Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Cumhuriyetçiler casusluk yetkileri için oylamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler, yabancıların izlenmesine olanak tanıyan FISA’nın 702. Maddesi’ni yenilemek üzere kritik bir oylamaya hazırlanıyor. Taslakta arama izni şartının yer almaması parti içinde çatlağa neden olurken, liderlik muhalifleri ikna etmek için dijital para birimi yasağı gibi ek hükümlerle süreci ilerletmeye çalışıyor.

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler, ülkenin casusluk yetkilerini yenilemek üzere bir oylama hazırlığı içine girerken, konunun farklı tarafları bu durumu bir “tekerrür” olarak nitelendiriyor.

Cumhuriyetçi Parti, hükümetin yurt dışındaki yabancıları izlemesine olanak tanıyan Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Maddesi’ni yeniden yetkilendirmek için bir kez daha yasal süreç başlatıyor.

Bu ayın başlarında genel kurulda yaşanan başarısız oylamanın ardından yeni bir taslak üzerinde bir haftadan fazla süre harcanmasına rağmen, hazırlanan son paket bazı muhaliflerin talep ettiği arama izni şartını içermiyor.

Temsilciler Meclisi Kurallar Komisyonu, taslağın genel kurulda tartışılmak üzere nasıl ilerletileceği konusunda Pazartesi günü uzlaşmaya varılamamasının ardından Salı günü ikinci bir oturum gerçekleştirdi.

Donald Trump’ın bu turda bir arama izni şartını desteklemediği belirtilirken, Kurallar Komisyonu yapılan eşit oylama sonucunda konu üzerindeki daha fazla tartışmayı durdurdu.

Cumhuriyetçi liderlik, katı görüşlü üyeleri ikna edebilmek amacıyla pakete, Merkez Bankası’nın (Fed) bir merkez bankası dijital para birimi (CBDC) kurmasını yasaklayan bir hüküm ekleyerek teklifi cazip hale getirmeye çalıştı.

Gizlilik savunucusu Cumhuriyetçiler, böyle bir dijital para biriminin hükümete tüketici harcamalarını takip etme imkanı vereceğini ifade ediyor.

Temsilciler Meclisi’nden halihazırda geçmiş olan bu düzenlemenin, Senato’ya gönderilmeden önce FISA tasarısına eklenmesi planlanıyor.

Cumhuriyetçilerin taslağı ele almak için gereken usul oylamasında yeterli desteği alıp alamayacağı belirsizliğini korurken, bu durum yasal düzenlemenin bir ay içinde ikinci kez tıkanması ihtimalini doğuruyor.

702. Madde en son ele alındığında yaşanan kaotik sahnelerin tekrarlanıp tekrarlanmayacağı sorulan Temsilciler Meclisi Yargı Komisyonu Başkanı Jim Jordan, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bunu bekleyip görmemiz gerekecek” ifadesini kullandı.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes, son pakette bazı reformlar bulunsa da bunun, kendisinin ve diğer Demokrat liderlerin üzerinde çalıştığı ancak Cumhuriyetçi liderlik tarafından görmezden gelindiğini belirttiği plan kadar güçlü olmadığını dile getirdi.

Himes, “Bu sorunun cevabı şudur: Cumhuriyetçiler bir usul kuralı geçirebilirler mi? Eğer bir kural geçirirlerse, temiz bir uzatma için onlarca Demokrat ‘evet’ oyu verecektir. Ancak bu kimsenin tercihi değil” dedi. Himes ayrıca, bu durumun iki hafta önceki stratejinin aynısı gibi göründüğünü belirtti.

Arama izni şartına yönelik bir değişikliğin daha fazla görüşülmesini engellemeye çalışan Başkan Virginia Foxx, Trump döneminde bu konunun gereksiz olduğunu savundu.

Foxx, “Bunun düzeldiğine ikna olmuş durumdayım. Cumhuriyetçiler görevde olduğu sürece bunun düzeldiğine inanıyorum. Başkan temiz bir uzatma talep etti” şeklinde konuştu.

Temsilciler Meclisi Üyesi Mary Gay Scanlon ise üç yıllık bir FISA uzatmasının bu yetkileri bir sonraki yönetime taşıyacağına dikkat çekerek, Amerikan vatandaşlarını gözetlemek için bir hakimin karşısına çıkılması gerektiği konusunda kesin bir sınır çizilmesi gerektiğini ifade etti.

Önceki hafta bazı Cumhuriyetçiler, hem yeni bir 702. Madde paketini hem de 18 aylık temiz bir uzatmayı öngören usul oylamasını engellemek için Demokratlarla birlikte hareket etmişti.

Bu süreçte birkaç Cumhuriyetçi üye, müzakerelerine bizzat katıldıkları yeni bir 702. Madde önerisini reddetmişti.

Cumhuriyetçiler, meclisteki çok az farkla sağlanan çoğunluk nedeniyle sadece iki oy kaybetme lüksüne sahipken, Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu’nun (Freedom Caucus) birçok üyesi usul kuralına karşı oy kullanmayı planladıklarını söylüyor.

Temsilciler Meclisi Üyesi Tim Burchett, Pazartesi geç saatlerde yapılan bir grup toplantısının fikrini değiştirip değiştirmediği sorusuna “kesinlikle hayır” yanıtını verdi.

Burchett, FISA’nın asıl yapması gereken işe, yani Amerikalı olmayanları gözetlemeye geri dönmesi gerektiğini belirterek, “Bu gece bazı sert ikna çabalarının yaşanacağından eminim” dedi.

Salı günü oylanması planlanan taslak, FBI ajanlarının herhangi bir Amerikalı hakkında sorgulama yapmadan önce bir amir yerine avukat onayı almasını öngörüyor.

Düzenleme ayrıca, Adalet Bakanı’nın, Yabancı İstihbarat Gözetim Mahkemesi’ndeki (FISC) bilgileri daha geniş bir milletvekili grubunun incelemesine olanak tanıyacak bir süreç başlatmasını talep ediyor.

Ayrıca, Amerikalılara yönelik sorgulamaların Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) bünyesindeki sivil özgürlükleri koruma görevlisi tarafından aylık bazda incelenmesi şartı getiriliyor.

Kurallar Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Jim McGovern, üyelerin arama izni şartı getiren bir yasa üzerinde oy kullanmak istediğini ve bu meselenin başından beri değişmediğini vurguladı.

Özgürlük Grubu’nun bazı üyeleri ise tutumlarını değiştirerek son taslağı desteklemeyi planlıyor. Ohio Temsilcisi Warren Davidson, reform setinin kötüye kullanımları tespit etmek için yeterli olduğunu düşündüğünü belirtti.

Ancak Mary Gay Scanlon, istihbarat topluluğunun kendi kendini denetlemesine izin verildiğini belirterek korumalardan memnun olmadığını ifade etti.

Scanlon, taslaktaki reformları eleştirerek, durumu bir kurumun diğerinin ödevini kontrol etmesine benzetti. Destekçiler ise 2024 tasarısındaki reformların işe yaradığını, Amerikalılara yönelik aramaların 2022’deki 2,9 milyon seviyesinden 9 binin biraz üzerine gerilediğini savunuyor.

Jim Jordan, sürece bir avukat onayının ve 30 günlük geriye dönük incelemenin eklenmesinin daha fazla şeffaflık sağladığını kaydetti.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English