Amerika
ABD’de Demokrat Parti içinde strateji tartışması

Demokrat partili önemli isimler, Washington’da düzenlenen büyük bir konferansta partinin saldırılarını daha keskin hale getirmesi ve argümanları soyut terimlerle sunmak yerine “kötüleri” doğrudan hedef göstermesi yönünde çağrıda bulundu. Aralarında Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’ın da bulunduğu figürler, doğrudan hedef göstermenin önemini vurgularken, parti içindeki farklı kanatlar halkın ekonomik ve sosyal kaygılarına yanıt verecek farklı öncelikleri öne çıkardı.
ABD’de Demokrat Partinin önde gelen isimleri, salı günü Washington’da gerçekleştirilen önemli bir konferansta, partinin rakiplerine yönelik saldırılarında daha hedef odaklı olması, argümanları soyut ifadelerle kurmak yerine “kötüleri” doğrudan hedef göstermesi yönünde çağrıda bulundu.
Aralarında Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’ın da yer aldığı siyasi figürler, düşmanların doğrudan hedef alınması gerektiği tezini savundu.
Newsom, Demokratlar için zafere giden yolun mücadeleden geçtiğini belirterek, “İnsanlar savaşçıları istiyor. İnsanlar inanç sahibi ve net olan kişileri istiyor” değerlendirmesini yaptı.
Demokratların 2028 başkanlık adaylığı yarışında ön sıralarda görülen Kaliforniya Valisi, sözlerine şöyle devam etti:
“Diğer insanları aşağı çekmenin bize fayda sağladığını düşünmüyorum. Ancak vergi yasasındaki kötüleri ifşa etmek, sermayenin tekelleşmesiyle bağlantılı kötüleri doğrudan hedef almak bizim için oldukça iyi sonuçlar verecektir.”
Başkan Donald Trump, çoğu Demokratın zihninde şüphesiz “bir numaralı kötü” konumunda bulunuyor. Trump’ın etkisi, liberal düşünce kuruluşu Center for American Progress tarafından Beyaz Saray’a sadece birkaç blok mesafedeki bir otelde düzenlenen 2026 IDEAS Konferansı boyunca belirgin şekilde hissedildi.
Konferansta kürsüye çıkan her konuşmacı Trump’ı Amerikan demokrasisine yönelik aktif bir tehdit olarak nitelendirip eleştirirken, pek çok isim aynı zamanda Trump’ın ötesine bakılması ve Trump sonrası dönemde kazanmak için şimdiden politikalar hazırlanması gerektiğinin altını çizdi.
Partinin merkez sağ kanadından New Jersey Valisi Mikie Sherrill, seçmenlerin kaygılarına yanıt verirken daha keskin ve daha pratik olunması gerektiğini belirtti.
Sherrill, “Sert dille yazılmış mektupların partisi olamayız. On yıllık çalışmalarla yetinemeyiz” ifadelerini kullandı.
Demokratların gündeminin tam olarak neyi ön plana alması gerektiği konusu ise tartışmaya açık duruyor.
Sherrill gibi isimlerin bu soruya, New York Temsilcisi Alexandria Ocasio-Cortez gibi ilericilerden oldukça farklı yanıtlar vereceği görülüyor.
Salı günkü konuşmasında Sherrill özellikle enerji ve fatura maliyetleri başta olmak üzere yaşamsal giderlerin karşılanabilirliğine odaklanırken, Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren parti meslektaşlarını evrensel çocuk bakımı hizmeti için daha güçlü mücadele vermeye çağırdı.
Georgia Senatörü Raphael Warnock ise ABD Yüksek Mahkemesinin Oy Hakları Yasası’na ilişkin verdiği olumsuz kararın ardından, oy hakları mücadelesinin yeniden canlandırılması gerektiğine dikkat çekti.
Warnock ayrıca yapısal bir reform yapılması yönünde çağrıda bulunarak, Senatodaki “filibuster” (kürsü işgaliyle yasama sürecini engelleme) usulünün sona erdirilmesi yönünde örtülü ancak net bir talep dile getirdi.
Warnock, “Senatodaki hiçbir arkaik usul, insanların seslerini duyurma haklarını engellememelidir. Benim pozisyonum budur” dedi.
Günün erken saatlerinde Illinois Temsilcisi Lauren Underwood bu hedefi daha doğrudan dile getirerek, filibuster uygulamasının tamamen kaldırılması gerektiğini söyledi.
Underwood gerekçe olarak, “Normal zamanlarda faaliyet göstermiyoruz. Bu bir hayatta kalma mücadelesidir” şeklinde konuştu.
Konferans, Demokrat Parti açısından karmaşık bir dönemde gerçekleşiyor.
Bir yandan Trump’ın onay oranlarının ikinci döneminin en düşük seviyelerine gerilemiş olması, Demokratları kasım ayında en azından Temsilciler Meclisi kontrolünü geri almak için favori konumuna getirirken, Senatoda da zafer ihtimalini yakınlaştırıyor. Daha geniş çerçevede, Trump muhalefeti liberal tabanı hareketli tutuyor.
Diğer yandan, Demokrat Partinin kamuoyu yoklamalarındaki oranları çok yüksek seviyelerde seyretmiyor.
The Economist ve YouGov tarafından yakın zamanda yapılan anket, kayıtlı seçmenlerin yüzde 56’sının partiye olumsuz baktığını, olumlu bakanların oranının ise yalnızca yüzde 40’ta kaldığını gösterdi.
Bu veriler, yalnızca kasım ayında kongrede elde edilecek kazanımları sınırlama tehdidi taşımakla kalmıyor; aynı zamanda ilericilerin yeterince sert mücadele etmediğine inandığı, cumhuriyetçi rakipler, onların medya müttefikleri ve bazı merkezci seçmenler tarafından ise “aşırı solcu” olarak yaftalanan bir parti için var olan ikilemi ortaya koyuyor.
Salı günkü konuşmacılardan biri olan Newsom, ideolojik olmayan figürlerin de Amerikan halkı arasında yaygın olan öfkeyle bağ kurabileceğini savunarak bu çelişkiyi çözmeye çalıştı.
Amerikan yönetim sisteminin temelden bozulmuş olduğu inancına değinen Newsom, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Donald Trump’ın görevde olmasının nedeni de Bernie Sanders’ın stadyumları doldurmasının nedeni de budur. İkisi de teşhiste haklı. Bu düşüşü daha etkili yöneterek, saygıyla ifade etmek gerekirse, daha verimli şekilde başarısız olamayız.”
Newsom bunun yerine, “Demokrat Parti inşa eden bir parti olmalıdır” önerisinde bulunarak, bu yaklaşımın “karşı tarafın kurumları, müttefikleri ve güveni yıkıma uğratan” tavrıyla bir tezat oluşturacağını dile getirdi.
Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries de Demokratların, halkın yaşadığı zorlukları hissettiğini göstermesi gerektiğini vurguladı.
Jeffries, “Çok sayıda Amerikalı maaştan maaşa yaşama mücadelesi veriyor, refah içinde yaşayamıyor ve dünya tarihinin en zengin ülkesinde zar zor hayatta kalabiliyor; bu kabul edilemez” dedi.
Jeffries, partisine “maliyetler, bakım hizmetleri ve yolsuzlukla mücadele” konularına kesin bir şekilde odaklanılması çağrısında bulunarak, kasım ayında Demokratların Kongre kontrolünü ele geçireceğini “garanti edebileceğini” savundu.
Partinin karşı karşıya olduğu bazı ikilemler, daha cesur adımlar atılmasını isteyen açıklamalar ile daha temkinli olunmasını veya en azından seçici davranılmasını öneren konuşmacılar arasındaki ayrımda da kendini gösterdi.
Örneğin Kaliforniya Temsilcisi Robert Garcia, konuşmasının diğer bölümlerinde Trump’ı sert bir dille eleştirmesine rağmen, Demokratların kasım ayında Temsilciler Meclisini geri alması durumunda Başkan Trump’a karşı yeni bir azil süreci başlatılması konusunda belirgin şekilde mesafeli bir tutum sergiledi.
Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey ile birlikte bir panele katılan Garcia, konuya ilişkin şunları söyledi:
“Bunu tamamen masanın dışına itemezsiniz. Ancak gerçek şu ki Trump her hafta azil gerektiren bir suç işliyor. Dolayısıyla bu süreçle muazzam miktarda zaman harcayabiliriz ya da Trump rejimini durdurmak ve yavaşlatmak için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışabiliriz.”
Panelin moderatörü olan MS NOW sunucusu Ari Melber, Garcia’ya bu tutumu “partinizin ‘azil’ mesajının oy getirmeyeceği görüşüne varması nedeniyle mi” benimsediği sorusunu yöneltti.
Garcia bu soruya esasen onaylayan bir yanıt vererek şu ifadeleri kullandı:
“Azledilmeyecek bir başkanı azletmek için tüm zamanımızı harcamanın… Bu zaten daha önce iki kez yapıldı. En iyi kullanım şekli bu değil.”
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek












