Avrupa
Almanya ile Fransa, 6. nesil savaş uçağında anlaşamıyor

Almanya ile Fransa, ikili ilişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden sayılan altıncı nesil savaş uçağı projesinde yine ilerleme kaydedemedi.
Cuma günü Fransa’nın Toulon kentinde düzenlenen 25. Fransız-Alman Bakanlar Konseyi, en önemli Fransız-Alman savunma projesinde herhangi bir ilerleme kaydedemedi.
Toplantı öncesinde duyurulduğu üzere, altıncı nesil savaş uçağı Gelecek Savaş Hava Sisteminin (FCAS) geleceğine ilişkin karar yıl sonuna kadar alınmayacak.
Proje 2017 yılında başlatıldığından beri, Almanya ve Fransa, maliyeti 100 milyar avro olarak tahmin edilen projenin hisselerinin dağılımı konusunda tartışıyor.
Fakat Toulon’daki bakanlar toplantısında, enerji sektöründe işbirliği ve ortak bir AB nükleer caydırıcılık konusunda “stratejik diyaloglar” düzenlenmesi konusunda bir anlaşma da dahil olmak üzere bir dizi başka duyuru yapıldı. Ne var ki ikincisi, FCAS gibi bağımsız bir Avrupa savaş uçağına bağlı olacaktır.
Birkaç Avrupa ülkesi şu anda FCAS programına katılmak için ilgi göstermiş veya hatta adımlar atmış durumda: Belçika 300 milyon avro taahhüt ederken, İspanya, İsviçre ve Portekiz ABD’nin F-35 savaş uçağı satın almaktan vazgeçmeyi düşünüyor.
Fransa projenin aslan payını istiyor
Daha önce, temmuz ayında Berlin’de Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında yapılan toplantıda, Bakanlar Konseyinin altıncı nesil savaş uçağı konusunda bir karar vermesi kararlaştırılmıştı ama bu karar şimdi yeniden ertelendi.
Bunun nedeni, projedeki geliştirme ve üretim paylarının dağılımı konusundaki anlaşmazlığın devam etmesi. Fransa daha büyük paylar talep ediyor; Alman medyası, yüzde 80’e varan bir payın söz konusu olduğunu iddia ediyor.
Merz ise bu kez bu talebi doğrudan eleştirdi. Fransa’ya gitmeden kısa bir süre önce, Fransız şirketi Dassault Aviation’ın daha büyük bir rol talep etmesinin “işleri kolaylaştırmadığını” ve bu konunun Toulon’daki “Almanya-Fransa hükümeti istişarelerinde” tartışılmayacağını belirtti.
Öte yandan Şansölye, Avrupa’da yeni bir savaş uçağına ihtiyaç olduğunu vurguladı ve bu konuda bir kararın bu yıl sonuna kadar alınması gerektiğini savundu.
Fakat ertelemenin yenilenmesine yönelik eleştiriler artıyor. Alman Federal Meclisi Savunma Komitesi üyesi Christoph Schmid, bakanlar toplantısından önce uyarıda bulunmuş ve “Toulon’da 2. aşamaya geçme kararı almazsak, her şey giderek zorlaşacak,” demişti.
İkinci aşama, uçmaya uygun prototiplerin geliştirilmesiyle ilgili.
Enerji ortaklığında iyimserlik sürüyor
Merz ve Macron’un başkanlık ettiği Toulon toplantısında bir dizi başka duyuru da yapıldı. Merz ve Macron, savunma, sanayi ve dijital politika gibi alanları kapsayan ve “uluslararası, AB ve ikili düzeylerde” ortak girişimler ve koordineli pozisyonlar geliştirmeyi amaçlayan bir “Fransız-Alman Ekonomi Gündemi” sundu.
Gündem, her iki ülkenin enerji piyasalarını daha iyi entegre etme anlaşmasına odaklanıyor. Alman hükümeti, Fransız nükleer enerji projeleri için AB sübvansiyonlarını engellemeyi durdurmayı kabul etti; Paris ise, İspanya ve Portekiz’den Fransa üzerinden Almanya’ya yeşil hidrojen taşımayı amaçlayan, uzun süredir askıda olan H2Med boru hattını desteklemek istiyor.
Toulon’daki toplantıda, cuma günü yapılan Fransız-Alman Savunma ve Güvenlik Konseyi toplantısının sonuçlarını özetleyen beş sayfalık bir belge de yayınlandı. Belge, Fransa’nın “bağımsız stratejik nükleer kuvvetlerinin” transatlantik ittifakın genel güvenliğine yaptığı önemli katkıyı vurguluyor ve Almanya ile Fransa arasında nükleer caydırıcılık konusunda bir “stratejik diyalog” başlatıldığını duyuruyor fakat FCAS’tan hiç bahsetmiyor.
FCAS’ta Berlin-Paris rekabeti
2017 yılında resmi olarak bir Fransız-Alman projesi olarak duyurulan FCAS, Eurofighter ve Fransız Rafale’nin halefini geliştirmeyi amaçlıyor.
Ayrıca, AB’nin ABD’ye bağımlılığını azaltmak ve üye ülkelerin savunma konularında “ulusal çıkarları bir kenara bırakma” becerilerinin “turnusol testi” olarak kabul ediliyor.
Başlangıçta Almanya ve Fransa, diğer jetler, güdümlü füzeler, insansız hava araçları ve insansız hava aracı sürüleriyle birlikte kullanılabilecek altıncı nesil bir savaş uçağı geliştirmek için güçlerini birleştirmişti.
Fakat başından beri, iki taraf arasında geliştirme ve üretim paylarının dağılımı konusunda anlaşmazlıklar vardı. Anlaşmazlık, Almanya’nın ısrarıyla 2019’da İspanya’nın da projeye dahil edilmesiyle tırmandı. İspanyol Airbus iştiraki de artık projeye dahil olduğu için, bu durum Federal Cumhuriyet’in projedeki ağırlığını artırıyor.
Fransa ise, bir zamanlar Rafale jetlerinin bağımsız geliştirilmesiyle kanıtladığı savunma sanayisinin bağımsız yeteneklerine büyük önem veriyor.
Berlin merkezli Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü (SWP) geçtiğimiz günlerde yaptığı bir değerlendirmede, maliyetinin yaklaşık 100 milyar avro olduğu tahmin edilen FCAS projesi başarısız olursa, gelecekte “Avrupa’da büyük ortak savunma çabaları”nın gerçekleştirilmesinin “giderek daha imkansız” hale geleceğini yazdı.
“Nükleer bağımsızlık” için hedefler gerçekçi mi?
Donald Trump’ın ikinci başkanlığı, Almanya’da Avrupa üzerinde ABD’nin nükleer kalkanının yerine bağımsız bir Avrupa kalkanı kurulması yönündeki sesleri de güçlendirdi.
Bu yılın şubat ayında Merz, “Avrupa’nın ABD’den nükleer açıdan daha bağımsız hale gelmesi” gerektiğini söylemişti.
Fransa, AB içinde kendi nükleer silahlarına sahip tek ülke; Almanya ise ABD ile sadece “nükleer paylaşım” anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma uyarınca, Alman uçakları savaş durumunda Büchel (Eifel) üssünde depolanan ABD nükleer bombalarını bir hedefe taşıyabilir ve orada atabilir.
Şimdiye kadar, Tornado savaş uçakları bu amaçla görevlendirilmişti fakat eskiyen filonun yakında değiştirilmesi gerekecek.
Başlangıçta, Eurofighterlar halef olarak düşünülüyordu fakat bunların ABD nükleer silahlarını taşımak için kullanılması, ABD’nin onayı gerektirecek ve bu da Avrupa savaş uçağının endüstriyel sırlarını ortaya çıkaracaktı.
Bu nedenle Berlin, nükleer paylaşım için ABD’nin F-35 savaş uçağını satın almaya karar verdi.
Öte yandan Fransa, Rafale jetlerinin değiştirilmesi gerektiğinde nükleer silahları için FCAS’ı kullanmak istiyor. Paris, ABD jetlerine başvurmayı düşünmüyor. Bu nedenle FCAS, Fransız nükleer silahlarının Avrupa çapında kullanımı için de vazgeçilmez olacak.
Yeni Avrupa ülkeleri FCAS’a ilgi gösteriyor
FCAS projesi gecikmelerle boğuşsa da, son zamanlarda birkaç Avrupa ülkesi daha projeye katılmak için ilgi gösterdi.
Örneğin Belçika, programa katılmak için adımlar attı. Bu yılın temmuz ayında Belçika hükümeti, FCAS projesine katılmak ve 2026’dan 2030’a kadar geliştirme aşamasına katılmak için 300 milyon avro sağlayacağını vaat eden yeni bir “Stratejik Vizyon 2025” kabul etti.
Fakat Belçika’nın ABD yapımı on bir adet F-35A savaş uçağı satın alma planı, Dassault CEO’su Eric Trappier’in eleştirilerine neden oldu. Trappier, Belçika’nın “F-35 satın alma fikrinden vazgeçmesi” halinde FCAS’a katılmasının “hoş karşılanacağını” söyledi.
Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Belçika hükümetinin “kibirli sanayicilerden ders alamayacağı” için “FCAS projesine ilişkin tutumunu gözden geçireceğini” söyleyerek yanıt verdi.
Öte yandan İspanya, F-35 jetleri satın alma planını askıya almaya karar verdi ve Eurofighter veya FCAS gibi Avrupalı alternatifler arıyor.
Benzer şekilde, İsviçre’deki parlamenterler 36 adet F-35 savaş uçağının satın alınmasının iptal edilmesi için baskı yapıyorlar. Bu, ABD Başkanı Trump’ın İsviçre mallarına yüzde 39 gümrük vergisi uygulama kararına yönelik tepkinin bir parçası.
Son olarak, gelen haberler Portekiz’in de F35 jetlerini satın almamaya karar verebileceğini gösteriyor; Portekiz şu anda FCAS projesine gözlemci olarak katılmakla ilgilendiğini açıkladı.
Avrupa
Polonya kendi uydu ağını kurarak Musk’a bağımlılığı bitirmeyi hedefliyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin Starlink benzeri yerli bir uydu iletişim ağı kuracağını açıkladı. 34. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (MSPO) kapsamında konuşan Tusk, Polonya ve Avrupa’nın güvenliğinin “tek bir kişinin hevesine bağlı kalamayacağını” vurguladı.
Tusk, Polonya haber platformu Wiadomosci’nin aktardığı konuşmasında projenin ciddiyetine dikkat çekti: “Evet, bu bir meydan okuma, bir hayal; ancak kesinlikle boş bir heves değil. Bugün başlattığımız bu sürecin nihai hedefinin Polonya’nın kendi Starlink sistemi olabileceğini ve olacağını ifade ettik.”
Polonya’nın uzay alanında sahiden kayda değer bir ortak olduğunu belirten Tusk, bu girişimin yalnızca milli bir tatmin meselesi taşımadığını dile getirdi. Başbakan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Açık konuşayım: Polonya’nın ve Avrupa’nın güvenliği tek bir kişinin hevesine bırakılamaz. Kendi uydu iletişim sistemimiz olmadan tam bir güvenlikten söz edemeyiz.”
Donald Tusk, yıl sonuna kadar Polonya’nın uzaydan birkaç dakika içinde görüntü aktarabilen dokuz uyduya sahip olacağını kaydetti.
Tusk, savunma fuarında uydu projesinin yanı sıra yeni ağır piyade muharebe aracının adını da duyurdu. “Ayı” (Niedźwiedź) ismi verilen araç, mevcut Borsuk modelinden 12 ton daha ağır bir yapıyla üretildi. Aracın yüksek hareket kabiliyetini koruduğu ve mürettebat korumasını önceliklendirdiği bildirildi.
Polonya basınından Rzeczpospolita gazetesi, ağustos ayında Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin uydu interneti hizmet koşullarını değiştirdiğini yazmıştı.
Yeni kuralların Polonya’yı Avrupa mobil kapsama bölgesinden çıkarması, Polonyalı kullanıcılar açısından maliyet artışı riskini beraberinde getirdi.
Gelişmeler üzerine Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, sosyal medya üzerinden SpaceX’in sahibi Elon Musk’a yönelik bir uyarıda bulundu. Sikorski mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bak Elon Musk, Polonyalı Starlink kullanıcılarına yönelik ayrımcılığı durdur; aksi takdirde hizmetlerin karşılığında sana ödediğimiz yıllık 50 milyon doları yeniden değerlendirebiliriz.”
Ukrayna ordusu, Şubat 2022’de çatışmaların başlamasından bu yana cephede Starlink uydu terminallerini yoğun biçimde kullanıyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için sağlanan Starlink hizmetinin faturasını Polonya Dijitalleşme Bakanlığı karşılıyor.
Geçen yılın mart ayında Musk, Starlink erişiminin kesilmesi halinde Ukrayna’nın cephe hattının çökeceğini ileri sürmüştü. Musk yaptığı paylaşımda, “Benim Starlink sistemim Ukrayna ordusunun omurgasını oluşturuyor. Sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” demişti.
Polonya Dışişleri Bakanı Sikorski ise Musk’ın bu sözlerine karşılık, Ukrayna’daki Starlink bağlantısının masraflarını karşıladıklarını, böyle bir senaryoda yıllık 50 milyon dolar harcayan Polonya’nın farklı hizmet sağlayıcılarına yönelmek zorunda kalacağını belirtmişti.
Avrupa
Leipzig’deki İHA olayında tanık ifadeleri resmi iddialarla çelişiyor

Leipzig/Halle Havalimanı’nda geçen ay düşürülen insansız hava aracına ilişkin çalışan ifadeleri, Almanya’nın Rusya’yı suçlayan resmi anlatımıyla ve basına yansıyan patlayıcı görüntüleriyle uyuşmuyor. Görgü tanığı personel, kargo alanına inen sıradan bir tüketici cihazının elle yakalandığını, patlayıcı taşımadığını ve hemen peşinden özel ekiplerin olağandışı bir hızla sahaya ulaştığını savunuyor.
Almanya basını ile NATO müttefiklerinin yayın organlarında yer alan ve Leipzig Havalimanı sahasına geçen ay Rus ajanları tarafından yerleştirildiği iddia edilen patlayıcı düzeneğe ait fotoğrafların gerçek olmadığına dair ikna edici kanıtlar ortaya çıktı.
Ukraynalı araştırmacı gazeteci Anatoliy Şariy, havalimanı çalışanlarının tanıklıklarına dayandırdığı anlatımında, yayımlanan görsellerin olay yerindeki ilk manzarayla örtüşmediğini, söz konusu hava aracının ise fotoğraf ve video çekimi amacıyla üretilmiş, piyasada kolayca erişilebilen küçük ve ucuz bir tüketici cihazı olduğunu kaydetti.
Şariy’nin 6 Eylül tarihinde X platformunda paylaştığı ayrıntılı aktarım, insansız hava aracının ele geçirilişine ve sonrasındaki resmi müdahaleye bizzat tanıklık eden havalimanı personeline dayanıyor.
The source also draws attention to the situation around the airport following the incident. According to him, police officers are now stationed around the clock near the emergency gate by the S8a, where spotters previously gathered at night and from where drones had periodically…
— Anatolij Sharij (@anatoliisharii) September 6, 2026
Anlatılanlara göre çalışanlardan biri, böylesi bir cihazın kayda değer ilave bir yük taşıyabileceğinden dahi şüphe duyuyor.
Berlin yönetimi ise Leipzig’deki hadiseden doğrudan Moskova’yı sorumlu tutuyor. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, 1 Eylül günü yaptığı açıklamada Rusya’yı işaret ederek şunları söyledi:
“Leipzig’deki saldırı girişimiyle Rus yönetimi, zaten ağır baskı altındaki ikili ilişkilerimize bilinçli şekilde daha büyük zararlar verme kararı almıştır. Federal İçişleri Bakanı’nın az önce dile getirdiği hükümet çizgisi geçerlidir. Almanya güvenliğini koruyor; güvensizlik yaymak isteyen karşı güçlere karşı kendini savunuyor. Federal Hükümet bu nedenle Leipzig’deki hibrit saldırının faili olarak Rusya’ya karşı gerekli adımları atıyor.”
Wadephul, Rusya’nın sergilediği tutumu Avrupa genelindeki eylemlerin bir halkası olarak niteledi:
“Rusya Federasyonu’nun az önce tarif edilen tehlikeli adımları; Avrupa’ya dönük istikrarsızlaştırma, dezenformasyon yayma, tehdit, sabotaj ve saldırganlık girişimlerinin uzun bir zincirini oluşturuyor. Ne yazık ki Almanya da bunun dışında kalmadı. Rus liderliği ülkemize açık bir husumetle yaklaşıyor.”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise aynı gün Rus basınına verdiği demeçte suçlamaları reddederek hadisenin bir kurgu olduğunu savundu. Putin, meselenin iç siyasetle ilişkili olduğunu öne sürdü:
“Bunun büyük ölçüde iç siyasi durumla ilgili olduğuna inanıyorum. Şansölye’nin siyasi pozisyonu karmaşık. Vatandaşları kendisine güvenmiyor. Bunun sebebi de açık; ulusal çıkarları savunmak yerine bunları heba ediyor. Belirgin ekonomik hatalar ortada: İşletmeler kapanıyor, insanlar işlerini kaybediyor, hayat standartları hızla geriliyor. Bu adımı neden attıkları meçhul. Sadece tek bir açıklamaları var: ‘Saldırgan Rusya’ya’ karşı durmak zorundalar. Kanıt mı istiyorsunuz? İşte oraya kendileri yerleştirdi.”
Kuzey Akım boru hattına yönelik sabotaja da değinen Putin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birkaç ay ya da bir yıl önce Alman makamlarının Kuzey Akım boru hattını patlatmakla Rusya’yı suçladığını herkese hatırlatmak isterim. Böylesine tuhaf bir fikir ortaya atmalarına gerçekten şaşırmıştım; zira biz Avrupa’ya gaz satmak istiyorduk. Bugün de gaz sağlamaya hazırız. Yapmaları gereken tek şey düğmeye basmak, bu kararı almak. Ancak ABD yaptırımları ve diğer her şey yüzünden buna cesaret edemiyorlar. Güzel, ama şimdi attıkları adımların ardındaki sebepleri açıklamak zorundalar. Düşen oy oranları ve Saksonya dahil yaklaşan seçimler göz önüne alındığında, Alman iktidar çevrelerinin siyasi geleceği tartışmalı hale geliyor. Bence açıklama tam olarak budur. Bunun yeni bir hata olduğunu ve Alman halkının menfaatleriyle çeliştiğini düşünüyorum.”
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da 6 Eylül’de yaptığı değerlendirmede, Berlin yönetiminin suçlamalarını fiili bir savaş ilanı olarak gördüklerini dile getirdi. Vesti internet sitesinin aktardığına göre Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“Leipzig, havalimanı. Orada bir insansız hava aracı buldular. Rus yapımı olduğunu söylediler, kimse araştırmaya dahi gerek duymadı. Bu durum, özünde gerçek bir savaşın başlangıcıdır. Başkonsolosluğu Bonn’dan çıkardılar, anlaşmayı feshettiklerini ilan ettiler. Berlin’deki Rus Evi kapatılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın, daha doğrusu Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın başlamasından önce de Almanların diplomatik temsilciliklerini kapattığını hatırlıyorum. Merz’in Almanya’yı yeniden Avrupa’nın lider askeri gücü yapma yönündeki tüm açıklamaları hayata geçiriliyor. Aslında bize savaş açıyor. Tarihin dersleri hiç alınmamış. Nazizmin metastazlarının yeniden yüzeye çıktığı görülüyor. Bu tehlikeli bir gelişme. Rus liderliğinin gereken sonuçları çıkaracağına inanıyorum.”
Moskova’dan yazan deneyimli gazeteci John Helmer’ın aktardığı kulis bilgilerine göre bazı Alman kaynaklar, Alman polis ve istihbaratınca izlenen, içine sızılmış yerel muhalif grupların ve aşırı sol yapıların bu olayda kullanılmış olabileceğine işaret ediyor.
Güvenlik birimlerinin hadiseden önceden haberdar olabileceğini öne süren kaynaklar, Kızıl Ordu Fraksiyonu çizgisindeki aşırı sol unsurların askeri üretime müdahale tatbikatları yaptığını savunuyor.
Aynı kaynaklar, Ukrayna tarafının sahip olduğu insansız hava aracı tecrübesiyle Rus parçalarından cihazlar üretip sahte bayrak operasyonu yürütebilecek yetenekte olduğunu ve Kuzey Akım soruşturmasında Almanya’da tutuklanan dalgıçların intikamını alma saikine sahip olabileceğini iddia ediyor.
Hadiseye ilişkin yeni tanıklıkları kamuoyuna taşıyan Ukraynalı gazeteci Anatoliy Şariy, 2012 yılından bu yana sürgünde yaşıyor ve uzun yıllardır çeşitli fiziki saldırıların hedefi durumunda.
Şariy’nin İngilizce kaleme aldığı ve havalimanı tanıklıklarına dayanan haberi şu detayları aktarıyor:
Leipzig/Halle Havalimanı sahası daha önce güvenlik ihlallerine sahne olmuştu. 1 Ağustos 2024 tarihinde “Letzte Generation” (Son Nesil) adlı çevre hareketine mensup yedi eylemci, dış güvenlik çitlerini üç ayrı noktadan keserek havalimanının kısıtlı bölgesine girmişti. Eylemcilerden beşi kendilerini taksi yollarına yapıştırmış, diğer iki kişi ise eylemi gerçekleştiremeden yakalanmıştı. Yaşanan bu olay, yabancı kişilerin gece vakti güvenlik çemberini aşarak uçuş operasyon sahasına erişebildiğini belgelemişti.
Şariy’ye konuşan çalışan, insansız hava aracı hadisesinin kamuoyuna yansıtılandan çok farklı bir seyir izlediğini aktarıyor. Olay, gece saatlerinde DHL uçaklarının bakımının yapıldığı ve Antonov uçaklarının konuşlandığı “Vorfeld 2” bölgesinde, bir kargo uçağının yükleme aşamasında meydana geldi. Havalimanı personeli daha önce de tesis çevresinde uçan cihazlara rastlıyordu. Havalimanı sınırından geçen S8a karayolunun yakınında bir acil çıkış kapısı ile pisti rahat gören bir nokta bulunuyor. Gece saatlerinde havacılık meraklıları iniş ve kalkış yapan uçakları fotoğraflamak için bu alanda toplanıyor. Kaynak, geçmişte bu bölgede çok sayıda insansız hava aracının görüldüğünü, ancak bu araçların insanlara veya uçaklara bu denli yaklaşmadığını dile getiriyor.
Olay gecesi ise yükleme sürerken küçük bir hava aracı kargo uçağının etrafında dönmeye başladı ve bir personelin hemen yanında havada asılı kaldı. Görgü tanığı çalışanlar aygıtın nereden havalandığını göremedi. Cihaz yeterince alçaldığında personel müdahale ederek aracı eliyle yere bastırdı ve pervanelerine hasar vererek etkisiz hale getirdi. Ardından telsizle cihazın zaptedildiğini bildirdi.
Tanık çalışanın asıl dikkat çektiği nokta bundan sonraki süreç oldu. Telsiz anonsunun hemen ardından, yalnızca birkaç dakika içinde polis ekipleri, bomba imha uzmanları, itfaiye personeli, özel bomba imha robotu dahil ağır ekipmanlar ve televizyon ekipleri aprona ulaştı. Havalimanının Leipzig kent merkezine yaklaşık 20 kilometre mesafede yer alması, personelin zihninde soru işaretleri doğurdu. Zira dışarıdan gelen kişilerin doğrudan piste girmesi mümkün değil; güvenlik kontrolünden geçip “Tagesausweis” (günlük giriş kartı) almaları gerekiyor. Kaynak, yalnızca bu onay prosedürünün bile ciddi vakit aldığını, dolayısıyla tam teçhizatlı özel ekiplerin ve kameramanların anonsun hemen peşinden alana ulaşmasının olağandışı bir hız taşıdığını belirtiyor.
Tanık, cihazda patlayıcı veya fünye bulunduğu yönündeki haberleri kesin bir dille reddediyor. Aracı eliyle düşüren personelin hiçbir patlayıcı madde ya da fünye görmediğini aktaran kaynak, basında Çek yapımı Semtex patlayıcı ile servis edilen fotoğrafların sahadaki ilk durumla uyuşmadığını ifade ediyor. İlgili çalışan, haberleri izledikten sonra olayın kamuoyuna sunuluş biçimine tepki gösterse de işini kaybetme endişesiyle sessiz kalıyor.
Olayın ardından havalimanı çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. Daha önce uçak gözlemcilerinin beklediği S8a yolu üzerindeki acil çıkış kapısı çevresinde artık polis ekipleri 24 saat nöbet tutuyor.
Mevcut tablo, hadiseye dair birbiriyle taban tabana zıt iki anlatı ortaya koyuyor: Resmi makamların sunduğu, tehlikeli bir insansız hava aracının tespit edilip acil durum protokollerinin işletildiği anlatım ile sıradan bir sivil cihazın personelce düşürüldüğü ve hemen ardından önceden hazırlanmış izlenimi veren geniş çaplı bir güvenlik ve medya operasyonunun başlatıldığını savunan çalışan anlatımı.
Havalimanı personelinin ifadeleri olayın kesin olarak provokasyon olduğunu tek başına kanıtlamasa da yanıtlanması gereken somut sorular barındırıyor: Telsiz anonsu tam olarak saat kaçta yapıldı; polis, uzmanlar ve gazeteciler hangi saatte arandı; ekipler kısıtlı alana ne zaman ayak bastı; patlayıcıyı ilk kim, hangi aşamada tespit etti; patlayıcı madde düşürüldüğü an cihaza monteli halde miydi; aygıtı ilk hangi görevli inceledi; bomba uzmanları gelmeden önce çekilmiş fotoğraflar mevcut mu ve medya çalışanları aprona nasıl giriş sağladı?
Avrupa
Almanya’da Rus gazı kesintisinin bütçeye faturası 50 milyar euroyu aştı

Rusya’nın sevkiyatı kesmesinin ardından enerji piyasasını dengelemeye çalışan Almanya federal bütçesinden 50,4 milyar euro harcandı. Maliye Bakanlığı verilerine göre kişi başına 600 euroya ulaşan bu fatura, tavan fiyat uygulamasını ve acil yardım paketlerini kapsıyor.
Rusya’nın doğalgaz sevkiyatını kesmesi, Almanya federal bütçesine 50 milyar euroyu aşkın mali yük getirdi.
Alman Bild gazetesinin haberine göre Maliye Bakanlığı, Yeşiller Partisi Federal Meclis Milletvekili Robin Wagener’in soru önergesine verdiği yanıtta krizin faturasını paylaştı.
Resmi belgedeki verilere göre krizin etkilerini sınırlamak için bütçeden 50,4 milyar euro harcandı. Enerji krizine karşı atılan acil yardım ve istikrar adımlarını kapsayan bu bütçe, gaz ve elektrik fiyatlarına tavan getirilmesini, Aralık ayı acil destek paketini ve diğer yardım ödemelerini finanse etti.
Gazete, söz konusu maliyetin kişi başına 600 euroya karşılık geldiğini aktardı.
Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW Berlin) enerji uzmanı Claudia Kemfert, harcamaların büyüklüğünü Almanya’nın Rus gazına duyduğu bağımlılıkla açıkladı.
Kemfert, “Almanya kendisini yaklaşık yüzde 55 oranında Rus gazına dayanan tehlikeli, tek taraflı bir bağımlılığa sürükledi. Rusya sevkiyatı durdurduğunda, bu fiyat şoku ülkeyi bilhassa sert vurdu” değerlendirmesinde bulundu.
Alman Ekonomi Uzmanları Konseyi Üyesi Veronika Grimm, 50 milyar euroluk rakamı “gerçekçi” olarak nitelendirdi ancak krizin fiili sonuçlarının çok daha ağır olduğunu vurguladı.
Grimm, devlet müdahalelerinin iflas dalgasını önlemek ve haneleri aşırı mali yükten korumak adına zorunlu olduğunu belirtti.
Bonn Üniversitesi uzmanı Frank Umbach da yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri harcamaları ve yüksek enerji fiyatlarının getirdiği ek yükler hesaba katılmadığı için bütçeye yansıyan gerçek zararın çok daha yüksek olduğunu kaydetti.
Almanya için Alternatif (AfD) partisinin lideri Alice Weidel, 9 Eylül’de yaptığı açıklamada Kuzey Akım boru hatlarının onarılmasını ve Rus gazına geri dönülmesini talep etti.
Aynı gün Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, “Rus gazı olmadan Alman sanayisi var olamaz” dedi.
2022 öncesinde Rusya, Almanya’nın ithal ettiği ham petrolün üçte birinden fazlasını ve tüketilen doğalgazın yarısından fazlasını sağlıyordu. Reuters ajansı, Almanya’nın Kuzey Akım boru hattının devre dışı kalmasının ardından toparlanmakta güçlük çektiğini yazdı.
İktidar koalisyonundaki Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) eş genel başkanı Lars Klingbeil ise geçen yıl Mart ayında yaptığı açıklamada, ülkenin Rus gazı olmadan yaşamaya alıştığını ve geçmişe dönmeyi düşünmediğini ifade etti.
Klingbeil, Ukrayna’daki çatışmalar sona erse dahi Berlin’in Rusya’dan enerji ithalatına bağımlı kalmaktan kaçınması gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği Konseyi açıklamasına göre AB, Rusya’dan boru hattı yoluyla gaz ithalatını 30 Eylül 2027, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını ise Ocak 2027 itibarıyla tamamen yasaklayacak; mevcut sözleşmeler için tanınan geçiş süreci de bu tarihlerde sona erecek.
Yasağa karşı çıkan Macaristan ve Slovakya, Rus yakıtını ithal etmeyi sürdürüyor ve her iki ülke kısıtlamaları iptal ettirmek üzere Avrupa Adalet Divanı’nda dava açtı.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












