Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de suikaste kurban giden Charlie Kirk kimdir?

Yayınlanma

Muhafazakâr medya yorumcusu ve Başkan Donald Trump’ın destekçisi Charlie Kirk, dün Utah Valley Üniversitesinde bir etkinlikte konuşma yaparken vurularak öldürüldü.

Hızlı sosyal medyada yayılan vurulma anı, Kirk’ün boynuna bir kurşun isabet ettiğini gösteriyor. 

Kirk hastane kaldırıldıktan bir süre sonra hayatını kaybetti. Akşama doğru kolluk kuvvetleri “şüpheli bir kişinin” gözaltına alındığını, fakat bu kişinin daha sonra serbest bırakıldığını açıkladı. Yetkililer tarafından henüz herhangi bir neden bildirilmedi.

Trump, 31 yaşındaki Kirk’ün ölümünü sosyal medyada duyurdu ve ülke çapında bayrakların yarıya indirilmesini istedi. Başkan, Truth Social hesabında yayınlanan bir videoda, “Yıllardır radikal solcular, Charlie gibi harika Amerikalıları Nazilerle ve dünyanın en kötü katilleriyle ve suçlularıyla karşılaştırıyorlar. Bu tür söylemler, bugün ülkemizde gördüğümüz terörizmin doğrudan sorumlusudur,” dedi.

JD Vance, Kirk henüz hastanedeyken X’te takipçilerinden “dua etmelerini” söyledi ve Kirk’in “gerçekten iyi bir adam ve genç bir baba” olduğunu söyledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bir tweet atarak “dualarının Charlie Kirk ile olduğunu” belirtti. Netanyahu daha sonra, “Charlie Kirk, gerçeği söylediği ve özgürlüğü savunduğu için öldürüldü. İsrail’in cesur bir dostu olan Kirk, yalanlarla mücadele etti ve Yahudi-Hristiyan medeniyetini savunmak için dik durdu. Onunla sadece iki hafta önce konuştum ve onu İsrail’e davet ettim. Ne yazık ki, bu ziyaret gerçekleşmeyecek,” dedi.

Aleksandr Dugin ise Kirk’ü vuranın “Soros” olduğunu ileri sürdü. Sağcı İsrail Kamu Güvenliği Bakanı Itamar Ben-Gvir ise, “Küresel sol ve radikal İslam arasındaki işbirliği, günümüz insanlığı için en büyük tehlikedir. Charlie Kirk bu tehlikeyi gördü ve uyarıda bulundu. Ancak aşağılık bir katilin kurşunları onu vurdu. İsrail’e desteğin ve daha iyi bir dünya için verdiğin mücadele için teşekkürler, Charlie,” diye yazdı.

Birçok aşırı sağcı influencer ve Cumhuriyetçi yetkili de, saldırıyı gerçekleştirenlerin “solcular” olduğunu ileri sürdü. Bazı aşırılıkçı gruplarda üyeler iç savaş ve şiddetli intikam çağrısında bulundu. Influencer ve muhafazakâr Alex Jones, Infowars kanalındaki canlı yayında “Bu bir savaş, bu bir savaş, bu bir savaş” dedi.

6 Ocak 2021’de Kongre Binasında yaşanan isyanla ilgili olarak isyan komplosu suçundan aldığı hapis cezasını bu yılın başlarında Trump tarafından hafifletilen Oath Keeper kurucusu Stewart Rhodes, Infowars’ta Kirk gibi şahsiyetlere kamu güvenliği sağlamak için milis grubunu yeniden faaliyete geçirme zamanının geldiğini duyurdu.

Rhodes daha sonra Trump’a, silahlı saldırının ardından “doğru olanı, gerekli olanı yapması” ve “İsyan Yasasını yürürlüğe koyması” çağrısında bulundu.

Rhodes, “Bu ülkedeki solun, ABD yasalarına karşı açıkça isyan halinde olduğunu, isyan çıkardığını, bir işgale yardım ve yataklık ettiğini ve federal yasaların uygulanmasını engellediğini ilan etmelisiniz,” dedi.

X’in Elon Musk, “Sol, cinayet partisidir,” diye yazdı ve ardından, Kirk gibi sağcı figürlere karşı insanları radikalleştiren “solcu ana akım medya ve Gavin Newsom gibi figürler”i suçlayan bir gönderiyi alıntılayarak, “Aynen öyle” dedi.

Andrew Tate gibi figürler ise sosyal medya üzerinden “iç savaş” temalı gönderilere başladılar.

Barack Obama, Joe Biden ve Kamala Harris dahil olmak üzere ideolojik yelpazenin diğer önemli siyasi figürleri de silahlı saldırıyı ve siyasi şiddeti kınadı.

Kirk, 2012 yılında, henüz on sekiz yaşındayken, gençlere odaklanan sağcı-muhafazakâr bir “kâr amacı gütmeyen kuruluş” olan Turning Point USA’i kurdu. Amerika’yı Yeniden Büyük Yap (MAGA) hareketi ile Cumhuriyetçi siyasette önemli bir rol oynayan Kirk hakkında New Yorker muhabiri Antonia Hitchens, “Bir muhabir olarak, siyasi katılımlarını, yani ülkeye olan bağlılıklarını Turning Point’e borçlu olduğunu söyleyen sayısız insanla tanıştım,” diye yazıyor.

2022’den bir New York Times haberi de bu etkiyi doğrular gibi görünüyor. JD Vance, kariyerine bir Trump karşıtı olarak başlamışken, ara seçimlerde Ohio’dan senatör seçilmesini ve MAGA hareketine dahil olmasını sağlayan isimler arasında Palantir’in kurucusu Peter Thiel’in yanı sıra, Vance’i Trump’ın danışmanı Andy Surabian ile tanıştıran Charlie Kirk de yer alıyor. JD Vance, senatörlüğü kazandıktan sonra yaptığı zafer konuşmasında Donald Trump ve Donald Trump Jr.’ın yanı sıra Charlie Kirk ve Tucker Carlson’a teşekkür ediyordu.

Hitchens, 2024 seçimlerinde Kirk’ün kuruluşunun iştiraki “Turning Point Action”ın, Arizona ve diğer kararsız eyaletlerde kapı kapı dolaşıp Cumhuriyetçilerin oylarını toplayarak büyük bir rol oynadığına işaret ediyor. Turning Point, Siyasi Eylem Komitesi (PAC) aracılığıyla da Trump’a önemli meblağlarda bağış topladı.

Dahası, Kirk’ün geçen sonbaharda, Pentagon ve istihbarat kurumlarında üst düzey pozisyonlara atanacak adaylara “sadakat testleri” uygulamakla görevlendirilen bir avuç Trump yanlısından biri olduğu haberlere konu olmuştu.

Kirk ayrıca, Başkan Trump’ın ABD’deki askeri akademilerin yönetim kurullarına atadığı sadık kişilerden biriydi. Kirk, Hava Kuvvetleri Akademisinin Mütevelli Heyetine atandı. Bu kurul, akademinin müfredatı ve öğretimini incelemekle görevli.

Kirk’ün atanması özellikle ironik bulunuyor; çünkü, 2012 yılında Chicago’daki Wheeling Lisesinden mezun olan Kirk, West Point Askeri Akademisinden ret yemesi üzerine şu anda başında bulunduğu sağcı harekete yönelmişti. West Point’e kabul alamayan Kirk, reddedilmesinin nedeninin “farklı cinsiyetten ve farklı görüşlere sahip, çok daha az nitelikli bir adayın” tercih edilmesi olduğunu iddia etti.

Öncesinde Kirk hakkında hazırlanan profillere göre babası kendi şirketi olan bir mimardı. “Orta sınıf lüks konutlar” tasarlayıp inşa ederken, Kirk’ün annesi de Chicago Mercantile Exchange’de ticaret yapıyordu.

Görünen o ki, 2008 krizi ve bunun sonucunda bankaların federal hükümet tarafından kurtarılması, Kirk’ün ailesinin işlerini etkilediği gibi sonraki gelişimi üzerinde de hayli etkili oldu.

Devletin ekonomiye müdahalesine itiraz eden Kirk’ün Reagan ekonomisi, serbest piyasa gurusu Milton Friedman’ın çalışmaları ve silah hakları gibi meseleler üzerine eğilmeye başladı.

Kirk son sınıfa girdiğinde, Çay Partisi yükselişteydi. Stanford sosyoloğu Robb Willer, 2016 yılında yaptığı bir araştırmada, Çay Partisinin yükselişinin, Obama’nın seçilmesi ve 2008 yılındaki iktisadi eğilimlerle birlikte “Amerika Birleşik Devletleri’ndeki beyazların göreceli ‘ırksal konumu’” ile doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Nitekim ölmeden önce Jubilee YouTube kanalında “25 liberal üniversite öğrencisi 1 muhafazakârı alt edebilir mi?” başlıklı bir programa katılarak “woke” üniversite öğrencilerini “alt etmeye” çalışan Kirk, burada siyahların kölelik ve segregasyon döneminde daha iyi yaşadığını iddia etmişti.

Lise son sınıf öğrencisiyken Kirk, toplantılara katılmaya ve 71 yaşındaki Bill Montgomery gibi sağcı siyasi aktivistlerle takılmaya başladı. Montgomery, birkaç ay sonra Kirk’ün Turning Point USA’i kurmasına da yardımcı olacaktı.

Ayrıca son sınıfta Kirk, Breitbart için bir görüş yazısı yazdı ve bu yazısı sayesinde Fox News’e mülakat verdi.

Beyaz milliyetçiliği ile Hıristiyan milliyetçiliği arasında salınan Kirk ve TPUSA, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınından sadece birkaç ay sonra, artık “partizan olmayan tartışma, diyalog ve müzakere yoluyla mali sorumluluk, serbest piyasa ve kapitalizm” üzerine odaklanmayacağını ilan ediyor, bunun yerine kendine yeni bir misyon tarif ediyordu:

“Amerikan İstisnacılığı ve olumlu eylem ruhuna dayanan bilinçli sivil ve kültürel katılımı güçlendirmek. Turning Point USA, vatandaşlara bilgi, beceri, değerler ve motivasyon geliştirme konusunda rehberlik ederek, vatanseverlik, yaşama saygı, özgürlük, aile ve mali sorumluluk gibi geleneksel Amerikan değerlerini geri kazanmak için topluluklarına anlamlı bir şekilde katılabilmelerini sağlar.”

2023 yılında vergi beyanı sırasında doldurduğu misyon açıklamasında ise, TPUSA Faith’in (İnanç) hedefini “Amerika’da seküler totalitarizme karşı direnmek, kiliseden woke’luğu ortadan kaldırmak, güçlü kiliselerin yükselişine ilham vermek ve inananları özgürlük için savaşma konusundaki İncil’deki sorumluluklarına uyandırmak için başlatılan bir hareket” olarak tanımlıyordu.

30 Haziran 2023 tarihinde sona eren TPUSA Faith’in giderleri toplamda 13 milyon dolardan fazla oldu ve kuruluş, 2.400 kilise ve 6.000 papazla “koordinasyon” sağladı ve bu kiliseleri ve papazları hedefleyen zirvelere ve yuvarlak masa toplantılarına katıldı.

Evangelist bir Hıristiyan olan Kirk, açıkça İsrail yanlısıydı ve sık sık üniversite öğrencileri ve diğer kişilerle Gazze işgalini tartışıyordu. Turning Point USA de İsrail yanlısı kuruluşlarla bağlarını sürdürmüş ve konferanslarında düzenli olarak İsrail yanlısı konuşmacıları ağırlamıştı.

Kirk, kendisi de İsrail’e seyahat etmiş ve 2018’de ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması da dahil olmak üzere Trump’ın İsrail’e yönelik politikalarını övmüştü.

İsrail’e yaptığı ziyaretleri “ufuk açıcı” olarak nitelendiren Kirk, ikinci gezisi sırasında Kudüs’teki bir barda kalabalığa seslenerek, “Ben İsrail’i çok destekliyorum, evanjelik bir Hristiyanım, muhafazakârım, Trump destekçisiyim, Cumhuriyetçiyim ve hayatım boyunca İsrail’i savundum,” demişti.

Kirk, İsrail ve diğer konularla ilgili tartışmalarında zaman zaman “antisemitizme kayma” eleştirilerine de maruz kaldı. Ekim 2023’te, Aksa Tufanı operasyonundan sadece birkaç gün sonra, Kirk, Amerikan üniversitelerine yapılan Yahudi hayırsever yardımlarının “antisemitleri yetiştiren ve soykırımcı katilleri destekleyen kurumları destekleyerek kendi yok oluşunu sübvanse etmek” şeklinde eleştirince tartışmalara yol açmıştı.

Haftalar sonra “The Charlie Kirk Show” programında, Yahudilerin “sadece üniversiteleri değil, kâr amacı gütmeyen kuruluşları, filmleri, Hollywood’u, her şeyi” kontrol ettiğini de söylemişti.

Ertesi ay, Kirk, Elon Musk’ın “Büyük İkame” teorisine atıfta bulunan bir kullanıcıya “Gerçekleri söyledin” yanıtını vermesinden sonra, programında Musk’ı savundu ve Yahudilerin, ABD’ye gelen göçmenlerin “onları pek sevmediklerini” fark etmeye başladıklarını yazdı.

Kirk programında, “Yahudi toplulukları, insanların kendilerine karşı kullanmayı bırakmasını istediklerini iddia ettikleri türden bir nefreti beyazlara karşı teşvik ediyorlar,” dedi ve daha sonra “beyaz karşıtlığının felsefi temeli büyük ölçüde ülkedeki Yahudi bağışçılar tarafından finanse edildiğini” savundu.

Kirk’ün beyaz Amerikalıların statüsünün aşınması konusundaki endişeleri, politikasının merkezinde yer alıyordu. Ayrıca, “Marksizm” olarak adlandırdığı şey, silah haklarını kısıtlama çabaları ve transseksüel kişilere karşı da sert eleştirilerde bulunuyordu. Vurulduğu sırada da transseksüel kişilerle ilgili bir soruya cevap veriyordu.

Nisan 2024’te, İsrail’e karşı Filistin yanlısı protestolar Amerikan kampüslerine yayılırken, Kirk Cumhuriyetçilerin sert önlemlerini destekledi ve onları “beyazlara karşı kurumsal nefret” olarak adlandırdığı şeyle de yüzleşmeye çağırdı.

Kirk, “Yahudi nefretine karşı Cumhuriyetçi Partinin gösterdiği birlikteliği çok beğeniyorum. Amerika’da buna yer yok. Kampüste beyazlara karşı kurumsal nefret konusunda da aynı birlikteliği sağlayabilir miyiz? Bu, antisemitizmden bile daha köklü bir sorun,” demişti.

Kirk ayrıca İsrail’in Gazze’de devam eden işgalini sık sık savundu. Temmuz ayında, X’te yayınlanan programından bir bölümü paylaşarak, İsrail devletini “Filistinlileri aç bıraktığı iddialarına karşı” savundu.

Amerika

Amazon, fiziksel dünyayı simüle edecek bir yapay zeka girişimini destekliyor

Yayınlanma

Amazon, fiziksel dünyayı simüle edebilen yapay zeka sistemleri geliştiren bir startup ile iş birliği yapıyor.

Şirket, Odyssey ML için düzenlenen 310 milyon dolarlık bir finansman turuna katkıda bulundu.

Bu turla birlikte, 3 boyutlu ortamlar oluşturabilen “dünya modelleri” geliştiren şirketin değeri, yeni sermaye dahil olmak üzere 1,45 milyar dolara ulaştı.

Diğer katılımcılar arasında çip üreticileri Nvidia ve AMD’nin yatırım kolları, CIA’ya bağlı IQT fonu, risk sermayesi şirketi Natural Capital, Google’ın baş bilim insanı Jeff Dean ve yatırımcı Elad Gil yer aldı.

Odyssey, günümüzün en popüler yapay zeka araçlarının temelini oluşturan dil tabanlı modellerin ötesine geçmek amacıyla fizik ve nesneler arasındaki ilişkiler üzerine eğitilmiş modeller geliştiren az sayıdaki erken aşama şirketten biri.

Natural Capital’ın ortağı Jay Zaveri, dünya modellerinin robotikten oyun sektörüne kadar birçok endüstride devrim yaratacak “yapay zekanın ikinci dalgası”nın bir parçası olduğunu söyledi. 

Zaveri, “İnsan beynine benzer bir yapı aldık ve ona sadece dil öğrettik,” dedi.

Odyssey’in kurucu ortakları Oliver Cameron ve Jeff Hawke, daha önce otonom sürüş teknolojisi üzerinde çalışmıştı.

Grubun CEO’su Cameron, Odyssey’in modellerinin “dünyayı çok daha kapsamlı bir şekilde” anlayacağını”, “fizik, beden dili, dinamikler [gibi] dilin tam olarak yakalayamadığı, dünyada var olan tüm bu unsurları” ifade edeceğini söyledi.

Şirketin 55 kişilik kadrosu Londra, Zürih ve Palo Alto’da görev yapıyor. Çalışanların çoğu yapay zeka laboratuvarlarından ve otonom sürüş alanında faaliyet gösteren startup’lardan işe alındı.

Anlaşmanın bir parçası olarak Odyssey, tercih ettiği bulut hizmeti sağlayıcısı olarak Amazon Web Services’i kullanacak ve şirketin en yeni çiplerini devreye sokacak.

Bunun pazar lideri Nvidia ve Google ile yaşanan şiddetli rekabet ortamında Amazon’a ivme kazandırması bekleniyor.

AWS başkan yardımcısı Ron Diamant, Odyssey’in katkısının Trainium çiplerinin gelişimine daha da yardımcı olacağını söyledi.

Diamant, “Amacım, oğluma dünyanın en iyi yapay zeka hızlandırıcısını geliştirdiğimi söyleyebilmek,” dedi.

Amazon CEO’su Andy Jassy, Anthropic ve OpenAI’a 83 milyar dolarlık yatırım taahhüdü de dahil olmak üzere yapay zekaya büyük bir bahis oynadı.

Bu yılın başlarında yatırımcılara, şirketin Trainium çipleri için yaklaşık 225 milyar dolarlık geçerli sözleşmesi olduğunu açıklamıştı.

Bu arada yönetim kurulu başkanı Jeff Bezos, Prometheus adlı kendi yapay zeka girişimini sürdürüyor.

Odyssey’in çip şirketleriyle kurduğu ortaklıklar, dünya simülasyonunda sınırları zorladığını iddia ettiği modellerin eğitilmesi ve çalıştırılmasından kaynaklanan yüksek maliyetlerin bir kısmını telafi edecek.

Cameron, yaptığı bir gösterimde, modelin 1997 tarihli Nintendo oyunu Goldeneye’ın çok oyunculu bir versiyonunu, oyunun spesifik fizik kurallarına göre eğitilmek yerine, yalnızca “pikseller, eylemler ve sesler” temelinde oluşturduğunu gösterdi.

Cameron, şirketin araçlarının Nvidia’nın H200 ve B200 çipleri üzerinde çalıştığını ve kişi başına kullanım maliyetinin saatte 2 ila 4 dolar arasında değiştiğini belirtti.

Bu maliyet, modelin eğitilme masraflarını içermiyor.

Londra merkezli GV (eski adıyla Google Ventures) ortağı Luna Schmid, dünya modellerinin eğitimi ve çalıştırılmasına yapılan yoğun harcamaların, dünya modelleri için bir “GPT-3” anının ortaya çıkmasına yardımcı olacağını söyledi.

Schmid, bugünkü yapay zeka patlamasının zeminini hazırlayan OpenAI’ın 2020’deki dil modeli atılımına atıfta bulundu. GV de bu finansman turuna katıldı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Peter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”

Yayınlanma

Peter Thiel’in ABD’nin siyaset, finans ve teknoloji alanındaki nüfuzlu isimlerini bir araya getirdiği gizli cemiyeti “Dialog” açığa çıktı.

WIRED’da yer alan habere göre cemiyetin iç kayıtları internette açıkta kaldı ve bu kayıtlarda, derneğin etkinliklerine katılanların isimleri yer alıyor.

Dialog adlı cemiyet, milyarder teknoloji yatırımcısı ve Palantir’in kurucusu Peter Thiel tarafından 2006 yılında kurulan, davetle katılımın mümkün olduğu özel bir kuruluş.

Grup, ABD’li yetkilileri, yabancı hükümet temsilcilerini ve Silikon Vadisi yöneticilerini, kayıt dışı yıllık toplantılarda bir araya getiriyor.

Dialog, yirmi yıldır üye listesini açıklamayı reddediyor.

Web sitesinin kodunda yer alan bir dizin, ilk olarak İsviçreli hacker “maia arson crimew” tarafından ortaya çıkarıldı.

ABD hükümetinin Uçuş Yasağı Listesi’ni ifşa etmesi ve güvenlik kamerası şirketi Verkada’nın sistemine sızmasıyla tanınan hacker, WIRED’e bu dizinin isimsiz bir ihbar yoluyla ortaya çıktığını söyledi. WIRED, dizinin içeriğini bağımsız olarak doğruladı.

Bir kaynak, WIRED’e ayrı olarak Dialog’un 2026 yılına ait inziva etkinliğinin kayıt listesini sağladı.

Silikon Vadisi eskatolojisi – 1: Ahir zamanı beklerken

Listede 222 kişinin adı yer alıyor ve her bir katılımcının üyelik durumu ile katılımcı türü –“aktif üye” ve “misafir” dahil– belirtiliyor. İnziva etkinliği, 12-16 Ağustos tarihleri arasında İrlanda’nın Dublin kentinin dışındaki Powerscourt Oteli’nde yapılacak.

Aynı veriler, “Para (Gerçekten?) Mutluluğu Satın Alır mı?”, “Nükleer Enerjiyi Geri Getirelim”, “Üçüncü Dünya Savaşı’nda Yol Bulmak”, “Savaş Alanı Teknolojileri” ve “Cinsel Yaşamınız Nasıl?” gibi kapalı oturumlardan oluşan bir programı ortaya koyuyor.

Diğer konuşmalar arasında, Hristiyan ağ sitesi Pray.com’un kurucusu tarafından yönetilen “Bir Tarikat Kurun” ve eski bir Beyaz Saray ulusal güvenlik yetkilisi tarafından yürütülen “Bir Parti Kurun” yer alıyor.

Belgeler, tipik bir düşünce liderliği konferansının sıradan içeriğinin yanı sıra, olağanüstü bir iktidar birleşimini de ortaya koyuyor.

Kayıt kayıtlarında, Temmuz 2025’te göreve başlayan ve sızdırılan listede 2021’den beri Dialog toplantılarına katıldığı belirtilen NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı ve ABD Avrupa Komutanlığı Başkanı General Alexus Grynkewich’in adı yer alıyor.

Web sitesindeki rehberde, görevdeki Trump yönetimi yetkilileri, iki ABD senatörü, “PayPal Mafyası”nın altı üyesi, eski bir Orta Doğu istihbarat şefi ve görevdeki bir ABD büyükelçisinin yanı sıra, ülkenin en büyük gözetim, veri aracılık ve reklam verisi şirketlerinin kurucuları ve yöneticileri de yer alıyor.

Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri

Bu yöneticiler, kendi sektörlerini denetleyen üst düzey ABD yetkilileriyle yan yana görünüyor.

Örneğin Dialog’un başkanı Auren Hoffman, tüketici veri ekonomisinin en önemli tedarikçilerinden ikisi olan konum verisi aracısı SafeGraph ve kimlik belirleme şirketi LiveRamp’ı kurdu.

Hoffman, dizinde, finansal verilerle ilgili kuralları belirleyen Hazine Bakanı Scott Bessent ve Federal Ticaret Komisyonu ile veri gizliliği otoritesini denetleyen Ticaret, Bilim ve Ulaştırma Komitesi Başkanı Senatör Ted Cruz ile birlikte yer alıyor.

Palantir’in kurucu ortağı Joe Lonsdale, Ordu Bakanı Dan Driscoll ve Palantir’in sözleşme yaptığı kurumları denetleyen Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin kıdemli üyesi Temsilci Jim Himes ile aynı dernekte listeleniyor.

Bu haberde adı geçen kişilerin hiçbiri yorum taleplerine yanıt vermedi. LinkedIn profilinde kendini Dialog’un icra direktörü olarak tanıtan ve How to Be a Grown-Up [Nasıl Yetişkin Olunur?] adlı kişisel gelişim kitabının yazarı olan Raffi Grinberg, yorum talebine yanıt vermedi.

Kayıt kayıtları, sadece Dialog’a kimlerin üye olduğunu değil, aynı zamanda kimlerin etkinliğe katıldığını da gösteriyor gibi görünüyor.

Sızan kayıtlara göre, 2026 yılındaki etkinliğe kaydolan 222 kişiden 87’si ilk kez katılanlar olarak işaretlenmiş.

Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası

Diğerlerinin ise on yıldan fazla bir geçmişi var ve birkaçı derneğin 20 yıl önceki kuruluşuna kadar uzanıyor. Grynkewich dahil olmak üzere kayıt yaptıranların hiçbiri devlet e-posta adresi kullanmamış.

Hepsi kişisel veya kurumsal hesaplarla kayıt yaptırmış; böylece katılımları, kamu kayıtları yasalarına tabi e-posta sistemlerinin kapsamı dışında kalmış.

WIRED’a göre bu listeyi herhangi bir unvan veya görevden daha fazla birleştiren şey, yapay zeka, uzun ömür ve yakın geleceğe yönelik ortak bir ilgi.

Kayıt formunda geleceği tahmin etmeleri istendiğinde, kayıt yaptıranlar defalarca aynı temaya geri döndüler: Yapay zekanın birkaç yıl içinde iş, savaş, eğitim ve inanç alanlarını yeniden düzenleyeceği.

Birçoğu, kitlesel işsizlik ve sendikalara ve devlet programlarına geri dönüş öngörüyor; diğerleri ise bir “yapay zeka kışı”, veri merkezlerini hedef alan iç terör, sanıkların kamu avukatları yerine yapay zeka avukatlarını tercih etmesi ya da bu dönüşümün tetikleyeceği dini bir canlanma olacağını tahmin ediyor.

Başka bir kişi, “Toplumsal yozlaşma hızlanmaya devam edecek,” diye öngörüyor.

Üyeler ayrıca “eğlence evi yapımı,” aksan taklidi, dağ kayakçılığı, kentsel keşif ve “gerçekliğin doğasına dair meditatif ve psikedelik araştırma” gibi yeteneklerini sıralıyor.

Peter Thiel, AI destekli “paralel yargı” kurmak istiyor

Biri “şefkat ve varoluşsal korku,” diğeri ise “akşam yemeği partileri, sır saklama, doğum günlerini hatırlama” gibi yetenekleri olduğunu öne sürüyor.

Kitap önerileri ise klasik ve “optimizasyon odaklı”: Marcus Aurelius ve Milan Kundera’nın yanı sıra Annie Duke’un Thinking in Bets [Bahislerle Düşünmek], Peter Attia’nın Outlive kitapları ve en az bir katılımcının önerisiyle Thiel’in kendi kitabı Zero to One [Sıfırdan Bire].

Dialog aynı zamanda çöpçatanlık da yapıyor. Katılımcı formunda kayıt yaptıranlara “Aşk arıyor musunuz?” diye soruluyor ve “gelecekteki eşleştirme” çalışmalarına “Bekar Erkek”, “Bekar Kadın” veya “Diğer” yanıtlarını dahil etme seçeneği sunuluyor.

Ayrı bir site olan dating.dialog.org, “olağanüstü insanlar için anlamlı bağlantılar” sloganıyla tanıtılan bir uygulamaya ev sahipliği yapıyor.

Form ayrıca, her katılımcının “siyasi eğilimi” de dahil olmak üzere hassas bilgileri topluyor. Dialog, bu bilgilerin “asla uygulamada veya diğer katılımcılarla paylaşılmayacağını” taahhüt ediyor. Ama bu veriler ve eşleştirme yanıtları, sızıntı sonucunda açığa çıktı.

Kayıtlar, ticari bir veritabanı olan Airtable’da tutuluyor. Dialog, her katılımcı için üyelik durumunu, kişinin katıldığı tüm inziva etkinliklerini, özgeçmişini, yaşadığı şehri ve kişisel erişim tokenini kaydediyor.

Sızdırılan kayıt listesinde, 113’ün kamuya açık dizininde yer almayan üst düzey isimler de yer alıyor: Şu anda İngiltere Merkez Bankası’nın Finansal Politika Komitesi’nde görev yapan eski Federal Rezerv Başkanı Randy Kroszner; Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi’nin (DEA) eski genel danışmanı ve vekil genel sekreteri Hallie Hoffman; İftira ve İnkârla Mücadele Birliği’nin (ADL) genel müdürü Jonathan Greenblatt; Cato Enstitüsü Başkanı Peter Goettler; Charles Koch Vakfı’nın yönetici direktörü Ryan Stowers; ve Chicago Üniversitesi’nden Nobel ödüllü iktisatçı Roger Myerson.

Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor

Listede ayrıca, şirketin öncü yapay zeka bölümünün küresel ilişkilerinden sorumlu Tom Lue’nun da aralarında bulunduğu bir grup Google ve Google DeepMind yöneticisi ile Washington Post’un ulusal güvenlik muhabiri Souad Mekhennet yer alıyor.

Üyelerin geri kalanı arasında hedge fon ve özel sermaye milyarderleri, görevdeki ve eski yabancı yetkililer, ulusal televizyon kanallarında rol alan oyuncular, en çok satan yazarlar ve dini liderler yer alıyor.

Dialog’un kayıt bilgilerini barındıran aynı çevrimiçi veritabanında açıkta bıraktığı birkaç iç belgeden biri, etkinlik moderatörlerine yönelik bir kılavuz.

Bu kılavuzda moderatörlerin katılımcılara her şeyin “kayıt dışı” olduğunu, yorumların ise özlü ve “aşikar olmayan” şekilde yapılması gerektiğini hatırlatmaları isteniyor.

Ayrıca, senatörler, üst düzey yetkililer ve iş dünyası devleriyle dolu bir odada “statü göstergelerinden kaçınmak” için kısa tanıtımlar yapmaları konusunda da yönlendiriliyorlar.

Dialog, kurulduğu günden bu yana kamuoyunda neredeyse hiç iz bırakmadan faaliyet gösterdi. Yılda en az bir kez, koltukların önceden belirlendiği, oturumların moderatör tarafından yönetildiği ve söylenen hiçbir şeyin kaynak gösterilemeyeceği kuralının geçerli olduğu bir toplantı düzenliyor.

Peter Thiel’in kurduğu gizli Dialog kulübü Washington’da yeni mülkler alacak

Grubun Washington, DC bölgesinde bir kampüs kurma planlarını ilk kez haber yapan Axios’a göre, geçmişteki toplantılar Arizona’daki Ritz-Carlton Dove Mountain ve İtalya’nın Venedik kentindeki San Clemente Palace’ta gerçekleştirilmişti.

Cemiyet, Batı’daki siyasi ve iş dünyası elitlerinin kapalı kapılar ardında bir araya geldiği Bilderberg toplantılarının teknoloji sektörü versiyonu olarak nitelendiriliyor.

İstatistikçi Andrew Gelman, 2022 yılında blogunda Dialog’un davetiyelerinden birini yayınlamış ve etkinliğin formatını ve 16.000 dolardan fazla olan kayıt ücretini açıklamıştı.

2014 yılındaki toplantı, yaklaşık 150 davetli arasında Jeffrey Epstein’in de yer aldığı davet listesinin, ABD Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyalarını kamuoyuna açıklamasının ardından bu yıl yeniden gündeme geldi.

Epstein’in toplantıya katılıp katılmadığı ise hâlâ belirsizliğini koruyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

İran karar tasarısı ABD Senatosu’ndan geçmedi

Yayınlanma

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri yetkilerini sınırlamayı amaçlayan karar tasarısını 48’e karşı 47 oyla reddetti. Tasarı, Kongre’nin savaş ilanı ya da özel yetkilendirmesi olmadan ABD Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a karşı muharebe faaliyetlerinden çekilmesini öngörüyordu.

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlar konusundaki yetkilerini sınırlamayı amaçlayan karar tasarısını reddetti.

CBS’in haberine göre tasarının ilerletilmesi yönünde 47 senatör oy kullanırken, 48 senatör karşı oy verdi. Böylece Trump’ın İran’a yönelik askeri yetkilerini sınırlandıracak düzenleme Senato’dan geçemedi.

Karar tasarısına Cumhuriyetçi Parti’den Susan Collins, Bill Cassidy, Lisa Murkowski ve Rand Paul destek verdi. Bu dört Cumhuriyetçi senatör, Demokratların büyük çoğunluğuyla birlikte tasarı lehine oy kullandı. Tasarıya karşı oy veren tek Demokrat senatör ise John Fetterman oldu.

Cumhuriyetçi senatörler Mitch McConnell ve Josh Hawley ile Demokrat senatörler Michael Bennet ve Cory Booker oylamaya katılmadı. Vermont’tan bağımsız senatör Bernie Sanders da oylamada yer almadı.

Son günlerde Kongre üyeleri, ABD ile İran arasında varılan ve ayrıntıları gizli tutulan anlaşmanın içeriğinin açıklanmasını talep ediyordu.

Demokrat Senatör Raphael Warnock tarafından sunulan karar tasarısı, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a yönelik muharebe faaliyetlerinden çekilmesini öngörüyordu.

Tasarıya göre bu tür faaliyetlerin sürdürülmesi için Kongre’nin savaş ilanı ya da özel bir yetkilendirme kararı gerekli olacaktı.

ABD Anayasası uyarınca savaş ilan etme yetkisi yalnızca Kongre’ye ait. Bununla birlikte birçok ABD lideri, bu kuralın kısa süreli askeri operasyonlar ya da ülkenin doğrudan tehdit altında olduğu durumlar için geçerli olmadığı görüşünü savunuyor.

Senato mayıs ayında, İran konusunda başkanın askeri yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan benzer bir karar tasarısının ilerletilmesini desteklemişti.

Bu, yedi girişimin ardından ilk kez gerçekleşmiş ve o süreçte de dört Cumhuriyetçi senatör tasarı lehine oy kullanmıştı. Ancak ayın sonunda Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler söz konusu tasarıyı geri çekmişti.

Mart ayında ise Trump’ın savaş yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan bir başka karar tasarısı Senato’da çoğunluk desteğini sağlayamamış ve engellenmişti.

ABD ve İran, 15 Haziran’da barışa yönelik bir anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı. Anlaşma elektronik ortamda düzenlenirken, resmi imza töreninin 19 Haziran’da Cenevre’de yapılması planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English