Bizi Takip Edin

Avrupa

AB’ye 20 milyar avroluk “AI israfı” eleştirisi

Yayınlanma

Avrupa Birliği’nin devasa yapay zeka (AI) bilgi işlem merkezleri kurmayı hedefleyen 20 milyar avroluk planı, henüz hayata geçirilmeden geniş çapta eleştirilere maruz kalıyor.

Güçlü yapay zeka modellerini eğitmek üzere çok büyük bilgi işlem merkezleri kurma planı Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından bir yıldan fazla bir süre önce ana hatlarıyla açıklanmıştı.

Bilgi işlem merkezleri bu bahar, bilgi işlem gücünü artırmaya yönelik ABD’nin cesur girişimlerine Avrupa’nın cevabı olarak duyurulacak.

Fakat POLITICO’nun aktardığına göre yasa koyucular ve uzmanlar, bu binaların üreteceği bilgi işlem gücüne Avrupa’da talep olup olmadığını sorguluyor ve AB’nin, ABD ve Çin ile rekabet etmesine yardımcı olamayacak bir çabaya 20 milyar avroyu yatırma riskini taşıdığını söylüyor.

Blok, teknolojiyi düzenlemeye yoğun bir şekilde odaklanması nedeniyle halihazırda ABD ve Çin’’in gerisinde kalmış durumda.

Bu nedenle, OpenAI’ın 500 milyar dolarlık devasa Stargate veri merkezi projesi gibi büyük projeler ilerlerken, etkisiz bir bilgi işlem gücü planı bloğu daha da geriye atabilir.

Alman Yeşiller Partisi’nden Avrupa Parlamentosu milletvekili Sergey Lagodinsky, Brüksel’de düzenlenen bir etkinlikte, “Kimse bana bu dev fabrikalarla ne tür bir iş modeli planladıklarını açıklayamadı” dedi ve şöyle devam etti:

“Bazıları ‘Avrupa’da sadece daha fazla hesaplama gücüne ihtiyacımız var’ diyor. Ama sonra onlara ‘Ne için?’ diye sorduğumda, ‘Önemli değil, sadece daha fazla hesaplama gücüne ihtiyacımız var’ diyorlar.”

Avrupa Komisyonu, verdiği yanıtta, Avrupa’nın diğer kıtalara fazla bağımlı olmaktan kaçınmak için bilgi işlem gücüne ihtiyacı olduğunu belirtti.

Avrupa Komisyonu sözcüsü Thomas Regnier, “Bu sadece ham bilgi işlem gücüyle ilgili değil, egemen bilgi işlemle ilgili,” dedi.

Avrupa Komisyonu, ChatGPT ve Claude gibi önde gelen ABD büyük dil modellerinin (LLM) gelişimine ayak uydurmak amacıyla, bloğun teknoloji liderlerine, girişimlerine ve araştırmacılarına bilgi işlem gücü sağlamak için çabalıyor.

Komisyon, ilk taahhüdü olarak 2024 yılında 16 ülkede AI Fabrikaları olarak bilinen 19 adet AI odaklı süper bilgisayar kurma planlarını duyurdu.

Geçen yılın şubat ayında von der Leyen, bir sonraki adımı açıkladı: gigafabrikalar.

Amaç, her biri yapay zeka modellerini eğitmek için kullanılan bir çip türü olan 100.000 grafik işlem birimi (GPU) ile çalışan dört ila beş mega tesis inşa etmek.

Bu tesisler, AI Fabrikalarının dört katı büyüklüğünde olacak ve Norveç’teki Stargate veri merkezi gibi dünyanın önde gelen bazı projelerine rakip olacak.

Projeler, kamu ve özel yatırımların birleştirilmesiyle finanse edilecek ve AB, kendi adına planları desteklemek için 20 milyar avroluk bir fon oluşturdu.

Geçen yıl Komisyon tarafından yapılan gayri resmi bir durum değerlendirmesi sırasında, 16 ülkede 60 tesis kurmak için toplam 76 teklif sunuldu; bunların arasında Fransız Scaleway gibi köklü şirketler de yer aldı.

Komisyon’dan Regnier, “Bu, ortaya çıkan önemli bir pazar talebini gösteriyor,” dedi.

Bu tekliflerin bir kısmını birleştirip son haline getirmek ve teklifleri destekleyen AB ülkeleri ile AB’nin süper bilgisayar ağı olan EuroHPC’yi yöneten kuruluş arasındaki pratik ayrıntıları netleştirmek için çalışmalar devam ediyor.

Resmi teklif çağrısı iki kez ertelendi ve şimdi bu bahar başlatılması bekleniyor.

Fikir açık: Çok büyük AI modellerini eğitmek için çok büyük tesisler inşa etmek; bu da muazzam miktarda hesaplama gücü gerektiriyor.

Fakat eleştirmenler, daha küçük tesislerle karşılaştırıldığında, hangi şirketlerin bu mega tesislerin gücünü kullanacağının belirsiz olduğunu söylüyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Politika Çalışmaları Merkezinde araştırma asistanı olan Nicoleta Kyosovska, bir röportajda “Gigafabrikaların hedef kitlesinin ne olduğu çok daha az net,” dedi ve “o kadar çok AI şirketinin” olmadığını, sadece Fransız şirketi Mistral’e sahip olduklarını savundu.

Fransız AI öncüsünün yanı sıra, Avrupa’da eğitilmesi için bu kadar hesaplama gücü gerektiren modeller geliştirebilecek başka AI şirketi bulunmuyor.

Fakat Mistral, yapay zeka gigafabrikalarının faaliyete geçmesini beklemiyor, kendi altyapısını kuruyor.

Şubat ayında şirket, İsveç’teki veri merkezlerine 1,2 milyar avroluk bir yatırım duyurdu. Mart sonunda ise Paris yakınlarında 14.000’e yakın GPU’ya sahip bir veri merkezini finanse etmek için 830 milyon dolar topladı.

Bu durum, Komisyon’un ChatGPT ile rekabet edebilecek büyük dil modelleri geliştiricilerine hesaplama gücü sağlamaya odaklanmak yerine, endüstriyel güçlerini ikiye katlaması yönündeki çağrıları güçlendirdi.

Bulgar Avrupa Parlamentosu milletvekili Eva Maydell, şubat ayında düzenlenen bir panelde, “ABD’de halihazırda yapılan yatırımlarla asla rekabet edemeyiz. LLM’lerin ötesinde, Avrupalılar olarak stratejik ilerlemelerimizin yattığı koca bir dünya var,” dedi.

Vekil, LLM’lerin metin taslağı oluşturabileceğini, ama AB’nin endüstriyel tabanının yararlanabileceği yeni batarya teknolojileri geliştirmek gibi görevler için optimize edilmediklerini savundu.

Gigafabrikaların doğru odaklanmadığını söylemekten kaçındı fakat Komisyonu projenin “nihai durumunu” dikkate almaya çağırdı.

Ayrıca, dünyanın önde gelen GPU yonga tedarikçisi olan ve Silikon Vadisi merkezli çip üreticisi Nvidia’nın hakimiyeti nedeniyle, gigafabrikaların Avrupa’nın ABD teknolojisine olan bağımlılığını artıracağına dair endişeler de var.

18 kişilik bir Avrupa Parlamentosu milletvekili grubu, Komisyona veri merkezi alanının “tek bir tedarikçi tarafından yoğunlaştığı ve domine edildiği” konusunda uyarıda bulundu ve şu soruyu sordu: “Komisyon, Avrupa’nın stratejik bağımlılıklarını azaltmak için AI gigafabrika girişimlerini nasıl kullanmayı planlıyor?”

Regnier, Nvidia ile ilgili endişelere doğrudan yanıt vermeyi reddetti ama gigafabrikaların ABD altyapısına bağımlılığı önleyerek Avrupa’nın egemenliğini artıracağını savundu:

“Avrupalı endüstri ve araştırmacılar, stratejik verilerinin ve tescilli modellerinin üçüncü ülke müdahalesi olmaksızın Avrupa yasaları altında tam olarak korunduğu egemen ortamlar talep ediyorlar.”

Diğerleri ise planın yetersiz ve geç kalmış olduğunu ve AB’nin 20 milyar avroluk yatırımının, küresel ölçekte kurulan yatırımlarla boy ölçüşemeyeceğini söylüyor.

OpenAI geçen yıl, başlangıçta ABD’ye odaklanan 500 milyar dolarlık bir hesaplama gücü planı başlattı; Anthropic ise ABD’deki altyapıya 50 milyar dolarlık bir yatırım açıkladı.

Kaliforniyalı teknoloji devi Cisco’nun hükümet stratejisi başkanı Jeff Campbell, şubat ayında düzenlenen bir panelde, “Dünyanın diğer bölgeleriyle ve orada yapılan yatırım hacimleriyle karşılaştırırsanız, bunların büyüklüğü tamamen farklı,” demişti.

Avrupa

Teknoloji CEO’ları, AB politikalarını şekillendirmek istiyor

Yayınlanma

Bir grup Avrupalı teknoloji şirketi CEO’su, AB’nin sanayi liderlerinin yararına politika oluşturma sürecini hızlandırmak amacıyla Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in dikkatini çekmek istiyor.

Hollandalı çip makinesi üretim devi ASML’nin CEO’su Christophe Fouquet, pazartesi günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Önce çok karmaşık politikalar oluşturup sonra bunları basitleştireceğiz diyemezsiniz. En başından doğru politikayı uygulamak çok daha iyidir.”

Fouquet, havacılık devi Airbus, telekom devi Ericsson ve yapay zeka öncüsü Mistral’ın yöneticileriyle birlikte Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i ziyaret etti.

CEO’lar, AB’yi bürokrasiyi daha fazla azaltmaya, birleşme kurallarını yeniden gözden geçirmeye ve ABD’ye karşı kendi içinden çıkan şampiyonlara yatırım yapmaya çağırdı.

Bu, Airbus, ASML, Ericsson, Mistral, Nokia, SAP ve Siemens gibi dev şirketlerin yer aldığı “European Tech Creators” adlı yeni bir sürekli diyalog girişiminin parçası.

Grup, AB kurumlarının ihtiyaçlarına daha iyi hizmet etmesini istiyor; tıpkı ABD ve Çin gibi rakip bölgelerde görülen hükümet ile sanayi arasındaki işbirliği gibi.

Fouquet, “Sürekli konuşmamız gerekiyor çünkü Avrupa için söz konusu olan mesele çok önemli. Ve bir diyalog kurmak zaman alır. Rakip olduğumuz taraflar bunu son derece etkili bir şekilde yapıyor,” diye ekledi.

Airbus CEO’su Guillaume Faury ise şöyle konuştu:

“Avrupa’nın bugün yaptıklarının, Avrupa’nın yapması gerekenler olmadığı konusunda aynı görüşteyiz… Eğer bu bir lobi faaliyeti ise, bu başarılı bir Avrupa için yapılan bir lobi faaliyetidir.”

Grup, nisan ayı sonunda von der Leyen ile bir görüşme gerçekleştirdi ve açık sözlü bir mesaj iletti: “Düzenlemeleri gevşetin, yoksa Avrupa’nın bir inovasyon gücü olarak geleceğini heba edeceksiniz.”

Bir hafta sonra, Almanya’nın güçlü desteğiyle sektör, daha az kural ve ertelenen bir son tarih içeren yapay zeka basitleştirme tasarısında bazı kazanımlar elde etti.

Sunumlarının bir parçası, Brüksel’in endüstri ile daha yakın istişare içinde düzenlemeleri daha hızlı gevşetmesi, birleşmelerin önünü açması ve tek pazarı tamamlaması.

Ericsson’un görevden ayrılan CEO’su Börje Ekholm, “Pazarın tamamen parçalanmasına izin verdik ve kimseye rekabet edebilecek ölçekte bir yapı sağlamadık. Bir adım geri çekilip bu konuda endüstriyel bir düşünce süreci izlemeliyiz,” diye konuştu.

Hız da son derece önemli bir mesele olarak öne çıkıyor. Fransız yapay zeka devi Mistral’ın kurucu ortağı Arthur Mensch şunları söyledi:

“Yapay zeka alanında işler son derece hızlı ilerliyor. Karşı karşıya olduğumuz sorun, iki yıl içinde işlerin çoktan geç kalmış olabileceği.”

Mensch, Komisyonun bulut ve yapay zeka geliştirmeye ilişkin son önerisinin doğru yönde atılmış bir adım olduğunu ama çok yavaş ilerlediğini belirtti.

Von der Leyen, AB başkanı olarak ikinci görev dönemine başladığından beri endüstri yanlısı bir deregülasyon gündemini savunuyor. 

Gelgelelim Siemens Yönetim Kurulu Başkanı Jim Hagemann Snabe’nin endüstriyel yapay zeka konusunda Komisyon danışmanı olarak atanması, AB yürütme organının Avrupa’nın endüstri devlerine çok yakın olduğunu savunan muhaliflerden eleştiri aldı.

Fouquet bu eleştirileri reddederek, “Başkan, endüstriden birinden gelip yardım etmesini istedi ve o kişi de gidip yardım etmeye karar verdi. Ve bizim karar için verdiğimiz tek ödül, o kişiyi çıkar çatışmasıyla suçlamak,” dedi. 

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman hükümetinden emeklilik sisteminde kapsamlı reform taahhüdü

Yayınlanma

Alman Şansölyesi Friedrich Merz, ideolojik açıdan bölünmüş koalisyonunu, yılın ikinci yarısında Almanya’nın emeklilik sisteminde kapsamlı bir reform yapmaya ikna edeceğine söz verdi.

“Hızlı hareket etmeliyiz, çünkü karşı karşıya olduğumuz sorunlar ertelenemez,” diyen Merz, akademisyenler ve milletvekillerinden oluşan bir uzman komisyonunun, Almanya’nın emeklilik sistemini reform etmek için 33 öneri sunmasının ardından Berlin’de gazetecilere konuştu.

Merz şunları söyledi:

“Aslında çoktan geç kalmış durumdayız. Bunların hepsini yıllar, hatta on yıllar önce halletmiş olmalıydık… Şimdi bu süreci çok hızlı bir şekilde başlatmak ve yılın ikinci yarısında bu reformu hayata geçirmek için gerekli kararları almak istiyorum.”

Merz’in hızla uygulamaya koyacağına söz verdiği 33 öneri arasında, İsveç sistemini örnek alan zorunlu sermaye fonlu emeklilik tasarruf planı ve emeklilik yaşı ile ortalama yaşam süresi arasında bir bağlantı kurulması yer alıyor.

Bu bağlantı uyarınca emeklilik yaşı, 2032’den itibaren her on yılda yaklaşık altı ay artacak.

Raporda yer alan bir özet, “Emeklilik yaşı en erken 2092’den itibaren 70 olacak” ifadesini içeriyor.

Bu reform, Merz ve hükümetin liderlerinin önümüzdeki haftalarda üzerinde anlaşmaya varmayı taahhüt ettikleri, vergi politikası, emeklilik ve uzun süreli bakım sigortasını kapsayan bir dizi acil ve uzun süredir ertelenen önlemden biridir.

Amaç, ana muhalefet partisi Almanya için Alternatif’e (AfD) verilen desteğin artmaya devam etmesi karşısında, popüler olmayan ve zaman zaman iç çekişmelerin yaşandığı koalisyonun hâlâ yönetme kapasitesine sahip olduğunu göstermek.

Merz’in partisi CDU ile koalisyon ortağı SPD’nin liderlerinden Bärbel Bas da komisyonun önerilerinin hızlı bir şekilde uygulanacağına söz verdi.

Bas, önerilerin kapsamlı bir paket oluşturduğunu ve ideolojik tercihlere göre tek tek önlemlerin seçilemeyeceğini savundu.

“Burada şunu açıkça belirtmek istiyorum: Bu paketi uygulamak istiyorum,” diyen ve aynı zamanda çalışma bakanı olarak bu konudan sorumlu olan Bas, Merz’in yanında yaptığı açıklamada şunları ekledi:

“Bunu gerçekleştirmek için, kendi saflarımızdaki parlamento gruplarının desteğini almamız kesinlikle gerekecek. Bu önemli çünkü sonuçta paketin Alman Federal Meclisi tarafından onaylanması gerekiyor.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Ukrayna ve Moldova müzakere süreçlerini ayırma aşamasında

Yayınlanma

Avrupa Birliği, üyelik şartlarını yerine getirme hızlarındaki farklılıklar nedeniyle, ilk müzakere faslının açılmasının ardından Ukrayna ve Moldova’nın katılım süreçlerini ayırmaya hazırlanıyor. Euronews’in haberine göre, Brüksel’deki AB yetkilileri iki ülkenin müzakere yollarının ayrılmasını kaçınılmaz bir süreç olarak değerlendiriyor.

Daha önce Ukrayna ve Moldova’nın Avrupa Birliği’ne üyelik başvurularını birlikte ele alan AB makamları, ilk müzakere faslının açılmasının ardından iki ülkenin katılım süreçlerini ayırmak için zemin hazırlamaya başladı.

Euronews’in haberine göre, Brüksel’de düzenlenen AB-Moldova Zirvesi’nin sonunda birliğin üst yönetimi bu ayrışmanın yakın zamanda kaçınılmaz hale gelebileceğine işaret etti.

Zirvede konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “İlk küme açıldıktan sonra, her aday ülke kendi sürecinden sorumludur. Çünkü hangi aday ülkeden bahsettiğimize bağlı olarak farklı reformların gerçekleştirilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ise Moldova hükümetinin reformları çok hızlı bir şekilde onaylamasını takdirle karşıladığını belirterek, bu hızın korunması halinde Moldova’nın kalan beş fasıl grubunun önündeki engelleri de hızla kaldırabileceğini öngördü.

Costa ayrıca, “Genişleme, en önemli jeopolitik yatırımdır” şeklinde konuştu.

AB katılım süreci, altı tematik küme altında toplanan 33 fasıldan oluşuyor. Moldova ve Ukrayna haziran ayında, yargı reformu, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yolsuzlukla mücadele gibi konuları kapsayan “Temeller” adlı ilk fasıl grubunu açmış bulunuyor.

Sürece çok dar bir çerçeveden bakılmaması gerektiğini belirten von der Leyen, bir aday ülkenin Moldova gibi çalışması durumunda ilerlemeyi hak ettiğini vurguladı.

Von der Leyen, “Liyakata dayalı süreç, yavaşlama anlamına gelmez, adalet anlamına gelir” diyerek, ülkenin taahhütlerini yerine getirmesi durumunda AB’nin de kendi üzerine düşeni yapması gerektiğini ekledi.

Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu ise düzenlediği basın toplantısında, kalan beş fasıl grubunun gecikmeksizin hemen açılması gerektiğini ifade ederek, “Biz hazır olduğumuz sürece bunun gerçekleşeceğinden eminim” dedi.

Euronews’e göre, Moldova’nın AB’ye katılım süreci Ukrayna’nın gölgesinde kalmaya devam ediyor ve daha az tartışma yaratıyor. AB liderler zirvesinde Macaristan’ın yeni başbakanı Peter Magyar, Ukrayna için tüm müzakere fasıllarının en kısa sürede açılması ifadesine karşı çıkarken, Moldova için benzer bir çekince dile getirmedi.

Brüksel’deki kaynaklar, iki ülkenin yollarının ayrılmasının an meselesi olduğunu belirtiyor. Birçok yetkili, barış dönemindeki bir ülke ile çatışma halindeki bir ülke arasında yanlış bir eşdeğerlik kurulmaması adına Moldova’nın Ukrayna’ya bağlı tutulmasını adaletsiz buluyor.

Diğer yandan, Ukrayna için bu ayrışmanın son derece hassas bir konu olduğu ve Brüksel’in, Kiev’in geride kaldığı, Kişinev’in ise öne geçtiği bir tablodan kaçınmaya çalıştığı kaydediliyor.

AB Moldova Delegasyonu tarafından aktarılan açıklamada von der Leyen, “Moldova’nın yeri Avrupa Birliği’dir. Halkının cesareti, kararlılığı ve özverisi ülkeyi her geçen gün birliğimize daha da yakınlaştırıyor. Avrupa; reformlar, fırsatlar ve barış, özgürlük, demokrasi ve refah içinde ortak bir gelecek için Moldova’yı destekliyor” dedi.

Ukrayna ve Moldova, Rusya’nın askeri operasyonunun başlamasının ardından, sırasıyla Şubat ve Mart 2022 tarihlerinde AB üyeliği için başvuruda bulunmuş, ardından Gürcistan da katılım talebini iletmişti.

Kiev yönetimi, AB üyeliğini devletin temel hedeflerinden biri olarak nitelendirerek 2027 yılına kadar hızlandırılmış bir katılımla birliğe girmeyi talep ediyordu. AB yetkilileri ise Kiev’in 36 aşamalı zorlu katılım sürecindeki yükümlülükleri henüz tamamlamamış olması sebebiyle 2027 hedefini imkansız görüyor.

Ukrayna Başbakan Yardımcısı Yuliya Sviridenko, mart ayında ülkesinin katılım için nihai şartları aldığını açıklamıştı.

AB tarafı ise Ukrayna ile üyelik konferansı öncesinde, ülkenin entegrasyon kararlılığını ve zorlu koşullara rağmen kaydettiği önemli ilerlemeyi takdir ettiğini belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English