Amerika
ABD şiddete bulaşmamış, “düşük riskli” göçmenleri de Guantanamo’ya gönderiyor

Trump yönetimi “tehlikeli suçluların” ve çete üyesi olduğundan şüphelenilen kişilerin Guantanamo Körfezindeki üsse nakledildiğini ileri sürerken, iki ABD’li yetkiliye ve hükümet içi belgelere göre, ciddi suç kayıtları olmayan ya da hiç olmayan, şiddet içermeyen, “düşük riskli” göçmen tutukluları da Amerikan işgali altındaki kampa gönderiliyor.
CBS’te yer alan habere göre geçtiğimiz ayın sonlarında Guantanamo’daki deniz üssü tesislerinin büyük ölçekli bir göçmen gözaltı merkezine dönüştürülmesi için yetkililere talimat verdiğinde Başkan Trump, bunun “en kötü” göçmenleri barındıracağını ve “yüksek öncelikli suçlu yabancılar için ek gözaltı alanı sağlayacağını” söylemişti.
Yetkililer o zamandan beri Guantanamo’ya yapılan askeri uçuşların, ABD’de yasadışı olarak bulunan ve cinayet ve tecavüz gibi şiddet suçları işleyen göçmenlerin yanı sıra Venezuela hapishanelerinde ortaya çıkan kötü şöhretli çete Tren de Aragua’nın üyelerini de taşıdığını söylediler.
İç belgeler ve ABD’li yetkililerle yapılan görüşmeler, yönetimin göçmen suçluları ve çete üyesi olduğu iddia edilen kişileri Guantanamo’ya gönderdiğini ve ayrı bir bölümde ondan fazla terör zanlısını da hapishanede tuttuğunu gösteriyor.
Fakat CBS tarafından elde edilen hükümet belgelerine göre, ABD yetkilileri “yüksek riskli” tutuklular olarak sınıflandırılan sabıka kaydı olan ya da çete bağlantısı olduğundan şüphelenilen ya da bilinen kişileri göndermenin yanı sıra, “düşük riskli” olarak kabul edilen göçmenleri de Guantanamo’ya nakletti.
Belgelere göre çarşamba günü yüksek riskli tutukluların yanı sıra daha fazla düşük riskli göçmenin de nakledilmesi bekleniyordu.
Federal göçmenlik yetkilileri düşük riskli tutukluları, ABD’de yasadışı olarak bulundukları için sınır dışı edilmekle karşı karşıya olan ama şiddet suçları veya diğer ciddi suçlardan tutuklanmamış veya hüküm giymemiş göçmenler olarak tanımlıyor.
ABD’li yetkililer, herhangi bir sabıka kaydı olmayan fakat ülkeye uygun belgeler olmadan girmek gibi sivil göçmenlik ihlalleri nedeniyle sınır dışı edilmelerine karar verilen göçmenleri de içerebileceklerini söyledi.
Belgelere ve basına konuşma yetkisi olmadığı için adının açıklanmasını istemeyen bir ABD yetkilisine göre, yüksek riskli göçmenler Guantanamo’nun maksimum güvenlikli hapishanesindeki hücrelerde tutulurken, düşük riskli tutuklular Göçmen Operasyon Merkezi olarak bilinen ve içinde tuvaletlerin de bulunduğu baraka benzeri bir tesise yerleştirildi.
Dışişleri Bakanlığı geleneksel olarak Göçmen Operasyon Merkezini, ABD Sahil Güvenliği tarafından denizde yakalanan sığınmacıları üçüncü ülkelere yerleştirilmeyi beklerken barındırmak için kullanıyor.
İç Güvenlik Bakanlığı sözcüsü çarşamba günü yaptığı açıklamada CBS’in haberini doğruladı ve Guantanamo’da, “şiddet yanlısı çete üyeleri” ve diğer “yüksek tehdit oluşturan yasadışı yabancıları” tutmanın yanı sıra, haklarında kesinleşmiş sınır dışı etme kararı bulunan diğer yasadışı yabancıları da tuttuklarını söyledi.
Küba toprağı olan Guantanamo’daki üste 30.000 kadar izinsiz göçmeni alıkoymak için gereken tesislerin kurulmasına yönelik Trump’ın talimatlarını operasyonel hale getirme konusunda bazı ilerlemeler kaydedildi.
Geçtiğimiz hafta boyunca üsteki ABD askerleri, her ikisi de sınırlı kapasiteye sahip olan hapishane ve Göçmen Operasyon Merkezinin ötesinde göçmen tutukluları barındırmak için çadırlar kurdular.
ABD’li yetkililerden biri, salı günü geç saatlerde Guantanamo’da yaklaşık 100 izinsiz göçmenin tutulduğunu ve bunların hepsinin Venezuela’dan gelen yetişkinler olduğunu söyledi.
İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, tutukluların sınır dışı edilene kadar orada tutulacağını fakat bunun ne zaman gerçekleşebileceğinin belirsiz olduğunu söylemişti.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










