Avrupa
AB’nin yaptırımı altındaki gazeteci Hüseyin Doğru’nun mali durumu kötüleşiyor

Berlin’de yaşayan gazeteci Hüseyin Doğru’nun mali durumu, AB ve Alman devletinin yaptırımları nedeniyle giderek kötüleşiyor.
Berliner Zeitung’da yer alan habere göre Frankfurt am Main Asliye Ceza Mahkemesi, Avrupa Birliği yaptırımlarına tabi olan gazetecinin acil başvuru talebini reddetti.
Doğru, bankasına havale işlemlerini yeniden başlatması ve hesap kullanımındaki kısıtlamaları hafifletmesi yönünde bir karar alınmasını talep etmişti.
Fakat mahkeme, finans kuruluşunun lehine karar verdi. Doğru ayrıca dava masraflarını da karşılamak zorunda.
Davanın merkezinde, Doğru’nun kendisine uygulanan AB yaptırımlarına rağmen banka hesabına daha geniş erişim hakkını elinde tutup tutmadığı sorusu yer alıyordu.
Mahkeme bu soruya olumsuz yanıt verdi. Karara göre, ihtiyati tedbir talebi mevcut değil.
Böyle bir talep olmadan, hızlandırılmış yargılamaya müdahale için yasal ön koşul da mevcut değil.
Yani Doğru’nun, talep ettiği transferleri serbest bırakması için bankayı zorlayacak icra edilebilir bir hakkı yok.
“Faturaları ödemek benim için pratik olarak imkansız”
Alman Federal Bankası, gazetecinin temel ihtiyaçları için ayda 506 avro kullanmasına izin vermiş olsa da bu tutarın üzerindeki ödemeler karşılanmıyor.
Mahkeme başkanı, Doğru’nun planladığı transferlerin (örneğin hizmet sağlayıcılara ve borç tahsilat ajanslarına yapılan transferlerin) “temel ihtiyaçların karşılanmasına” hizmet ettiğini inandırıcı bir şekilde kanıtlayamadığına karar verdi.
Aynı zamanda mahkeme, bankanın AB yaptırım yasasına bağlı olduğunu vurguladı. İlgili düzenlemeler üye ülkelerde doğrudan geçerli ve finansal kurumları dondurulmuş fonları serbest bırakmamaya mecbur kılıyor.
Mahkeme, bunun etkilenen kişi için ciddi sonuçlara yol açsa bile, Doğru’nun kısıtlayıcı tedbirlere tabi olduğu göz önüne alındığında bunun “konunun doğası gereği” olduğunu belirtti.
Doğru, Berliner Zeitung’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Yaptırımlardan çok önce imzalanmış, telekomünikasyon, sigorta ve diğer tamamen sıradan, günlük yükümlülüklerimi içeren devam eden sözleşmelerim var. Ama bankam Comdirect, herhangi bir havaleyi işlemeyi reddediyor. Faturaları ödemek benim için pratikte imkansız.”
Doğru, sonuçların şimdiden hissedildiğini ve giderek şiddetlendiğini söylüyor. Sonuç olarak ödeme hatırlatmaları, borç tahsilat işlemleri ve artan maliyetler ortaya çıkıyor.
Gazeteci, hiçbir yasadışı şey yapmamış olmasına rağmen, “icra memurunun kapıya gelmesi veya cezai suçlamalarla karşı karşıya kalmak” gibi bir duruma bile yol açabileceğini belirtti.
Doğru, durumu kendisi ve ailesi için büyük bir yük olarak tanımlıyor. Gelişmeler “sistematik bir suçlama” gibi hissettiriyor.
Ödenmemiş alacaklarla ilgili birkaç dava halihazırda devam ediyor ve bazı süreler dolmuş durumda.
Doğru’ya göre durum kötüye gitmeye devam ediyor. Aylık 506 avroluk yetki, beş kişilik bir aileyi geçindirmeyi imkansız kılıyor. Üstelik bu miktarı bile serbestçe kullanamıyor.
“Koordineli bir baskı biçimi”
Durum hayati bir hal alabilir. Artık kirayı ödeyememe riski çok yüksek. Yaptırım uygulanan bir kişi olarak, yeni bir kira sözleşmesi yapma şansı fiilen yok.
Doğru, “Üç çocuğumla birlikte sokağa düşme riski artık soyut bir korku değil, somut bir tehdit,” diyor.
Yaşadıklarının, “koordineli bir baskı biçimi” gibi geldiğine işaret eden Doğru, “Benim ve ailemin hayatı fiilen bir hukuki boşluğa itildi,” diyor.
Gazeteci, kendisini korumak için mevcut yasaları kullanamadığı, ama aynı yasaların kendisine karşı uygulanmaya devam ettiği bir durumun ortaya çıktığının altını çiziyor.
Ona göre, güncel gelişmeler, yaptırımların pratik sonuçlarının “kağıt üzerinde değil, günlük hayatımızın gerçekliğinde”, temel anayasal hakların fiilen askıya alınmasına yol açabileceğini gösteriyor.
Savcılık Doğru aleyhine kanıt sunmuyor
Gazeteci, Mayıs 2025’ten beri AB yaptırımları listesinde yer alıyor.
Brüksel, bu önlemleri, Doğru’nun Filistin yanlısı gazetecilik çalışmalarıyla “etnik, siyasi ve dini uyuşmazlığı” kışkırttığını ve böylece “Rusya’nın istikrarı bozucu faaliyetlerini” desteklediğini iddia ederek gerekçelendiriyor.
Moskova ile somut bir bağlantıya dair kamuya açık bir kanıt bugüne kadar sunulmadı.
Doğru, iddiaları reddediyor. Daha önce Rus yayıncı Ruptly tarafından finanse edilen bir medya formatı olan Redfish için çalıştığını doğruluyor. Fakat Ukrayna savaşının ardından iş ilişkisini sonlandırdığını belirtiyor.
Hukukçular: AB yaptırımları basın özgürlüğünü tehdit ediyor
Birçok hukuk uzmanı, AB yaptırım rejimini sert bir şekilde eleştirdi.
Geçen sonbaharda Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir hukuki görüşte, eski Avrupa Adalet Divanı yargıcı Ninon Colneric ve uluslararası hukuk uzmanı Alina Miron, bu önlemlerin temel haklara ciddi bir müdahale oluşturduğu sonucuna vardı.
Yazarlar durumu fiilen bir “sivil ölüm” olarak tanımlıyor: varlıklar donduruluyor, bankacılık hizmetlerine erişim engelleniyor ve iktisadi hareket kabiliyeti neredeyse tamamen felç oluyor.
Yazarlar, yaptırımların önceden yargı denetimi olmaksızın uygulanmasının ve etkilenen kişilerin listeye alınmadan önce dinlenilmemesinin özellikle sorunlu olduğunu savunuyor.
Hukuk uzmanları ayrıca, gazeteciler üzerinde daha geniş çapta caydırıcı bir etki yaratacağı konusunda uyarıyorlar.
İzin verilen habercilik ile yaptırım gerektiren “bilgi manipülasyonu” arasındaki sınırın nerede olduğu belirsizliğini koruyor.
Bu bakımdan, AB yaptırımlarının basın özgürlüğüne bir tehdit oluşturduğunu savunuyorlar.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Dünya Basını1 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü









