Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de 8 milyon kişi Trump yönetimine karşı sokaklardaydı

Yayınlanma

ABD genelinde “Krallara Hayır” (No Kings) sloganıyla düzenlenen yönetim karşıtı protestolara yaklaşık 8 milyon kişi katıldı. Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri hamleleri ve göçmenlik politikalarına tepki gösteren göstericiler, Washington’ın “monarşik” eğilimlerine karşı sokağa çıktı.

Amerika Birleşik Devletleri genelinde cumartesi günü düzenlenen ve Başkan Donald Trump yönetimini hedef alan binlerce gösteri, “Krallara Hayır” (No Kings) sloganı altında gerçekleştirilen ulusal eylemlerin üçüncü dalgasını oluşturdu.

Organizatörlerin verilerine göre eylemlere yaklaşık 8 milyon kişi katılım sağladı; ancak bazı şehirlerde bu rakamlar yerel makamların tahminleriyle farklılık gösterdi. The New York Times gazetesi, gerçekleştirilen bu protestoların öne çıkan beş ana unsurunu inceledi.

İran ile yürütülen savaş, Trump muhaliflerini ortak bir paydada buluşturuyor. Eylemlere katılanların birçoğu, sokaklara çıkmalarının temel gerekçesi olarak bu çatışmayı işaret etti. Iowa eyaletinde bir üniversite yerleşkesinin yakınında düzenlenen protestoda, Voters of Tomorrow adlı gençlik örgütü öğrencileri bünyesine dahil etti.

Organizatörlerden 22 yaşındaki Katie Gates, kalabalığın önceki eylemlere kıyasla “çok daha genç, çeşitli ve enerjik” hale geldiğini, bunda savaşın etkili olduğunu belirtti.

Gates, “Bizim kuşağımız Ortadoğu’daki bitmek bilmeyen savaşlar fikriyle büyüdü; yeni bir savaş olasılığı ise haklı bir öfke uyandırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Trump yönetiminin göçmenlik politikası odak noktası olmayı sürdürüyor

İran gündeminin baskınlığına karşın protestocular kitlesel sınır dışı operasyonlarına ve ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi’nin (ICE) faaliyetlerine karşı aktif bir duruş sergiledi. “Krallara Hayır” hareketinin ana eylemi, bu kış düzenlenen bir göçmenlik operasyonu sırasında federal görevlilerin iki ABD vatandaşını öldürdüğü Minnesota eyaletinde gerçekleştirildi. Vali Tim Walz ve Senatör Bernie Sanders toplanan kalabalığa hitap ederken, müzisyen Bruce Springsteen hayatını kaybedenler anısına bir eser seslendirdi.

Amerikan Üniversitesi’nden Profesör Dana Fisher, barış yanlısı ve savaş karşıtı göstericilerin sayısında kayda değer bir artış gözlemlendiğini, bu kesimin artık Trump’ın göçmenlik politikalarına tepki gösterenler kadar yoğunluk kazandığını kaydetti.

Trump’ın Mar-a-Lago konutu önünde karşıt gruplar karşı karşıya geldi

Palm Beach’teki başkanlık konutu Mar-a-Lago’ya 15 dakikalık mesafedeki kamusal alanda binlerce gösterici toplandı. Eylemcilerden biri, yaklaşan oylamalara atıfta bulunarak “Onları ara seçimlerde yakalayın” yazılı bir döviz taşıdı.

Trump destekçilerinin büyük bir bayrak açtığı bölgede taraflar karşılıklı sloganlar attı. Beyaz Saray Sözcüsü Abigail Jackson ise eylemi eleştirerek, katılımcıların “Trump saplantısı sendromundan” muzdarip olduklarını savundu.

Ara seçimlerde yarışan Demokrat Partili isimler protestolara yoğun katılım gösterdi. Maine eyaletinde senatör adayı olan Vali Janet Mills Portland’da üç farklı etkinliğe katılırken, ön seçimdeki rakibi Graham Plattner eyaletin kuzey kesiminde seçmenlere seslendi.

Michigan eyaletinde ise Senatör Ed Markey ve rakibi Seth Moulton farklı protesto alanlarında yer aldı. Demokrat Parti’nin 2028 başkanlık seçimleri için potansiyel adayları arasında gösterilen Pete Buttigieg Traverse City’de, Cory Booker ise Saint Louis’de göstericilere dahil oldu.

“Krallara Hayır” sloganı federal kurumlardaki isim değişiklikleriyle ivme kazandı

Protestolardan iki gün önce ABD Maliye Bakanlığı, tarihte ilk kez görevdeki bir başkanın imzasını taşıyan dolarların basılmaya başlanacağını duyurdu. Eleştirel çevreler bu adımı, Kennedy Merkezi ve diğer kurumların isimlerinin değiştirilmesiyle birlikte “monarşik” hırsların bir parçası olarak değerlendirdi.

Senato Demokrat Seçim Komisyonu Başkanı Senatör Kirsten Gillibrand, başkanların isimlerini, resimlerini veya imzalarını federal mülkler ile paraların üzerine koymalarını yasaklayan bir yasa tasarısı sunacağını açıkladı. Gillibrand, “Amerika’da kralların önünde diz çökmeyiz” ifadesini kullandı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English