Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa’daki evlerde kullanılan gazda yüksek düzeyde kanserojen benzen saptandı

Yayınlanma

Stanford Üniversitesi ve PSE Healthy Energy tarafından yürütülen araştırma, Avrupa’daki konutlara verilen doğal gazda yüksek oranda kanserojen benzen bulunduğunu ortaya koydu. İngiltere, Hollanda ve İtalya’daki evlerden alınan örneklerde saptanan benzen miktarının, Kuzey Amerika’daki seviyelerin onlarca kat üzerinde olduğu belirlendi.

İngiltere, İtalya ve Hollanda’daki konutlardan alınan gaz örneklerinde, kansere yol açtığı bilinen benzen maddesine rastlandı. Stanford Üniversitesi ve bağımsız PSE Healthy Energy enstitüsü araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, Avrupa’daki gaz bileşiminde bulunan benzen konsantrasyonunun, Kuzey Amerika’da kullanılan gazdaki değerlerden onlarca kat daha yüksek olduğunu gösterdi.

Bloomberg tarafından aktarılan verilere göre, araştırma 2023-2024 yıllarında üç ülkede toplam 72 konuttan alınan numuneler üzerinde gerçekleştirildi.

Benzen seviyesi İngiltere ve Hollanda’da sınır değerlerin çok üzerinde

Araştırma sonuçları, İngiltere’deki doğal gazda ortalama benzen oranının Kuzey Amerika seviyelerinden 37 kat, Hollanda’da ise 66,5 kat daha fazla olduğunu ortaya koydu.

En yüksek değerler Londra’da 200 ppmv ve Amsterdam’da 73 ppmv olarak kaydedildi. Bu rakamların, kabul edilebilir azami sınır olan 1,6 ppmv değerinin çok üzerinde olduğu vurgulandı.

İtalya’daki gaz örneklerinde ise kanserojen madde yoğunluğunun Kuzey Amerika verilerine kıyasla 8,5 ila 9 kat daha yüksek olduğu saptandı.

Birinci sınıf tehlikeli maddeler kategorisinde yer alan benzen, lösemiye, kemik iliği hasarına ve DNA bozulmalarına neden olabilen güçlü bir kanserojen olarak tanımlanıyor.

Bilim insanları, benzen maruziyeti için güvenli bir alt sınır bulunmadığına dikkat çekiyor.

Çalışma ayrıca, incelenen mutfakların yaklaşık yüzde 40’ında ocaklar kapalıyken dahi sürekli gaz sızıntısı olduğunu gösterdi. Evlerin yüzde 9’unda sızıntı miktarının Avrupa Birliği’nin benzen içeriğine yönelik yasal düzenlemelerini ihlal edecek boyuta ulaştığı bildirildi.

Sızıntıların tespitini engelleyen düşük koku verici madde kullanımı

Stanford araştırmacıları, Londra’daki sızıntı kaynaklı benzen konsantrasyonunun, kokusundan fark edilene kadar yıllık bazda 62 ppbv seviyesine ulaşabildiğini hesapladı.

Bu miktar, Avrupa Birliği’nin yıllık 1,6 ppbv olan üst sınırının yaklaşık 40 katına karşılık geliyor. İngiltere ve Hollanda’da gaza eklenen ve sızıntıların fark edilmesini sağlayan koku verici maddelerin (odorant) yetersiz olduğu, bu durumun konut sakinlerinin tehlikeli yoğunluğu saptamasını imkansız kıldığı belirtildi.

Araştırmacılar, gaz şirketlerine koku verici madde miktarını artırma ve konutlara verilen gazdaki benzen oranına yönelik standartları katılaştırma çağrısında bulundu.

Yeraltından çıkarılan ham doğal gazın doğal bir bileşeni olan benzen, gaza yapay olarak eklenmiyor.

Gazın nihai bileşimi, çıkarıldığı yatağa ve taşıma öncesi uygulanan arıtma işlemlerinin derecesine göre değişkenlik gösteriyor. Uzmanlar, gazın konutlara verilmeden önce benzenden tamamen arındırılmasının teknik olarak mümkün olduğunu, ancak Avrupa’daki çoğu ülkede bunun yasal bir zorunluluk teşkil etmediğini ifade ediyor.

Avrupa

Fransa, askeri uygulamalar için Savunma Kuantum Kampüsü’nü hayata geçirdi

Yayınlanma

Fransa, kuantum teknolojilerinin askeri alanda benimsenmesini hızlandırmayı amaçlayan yeni bir Savunma Kuantum Kampüsü kurdu.

Mayıs ayında duyurulan ve 1 Haziran’dan beri Paris banliyölerinde faaliyete geçen kampüs, araştırmacıları, savunma şirketlerini, girişimcileri ve yatırımcıları bir araya getiren bir merkez işlevi görüyor.

Kampüsün başında bulunan genel silahlanma mühendisi (IGA) Xavier Grison, Euractiv’e verdiği mülakatta, “Temel misyon, silahlı kuvvetlerde kuantum teknolojilerinin operasyonel kullanımını hızlandırmaktır,” dedi.

Kuantum teknolojileri, atomik ve atom altı ölçekte parçacıkların davranışlarından yararlanıyor ve bilgi işlem ile iletişimden sensörlere ve navigasyona kadar uzanan alanlarda dönüşüm yaratması bekleniyor.

Savunma alanındaki uygulamalar arasında, iletişimi gelecekteki kuantum saldırılarından korumak için post-kuantum kriptografi; GPS’siz navigasyon ve gelişmiş algılama için ileri düzey kuantum sensörler; dinlenmeye karşı dayanıklı güvenli kuantum iletişim; ve lojistik, silah sistemleri ve hava tahmini gibi karmaşık askeri senaryoları hızla simüle etmek için kuantum hesaplama yer alıyor.

Yeni kampüsün üç ana hedefi var: akademik araştırma ile bağları güçlendirmek, savunma ile ilgili kuantum kullanım örnekleri üzerine kendi çalışmalarını yürütmek ve startup’lardan büyük savunma gruplarına kadar uzanan endüstriyel ortaklarla daha yakın ilişkiler kurmak.

Dördüncü bir ayak ise uluslararası işbirliğine odaklanacak.

Fransa’nın bu teknolojide tercih ettiği ortaklar, Grison’un ülkenin “doğal işbirliği çevresi” olarak tanımladığı Avrupa Birliği içindeki ülkeler olacak.

Fransa ile halihazırda güçlü bilimsel ve teknolojik bağları bulunan Kanada ve Singapur da dahil olmak üzere diğer ülkeler, durum bazında değerlendirilecek.

Grison, ABD’nin önemli bir ortak olmaya devam ettiğini ama bu ülkeyle işbirliğinin daha zorlu olabileceğini belirtti.

“Egemenliği korumak ve dengeli bir işbirliği kurmak daha zordur,” diyen Grison, yeni ortaya çıkan teknolojilerde stratejik özerkliği koruma konusundaki genel Avrupa endişelerini dile getirdi.

Kampüs, kuantum uygulamalarının üç geniş kategorisine odaklanacak.

En olgun alan, geleneksel sistemlerden önemli ölçüde daha iyi performans gösterebilecek sensörler.

Grison, “Bu konu üzerinde çok uzun süredir çalışıyoruz. Bu çalışmaların bir kısmının meyve vereceğinden eminiz,” dedi.

Kuantum hesaplama ikinci ana odak noktasını oluşturuyor. Yararlı görevlerde geleneksel makinelerden daha iyi performans gösterebilen pratik kuantum bilgisayarlar henüz kanıtlanmamış olsa da Fransa bu teknolojiye büyük bir umut besliyor:

“Beş farklı teknolojiyi kullanan beş (Fransız) şirket olduğunu gözlemledik; bunların hepsinin başarı şansı var. Beşinin de olgunlaştırılmasına karar verildi. Hedef, 2032 yılına kadar en güçlü geleneksel bilgisayarların bile ötesine geçen bir hesaplama gücü seviyesine ulaşmak.”

Grison, kampüsün odaklandığı üçüncü kategorinin kuantum iletişimi olduğunu ve bu alanın hâlâ daha “keşif aşamasında” olduğunu belirtti.

Araştırmacılar, bu tür sistemlerin zamanla anten kullanımı da dahil olmak üzere geleneksel iletişim teknolojilerinin bazı sınırlamalarını aşabileceğini umuyor.

Savunma bakanlığı için zorluk, sadece donanım üretmekle kalmayıp, aynı zamanda yazılım geliştirmek ve pratik askeri uygulamaları belirlemek.

Potansiyel uygulamaların çoğu, sivil alanda da fayda sağlayabilecek çift kullanımlı nitelikte olacak.

Umut vaat eden fikirlerin belirlenmesine yardımcı olmak amacıyla kampüs, aralık ayında gerçekleştirilmesi planlanan bir “savunma kuantum hackathonu” da başlattı.

Hackathon, genellikle 24 ile 48 saat arasında süren, yazılım geliştiricilerin, tasarımcıların ve ilgili uzmanların ekipler halinde bir araya gelerek belirli bir probleme yenilikçi ve teknolojik çözümler ürettikleri yoğun bir inovasyon ve kodlama maratonuna verilen ad.

Katılımcılar, savunma alanında potansiyel uygulamalar geliştirmeleri istenmeden önce kuantum programlama konusunda eğitim alacaklar.

On yıl sonra başarının neye benzeyeceği sorulduğunda Grison, iki dönüm noktasına dikkat çekti: Gerçekten kullanışlı bir kuantum bilgisayarın ortaya çıkması ve operasyonel bir kuantum sensörün devreye alınması.

Okumaya Devam Et

Avrupa

E5 liderlerinden Ukrayna’ya destek sözü

Yayınlanma

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Ukrayna’ya yönelik desteğin devam ettiğini göstermek amacıyla çarşamba günü Avrupa müttefiklerinden oluşan E5 grubunun liderlerini ağırladı.

Merz, Berlin’de Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Polonya Başbakanı Donald Tusk ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile yaptığı görüşmelerde, Kiev’e hava savunma sistemlerinin sürekli olarak tedarik edilmesi çağrısında bulundu.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de video konferans yoluyla toplantıya katıldı.

Toplantı, önümüzdeki ay Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde gerçekleştirildi ve E5 formatının, Kiev’e yönelik Avrupa desteğini koordine eden bir forum olarak artan önemini yansıtıyor.

Varşova’nın bu ayın başlarında Londra’da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yapılan E3 toplantısından dışlanmasının ardından Tusk’un şikayetlerine yol açması üzerine, Polonya ve İtalya bu gruba dahil edilmeye özellikle istekliydiler.

Berlin’deki toplantı büyük ölçüde sembolik nitelikteydi; amaç, Avrupa’nın birliğini göstermek ve Washington’a Avrupa’nın Ukrayna’yı destekleme konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduğunu belirtmekti.

Ortak bir basın toplantısında liderler, NATO ve Ukrayna’ya olan bağlılıklarını vurguladılar.

Merz, ittifak içinde daha güçlü bir Avrupa ayağına destek, hava savunmasında daha yakın işbirliği ve Ankara zirvesinde Kiev’e net bir destek sinyali verilmesi dahil olmak üzere beş temel mesajı özetledi.

Şansölye, Almanya’nın 2029 yılına kadar NATO’nun %3,5’lik savunma harcaması hedefine ulaşmayı planladığını belirtti.

Macron, Avrupa ile ABD arasında giderek artan bir yakınlaşma gördüğünü belirtirken, Starmer ise Rusya ekonomisine daha fazla baskı uygulanması gerektiğini savundu ve Ukrayna’ya verilen desteği yaklaşan NATO zirvesinin belirleyici konusu olarak nitelendirdi.

Tusk, Polonya ve Baltık devletlerinin katılımı olmadan Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesinin zor olacağını söyledi.

Tusk, perşembe gününden itibaren Polonya’nın Gdańsk kentinde Ukrayna İyileşme Konferansına ev sahipliği yapacak.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB ile Ukrayna arasında Macaristan engeli sürüyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Macaristan’ın karşı tutumu nedeniyle Ukrayna’nın katılım müzakerelerine ilişkin takvimini revize etmek zorunda kaldı. Brüksel, yaz tatili öncesinde açılması planlanan beş müzakere fasıl grubu yerine şimdilik yalnızca iki grubu açmayı hedefliyor.

Avrupa Birliği (AB), Macaristan’ın tutumu nedeniyle Ukrayna’nın üyelik müzakerelerine yönelik takvimini ve planlarını değiştirdi.

Euronews’in Avrupalı yetkililer ile diplomatlara dayandırdığı habere göre Brüksel, yaz tatili öncesinde daha önce planlanan beş müzakere fasıl grubu yerine yalnızca iki grubu açmayı hedefliyor.

Kaynaklar, Avrupa Komisyonunun mevcut aşamada yalnızca “iç pazar” ve “dış ilişkiler” başlıklarındaki fasıl gruplarını açmak istediğini, geriye kalan üç müzakere bloğunun ise daha sonraki bir tarihte başlatılacağını bildirdi.

Bu kararın arkasında, Macaristan’ın Kiev ile müzakerelerin hızlandırılmasına bir kez daha karşı çıkması yatıyor. Budapeşte yönetimi, yeni müzakere fasıllarının açılması için üye ülkelerin imzalaması gereken ortak mektupları henüz imzalamadı.

Yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen Brüksel, en azından bu iki müzakere grubunun temmuz ayında açılabilmesini umuyor. AB üyesi ülkelerin uzlaşmaya varması halinde, fasılların açılmasına ilişkin kararın 14 Temmuz’da yapılacak Avrupa İşleri Bakanları toplantısında alınabileceği belirtiliyor.

Ukrayna ve Moldova, 2022 yılında AB üyeliği için resmi başvuruda bulunmuş ve o tarihten bu yana üyelik hazırlıklarının değerlendirilmesi sürecini yürütmüştü.

Taraflar arasındaki ilk müzakere fasıl grubu, Macaristan’da kurulan yeni hükümetin yaklaşık iki yıldır uyguladığı vetoyu kaldırmasının ardından haziran ortasında açılmıştı.

Budapeşte yönetimi, Ukrayna’nın üyeliğe doğru hızlı bir şekilde ilerlemesine karşı çıkmayı sürdürüyor. Macar yetkililer, müzakerelerin ancak gerekli tüm koşullar yerine getirildikten sonra aşamalı olarak yürütülmesi gerektiğini savunuyor.

Euronews, ilk fasıl grubunun açılmasının ardından, ülkelerin farklı hızlarda ilerlemesi nedeniyle AB’nin Ukrayna ve Moldova’nın müzakere süreçlerini birbirinden ayırmaya hazırlandığını da aktarmıştı.

Ukrayna için AB üyelik müzakerelerinde büyük engeller

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English