Avrupa
AB’de Rusya görüşmeleri için Stubb’un adı öne çıkıyor

Helsingin Sanomat’ın kaynaklara dayandırdığı habere göre Avrupa Birliği, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik olası temaslar kapsamında Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ı Rusya ile doğrudan görüşmelerde Birliği temsil edebilecek isimlerden biri olarak değerlendiriyor. Gazete, AB içinde Moskova ile temas kurulmasına ilişkin karar alınmadığını, ancak olası müzakerelere dönük hazırlıkların erken aşamada sürdüğünü aktardı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Avrupa Birliği içinde Rusya ile olası doğrudan görüşmelerde Birliği temsil edebilecek isimlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Helsingin Sanomat’ın kaynaklara dayandırdığı haberine göre AB kurumları ve üye ülkeler, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine dönük muhtemel diplomatik temaslara ilişkin hazırlıkları erken aşamada ele alıyor.
Gazeteye konuşan kaynaklar, Stubb’ın bu çerçevede Avrupa tarafındaki müzakere heyetinin başına geçebilecek en güçlü adaylardan biri olarak görüldüğünü aktardı.
Haberde, Moskova ile doğrudan temas kurulmasına ilişkin siyasi kararın henüz alınmadığı vurgulandı. Buna rağmen olası görüşmelere yönelik hazırlık çalışmalarının sürdüğü ve Finlandiya liderinin AB adına masaya oturabilecek en muhtemel isimlerden biri olarak değerlendirildiği belirtildi.
The New York Times, 22 Mayıs’ta yayımladığı haberde AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlığı temsilcilerinin gelecek hafta Kıbrıs’ta yapılacak toplantıda “önemli bir soruyu” ele alacağını yazmıştı.
Gazeteye göre toplantıda, Birliğin Rusya ile müzakereler için özel temsilci belirleyip belirlememesi tartışılacak.
Haberde ayrıca daha temel tartışma başlığının, Avrupa’nın Moskova ile nasıl müzakere yürüteceği olduğu belirtildi.
Görüşmelerin hangi başlıklara odaklanabileceği ve Avrupa tarafının hangi “kırmızı çizgileri” koruyacağı da toplantıda değerlendirilecek konular arasında yer alıyor.
Avrupa Birliği, Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından Kremlin ile resmi temas kanallarının büyük bölümünü askıya almıştı.
Financial Times’ın 20 Mayıs tarihli haberine göre Brüksel’de, Avrupa doğrudan sürece dahil olmadan yapılacak olası anlaşmaların AB ve Kiev açısından elverişsiz şartlar doğurabileceğine dair kaygılar bulunuyor.
Financial Times’a konuşan Avrupalı kaynaklar, Rusya ile müzakereci belirleme tartışmasının Birlik içindeki görüş ayrılıklarını görünür hale getirebileceğini söyledi.
Gazeteye göre tartışmalar yalnızca olası adaylar etrafında değil, böyle bir temsilci seçilmesi fikri üzerinde de yoğunlaşıyor.
Politico’nun daha önce aktardığına göre AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya karşıtı çizgisinin Vladimir Putin’in diyaloğu reddetmesine yol açabileceği gerekçesiyle kendisini adaylar arasından çıkardı.
Kallas, geçen hafta yaptığı açıklamada Avrupa’yı görüşmelerde kendisinin temsil edebileceğini söylemişti.
Financial Times’a konuşan kaynaklar, olası adaylar arasında Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel ile Avrupa Merkez Bankası’nın eski Başkanı Mario Draghi’nin de adının geçtiğini belirtti.
Gayriresmi temaslarda Stubb’ın yanı sıra Finlandiya’nın eski Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö’nün adı da gündeme geliyor.
Financial Times’a konuşan üst düzey Ukraynalı yetkili, Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy’in Avrupa tarafında “Draghi gibi bir isim” ya da “güçlü bir görevdeki lider” görmek istediğini söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise Avrupa adına Rusya ile görüşecek kişilerin kendi halkları nezdinde güvenilir olması ve müzakere sürecine yapıcı katkı sunması gerektiğini belirtmişti.
Zaharova, bu kişilerin “açık milliyetçiliğe, özellikle Rus düşmanlığına yönelmeyen insanlar” olması gerektiğini ifade etmişti.
Kremlin de Moskova’nın diyaloğa açık olduğunu birçok kez dile getirdi. Ancak Vladimir Putin, Aralık 2025 sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın “barış gündemi olmadığını” ve “savaş tarafında yer aldığını” söylemişti.
Putin, mayıs ayında yaptığı başka bir açıklamada da Avrupa ile görüşmelere açık olduklarını belirtmiş ve Avrupa tarafı için tercih ettiği müzakerecinin Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.
Kallas ise bu yaklaşımın “çok makul görünmediğini” söyledi. Schröder’in “Rus devlet şirketlerinin lobicisi” olduğunu belirten Kallas, eski Alman liderin “müzakere masasının her iki tarafında da oturmuş olacağını” dile getirdi.
Avrupa
Deutsche Bank, altın fiyatı tahminlerini yüzde 22’ye varan oranlarda indirdi

Deutsche Bank, ABD Merkez Bankasının para politikasına yönelik endişeler ve azalan yatırımcı talebi nedeniyle altın fiyatı tahminlerini üçüncü çeyrek için yüzde 22, dördüncü çeyrek için yüzde 17 düşürdü. Bankanın analisti Michael Hsueh, faiz artışlarının sürmesi halinde altının ons fiyatının 3 bin 800 dolara kadar gerileyebileceğini öngördü.
Deutsche Bank, altın fiyatlarına yönelik üçüncü ve dördüncü çeyrek tahminlerini sırasıyla yüzde 22 ve yüzde 17 oranında düşürdü. Yapılan bu revizyona gerekçe olarak, ABD para politikasına ilişkin endişeler ve daralan yatırım talebi gösterildi.
Bloomberg’in aktardığına göre, Deutsche Bank Analisti Michael Hsueh, üçüncü çeyrek için altın fiyatı tahminini önceki öngörüsünün yüzde 22 altında bir seviye olan ons başına 4 bin 300 dolara çekti.
Analist, dördüncü çeyrek tahminini ise önceki beklentisinin yüzde 17 altında kalan 4 bin 800 dolar seviyesine indirdi.
Revize edilen her iki hedef seviye de altının mevcut fiyatı olan yaklaşık 4 bin 110 dolara kıyasla bir artışa işaret etse de önceki tahminlere göre çok daha az iyimser bir tablo ortaya koydu.
Deutsche Bank’ın daha ihtiyatlı bir yaklaşıma geçmesi, geçen hafta yıllık tahminini ons başına 500 dolar düşürerek 4 bin 900 dolara çeken Goldman Sachs’ın adımını izledi.
Goldman Sachs da revizyon kararına gerekçe olarak ABD Merkez Bankasının (Fed) bu yıl faiz indirimine gitmesini beklememesini göstermişti.
Altın fiyatları içinde bulunulan çeyrekte yaklaşık yüzde 12 oranında değer kaybetti. Orta Doğu’daki çatışmalar başlangıçta enerji fiyatlarının yükselmesine yol açarken, bu durum para politikasının daha da sıkılaştırılacağı beklentilerini artırdı.
Analist Hsueh, “Fed politikasının yeniden değerlendirilmesi ve ABD’deki güçlü makroekonomik veriler, altın fiyatlarındaki düşüşte temel rolü oynadı” değerlendirmesinde bulundu.
Fed, son toplantısında faiz oranını değiştirmeyerek sabit tutmuş ancak faiz artırımına yönelik desteğin arttığı yönünde işaretler vermişti. Kurumun yeni başkanı Kevin Warsh da fiyat istikrarını yeniden sağlama sözü vermişti.
Deutsche Bank’ın dördüncü çeyreğe ilişkin baz senaryo tahmini, Fed’in faiz oranlarını değiştirmeyeceği varsayımına dayanıyor.
Ancak Hsueh, regülatörün üç ila dört kez faiz artırımına gitmesi durumunda, bir ons altının fiyatının yaklaşık 3 bin 800 dolara kadar gerileyebileceği uyarısında bulundu.
Hsueh, altınla desteklenen borsa yatırım fonlarından (ETF) devam eden çıkışların, değerli metal için alışılagelmiş desteğin şu anda mevcut olmadığını gösterdiğini yazdı.
Analist ayrıca, Çin’deki fiziki altın fiyatlarının Comex fiyatlarına göre iskontolu seyretmesinin, bu ülkeden yapılacak ithalatın da piyasayı desteklemeyeceğine işaret ettiğini belirtti.
Diğer taraftan analist, “Tek güçlü destek noktası merkez bankalarının talebi olmaya devam ediyor ve bu durumun bir süre daha böyle sürmesini bekliyoruz” değerlendirmesini ekledi.
Avrupa
Teknoloji CEO’ları, AB politikalarını şekillendirmek istiyor

Bir grup Avrupalı teknoloji şirketi CEO’su, AB’nin sanayi liderlerinin yararına politika oluşturma sürecini hızlandırmak amacıyla Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in dikkatini çekmek istiyor.
Hollandalı çip makinesi üretim devi ASML’nin CEO’su Christophe Fouquet, pazartesi günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Önce çok karmaşık politikalar oluşturup sonra bunları basitleştireceğiz diyemezsiniz. En başından doğru politikayı uygulamak çok daha iyidir.”
Fouquet, havacılık devi Airbus, telekom devi Ericsson ve yapay zeka öncüsü Mistral’ın yöneticileriyle birlikte Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i ziyaret etti.
CEO’lar, AB’yi bürokrasiyi daha fazla azaltmaya, birleşme kurallarını yeniden gözden geçirmeye ve ABD’ye karşı kendi içinden çıkan şampiyonlara yatırım yapmaya çağırdı.
Bu, Airbus, ASML, Ericsson, Mistral, Nokia, SAP ve Siemens gibi dev şirketlerin yer aldığı “European Tech Creators” adlı yeni bir sürekli diyalog girişiminin parçası.
Grup, AB kurumlarının ihtiyaçlarına daha iyi hizmet etmesini istiyor; tıpkı ABD ve Çin gibi rakip bölgelerde görülen hükümet ile sanayi arasındaki işbirliği gibi.
Fouquet, “Sürekli konuşmamız gerekiyor çünkü Avrupa için söz konusu olan mesele çok önemli. Ve bir diyalog kurmak zaman alır. Rakip olduğumuz taraflar bunu son derece etkili bir şekilde yapıyor,” diye ekledi.
Airbus CEO’su Guillaume Faury ise şöyle konuştu:
“Avrupa’nın bugün yaptıklarının, Avrupa’nın yapması gerekenler olmadığı konusunda aynı görüşteyiz… Eğer bu bir lobi faaliyeti ise, bu başarılı bir Avrupa için yapılan bir lobi faaliyetidir.”
Grup, nisan ayı sonunda von der Leyen ile bir görüşme gerçekleştirdi ve açık sözlü bir mesaj iletti: “Düzenlemeleri gevşetin, yoksa Avrupa’nın bir inovasyon gücü olarak geleceğini heba edeceksiniz.”
Bir hafta sonra, Almanya’nın güçlü desteğiyle sektör, daha az kural ve ertelenen bir son tarih içeren yapay zeka basitleştirme tasarısında bazı kazanımlar elde etti.
Sunumlarının bir parçası, Brüksel’in endüstri ile daha yakın istişare içinde düzenlemeleri daha hızlı gevşetmesi, birleşmelerin önünü açması ve tek pazarı tamamlaması.
Ericsson’un görevden ayrılan CEO’su Börje Ekholm, “Pazarın tamamen parçalanmasına izin verdik ve kimseye rekabet edebilecek ölçekte bir yapı sağlamadık. Bir adım geri çekilip bu konuda endüstriyel bir düşünce süreci izlemeliyiz,” diye konuştu.
Hız da son derece önemli bir mesele olarak öne çıkıyor. Fransız yapay zeka devi Mistral’ın kurucu ortağı Arthur Mensch şunları söyledi:
“Yapay zeka alanında işler son derece hızlı ilerliyor. Karşı karşıya olduğumuz sorun, iki yıl içinde işlerin çoktan geç kalmış olabileceği.”
Mensch, Komisyonun bulut ve yapay zeka geliştirmeye ilişkin son önerisinin doğru yönde atılmış bir adım olduğunu ama çok yavaş ilerlediğini belirtti.
Von der Leyen, AB başkanı olarak ikinci görev dönemine başladığından beri endüstri yanlısı bir deregülasyon gündemini savunuyor.
Gelgelelim Siemens Yönetim Kurulu Başkanı Jim Hagemann Snabe’nin endüstriyel yapay zeka konusunda Komisyon danışmanı olarak atanması, AB yürütme organının Avrupa’nın endüstri devlerine çok yakın olduğunu savunan muhaliflerden eleştiri aldı.
Fouquet bu eleştirileri reddederek, “Başkan, endüstriden birinden gelip yardım etmesini istedi ve o kişi de gidip yardım etmeye karar verdi. Ve bizim karar için verdiğimiz tek ödül, o kişiyi çıkar çatışmasıyla suçlamak,” dedi.
Avrupa
Alman hükümetinden emeklilik sisteminde kapsamlı reform taahhüdü

Alman Şansölyesi Friedrich Merz, ideolojik açıdan bölünmüş koalisyonunu, yılın ikinci yarısında Almanya’nın emeklilik sisteminde kapsamlı bir reform yapmaya ikna edeceğine söz verdi.
“Hızlı hareket etmeliyiz, çünkü karşı karşıya olduğumuz sorunlar ertelenemez,” diyen Merz, akademisyenler ve milletvekillerinden oluşan bir uzman komisyonunun, Almanya’nın emeklilik sistemini reform etmek için 33 öneri sunmasının ardından Berlin’de gazetecilere konuştu.
Merz şunları söyledi:
“Aslında çoktan geç kalmış durumdayız. Bunların hepsini yıllar, hatta on yıllar önce halletmiş olmalıydık… Şimdi bu süreci çok hızlı bir şekilde başlatmak ve yılın ikinci yarısında bu reformu hayata geçirmek için gerekli kararları almak istiyorum.”
Merz’in hızla uygulamaya koyacağına söz verdiği 33 öneri arasında, İsveç sistemini örnek alan zorunlu sermaye fonlu emeklilik tasarruf planı ve emeklilik yaşı ile ortalama yaşam süresi arasında bir bağlantı kurulması yer alıyor.
Bu bağlantı uyarınca emeklilik yaşı, 2032’den itibaren her on yılda yaklaşık altı ay artacak.
Raporda yer alan bir özet, “Emeklilik yaşı en erken 2092’den itibaren 70 olacak” ifadesini içeriyor.
Bu reform, Merz ve hükümetin liderlerinin önümüzdeki haftalarda üzerinde anlaşmaya varmayı taahhüt ettikleri, vergi politikası, emeklilik ve uzun süreli bakım sigortasını kapsayan bir dizi acil ve uzun süredir ertelenen önlemden biridir.
Amaç, ana muhalefet partisi Almanya için Alternatif’e (AfD) verilen desteğin artmaya devam etmesi karşısında, popüler olmayan ve zaman zaman iç çekişmelerin yaşandığı koalisyonun hâlâ yönetme kapasitesine sahip olduğunu göstermek.
Merz’in partisi CDU ile koalisyon ortağı SPD’nin liderlerinden Bärbel Bas da komisyonun önerilerinin hızlı bir şekilde uygulanacağına söz verdi.
Bas, önerilerin kapsamlı bir paket oluşturduğunu ve ideolojik tercihlere göre tek tek önlemlerin seçilemeyeceğini savundu.
“Burada şunu açıkça belirtmek istiyorum: Bu paketi uygulamak istiyorum,” diyen ve aynı zamanda çalışma bakanı olarak bu konudan sorumlu olan Bas, Merz’in yanında yaptığı açıklamada şunları ekledi:
“Bunu gerçekleştirmek için, kendi saflarımızdaki parlamento gruplarının desteğini almamız kesinlikle gerekecek. Bu önemli çünkü sonuçta paketin Alman Federal Meclisi tarafından onaylanması gerekiyor.”
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











