıt türü için ödediği ortalama varil fiyatı, geçen yılın ekim ayında 154,14 dolar iken nisan ayında 195,72 dolara yükseldi. Altı ay içinde gerçekleşen yaklaşık yüzde 27’lik bu artış, yılda ortalama 80 milyon varil yakıt tüketen Pentagon’a bu yıl en az 1 milyar dolarlık öngörülemeyen ek mali yük getirdi.
Komutanlar, yakıt fiyatlarının yanı sıra personelin eğitim alanlarına taşınmasında kullanılan sivil akaryakıt ve ticari uçak bileti maliyetlerindeki artışla da mücadele ediyor. Bütçe baskısı nedeniyle nisan ayından bu yana birliklerin seyahatleri incelemeye alınırken, birçok birimin eğitim seyahatlerini azalttığı veya iptal ettiği belirtildi.
ABD Kara Kuvvetleri Sözcüsü Yarbay Orlando Howard, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, enerji piyasasındaki dalgalanmaların nakliye maliyetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Howard, “Kritik operasyonları ve savaşa hazırlık seviyesini koruyabilmek adına personel ve ekipman seyahatlerinde tasarruf tedbirlerine öncelik veriyoruz” dedi.
Bütçe açığı askeri eğitim programlarını durdurdu
Sızan iç yazışmalar ve ABD’li yetkililerin verdiği bilgilere göre, 30 Eylül’de sona erecek mali yıl için 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan Kara Kuvvetleri, eğitim programlarında kesintiye gitti. Bütçe açığının nedenleri arasında Orta Doğu’daki operasyonlar, ABD’nin güney sınırındaki askeri misyonlar ve yaz aylarında asker sayısının iki katına çıkarılarak 5 bine ulaştırılması planlanan Washington’daki Ulusal Muhafız görevleri gösterildi.
Bu durumun bir sonucu olarak, aralarında sağlık personeli, istihkam birlikleri ve topçu sınıflarının da bulunduğu onlarca eğitim programı ve kurs iptal edildi. Helikopter uçuş saatlerinde kısıtlamaya gidilirken, iç yazışmalar birçok uçuş mürettebatının artık sadece yasal olarak zorunlu olan asgari uçuş sınırında kalabildiğini gösteriyor.
Yapılan iç değerlendirmeler, bütçe kesintilerinin önümüzdeki yıl Avrupa’ya konuşlandırılması planlanan ve Teksas’ta konuşlu 70 bin askerden oluşan 3. Zırhlı Kolordu gibi büyük birliklerin yetersiz eğitimle konuşlanmasına yol açabileceğini ortaya koyuyor. Hazırlanan raporda, etkilenen birliklerin savaş öncesi eğitim seviyesine dönmesinin bir yıldan fazla sürebileceği uyarısı yapıldı.
Deniz ve Hava Kuvvetleri de bütçe sınırlarına yaklaşıyor
Bütçe darboğazı sadece Kara Kuvvetleri ile sınırlı kalmıyor. Deniz Operasyonları Şefi Amiral Daryl Caudle, mayıs ayında Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ne verdiği brifingde, Orta Doğu’daki yoğun askeri varlık nedeniyle donanmanın bütçesinin temmuz veya ağustos aylarında tükenmeye başlayacağını duyurdu. Caudle, “Orta Doğu’da büyük bir deniz gücümüz var. Çok güçlü şekilde operasyon yürütüyoruz ama bunun operasyonel bir maliyeti var. Yaz aylarında bütçe tükeneceği için temmuz ayından itibaren eğitim, operasyon ve sertifikasyon süreçlerini değiştirmek zorunda kalacağım” ifadelerini kullandı.
Hava Kuvvetleri de bütçe tahminlerinin üzerinde yakıt tüketimi kaydediyor. Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı General Kenneth Wilsbach, mayıs ayında senatörlere yaptığı açıklamada, bölgedeki operasyonel hareketlilik sebebiyle uçakların öngörülenden yüzde 10 daha fazla yakıt tükettiğini, bunun da ek yakıt maliyeti anlamına geldiğini belirtti.
Yıllık ortalama 227 milyon galon dizel ve 2,2 milyar galon jet yakıtı tüketen Pentagon, federal hükümetin en büyük enerji tüketicisi konumunda bulunuyor. Diğer askeri birimlere kıyasla daha küçük bir ölçeğe sahip olan Deniz Piyadeleri (Marines) ise şu an için dikkate değer bir bütçe açığı yaşamadıklarını ve eğitim kesintisine gitmediklerini bildirdi.
Amerika
Trump, kömür sektörüne 700 milyon dolarlık yeni destek planlıyor

ABD Başkanı Donald Trump, kömür santrallerini desteklemek üzere yaklaşık 700 milyon dolarlık bir kaynak aktarmak için Soğuk Savaş döneminden kalma ulusal savunma yetkilerini kullanmayı planlıyor.
Konu hakkında bilgi veren bir ABD’li yetkili, Trump’ın bugün (4 Haziran) başkanlara ulusal güvenlikle ilgili endüstriler üzerinde geniş yetki veren 1950 tarihli Savunma Üretim Yasasını yürürlüğe koyacağını duyurabileceğini söyledi.
Yetkili, bu yasa kapsamında bir düzineden fazla kömür santralinin modernizasyonu, Batı Kıyısında devasa bir kömür ihracat terminali inşa edilmesi ve yeni santrallerin inşası için kurumsal fonlarla eş finansman sağlanmasının planlandığını belirtti.
700 milyon doların yarısından fazlası 13 kömür santralinin modernizasyonuna ayrılacak, 185 milyon dolar Alaska, Maryland ve Batı Virginia’daki kömür tesisleri için kurumsal fonlara eş finansman sağlayacak ve 75 milyon dolar ise uzun süredir gündemde olan Kuzey Kaliforniya’daki West Gateway ihracat terminalini destekleyecek.
Söz konusu kişi, başkanın açıklamasını önceden bozmamak için isminin açıklanmaması şartıyla konuştu ve ayrıntıların hâlâ değişebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Trump yönetimi, enerji tüketimi yüksek yapay zeka veri merkezlerini ayakta tutmak için iç talebi göz önünde bulundururken ve büyük fosil yakıt rezervlerine sahip yabancı rakipleri marjinalize etmeyi hedefliyor.
Fakat kömürün ABD’deki kullanımı sürekli bir düşüş eğiliminde. ABD Enerji Enformasyon İdaresine göre, bir zamanlar ABD’deki elektrik üretiminin yarısından fazlasını karşılayan kömür, son yıllarda bu oranın beşte birinin altına düştü.
Elektrik üreticileri, fosil yakıtların küresel ısınmaya olan etkisinden ve kırılgan küresel tedarik zincirlerine artan bağımlılıktan endişe duyarak, büyük ölçüde daha ucuz doğalgaza ve yenilenebilir kaynaklara geçiş yaptı.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor









