Amerika
ABD’de Cumhuriyetçilerin anlaşması çöktü, istihbarat yetkileri ertelendi

ABD Temsilciler Meclisi, Cumhuriyetçi Parti içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle ulusal casusluk yetkilerinin süresini 20 Nisan’dan 30 Nisan’a kadar uzatan kısa vadeli tasarıyı oy birliğiyle kabul etti. Beş yıllık kapsamlı reform paketinin reddedilmesinin ardından gelen bu karar, istihbarat yetkilerinin yasal süresinin dolmasını önlemek amacıyla alındı.
ABD Temsilciler Meclisi, cuma günü sabaha karşı gerçekleştirdiği oturumda, ülkenin casusluk yetkilerinin süresini 30 Nisan’a kadar uzatan kısa vadeli bir düzenlemeyi oy birliğiyle kabul etti.
Bu kararla birlikte, daha önce 20 Nisan olan son mühlet on gün ileriye taşındı. Karar, Cumhuriyetçi Parti içindeki muhalif isimlerin, reformlar ve ek düzenlemeler içeren beş yıllık uzatma anlaşmasını son dakikada reddetmesinin ardından geldi.
Alınan bu karar, Dış İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Maddesi kapsamındaki yetkilerin 20 Nisan’da sona ermesiyle oluşacak yasal boşluğu engellemeyi amaçlıyor.
Lider kadronun bu on günlük süreyi, çöken anlaşmanın ardından yeni bir yol haritası belirlemek için kullanacağı belirtiliyor.
Cuma sabahı saat 10.00’da toplanacak olan Senato’nun da bu geçici düzenlemeyi onaylaması ve pazartesi günü dolacak olan süre öncesinde imzalanması için Başkan Trump’ın masasına göndermesi gerekiyor.
Cuma günü sabaha karşı 01.15 sularında yapılan oylamada, 12 Cumhuriyetçi ve Demokratların neredeyse tamamı, uzlaşma paketinin kabul edilmesine karşı oy kullandı. 200’e karşı 220 oyla reddedilen anlaşmanın metni, iki günlük toplantı ve ertelemelerin ardından oylamadan yalnızca birkaç saat önce kamuoyuyla paylaşılmıştı.
Söz konusu değişikliğe yönelik Cumhuriyetçi muhalefet, sadece daha köklü reformlar isteyen ve liderlikle paket üzerinde saatlerce müzakere eden sağcı üyelerinden gelmedi. Bazı Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu üyeleri de programın herhangi bir değişiklik yapılmadan, doğrudan yeniden yetkilendirilmesi gerektiğini savunarak pakete karşı çıktı.
Liderlik alternatif seçenekleri değerlendirdi
Bu gelişmenin hemen ardından, programın 18 ay boyunca hiçbir değişiklik yapılmadan yeniden yetkilendirilmesini öngören usul oylaması yapıldı.
Cumhuriyetçi liderler, oylamayı bir yedek plan üzerinde çalıştıkları sırada açık tutsa da, teklif başarısız oldu. Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu (Freedom Caucus) üyelerinin uzun süredir itiraz ettiği bu usul oylaması, 197’ye karşı 228 oyla resmen reddedildi.
Oylamada 20 Cumhuriyetçi aleyhte oy kullanırken; Marie Gluesenkamp Perez, Jared Golden, Josh Gottheimer ve Tom Suozzi isimli dört Demokrat milletvekili, normalde parti gücünün bir testi olarak görülen bu kural lehine alışılmadık bir şekilde oy verdi.
Temsilciler Meclisi daha sonra FISA yetkisini 20 Nisan’dan 30 Nisan’a uzatan yeni yasayı gündeme getirdi. Tasarı, sabah saat 02.00’den hemen sonra oy birliğiyle kabul edildi. Meclis, cuma günü için önceden planlanan oylamaları iptal ederek oturumu pazartesi gününe kadar kapattı.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, cuma sabahının ilk saatlerinde genel kuruldan ayrılırken yaptığı açıklamada, anlaşmaya çok yaklaştıklarını belirtti.
Johnson, metinde bazı nüanslar ve yanıtlanması gereken sorular olduğunu, bunları çözeceklerini ve sağlanan ek sürenin buna imkan tanıyacağını ifade etti.
FISA’nın kritik bir ulusal güvenlik aracı olduğunu kaydeden Johnson, bunun aynı zamanda oldukça karmaşık bir yasama konusu olduğunu bildirdi. Johnson, “Amerikalıların güvenliğini sağlamak için bu temel araca sahip olduğumuzdan emin olurken, aynı zamanda anayasal haklarımızı korumalıyız. FISA’nın geçmişteki suistimallerinin artık mümkün olmamasını sağlayacak hassas bir denge kurmaya çalışıyoruz” dedi.
Cumhuriyetçi kanat Trump’a rağmen geri adım atmadı
Yaşanan bu olaylar dizisi, Cumhuriyetçi liderlerin zorunlu yasaları geçirme konusunda sürekli sorun yaşamasına neden olan oldukça dar Temsilciler Meclisi çoğunluğu standartlarına göre bile dikkat çekici bir gelişme olarak nitelendirildi.
Ayrıca bu durum, Cumhuriyetçi Parti’nin sağ kanadının önemli bir oylamada Trump’ın isteklerine doğrudan karşı çıktığı en belirgin örneklerden biri oldu.
Trump, Cumhuriyetçilere “birleşme” ve programın herhangi bir reform içermeyen 18 aylık “temiz” bir yeniden yetkilendirmesini geçirme çağrısında bulunmuştu; ancak Özgürlük Grubu ve diğer bazı Cumhuriyetçiler buna destek vermeyi reddetti.
30 Nisan son tarihine kadar çok sayıda meselenin nasıl çözüleceğine dair belirsizlik sürüyor. Hem sağ hem de soldan gizlilik haklarına önem veren milletvekilleri, yabancı hedeflerle iletişim kuran Amerikalılar hakkında toplanan bilgilere erişilmeden önce adli yargı kararı alınması şartının getirilmesi için baskı yapıyor.
Ancak Cumhuriyetçi Parti içinde saatlerce süren müzakerelerin ardından hazırlanan değişiklik paketinin başarısız olması, reformlar yapılsa bile partinin kendi üyelerinin desteğini tam olarak alamayabileceğini gösterdi.
Demokratlar da Cumhuriyetçiler tarafından önerilen değişiklik paketi konusunda giderek daha fazla endişe duymaya başladı. İlk bakışta yargı kararına atıfta bulunan ifadelerin mevcut yasayı tekrar etmekten öteye gitmediğini düşünen Demokratlar, daha yakından bir inceleme sonucunda farklı bir sonuca ulaştı.
Birçok milletvekili, istihbarat görevlilerinin yargı kararını nereden alması gerektiğinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle, Cumhuriyetçi planının Adalet Bakanlığı onaylı aramaların denetimsiz bir şekilde önünü açabileceğinden endişe ettiğini dile getirdi.
Paketin, FISA suistimalleri için cezaların artırılması ve daha fazla sayıda milletvekilinin Dış İstihbarat Gözetim Mahkemesi (FISC) nezdindeki işlemleri incelemesine izin verilmesi gibi bazı unsurlarının her iki partiden de kolayca destek alabileceği ifade ediliyor.
Ancak yargı kararı şartına dair yapılacak her türlü tartışmanın temel bir anlaşmazlık noktası olarak kalacağı öngörülüyor.
Demokratlar iki haftalık süreci müzakere için şart koştu
Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes, Amerikalılar hakkında toplanan bilgilerin incelenmesinden önce bir FISC yargıcının onayını gerektiren bir taslak hazırladı.
Himes’ın önerisi, mahkemenin bu bilgilerin “yabancı istihbarat bilgisi döndürme olasılığının makul olduğuna” ikna edilmesini şart koşuyor.
Oylama serisinin ardından yaptığı açıklamada Himes, Cumhuriyetçilerin ve Trump yönetiminin, Demokratlara danışmadan ve belirsiz bir metinle beş yıllık FISA uzatmasını gece yarısı geçirme girişiminin, Cumhuriyetçilerin genel kuruldaki bir başka başarısızlığıyla sonuçlandığını bildirdi.
Himes açıklamasında, “Demokratlar bu yetkinin iki hafta uzatılmasını kabul ederek, bunun gerçek bir iki partili süreç olması gerektiğini açıkça ortaya koymuşlardır. Önemli reformları ve koruma önlemlerini yürürlüğe koyacak bir anlaşmaya varmak için bizimle iyi niyetle çalışmak zorundalar” ifadelerini kullandı.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası











