Avrupa
AfD kurucularından Gauland: AfD değil, Almanya’nın sorunları radikalleşti

Almanya için Alternatif’in (AfD) kurucusu ve onursal üyesi Alexander Gauland, partinin etno-milliyetçi kanadının lideri sayılan Björn Höcke’nin bazı açıklamalarının ciddiye alınmamasını tavsiye ederken, CDU liderliğinin göç politikası konusundaki rota değişikliğini “olumlu” olarak değerlendiriyor.
WELT’e konuşan 83 yaşındaki Gauland, AfD’nin kurucu üyelerinden biri ve 2017-2019 yılları arasında genel başkanlığını yaptı. Gauland 2017’den bu yana partinin Federal Meclis üyesi ve 2021’e kadar parlamento grubuna başkanlık etti. Şu anda AfD’nin onursal başkanı olan avukat, 2013 yılına kadar CDU üyesiydi.
“Sahra Wagenknecht’in yeni partisi olmasaydı, CDU’nun tabanının güvenlik duvarından yana olan memurlara karşı durması gerektiğini söylerdim,” diyen Gauland, bu durumda, AfD’nin bekleyip görmesi gerektiğini, çünkü parti için koalisyon ortağı olarak sadece CDU’nun bir seçenek olduğunu söyleyeceğini kaydetti.
“Le Pen ya da Meloni’nin bizim hakkımızda ne düşündüğü umrumda değil”
Fakat Gauland’a göre, Wagenknecht’in partisi BSW kendisini “sol muhafazakâr” olarak gördüğü için bu durum daha da zorlaştı ve CDU şimdi onlarla iyi geçinmeye çalışacak.
AfD’nin “ılımlı” olmadığına dair iddiaların, Federal Anayasa Koruma Daire (BvF) tarafından “bazı siyasi güçler adına” dile getirildiğini savunan Gauland, Höcke’nin “CDU’nun bir Alman partisi olmadığı” yönündeki sözlerine karşılık olarak, “Höcke aslında [eski SPD lideri] Kurt Schumacher’in zaten söylediği şeyi söylüyor. Konrad Adenauer Müttefiklerin Şansölyesiydi; ki aslında öyle değildi. Elbette CDU bir Alman partisi, bu tür açıklamaları ciddiye almak zorunda değilsiniz,” yanıtını verdi.
AfD olmasaydı, federal hükümetin göçü kısıtlamayı gündemine almayacağını savunan Alman siyasetçi, Avrupa çapında Marine Le Pen veya Girogia Meloni gibi sağcı siyasetçilerin AfD ile işbirliği yapmaması ile ilgili olarak, “Biz Almanya’da siyaset yapıyoruz. Le Pen ya da Meloni’nin bizim hakkımızda ne düşündüğü umurumda değil,” ifadelerini kullandı.
BvF’nin çizdiği çerçeve doğrultusunda etiketler yapıştırılmasına itiraz eden Gauland, bu teşkilatın dile getirdiği her şeyin yanlış olduğunu söylemediğini, ama belli bir resmin çizildiğini vurguladı.
Gauland, AfD’nin radikalleştiğini görmediğini ama Almanya’daki meselelerin radikalleştiğini kaydetti.
Alman siyasetçiye göre Wagenknecht AfD ile görüşmeye hazır değil
WELT muhabirinin, “2016 yılında WELT’e verdiğiniz bir röportajda koalisyonları akıllıca bulmadığınızı söylemiştiniz,” sözlerini hatırlatması üzerine Gauland, o dönem AfD’nin küçük bir parti olarak koalisyonlara girmesinin akıllıca olduğunu düşünmediğini, şimdi ise durumun farklı olduğunu savundu.
Gauland, “Bir koalisyona girebilecek kadar büyüğüz. Ama CDU bunu istemiyor,” dedi.
BSW ile işbirliği konusunda, dış politikada bazı ortaklaşmalar olsa da şu an için bir ittifak ihtimalinin olmadığını vurgulayan Gauland, “Wagenknecht birlikte çalışmayı düşünse bile medyada faşizmle suçlanmaktan korkacaktır. Fakat AfD’nin BSW’ye saldıracak kadar hayal kırıklığına uğramasından da endişe duyuyorum, ki bunu tamamen yanlış buluyorum. Evet, onlar rakipler. Evet, bazılarının tamamen farklı fikirleri var. Ancak bu örtüşmeler var ve bunları yok etmemeliyiz,” dedi.
Gauland, piyasa ekonomisine, kapitalizme ve küresel şirketlerin yöneticilerine yönelik eleştirilerin BSW ile özellikle doğu eyaletlerinde bir “köprü” oluşturduğunu kabul etti ama Wagenknecht’in “AfD ile konuşmaya hazır olmadığını” öne sürdü.
AfD’ye en yakın parti Avusturyalı FPÖ
CDU’nun muhafazakâr bir parti olarak varlığını sürdürmek istiyorsa yapması gereken rota düzeltmesinin göçe karşı olmak olduğunu savunan Alman siyasetçi, “Merkel çizgisine bağlı kalmak isteyen bu güçlerin ne kadar güçlü olduğunu bilemiyorum. Ama en azından Birliği [CDU] yeniden liberal-muhafazakâr bir partiye dönüştürme çabaları var,” dedi.
Kendi partisi tanımlaması istendiğinde Gauland, “Küreselleşmeyi eleştiren unsurları da olan, güçlü muhafazakâr özelliklere sahip bir tür liberal-muhafazakâr parti. Anayasa çerçevesinde sağcı bir parti. Avrupa ile karşılaştırdığımda AfD’yi Avusturya’daki FPÖ’ye en yakın parti olarak görüyorum; Le Pen ya da Meloni ile olan temaslarda her zaman yapay bir şeyler vardı,” ifadelerini kullandı.
AfD’nin kapatılma ihtimali olup olmadığı yönündeki bir soruya ise Gauland bunun tamamen ihtimal dışı olmadığını savunarak yanıt verdi. Gauland, “… fakat uzun zaman alacaktır. Eğer yarın başlarsanız, iki, üç, dört yılı hesaba katmanız gerekir. Ama eğer işler ters gider ve Federal Anayasa Mahkemesi de bu işe yanaşmazsa, bu bir Waterloo olur,” dedi.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceYandex veri merkezine saldırı Rusya’da dijital hizmetleri vurdu











