Rusya
AB’nin ambargosu Rusya’nın LPG ihracatını nasıl etkileyecek?

Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik LPG ambargosunun tam olarak yürürlüğe girmesiyle birlikte, Rusya’nın LPG ihracat akışlarında önemli değişiklikler yaşandı. Polonya ve Baltık ülkelerine olan sevkiyatlar azalırken, Türkiye, Orta Asya, Çin gibi pazarlara yönelim arttı.
Avrupa Birliği’nin (AB) 20 Aralık 2024 tarihinden itibaren Rusya’dan Avrupa’ya sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) tedarikine yönelik uyguladığı yaptırımlar, 19 Aralık 2023 tarihinden itibaren başlayan 12 aylık geçiş döneminin ardından tam olarak yürürlüğe girdi.
Tüccarların tahminlerine göre, Rusya’dan yapılan toplam LPG ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini ve doğrudan AB ülkelerine yapılan ihracatın yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturan 2901 gümrük kodu (TN VED) grubundaki LPG türleri (normal bütan ve izobütan) ambargo kapsamı dışında bırakıldı.
Yaptırımlardan sonra LPG ihracat akışları nasıl değişti?
Yıl boyunca, Aralık 2023’ün sonundan günümüze kadar, Rus ihracatçılar Polonya ve Baltık ülkelerinden bazı hacimlerde propan ve bütanı limanlara (Ust-Luga, Temryuk, Gürcistan Kulevi) yönlendirdi.
Buradan yakıt gaz tankerleriyle çoğunlukla Türkiye’ye, demiryoluyla Orta Asya ülkelerine, Çin’e ve Rusya iç pazarına ihraç edildi.
Kasım ayında Rusya’dan Polonya’ya demiryoluyla yapılan her tür LPG sevkiyatı, Kasım 2023’teki 90 bin tondan 37 bin tona, Baltık ülkelerine (Letonya, Litvanya ve Estonya) yapılan sevkiyat ise 49 bin tondan 24 bin tona düştü.
Rusya’dan Orta Asya ülkelerine (Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan) bu yılın Kasım ayında yapılan LPG ihracatı, 2023 Kasım ayındaki 36 bin tona karşılık 60 bin ton, Afganistan’a ise 13 bin tona karşılık 32 bin ton oldu.
Rus LPG’sinin hem demiryolu hem de tankerlerle teslim edildiği Rusya ve Çin sınır kapıları yanı sıra Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Moğolistan ve diğer ülkelere yapılan LPG sevkiyatları da arttı.
Reuters ajansına konuşan sektör kaynaklarına göre, Ocak-Kasım 2024 döneminde Rusya’dan demiryoluyla yapılan LPG ihracatı, Ocak-Kasım 2023 dönemine kıyasla yüzde 7,2 oranında azalarak yaklaşık 3 milyon tona geriledi.
Aynı zamanda, bu yılın ocak-kasım döneminde Avrupa Birliği’ne (Polonya, Baltık ülkeleri, Finlandiya, Macaristan ve Bulgaristan) yapılan sevkiyatların payı 2023’teki yüzde 45’ten yüzde 40’a düşerken, deniz yoluyla yapılan sevkiyatlar (özellikle Ust-Luga ve Temryuk’tan Türkiye’ye) yüzde 31’den yüzde 23’e, Afganistan’a yüzde 6,2’den yüzde 9,1’e, Orta Asya ülkelerine yüzde 5,6’dan yüzde 7,5’e, Çin’e ise yüzde 5,6’dan yüzde 8,2’ye yükseldi.
Rusya’dan Avrupa LPG ihracatı devam edecek mi?
Piyasa katılımcıları, Rusya’dan Avrupa’ya LPG ihracatının durmayacağını, ancak AB ambargosu altında olmayan normal bütan ve izobütan tedarik etmek üzere yeniden yapılandırılacağını düşünüyor.
Bir kaynak, “Rusya’dan gelen bütan, Avrupa’dan veya diğer bölgelerden gelen propan ile karıştırılabileceği ve yerel pazar için bir propan-bütan karışımının üretileceği Polonya’ya tedarik edilmeye devam edecek. Buna ek olarak, bütan petrokimya endüstrisinde, özellikle Macaristan’da talep görüyor ve buradaki hacimler şu anda Rusya’dan Belarus ve Polonya üzerinden transit geçiyor,” dedi.
Kaynaklar, örneğin Lukoil’ün propan-bütan karışımı üretimini azaltabileceğini ve Permnefteorgsintez’den normal bütan üretimini ve ihracatını ayda 2 bin tondan 6 bin tona çıkarabileceğini söyledi.
Afganistan ve Orta Asya, ana tüketiciler haline geliyor
Tüccarlar, bir başka olası seçeneğin de Rusya’dan Orta Asya ülkelerine yapılan sevkiyatları ikame edecek operasyonlar olabileceğini, Kazakistan’dan komşu ülkelere yapılan sevkiyatlar yerine Polonya ve Baltık ülkelerine yönelik LPG sevkiyatlarının artabileceğini belirtiyor.
Ajansa konuşan tüccarlardan biri, “Her şey ilgili tarafların kendi aralarında anlaşıp anlaşamayacağına bağlı, pek çok nüans var. Önümüzdeki yılın ilk yarısında bu yönde bir hareket görebileceğimizi düşünüyorum,” değerlendirmesini yaptı.
Bir diğer olası yol ise LPG hacminin Rusya’dan Özbekistan’a yönlendirilmesi, buradan da propan-bütanın kısmen Afganistan’a yönlendirilmesi ki, Rusya’da hala yasaklı örgütler listesinde olan Taliban hareketi nedeniyle bazı Rus üreticiler henüz doğrudan çalışmaya hazır değil.
Bir piyasa katılımcısı, “Taliban yakın gelecekte yasaklı örgütler listesinden çıkarılırsa, ki her şey bu yönde ilerliyor, Rusya’dan Afganistan’a LPG tedariki daha da artacaktır,” diye konuştu.
Aynı zamanda, Gazprom, Rosneft, Forteinvest ve diğer bazı Rus üreticiler şu anda Afganistan’a doğrudan LPG tedarik ediyor.
Afganistan’a LPG tedariğindeki artış da şu anda mallar için ödeme sorunları nedeniyle engelleniyor.
Tüccarlardan biri, “Biz tedarik etmeye hazırız ama Afgan ortaklarımız sadece nakit ödeme yapmak istiyor. Peki bu ‘nakit’ ile ne yapmamız gerekiyor? Rusya Federasyonu’na ithal etmeye çalışırken ek sorular ve sorunlar olabilir,” diye ekledi.
Rusya’dan Çin’e LPG ihracatı artabilir
Tüccarlara göre, Çin, LPG hacimlerinin yeniden yönlendirilebileceği potansiyel satış kanallarından biri.
Şu anda Rusya’dan Çin’e LPG ihracatı hem Zabaykalsk-Mançurya (Zabaykalskiy Krayı) ve Mahalino-Hunçun (Primorskiy Krayı) sınır kapıları üzerinden demiryolu taşımacılığı ile hem de yakıtın tankerlerle veya tank konteynerlerle Çin’e ihraç edildiği Çin sınırındaki aynı bölgelerdeki gaz dolum istasyonları aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
Bir tüccar, “Mevcut kanallar aracılığıyla tedarikte büyüme potansiyeli var ve ayrıca çok kısa bir süre önce inşa edilen Blagoveshchensk ve Heihe arasındaki köprü üzerinden tedarik başlatma olasılığı da var,” dedi.
Çin’e bir başka satış kanalı da Moğolistan üzerinden demiryoluyla Zamın-Uud’a ve oradan da karayoluyla Çin’e transit geçiş olabilir.
Bir sektör kaynağı, “Bu güzergâhta şimdiden deneme amaçlı LPG teslimatları yapılıyor,” diye konuştu.
Buna ek olarak, Remstal’in Sovetskaya Gavan limanındaki LPG aktarma deniz terminali’nin 2025 yılı sonunda faaliyete geçmesi planlanıyor; tüccarlara göre bu da Güney Kore’ye, Çin’deki limanlara, Vietnam’a ve diğer güney Asya ülkelerine LPG tedariki için yeni fırsatlar yaratacak.
Rusya’nın iç pazarı ambargodan nasıl faydalanacak?
Şu anda ve önümüzdeki aylarda, ihracat akışlarının yeniden dağıtımı gerçekleşirken, LPG piyasası katılımcıları Rusya Federasyonu iç pazarına yapılan sevkiyatlarda bir artış bekliyor.
Otogaz segmentinde tüketimin mevsimsel olarak azalmasıyla birlikte hem OTC piyasasında hem de St Petersburg Uluslararası Ticaret Borsası (SPIMEX)’de üreticilerin LPG arzındaki artış, büyük toptan satış fiyatlarında keskin bir düşüşe yol açtı: Kasım sonunda ton başına 28 bin ruble (KDV dahil) olan fiyatlar aralık ayında 14 bin ruble (KDV dahil) civarına geriledi.
Reuters‘in hesaplamalarına göre, ihracat şu anda Rusya pazarına, özellikle de Polonya’ya ton başına yaklaşık 220-230 dolar ve Azak-Karadeniz limanlarına (Temryuk, Taman) ton başına 200-210 dolar daha fazla prim yapıyor.
Tüccar, “Ancak Polonya’ya LNG tedariki artık yasaklandı ve güneydeki deniz limanları ya çalışmıyor (Taman, Kavkaz limanı) ya da maksimum düzeyde yüklenmiş durumda (Temryuk, Batum, Kulevi),” dedi.
Bir başka sektör kaynağı da iç piyasa katılımcılarının “şu anda şanslı” olduğunu ekledi.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor








