Diplomasi
ABD ve Çin ticaret bakanları Washington’da ‘gerginlikleri’ ele aldı

Washington’ı ziyaret eden Çin Ticaret Bakanı, ABD’li mevkidaşı ile görüştü, ikili, ülkelerinin ticaret ve yatırım politikalarıyla ilgili endişelerini dile getirmelerine rağmen, iletişim kanallarını açık tutma sözü verdiler.
Teknoloji alanındaki yaptırımlar ve Tayvan krizi nedeniyle Washington ve Pekin’in 50 yılın en düşük noktasına ulaşan ilişkileri sırasında gerçekleşen bu ziyaret, üst düzey bir Çinli yetkilinin 2020’den bu yana ABD başkentine yaptığı ilk ziyaret oldu.
Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo arasında perşembe günü yapılan görüşmelerde, ilişkileri istikrara kavuşturma çabalarına dair istişareler yapıldığı kaydedildi.
İhracat kontrolleri ve kısıtlamalar gündeme geldi
Pekin ticaret bakanlığından yapılan açıklamaya göre Wang, ABD’nin yarı iletkenler gibi alanlardaki ihracat kontrolleri ve yatırımları gözden geçirme önerisiyle ilgili endişelerini dile getirdi.
ABD ticaret bakanlığı, yetkililerin “her iki ülkedeki ticaret ve yatırım için genel ortam ve potansiyel işbirliği alanları” da dahil olmak üzere “samimi ve somut” görüşmelerde bulunduğunu söyledi.
Bakanlık, Çin Halk Cumhuriyeti’ne atıfta bulunarak, “Bakan Raimondo, ÇHC’de faaliyet gösteren ABD şirketlerine karşı son zamanlarda ÇHC’nin aldığı önlemlerle ilgili endişelerini dile getirdi” dedi.
Hafta sonu Hiroşima’da bir araya gelen G7 ülkelerinin, Çin’i “Güney Çin Denizi’ni militarize etmek” ve ticarette “ekonomik zorlama kullanmak” ile suçlayan bir bildiri yayınlamasıyla gerilim alevlendi.
Pekin, G7 ülkelerini diğer ulusları kontrol altına almakla suçlayarak yanıt verdi. Ayrıca, Pekin geçen hafta, Washington’un Çin’e gelişmiş yarı iletken satışına getirdiği kısıtlamalara misilleme olarak görülen Çinli bilgi altyapısı şirketlerinin ABD’li çip üreticisi Micron Technology tarafından üretilen çipleri satın almasının yasaklandığını duyurdu.
Açık iletişim hatlarını sürdürme vurgusu
Financial Times ise, ABD’li analistlerin, ülkelerin tansiyonu düşürmeye çalıştığına dair göstergeler olduğunu düşündüğünü ve ticaret bakanları arasındaki bu ziyaretin olumlu karşılandığını yazdı.
ABD ticaret bakanlığı cuma günü yaptığı açıklamada, toplantının “açık iletişim hatlarını sürdürme ve ilişkiyi sorumlu bir şekilde yönetme” çabalarının bir parçası olduğunu söyledi.
Çin medyası da, Wang’ın Washington’daki toplantılarının her iki tarafın da “ekonomik ve ticari ilişkilerin önemini kabul ettiğini” gösterdiğini yazdı.
Çin ticaret bakanlığı cuma günü yaptığı açıklamada, “İki taraf, ekonomik ve ticari kaygılar ve diğer işbirliği konularında iletişim kanalları kurma ve alışverişi sürdürme ve güçlendirme konusunda anlaştılar” ifadelerini kullandı.
FT, ülkelerin Xi’nin Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği forumu toplantısı için kasım ayında ABD’yi ziyaret etmesi için gerekli koşulları yaratmaya çalışıyor olabileceğini öne sürdü. Wang’ın ayrıca Detroit’te cuma günü sona erecek APEC toplantısının oturum aralarında ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai ile görüşmesi bekleniyor.
Görüşmeleri FT’ye değerlendiren Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Strateji Merkezi direktörü Da Wei, “Kimse ilişkilerde yapısal bir değişiklik beklemiyor, tabii ki ‘soğuk savaş’ hala orada olacak” dedi.
Da Wei, “en azından bugünden itibaren yıl sonuna kadar daha düşük bir sıcaklık” olacağını da sözlerine ekledi.
Diplomasi
Almanya, Güney Afrika’nın G20’ye katılmasını engelleyen Trump’ı eleştirdi

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Afrika’yı Miami’de düzenlenecek bir sonraki G20 zirvesinden dışlayacağına dair açıklamasını eleştirdi.
Johannesburg’daki Witwatersrand Üniversitesi’nde öğrencilere hitap eden Wadephul, Güney Afrika’yı “G20’nin vazgeçilmez bir üyesi” olarak nitelendirdi ve bu ülkenin öneminin geçen yıl aynı şehirde düzenlenen G20 zirvesinde de vurgulanmış olduğunu belirtti.
Bakan şöyle konuştu:
“Güney Afrika’yı dışlamak, önemli bir Afrika sesini ve bölgesel bir iktisadi ve siyasi gücü kenara itmek anlamına gelir. Özellikle küresel iktisadi belirsizliğin arttığı bir dönemde, daha az değil, daha fazla işbirliğine ihtiyacımız var.”
ABD Başkanı, geçen kasım ayında sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Güney Afrika’nın bir sonraki G20 toplantısına davet edilmeyeceğini duyurmuştu.
Güney Afrika Dışişleri Bakanı Ronald Lamola da Wadephul ile düzenlediği ortak basın toplantısında Trump’ın kararını sert bir dille eleştirdi ve “Hiçbir ülke, G20’nin kurucu üyelerinden birinin davetini tek başına iptal edemez,” dedi.
Lamola, Miami’deki zirveye katılan diğer üyelerin bu konuyu gündeme getirmeleri gerektiğini belirterek, “Bir tartışma yapılmalı… Kurucu bir üye dışlandığında buna hâlâ G20 denebilir mi?” diye sordu.
Wadephul, Ukrayna savaşı, Gazze çatışması veya Çin gibi önemli jeopolitik konulardaki anlaşmazlıklara rağmen Güney Afrika ile daha yakın ilişkiler kurmaya ilgi duyduğunu da vurguladı.
BRICS üyesi olan Güney Afrika, geleneksel olarak Moskova ve Pekin ile yakın ilişkiler içinde.
Alman bakan, “Bazı tartışmalı konularda fikir ayrılığına düşebiliriz ve aynı zamanda birlikte çalışmaya devam edebiliriz. Önemli olan, aynı uluslararası ilkelere bağlı olmamız,” dedi.
Wadephul, söz konusu basın toplantısında, “bu ara durumun kalıcı olmayacağından ve Güney Afrika’nın gelecek yıl G20’ye tam üye olarak yeniden katılabileceğinden emin” olduğunu belirtti.
Wadephul ayrıca, Rusya’nın Avrupa için “varoluşsal bir güvenlik tehdidi oluşturmaya devam ettiğini” savundu.
Çin konusunda ise, her iki ülkenin de “tek bir ülkeden gelen tedarik zincirlerine fazla bağımlı” oldukları için daha yakın işbirliği içinde çalışmaları gerektiğini belirten Wadephul, “En önemli pazar olarak tek bir ülkeye fazla bağımlıyız,” dedi.
Diplomasi
Belarus, Polonya’ya terör şüphesiyle ilgili istihbarat aktardı

Belarus Dışişleri Bakanlığı, Polonya’daki bir aktivistin çocuklarını hedef alan terör saldırısı hazırlığına ilişkin Varşova’ya bilgi aktardığını duyurdu. Minsk yönetimi, Belarus’ta hüküm giyen bir şahsın intikam amacıyla bu eylemi planladığını bildirerek iki ülke kolluk kuvvetleri arasında veri paylaşımına hazır olduğunu kaydetti.
Belarus Dışişleri Bakanlığı, Polonya’nın Minsk Maslahatgüzarı Krzysztof Ozanna ile yapılan görüşmede, Polonya topraklarında gerçekleşme ihtimali bulunan bir terör eylemine dair verilerin Polonya tarafına iletildiğini duyurdu.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Belarus Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun çok sayıda maddesinden hüküm giyen, Polonya’da bulunan ve yakın zamanda Polonya makamlarınca ek koruma statüsü ile ikamet hakkı iptal edilen bir şahıs tarafından terör eylemi hazırlanıyor” ifadesi yer aldı.
Dışişleri Bakanlığı, planlanan saldırının ana hedefinin Polonya’da ikamet eden Belarus vatandaşı bir kadın aktivistin reşit olmayan çocukları olduğunu kaydetti.
Saldırı gerekçesinin, söz konusu kişinin Polonya’daki statüsünü koruması adına yeterli çabayı göstermeyen kadına yönelik bir intikam arayışıyla bağlantılı olduğu bildirildi.
Belarus tarafı, bilginin ülke kolluk kuvvetlerinden Dışişleri Bakanlığına ulaştığını ve suçla mücadele kapsamındaki işbirliği mutabakatları çerçevesinde Varşova’ya aktarıldığını bildirdi.
Açıklamada, iki ülkenin emniyet birimleri arasındaki temas hatları üzerinden konuya ilişkin yeni veriler elde edildikçe paylaşımın sürdürülmesine hazır olunduğu vurgulandı.
Güvenlik birimleri düzeyindeki temaslar çerçevesinde Belarus ve Polonya özel servisleri, kasım ayında Polonya makamlarınca demiryolu altyapısına yönelik sabotajlara karışmakla suçlanan Ukrayna vatandaşlarının yerini tespit etmek üzere ortak çalışmalar yürüttü.
Bu soruşturmanın gerekçesini, 16 Kasım’da Varşova-Lublin demiryolu hattında meydana gelen hasarlar oluşturdu. Varşova’dan yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki Mikas yerleşimi yakınlarında yer alan hatta bir patlayıcının infilak etmesi sonucu raylar zarar gördü.
Aynı güzergâhtaki Pulawy bölgesinde ise katener hattının hasar alması nedeniyle 475 yolcu taşıyan bir tren durmak zorunda kaldı. Olayda yaralanan olmadı.
Hadisenin ardından Polonya makamları, Ukrayna vatandaşı Vladimir B. hakkında demiryolu altyapısına yönelik sabotajlara yardım ettiği gerekçesiyle iddianame düzenledi.
Soruşturma dosyasına göre sanık, saldırıların hazırlanması ve düzenlenmesine yönelik lojistik desteği Aleksandr K. ve Yevgeniy İ. isimli diğer iki sanıkla birlikte sağladı.
Diplomasi
Trump, Suudi Arabistan’ın “İbrahim Anlaşmaları”na katılmasını istedi

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan’la imzalanan nükleer anlaşmanın, “İbrahim Anlaşmaları”na Suudi Arabistan’ın katılması şartına “tamamen bağlı” olduğunu söyledi.
Biden ve Trump yönetimleri daha önce Suudi Arabistan’ı İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeye teşvik etmek için bir sivil nükleer anlaşma yapmayı düşünmüştü.
Fakat 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı operasyonunun ardından yaşananlar ve bunu izleyen savaş, konuyu karmaşıklaştırdı.
Suudi Arabistan, Filistin devletinin kurulmasına yönelik inandırıcı bir yol bulunmadıkça anlaşmaları imzalamayı daha önce reddetmişti.
Trump, ayrıntıları hâlâ belirsiz olan anlaşmanın onaylanacağını ama Suudi Arabistan’ın “son derece saygın ve başarılı İbrahim Anlaşmaları’na katılmasına tamamen bağlı olduğunu” yazdı.
Başkan, “ABD, sivil (zenginleştirilmemiş) nükleer tesislere karşı değildir,” diye devam etti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu fikri hemen destekledi ve ofisinden yaptığı açıklamada, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının “barış çemberini genişletme imkânı yarattığını” belirtti.
Açıklamada, “Başkan Trump’ın da söylediği gibi, Suudi Arabistan’ın İbrahim Anlaşmaları’na katılması, Orta Doğu’da barış için tarihi bir adım olacaktır,” denildi.
Çarşamba günü açıklanan anlaşma, ABD’nin nükleer güvenlik önlemleri için bir çerçeve oluşturuyor.
Fakat Wall Street Journal’ın daha önce bildirdiği üzere, anlaşmada Suudi Arabistan’ın “altın standart” olarak kabul edilen zenginleştirme yapmama taahhüdüne imza atmaması ya da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın kapsamlı denetimlerine izin verilmesi konusunda bir mutabakat bulunmuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri ile 2009 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın şartları arasında yer alan bu güvenlik önlemlerinin atlanması, çarşamba günü Kongre’deki bazı kararlı nükleer silahların yayılmasını önleme savunucularını endişelendirdi.
Bu kişiler, anlaşmanın ileride Suudi Arabistan’ın kendi ülkesinde uranyum zenginleştirmesine kapı açabileceğini belirttiler.
Diğerleri ise anlaşmanın İran’ı nükleer silah geliştirmeye itebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Fakat Enerji Bakanı Chris Wright, çarşamba günkü açıklamada, “Emin olun ki bu anlaşmalar, dünyanın en iyi nükleer teknolojisi ve bilim insanlarına dayanırken, nükleer güvenlik ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda en yüksek standartları koruyor,” dedi.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin “dünyanın hiçbir ülkesiyle, nükleer silahların yayılma riskine yol açacak herhangi bir anlaşmaya varmayacağını” vurguladı.
Washington ile Riyad arasında on yıl süren gidip gelen müzakerelerin ardından varılan bu anlaşmanın, Amerikan özel şirketlerine milyarlarca dolarlık gelir getirmesi bekleniyor.
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Avrupa1 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Görüş1 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya1 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu












