Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de suikaste kurban giden Charlie Kirk kimdir?

Yayınlanma

Muhafazakâr medya yorumcusu ve Başkan Donald Trump’ın destekçisi Charlie Kirk, dün Utah Valley Üniversitesinde bir etkinlikte konuşma yaparken vurularak öldürüldü.

Hızlı sosyal medyada yayılan vurulma anı, Kirk’ün boynuna bir kurşun isabet ettiğini gösteriyor. 

Kirk hastane kaldırıldıktan bir süre sonra hayatını kaybetti. Akşama doğru kolluk kuvvetleri “şüpheli bir kişinin” gözaltına alındığını, fakat bu kişinin daha sonra serbest bırakıldığını açıkladı. Yetkililer tarafından henüz herhangi bir neden bildirilmedi.

Trump, 31 yaşındaki Kirk’ün ölümünü sosyal medyada duyurdu ve ülke çapında bayrakların yarıya indirilmesini istedi. Başkan, Truth Social hesabında yayınlanan bir videoda, “Yıllardır radikal solcular, Charlie gibi harika Amerikalıları Nazilerle ve dünyanın en kötü katilleriyle ve suçlularıyla karşılaştırıyorlar. Bu tür söylemler, bugün ülkemizde gördüğümüz terörizmin doğrudan sorumlusudur,” dedi.

JD Vance, Kirk henüz hastanedeyken X’te takipçilerinden “dua etmelerini” söyledi ve Kirk’in “gerçekten iyi bir adam ve genç bir baba” olduğunu söyledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bir tweet atarak “dualarının Charlie Kirk ile olduğunu” belirtti. Netanyahu daha sonra, “Charlie Kirk, gerçeği söylediği ve özgürlüğü savunduğu için öldürüldü. İsrail’in cesur bir dostu olan Kirk, yalanlarla mücadele etti ve Yahudi-Hristiyan medeniyetini savunmak için dik durdu. Onunla sadece iki hafta önce konuştum ve onu İsrail’e davet ettim. Ne yazık ki, bu ziyaret gerçekleşmeyecek,” dedi.

Aleksandr Dugin ise Kirk’ü vuranın “Soros” olduğunu ileri sürdü. Sağcı İsrail Kamu Güvenliği Bakanı Itamar Ben-Gvir ise, “Küresel sol ve radikal İslam arasındaki işbirliği, günümüz insanlığı için en büyük tehlikedir. Charlie Kirk bu tehlikeyi gördü ve uyarıda bulundu. Ancak aşağılık bir katilin kurşunları onu vurdu. İsrail’e desteğin ve daha iyi bir dünya için verdiğin mücadele için teşekkürler, Charlie,” diye yazdı.

Birçok aşırı sağcı influencer ve Cumhuriyetçi yetkili de, saldırıyı gerçekleştirenlerin “solcular” olduğunu ileri sürdü. Bazı aşırılıkçı gruplarda üyeler iç savaş ve şiddetli intikam çağrısında bulundu. Influencer ve muhafazakâr Alex Jones, Infowars kanalındaki canlı yayında “Bu bir savaş, bu bir savaş, bu bir savaş” dedi.

6 Ocak 2021’de Kongre Binasında yaşanan isyanla ilgili olarak isyan komplosu suçundan aldığı hapis cezasını bu yılın başlarında Trump tarafından hafifletilen Oath Keeper kurucusu Stewart Rhodes, Infowars’ta Kirk gibi şahsiyetlere kamu güvenliği sağlamak için milis grubunu yeniden faaliyete geçirme zamanının geldiğini duyurdu.

Rhodes daha sonra Trump’a, silahlı saldırının ardından “doğru olanı, gerekli olanı yapması” ve “İsyan Yasasını yürürlüğe koyması” çağrısında bulundu.

Rhodes, “Bu ülkedeki solun, ABD yasalarına karşı açıkça isyan halinde olduğunu, isyan çıkardığını, bir işgale yardım ve yataklık ettiğini ve federal yasaların uygulanmasını engellediğini ilan etmelisiniz,” dedi.

X’in Elon Musk, “Sol, cinayet partisidir,” diye yazdı ve ardından, Kirk gibi sağcı figürlere karşı insanları radikalleştiren “solcu ana akım medya ve Gavin Newsom gibi figürler”i suçlayan bir gönderiyi alıntılayarak, “Aynen öyle” dedi.

Andrew Tate gibi figürler ise sosyal medya üzerinden “iç savaş” temalı gönderilere başladılar.

Barack Obama, Joe Biden ve Kamala Harris dahil olmak üzere ideolojik yelpazenin diğer önemli siyasi figürleri de silahlı saldırıyı ve siyasi şiddeti kınadı.

Kirk, 2012 yılında, henüz on sekiz yaşındayken, gençlere odaklanan sağcı-muhafazakâr bir “kâr amacı gütmeyen kuruluş” olan Turning Point USA’i kurdu. Amerika’yı Yeniden Büyük Yap (MAGA) hareketi ile Cumhuriyetçi siyasette önemli bir rol oynayan Kirk hakkında New Yorker muhabiri Antonia Hitchens, “Bir muhabir olarak, siyasi katılımlarını, yani ülkeye olan bağlılıklarını Turning Point’e borçlu olduğunu söyleyen sayısız insanla tanıştım,” diye yazıyor.

2022’den bir New York Times haberi de bu etkiyi doğrular gibi görünüyor. JD Vance, kariyerine bir Trump karşıtı olarak başlamışken, ara seçimlerde Ohio’dan senatör seçilmesini ve MAGA hareketine dahil olmasını sağlayan isimler arasında Palantir’in kurucusu Peter Thiel’in yanı sıra, Vance’i Trump’ın danışmanı Andy Surabian ile tanıştıran Charlie Kirk de yer alıyor. JD Vance, senatörlüğü kazandıktan sonra yaptığı zafer konuşmasında Donald Trump ve Donald Trump Jr.’ın yanı sıra Charlie Kirk ve Tucker Carlson’a teşekkür ediyordu.

Hitchens, 2024 seçimlerinde Kirk’ün kuruluşunun iştiraki “Turning Point Action”ın, Arizona ve diğer kararsız eyaletlerde kapı kapı dolaşıp Cumhuriyetçilerin oylarını toplayarak büyük bir rol oynadığına işaret ediyor. Turning Point, Siyasi Eylem Komitesi (PAC) aracılığıyla da Trump’a önemli meblağlarda bağış topladı.

Dahası, Kirk’ün geçen sonbaharda, Pentagon ve istihbarat kurumlarında üst düzey pozisyonlara atanacak adaylara “sadakat testleri” uygulamakla görevlendirilen bir avuç Trump yanlısından biri olduğu haberlere konu olmuştu.

Kirk ayrıca, Başkan Trump’ın ABD’deki askeri akademilerin yönetim kurullarına atadığı sadık kişilerden biriydi. Kirk, Hava Kuvvetleri Akademisinin Mütevelli Heyetine atandı. Bu kurul, akademinin müfredatı ve öğretimini incelemekle görevli.

Kirk’ün atanması özellikle ironik bulunuyor; çünkü, 2012 yılında Chicago’daki Wheeling Lisesinden mezun olan Kirk, West Point Askeri Akademisinden ret yemesi üzerine şu anda başında bulunduğu sağcı harekete yönelmişti. West Point’e kabul alamayan Kirk, reddedilmesinin nedeninin “farklı cinsiyetten ve farklı görüşlere sahip, çok daha az nitelikli bir adayın” tercih edilmesi olduğunu iddia etti.

Öncesinde Kirk hakkında hazırlanan profillere göre babası kendi şirketi olan bir mimardı. “Orta sınıf lüks konutlar” tasarlayıp inşa ederken, Kirk’ün annesi de Chicago Mercantile Exchange’de ticaret yapıyordu.

Görünen o ki, 2008 krizi ve bunun sonucunda bankaların federal hükümet tarafından kurtarılması, Kirk’ün ailesinin işlerini etkilediği gibi sonraki gelişimi üzerinde de hayli etkili oldu.

Devletin ekonomiye müdahalesine itiraz eden Kirk’ün Reagan ekonomisi, serbest piyasa gurusu Milton Friedman’ın çalışmaları ve silah hakları gibi meseleler üzerine eğilmeye başladı.

Kirk son sınıfa girdiğinde, Çay Partisi yükselişteydi. Stanford sosyoloğu Robb Willer, 2016 yılında yaptığı bir araştırmada, Çay Partisinin yükselişinin, Obama’nın seçilmesi ve 2008 yılındaki iktisadi eğilimlerle birlikte “Amerika Birleşik Devletleri’ndeki beyazların göreceli ‘ırksal konumu’” ile doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Nitekim ölmeden önce Jubilee YouTube kanalında “25 liberal üniversite öğrencisi 1 muhafazakârı alt edebilir mi?” başlıklı bir programa katılarak “woke” üniversite öğrencilerini “alt etmeye” çalışan Kirk, burada siyahların kölelik ve segregasyon döneminde daha iyi yaşadığını iddia etmişti.

Lise son sınıf öğrencisiyken Kirk, toplantılara katılmaya ve 71 yaşındaki Bill Montgomery gibi sağcı siyasi aktivistlerle takılmaya başladı. Montgomery, birkaç ay sonra Kirk’ün Turning Point USA’i kurmasına da yardımcı olacaktı.

Ayrıca son sınıfta Kirk, Breitbart için bir görüş yazısı yazdı ve bu yazısı sayesinde Fox News’e mülakat verdi.

Beyaz milliyetçiliği ile Hıristiyan milliyetçiliği arasında salınan Kirk ve TPUSA, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınından sadece birkaç ay sonra, artık “partizan olmayan tartışma, diyalog ve müzakere yoluyla mali sorumluluk, serbest piyasa ve kapitalizm” üzerine odaklanmayacağını ilan ediyor, bunun yerine kendine yeni bir misyon tarif ediyordu:

“Amerikan İstisnacılığı ve olumlu eylem ruhuna dayanan bilinçli sivil ve kültürel katılımı güçlendirmek. Turning Point USA, vatandaşlara bilgi, beceri, değerler ve motivasyon geliştirme konusunda rehberlik ederek, vatanseverlik, yaşama saygı, özgürlük, aile ve mali sorumluluk gibi geleneksel Amerikan değerlerini geri kazanmak için topluluklarına anlamlı bir şekilde katılabilmelerini sağlar.”

2023 yılında vergi beyanı sırasında doldurduğu misyon açıklamasında ise, TPUSA Faith’in (İnanç) hedefini “Amerika’da seküler totalitarizme karşı direnmek, kiliseden woke’luğu ortadan kaldırmak, güçlü kiliselerin yükselişine ilham vermek ve inananları özgürlük için savaşma konusundaki İncil’deki sorumluluklarına uyandırmak için başlatılan bir hareket” olarak tanımlıyordu.

30 Haziran 2023 tarihinde sona eren TPUSA Faith’in giderleri toplamda 13 milyon dolardan fazla oldu ve kuruluş, 2.400 kilise ve 6.000 papazla “koordinasyon” sağladı ve bu kiliseleri ve papazları hedefleyen zirvelere ve yuvarlak masa toplantılarına katıldı.

Evangelist bir Hıristiyan olan Kirk, açıkça İsrail yanlısıydı ve sık sık üniversite öğrencileri ve diğer kişilerle Gazze işgalini tartışıyordu. Turning Point USA de İsrail yanlısı kuruluşlarla bağlarını sürdürmüş ve konferanslarında düzenli olarak İsrail yanlısı konuşmacıları ağırlamıştı.

Kirk, kendisi de İsrail’e seyahat etmiş ve 2018’de ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması da dahil olmak üzere Trump’ın İsrail’e yönelik politikalarını övmüştü.

İsrail’e yaptığı ziyaretleri “ufuk açıcı” olarak nitelendiren Kirk, ikinci gezisi sırasında Kudüs’teki bir barda kalabalığa seslenerek, “Ben İsrail’i çok destekliyorum, evanjelik bir Hristiyanım, muhafazakârım, Trump destekçisiyim, Cumhuriyetçiyim ve hayatım boyunca İsrail’i savundum,” demişti.

Kirk, İsrail ve diğer konularla ilgili tartışmalarında zaman zaman “antisemitizme kayma” eleştirilerine de maruz kaldı. Ekim 2023’te, Aksa Tufanı operasyonundan sadece birkaç gün sonra, Kirk, Amerikan üniversitelerine yapılan Yahudi hayırsever yardımlarının “antisemitleri yetiştiren ve soykırımcı katilleri destekleyen kurumları destekleyerek kendi yok oluşunu sübvanse etmek” şeklinde eleştirince tartışmalara yol açmıştı.

Haftalar sonra “The Charlie Kirk Show” programında, Yahudilerin “sadece üniversiteleri değil, kâr amacı gütmeyen kuruluşları, filmleri, Hollywood’u, her şeyi” kontrol ettiğini de söylemişti.

Ertesi ay, Kirk, Elon Musk’ın “Büyük İkame” teorisine atıfta bulunan bir kullanıcıya “Gerçekleri söyledin” yanıtını vermesinden sonra, programında Musk’ı savundu ve Yahudilerin, ABD’ye gelen göçmenlerin “onları pek sevmediklerini” fark etmeye başladıklarını yazdı.

Kirk programında, “Yahudi toplulukları, insanların kendilerine karşı kullanmayı bırakmasını istediklerini iddia ettikleri türden bir nefreti beyazlara karşı teşvik ediyorlar,” dedi ve daha sonra “beyaz karşıtlığının felsefi temeli büyük ölçüde ülkedeki Yahudi bağışçılar tarafından finanse edildiğini” savundu.

Kirk’ün beyaz Amerikalıların statüsünün aşınması konusundaki endişeleri, politikasının merkezinde yer alıyordu. Ayrıca, “Marksizm” olarak adlandırdığı şey, silah haklarını kısıtlama çabaları ve transseksüel kişilere karşı da sert eleştirilerde bulunuyordu. Vurulduğu sırada da transseksüel kişilerle ilgili bir soruya cevap veriyordu.

Nisan 2024’te, İsrail’e karşı Filistin yanlısı protestolar Amerikan kampüslerine yayılırken, Kirk Cumhuriyetçilerin sert önlemlerini destekledi ve onları “beyazlara karşı kurumsal nefret” olarak adlandırdığı şeyle de yüzleşmeye çağırdı.

Kirk, “Yahudi nefretine karşı Cumhuriyetçi Partinin gösterdiği birlikteliği çok beğeniyorum. Amerika’da buna yer yok. Kampüste beyazlara karşı kurumsal nefret konusunda da aynı birlikteliği sağlayabilir miyiz? Bu, antisemitizmden bile daha köklü bir sorun,” demişti.

Kirk ayrıca İsrail’in Gazze’de devam eden işgalini sık sık savundu. Temmuz ayında, X’te yayınlanan programından bir bölümü paylaşarak, İsrail devletini “Filistinlileri aç bıraktığı iddialarına karşı” savundu.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English