Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya’da sağda da yeni bir parti geliyor

Yayınlanma

Almanya’da Sahra Wagenknecht ve arkadaşlarının Sol Parti’den ayrılarak yeni partilerini (BSW) kurmalarının ardından, Hıristiyan Birlik’te (CDU) parti içi muhalefeti temsil eden eski Federal Anayasa Koruma Teşkilatı (BvF) Başkanı Hans-Georg Maaßen de yeni parti sinyali verdi.

CDU içerisinde Werteunion (Değerler Birliği) isimli bir platformun liderliğini yapan Maaßen, CDU’nun ‘muhafazakâr çekirdeğini’ temsil ettiğini iddia ediyor ve partiyi ‘daha muhafazakâr’ bir duruş sergilemeye zorluyordu.

Maaßen hâlâ CDU üyesi olsa da hakkında üyelikten ihraç soruşturması devam ediyor. Maaßen, yeni partiyle ilgili ilk açıklamalarında diğer siyasi güçlerle tartışmaya açık olduğunu gösterdi. Welt TV kanalına verdiği röportajda, Thüringen’de AfD ile koalisyon kurup kurmayacağı sorulduğunda, “Soldan sağa herkesle konuşacağız. Bir anlaşmaya varılıp varılmayacağı henüz belli değil,” cevabını verdi.

Maaßen, AfD ile koalisyon kurulmayacağına ilişkin diğer partilerden gelen ‘güvenlik duvarı’ tutumu ile ilgili olarak da “Ben güvenlik duvarı bilmeyen biriyim,” demişti.

Partinin akıbeti 20 Ocak’ta belli olacak

Maaßen, ‘partiyi daha muhafazakâr kılma’ stratejisinde büyük ölçüde başarısız olduğu için, perşembe günü yaptığı açıklamada, Werteunion üyelerinin kendi parti platformlarında seçime girmek için CDU’dan ayrılıp ayrılmama konusunda oy kullanacaklarını duyurmuştu.

Maaßen’e göre, Değerler Birliği’nin 20 Ocak’taki Erfurt’ta yapılacak genel kurulunda isim haklarının yeni kurulan bir partiye devredilip devredilmeyeceğine karar verilecek. Bu, CDU ve CSU’dan ayrılmak yönünde atılan ilk adım olacak.

Üyeler yeni bir örgüt kurmaya karar verirse, Değerler Birliği yeni parti için bir destek derneği haline gelecek. Maaßen, daha sonra bir kurucu parti konferansı ve Federal Geri Dönüş Görevlisine (Bundeswahlleiter) kayıt yapılacağını duyurdu. Bundeswahlleiter, Almanya’da federal seçim işlerinden sorumlu daire.

Almanya’da ‘AfD ile CDU arası yeni bir parti’ arayışı

Göç meselesinde ‘orantı duygusu olan bir politika’

Maaßen, Welt’e verdiği demeçte, “Sahra Wagenknecht’te ve aynı zamanda AfD’de fark ettiğim şey, Almanya’da yaşadığımız sorunlar hakkında açık ve özgürce konuşmaları ve bazılarına çok yakından katılıyorum,” dedi ve farklılıkların ancak önerilen çözümler söz konusu olduğunda ortaya çıktığını da sözlerine ekledi.

Maaßen, Değerler Birliği’nin Almanya’ya tüm göçü durdurmaktan yana olmadığını söyledi ve ‘orantı duygusu olan bir politikayı’ savunduğunu kaydetti.

Değerler Birliği’nin göçle ilgili tutum belgesi, diğer şeylerin yanı sıra, son birkaç yıldaki göç hareketlerinin ‘geriye dönük olarak ve gelecekte’ düzeltmek istedikleri istenmeyen bir gelişmeyi temsil ettiğini belirtiyor. Değerler Birliği, özellikle, artık koruma statüsü olmayan insanlara ‘tahammül etmek’ istemiyor.

Maaßen ve ekibine göre, göçmenlik yasasına göre veya siyasi olarak zulüm gören bir kişi olarak kalma hakkı olmayan herkes ülkeyi terk etmeli. Bu görevi yerine getirmek için Alman ordusunun kullanılması da gündeme gelebilir.

Değerler Birliği, iklim ve enerji gibi konular söz konusu olduğunda, iklimin bin yıllardır değiştiğini ve bu değişimi durdurmanın mümkün olmadığını savunurken, trafik lambası koalisyonunun vazgeçtiği nükleer enerjiye geri döneceğini söylüyor.

Değerler Birliği’nin üye sayısı belli değil. Maaßen 4.000’den fazla kişiden bahsediyor ama bunların kaçının CDU’ya üye olduğu da belli değil. Maaßen’e göre, dernek geçen yıl diğer partilerin üyelerinin de kabul edilebileceğine karar vermişti.

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Yayınlanma

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.

Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.

Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.

Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.

Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English