Diplomasi
Alman silah sanayii Hindistan’da

Alman silah şirketleri Rheinmetall ve Diehl Defence, Hindistan’ın Reliance Defence ile Hindistan’da hassas güdümlü mühimmat, patlayıcılar ve itici yakıtların üretimi için bir sözleşme imzaladı.
Bunun arka planında sadece tedarik zincirlerini çeşitlendirme niyeti değil, aynı zamanda Berlin’in Yeni Delhi’yi Moskova ile silah işbirliğinden vazgeçirmeye çalışması da yatıyor.
Almanya, son zamanlarda Hindistan ile askeri işbirliğini genişletti, örneğin ortak deniz ve hava kuvvetleri manevraları düzenledi. Ne var ki Alman şirketleri, Hindistan’da büyük silah alımları konusunda, savaş uçağı tedarik eden veya tedarik etmeyi planlayan ABD ve Fransa’daki Batılı rakiplerinin hâlâ çok gerisinde.
Hindistan ile Pakistan arasında son dönemde yaşanan askeri çatışmanın sona ermesinden bu yana, Hindistan’ın savaş uçakları da dahil olmak üzere en gelişmiş yüksek teknolojili silahlara yönelmesiyle, büyüyen Hindistan savunma pazarı için rekabet kızıştı.
Rheinmetall’in ortağı Reliance Defence, uluslararası savunma sözleşmeleri imzalayan Hintli şirketler listesinin başında yer almaya devam ediyor. Şirket, Başbakan Narendra Modi’den ayrıcalıklı muamele gördüğü iddiasıyla suçlanıyor.
155mm hassas güdümlü mühimmat ortaklığı
Diehl Defence ve Hintli şirket Reliance Defence, 10 Haziran’da Hindistan’da Vulcano 155mm hassas güdümlü mühimmat üretimi için stratejik işbirliği anlaşması imzaladıklarını duyurdu.
Mühimmat, GPS teknolojisi ve lazer güdümlü hedefleme ile donatılmış olup Hindistan ordusunun hassas silah kabiliyetlerini geliştirecek.
Haberlere göre, Reliance Defence 1 milyar dolara kadar satış bekliyor. Diehl ve Reliance arasındaki anlaşma, 22 Mayıs’ta Rheinmetall AG ve Reliance Defence arasında başka bir stratejik ortaklığın duyurulmasından sadece birkaç gün sonra açıklandı.
Bu anlaşma kapsamında Reliance, orta ve büyük kalibreli mühimmat için patlayıcı ve itici gaz üretimini devralacak ve bunları Rheinmetall’e tedarik edecek.
Stratejik ortaklık, Rheinmetall’e önemli hammaddelere erişim ve tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlarken, işbirliğinin daha da genişletilmesi planlanıyor. Anlaşmanın zaman çerçevesi ve toplam değeri henüz bilinmiyor.
Güney Asya’nın en büyük üretim tesislerinden biri kurulacak
Diehl Defence ve Rheinmetall ile işbirliğini desteklemek için Reliance, Hindistan’ın Maharashtra eyaletindeki Dhirubhai Ambani Defence City’de kendi üretim tesisini kuracak.
Güney Asya’nın en büyük tesislerinden biri olacak bu tesis, hassas güdümlü mühimmat üretecek ve yıllık 200.000 top mermisi, 10.000 ton patlayıcı ve 2.000 ton itici yakıt üretim kapasitesine sahip olacak ve bunları Rheinmetall’e tedarik edecek.
Bu iki sözleşme ile Reliance’ın uluslararası savunma ortaklıklarının sayısı, Fransa’nın Dassault Aviation ve Thales ile olan ortaklıklarının ardından dörde yükseldi. Sözleşmeler, yeni kurulan Reliance Defense’in Hindistan’ın hızla büyüyen savunma sektöründe önde gelen şirketlerden biri olma planlarını yansıtıyor.
Öte yandan, hem Diehl hem de Rheinmetall, Hindistan hükümetinin 2029 yılına kadar 5 milyar dolarlık silah ihracatı gerçekleştirme planından yararlanmak istiyor.
Hindistan’ı Rusya ile askeri işbirliğinden koparma hamlesi
Rheinmetall ve Diehl’in Reliance Defence ile yaptığı anlaşmalar, Hindistan’ın Rus silah ithalatına olan yüksek bağımlılığını azaltmak için 2022’de yoğunlaştırılan Alman çabalarının bir parçası.
2023 yılının şubat ayında, Hindistan’ı ziyaret eden dönemin Şansölyesi Olaf Scholz, Batının Rusya’yı izole etme çabalarına, Almanya’dan silah alımının artırılması da dahil olmak üzere, Yeni Delhi’den daha fazla destek çağrısında bulunmuştu.
2023 yılının Haziran ayında, dönemin Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hindistan ziyareti sırasında, “Hindistan’ın uzun vadede Rusya’nın silah teslimatlarına bağımlı kalması Almanya’nın çıkarına değildir,” diye konuşmuştu.
Pistorius’un görüşmeleri, Alman ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS) ve Hint Mazagon şirketleri tarafından ortaklaşa yürütülecek, Hindistan’da altı adet nükleer olmayan denizaltının inşasına ilişkin iki ülke arasında bir mutabakat zaptının imzalanmasıyla sonuçlanmıştı.
Ekim 2024’te Alman hükümeti tarafından kabul edilen “Hindistan’a Odaklanma” belgesiyle, Hindistan’ı “Alman silah şirketlerine daha güçlü bir şekilde yöneltme” niyeti, nihayet Hindistan’ın “Rusya’ya yönelik silah politikası yönelimini azaltma” hedefiyle açıkça bağlantılı hale getirildi.
Aynı zamanda, her iki ülke, Hint Okyanusu ve çevresinde ortak hava ve deniz manevraları da dahil olmak üzere pratik askeri işbirliğini genişletti.
Hindistan-Pakistan geriliminde Çin faktörü
Batı ve Çin askeri teknolojisi arasındaki çatışmanın bir test vakası olarak da görülen Hindistan ve Pakistan arasındaki son askeri çatışma, Hindistan’ın büyük savunma pazarı için rekabeti daha da şiddetlendirdi.
Silahlı çatışma dört gün sürdü ve her iki taraf da en modern savaş uçakları da dahil olmak üzere en gelişmiş silahlarını kullandı. Haberlere göre, Pakistan Hava Kuvvetleri, Çin yapımı J-10C savaş uçaklarının yardımıyla bir veya daha fazla Hint Hava Kuvvetleri Rafale savaş uçağını düşürmeyi başardı; her iki uçak da 4,5 nesil olarak sınıflandırılıyor.
O zamandan beri ABD, beşinci nesil F-35 savaş uçaklarının satışı da dahil olmak üzere Hindistan’a silah satışını genişletme çabalarını artırdı. Çatışmadan kısa bir süre önce Hindistan, Rus MiG 29K savaş uçaklarının yerine 26 adet Rafale savaş uçağı satın almak için Fransa ile milyar dolarlık bir anlaşma imzalamıştı.
Buna karşılık Rusya, Hindistan’a yine beşinci nesil bir savaş jeti olan Su-57’yi satmayı teklif etti ve ABD’den farklı olarak Rusya, teknoloji transferi de dahil olmak üzere jetleri Hindistan’da üretmeyi teklif etti.
Bu, Hindistan’ın uçakları yerli radar ve silah sistemleriyle donatmasını sağlayacak. Fransa ve ABD’ye kıyasla Almanya, denizaltı anlaşması dışında, dünyanın en büyük askeri teçhizat ithalatçısı olan Hindistan’dan son zamanlarda önemli silah sözleşmeleri alamadı.
Tartışmalı Hint devi Reliance
Reliance Defence, Reliance Group’un bir parçası olan Reliance Infrastructure’ın bir yan kuruluşu.
Reliance Group, yaklaşık 47 milyar dolar toplam varlığa ve yaklaşık sekiz milyon hissedardan oluşan geniş bir tabana sahip Hindistan’ın önde gelen holdinglerinden biri.
Grup, Reliance Communications, Reliance Capital, Reliance Power, Reliance Defence and Engineering Limited ve Reliance Defence Technologies Private Limited gibi diğer bağlı şirketleri de bünyesinde barındırıyor.
Ne var ki, grubun tartışmalı bir geçmişi var. Reliance Group, 2008 yılında dünyanın en zengin altıncı kişisi olarak gösterilen Anil Ambani’ye ait. Fakat 2019 yılında çeşitli yatırımcılara 2 milyar dolar tutarında borcu vardı.
2020 yılında Anil Ambani, toplam 700 milyon dolar tutarında ödenmemiş krediler nedeniyle üç Çinli banka tarafından dava edilmesinin ardından bir İngiliz mahkemesinde iflasını ilan etmek zorunda kaldı.
Modi’nin Reliance’a destek verdiği ileri sürülüyor
Bir başka ciddi darbe ise, ödenmemiş faturalar nedeniyle şirketlerinden birini dava eden İsveçli telekomünikasyon şirketi Ericsson’dan geldi. Anil Ambani, bu davada hapis cezasından ancak Hindistan’ın en zengin adamı olan ağabeyi Mukesh Ambani’nin müdahalesi ve borcun ödenmesi ile kurtuldu.
Krizle boğuşan Reliance Group, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’den, Fransız şirketi Dassault Aviation ile toplam 8,8 milyar dolar değerinde 36 adet Rafale savaş uçağı satın almak için yapılan aşırı pahalı bir silah anlaşması şeklinde bir can simidi elde etti.
Nisan 2015’te imzalanan sözleşmenin bir parçası olarak, Reliance Group tazminat ortağı olarak açıklandı: Dassault, gelirlerin çok büyük bir kısmını Reliance’a yeniden yatırarak daha fazla savunma ekipmanı satın alacak ve yerli üretim kapasitelerini güçlendirecekti.
Bu, Reliance Group’un savunma sektöründe deneyimi olmamasına rağmen yapıldı. Aslında, Reliance Group, Dassault ile anlaşmanın açıklanmasından sadece on üç gün önce Reliance Defense Limited adlı yan kuruluşunu kurdu.
Anlaşma imzalandıktan birkaç gün sonra Reliance Group, Dassault’un en önemli ofset ortağı olacak Dassault Reliance Aerospace Limited’i kurdu. Havacılık sektöründe hiçbir deneyimi olmayan borçlu Ambani Group, bir anda milyar dolarlık bir havacılık işinin garantörü oldu.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











