Bizi Takip Edin

Amerika

Anket: ABD kamuoyu, İran konusunda Trump’ın kararlarına güvenmiyor

Yayınlanma

Cenevre’de başlayan nükleer görüşmeler öncesinde yayımlanan AP-NORC anketi, ABD kamuoyunun İran’ın nükleer programını ciddi bir tehdit olarak görmeye devam ettiğini ortaya koydu. Ancak çalışma, Amerikalıların büyük çoğunluğunun Başkan Donald Trump’ın yurt dışındaki askeri güç kullanımı ve nükleer silah kararlarına yönelik düşük güven duyduğunu gösteriyor.

ABD ve İran Cenevre’de yeni tur nükleer görüşmelere başlarken, AP-NORC tarafından yapılan anket çalışması Amerikalı yetişkinlerin İran’ın nükleer faaliyetlerini tehdit olarak görmeyi sürdürdüğünü ancak Başkan Donald Trump’ın askeri güç kullanımına dair takdir yetkisine güvenmediğini ortaya koydu.

The Associated Press-NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi’nin verilerine göre, her iki Amerikalıdan biri İran’ın nükleer programının Amerika Birleşik Devletleri için doğrudan bir tehdit oluşturmasından “aşırı” veya “çok fazla” endişe duyuyor.

Ankete katılanların yaklaşık yüzde 30’u “orta düzeyde” endişe taşırken, yalnızca yüzde 20’lik bir kesim bu konuyu “pek endişe verici değil” veya “hiç endişe verici değil” şeklinde nitelendiriyor.

Anket çalışması, 19-23 Şubat tarihlerinde, ABD ile İran arasında Ortadoğu’daki askeri tansiyonun yükseldiği bir dönemde gerçekleştirildi.

Washington, İran’ın nükleer programını kısıtlayacak ve nükleer silah geliştirmesini engelleyecek bir anlaşma arayışını sürdürüyor.

Tahran ise nükleer silah peşinde olmadığını belirtiyor ve şimdiye kadar kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeyi durdurma veya yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etme taleplerine direnç gösteriyor.

Trump’ın askeri müdahale tehditleri kamuoyunda karşılık bulmuyor

İlk başkanlık döneminde İran ile yapılan nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilen Trump, Tahran’ı atomik programını kısıtlamaya zorlamak için defalarca askeri güç kullanma tehdidinde bulunmuştu.

Trump, haziran ayındaki 12 günlük savaşın ardından ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri bombaladığını ve bu programı “yerle bir ettiğini” iddia etmişti.

Tahran ise bu tür eylemlere kendi saldırısıyla yanıt vereceğini açıklamıştı. Ayrıca Trump, protestocuların öldürülmesi nedeniyle de İran’ı tehdit etmişti.

Tahran’ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin başarısız olması ihtimaline karşı her iki ülke de savaşa hazır oldukları sinyalini verirken, ABD, Ortadoğu’da son on yılların en büyük askeri gücünü konuşlandırdı.

Trump’ın kararlarına duyulan güven düşük seviyede

Amerikalıların yüzde 61’i İran’ı ABD’nin “düşmanı” olarak tanımlıyor; bu oran Eylül 2023’te yapılan Pearson Enstitüsü/AP-NORC anketine göre hafif bir artış gösterdi.

Fakat yeni anket, halkın başkanın hasım ülkelerle ilişkiler ve yurt dışındaki askeri güç kullanımı konusundaki muhakemesine olan güveninin düşük olduğunu gösteriyor.

Amerikalıların yalnızca yaklaşık yüzde 30’u Trump’a bu konularda “çok fazla” veya “oldukça fazla” güvendiğini belirtiyor.

Hatta genç Cumhuriyetçiler başta olmak üzere bazı Cumhuriyetçi seçmenlerin dahi, Trump’ın bu kritik meselelerde doğru seçimler yapma kabiliyetine dair çekinceleri bulunuyor.

Cumhuriyetçi seçmenler arasında kuşak farkı dikkat çekiyor

Trump yönetimi bu yıl Umman’ın ara buluculuğunda İran ile iki tur nükleer görüşme gerçekleştirdi; üçüncü turun ise perşembe günü başlaması bekleniyor.

Geçen yıl yapılan benzer görüşmeler, İsrail’in başlattığı ve haziran ayında 12 günlük savaşa dönüşen süreç nedeniyle kesintiye uğramıştı.

Trump, salı gecesi yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, “Onlarla müzakere halindeyiz” diyerek, İran’ın anlaşma yapmak istediğini ancak “Asla nükleer silahımız olmayacak” şeklindeki kesin sözleri henüz duymadıklarını belirtti.

AP-NORC anketi, Amerikalıların Trump’ın dış çatışmalardaki kararları konusunda ciddi çekinceleri olduğunu gösteriyor.

Yetişkinlerin yalnızca yüzde 30’u Trump’ın askeri güç kullanımı, hasım ülkelerle ilişkiler veya nükleer silah kullanımı konusundaki kararlarına güven duyuyor. Katılımcıların yarısından fazlası başkana bu konularda “çok az” güveniyor veya “hiç” güvenmiyor.

Cumhuriyetçilerin yüzde 60’ı Trump’a yüksek düzeyde güven duyarken, Demokratların yaklaşık yüzde 90’ı güveninin düşük olduğunu ifade ediyor.

Ancak genç Cumhuriyetçiler (45 yaş altı), yaşlı Cumhuriyetçilere kıyasla Trump’ın askeri güç kullanımı konusundaki kararlarına daha az güvenme eğilimi gösteriyor.

Nükleer program partiler üstü bir endişe kaynağı olmayı sürdürüyor

Amerikalı yetişkinlerin yüzde 48’inin İran’ın nükleer programını doğrudan bir tehdit olarak görmesi, Temmuz 2025’teki anket verileriyle paralellik gösteriyor. Bu durum, iki ülke arasındaki son askeri gerilimlere rağmen Amerikalıların görüşlerinin değişmediğine işaret ediyor.

Haziran ayındaki savaştan önce İran, uranyumu silah saflığına teknik olarak çok yakın olan yüzde 60 oranında zenginleştiriyordu.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), dünyada nükleer silaha sahip olmayıp bu seviyede zenginleştirme yapan tek ülkenin İran olduğunu iddia etmişti.

Cumhuriyetçilerin yüzde 56’sı İran’ın nükleer programından ciddi endişe duyarken, bu oran Demokratlarda yüzde 44 seviyesinde seyrediyor.

Genç kuşaklar İran tehdidine daha mesafeli yaklaşıyor

Amerikalılar genel olarak İran hakkında olumsuz bir görüşe sahip olsa da bu durum yaşlı kuşaklarda daha belirgin şekilde görülüyor.

Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60’ı İran’ı “düşman” olarak görürken, yaklaşık yüzde 30’u iki ülkenin “dost olmadığını ancak düşman da olmadığını” belirtiyor.

45 yaş altı Amerikalıların yalnızca yarısı İran’ı düşman olarak tanımlarken, 45 yaş ve üzeri grupta bu oran yüzde 70’e çıkıyor.

İran’ın nükleer programına ilişkin endişelerde de benzer bir kuşak farkı bulunuyor; gençlerin üçte biri yüksek düzeyde endişe taşırken, yaşlı Amerikalılarda bu oran yüzde 60’a ulaşıyor. Uzmanlar, on yıllardır süregelen nükleer gerilimlerin yaşlı kuşakların algısını şekillendirdiğini kaydediyor.

Amerika

SpaceX hisseleri bir günde yüzde 10 değer kaybetti

Yayınlanma

Elon Musk’ın uzay şirketi SpaceX’in hisseleri, şirketin tarihindeki ilk yatırım yapılabilir tahvil ihracını duyurmasının ardından bir günde yüzde 10 değer kaybetti. Şirketin piyasa değeri yaklaşık 225 milyar dolar gerilerken, en az 20 milyar dolarlık tahvil ihracıyla köprü kredinin kapatılması hedefleniyor.

Elon Musk’ın uzay şirketi SpaceX’in hisseleri bir günde yüzde 10 değer kaybederek 166,17 dolara geriledi.

The Wall Street Journal gazetesinin aktardığı gelişmeyle birlikte, şirketin piyasa kapitalizasyonu yaklaşık 225 milyar dolar azaldı.

Bloomberg’in haberine göre SpaceX, 22 Haziran’da tarihindeki ilk yatırım yapılabilir tahvil ihracını duyurdu. Şirketin, mevcut bir köprü krediyi kapatmak amacıyla en az 20 milyar dolar değerinde borç senedi ihraç etmesi bekleniyor.

Sürece yakın bir kaynağın aktardığı bilgilere göre, aralarında Goldman Sachs Group Inc. şirketinin de bulunduğu aracı bankalar, pazartesi günü yatırımcılarla telefon konferansları düzenleyecek. Bu görüşmelerin ardından, vadeleri 5 ila 30 yıl arasında değişen tahvillerin satışının gerçekleştirilmesi öngörülüyor.

SpaceX’in tahvil ihracına ilişkin hazırladığı ve Bloomberg tarafından incelenen memorandumda şirketin hedefleri şu ifadelerle yer aldı:

“Misyonumuz, evrenin gerçek doğasını anlamak, bilincin ışığını yıldızlara yaymak ve yaşamın birden fazla gezegende var olması için gerekli sistem ve teknolojileri yaratmaktır.”

Haziran ayında gerçekleştirdiği halka arz sürecinde 85 milyar dolardan fazla kaynak yaratan SpaceX’in piyasa değeri, halka arzın ardından 2,9 trilyon doları aşmıştı.

Bu yükselişle bir süreliğine Microsoft ve Amazon’u geride bırakarak dünyanın en değerli ilk dört halka açık şirketi arasına giren SpaceX’in piyasa değeri, o dönem ulaştığı haftalık zirve noktasına göre yaklaşık 550 milyar dolar gerilemiş oldu.

İngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak

Okumaya Devam Et

Amerika

Kolombiya Devlet Başkanı: İsrail seçimlere müdahale etti

Yayınlanma

Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, İsrail’in ulusal seçim kayıt sisteminin yazılımını ele geçirerek seçimlere müdahale ettiğini öne sürdü. Sunucuların IP adreslerinin değiştirildiğine dair kanıt bulunduğunu savunan Petro, oyların tüm sandıklarda yeniden sayılmasını talep etti.

Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, İsrail’in ulusal seçim kayıt sisteminin yazılımını ele geçirerek seçimlere müdahale ettiğini öne sürdü. Petro, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, sunucuların IP adreslerinin değiştirildiğine dair kanıt bulunduğunu ve bunun sisteme dışarıdan müdahale edildiğini gösterdiğini savundu.

Petro, yazılımın güvenlik açığına ilişkin ilk uyarıyı 2018 yılında yaptığını belirtti. Danıştay’ın o dönem aldığı karar uyarınca yazılımın kamuya açık bir sistemle değiştirilmesi gerektiğini hatırlatan Petro, uzman denetimi talep ettiğini ancak seçim kayıt yetkilisinin buna izin vermediğini söyledi.

Kolombiya Devlet Başkanı, “Bugün Ulusal Seçik Kaydı’na ait birkaç sunucunun IP adreslerinin değiştiğine dair kanıtımız var. Bu, yazılımın ele geçirildiği ve sandık verilerini başka birinin kaydettiği anlamına geliyor. Dünyada bunu yapabilecek tek ülke İsrail devletidir” ifadelerini kullandı.

Petro, seçim yazılımına yönelik uzman incelemesi yapılmasını ve tüm sandıklardaki oyların yeniden sayılmasını talep etti.

Halka sükunet ve soğukkanlılık çağrısında bulunan Petro, vatandaşların gerçek iradesini yansıtan titiz ve doğru bir sayım yapılmasını sağlamak gerektiğini vurguladı.

İlk sonuçlara göre Kolombiya’da sağcı aday De la Espriella başkan seçildi

BlackCore soruşturmaları

Seçimlere müdahale iddiaları daha önce İsrailli BlackCore şirketine yöneltilmişti. Reuters’ın Mayıs ayı sonunda bildirdiğine göre Paris Savcılığı, mart ayında yapılan yerel seçimlerde Boyun Eğmeyen Fransa partisinden üç adayın mağdur olduğu müdahale vakasına ilişkin soruşturma başlatmıştı.

Fransa’nın yabancı müdahaleyle mücadele birimi Viginum, söz konusu operasyonun arkasında kendisini “etki, siber teknoloji ve teknoloji alanında elit şirket” olarak tanımlayan İsrailli BlackCore’un bulunduğu sonucuna varmıştı.

Viginum, 12 Haziran’da yaptığı açıklamada BlackCore’un başka ülkelerdeki benzer operasyonlarla da bağlantılı olduğunu bildirdi. Birim, şirketin 2025 yılında İskoçya seçimleri ve New York belediye seçimleri sırasında da faaliyet gösterdiğini, ayrıca Angola ve Togo’da “dijital müdahale” operasyonları yürüttüğünü belirtti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Küresel tahmin piyasaları devasa boyutlar kazandı

Yayınlanma

İnsanların gerçek dünyadaki olayların sonuçları üzerine bahis yapmalarına olanak tanıyan tahmin piyasaları, son birkaç yılda popülaritesinde patlama yaşadı.

Görünüşe göre pek çok kişi, seçimler, Kuala Lumpur’daki hava sıcaklığı ve Elon Musk’ın bir hafta içinde ne sıklıkla tweet atacağı gibi konularda bahis yapmak için can atıyor.

Kalshi, ABD tahmin piyasasının %90’ından fazlasını kontrol ediyor ve yıllık geliri 1,5 milyar doları aşıyor.

Pew Araştırma Merkezi’nin dijital varlık şirketi The Block’tan elde ettiği verileri analizine göre, Kalshi ve diğer büyük oyuncu Polymarket’e bakıldığında, bu iki şirketin toplam küresel işlem hacmi şu şekildeydi: Eylül 2025’te 4,5 milyar dolar; Nisan 2026’da 24 milyar dolar civarında.

Kalshi ve Polymarket’in milyonlarca kullanıcısı var fakat sadece çok küçük bir yüzde büyük kazanç elde ediyor.

Örneğin Wall Street Journal’ın yaptığı bir analizde şunlar ortaya çıktı:

  • Polymarket’in kârının yüzde 67’si, hesapların sadece %0,1’ine gidiyor.
  • Ortalama bir Polymarket kullanıcısı 1 ile 100 dolar arasında para kaybetmiş. En alt %10’luk dilimdeki kullanıcılar ise kişi başına yaklaşık 4.000 dolar zarar etmiş.
  • Şirketin açıklamasına göre, para kazanan her bir Kalshi kullanıcısına karşılık 2,9 kâr etmeyen kullanıcı düşüyor.

Bu kadar yüksek bir hacmi görmezden gelmek zor. Wall Street Journal’a göre, yatırımcıların ilgisi Kalshi’nin değerlemesini aralık ayındaki 11 milyar dolardan yaklaşık altı ay sonra 22 milyar dolara çıkardı.

The Information’a göre ise, 2024 yılında 350 milyon dolar değerinde olduğu bildirilen Polymarket, son zamanlarda 15 milyar dolarlık bir değerlemeyle fon toplamak üzere görüşmeler yapıyordu.

Morning Consult’un bir araştırmasına göre, ortalama tahmin piyasası kullanıcısı genç kesime ağırlık veriyor ve kullanıcıların %71’i erkek. Pew’e göre spor, kripto para ve siyaset en popüler konular.

Yatırım şirketi Bernstein, tahmin piyasasındaki işlem hacminin 2030 yılına kadar yıllık 1 trilyon dolar seviyesine ulaşacağını öngörüyor

Öte yandan tahmin piyasalarında hâlâ “içeriden bilgi ticareti” (inside trading) en önemli kapı olarak görülüyor. 

Örneğin bir ABD Ordusu Özel Kuvvetler askeri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalama planlarına ilişkin gizli bilgilerini kullanarak Polymarket işlemlerinden 400 bin dolar kazandığı iddiasıyla yargılanacak.

Bir Google çalışanı ise, şirketin iç verilerine erişim hakkını kullanarak Google’da en çok aranan terimlere bahis oynadığı iddiasıyla yakın zamanda dolandırıcılık suçlamasıyla karşı karşıya kaldı.

Kalshi, işverenin videolarıyla ilgili bahisler yaptığı gerekçesiyle bir MrBeast editörüne 20 bin dolar para cezası kesti.

Ne var ki uzmanları ve kamuoyunu şüpheye düşüren şüpheli işlemler her zaman soruşturmaya yol açmıyor.

Örneğin Bloomberg, birbiriyle bağlantılı gibi görünen yeni açılmış birçok Polymarket hesabından yapılan ve zamanlaması dikkat çeken birkaç İran savaşı bahsinin 1 milyon dolar kâr sağladığını bildirdi.

Hem Kalshi hem de Polymarket, içeriden bilgi ticareti yaptıkları gerekçesiyle kullanıcılara para cezası verdi ve hesaplarını dondurdu.

Kalshi ise yakında hassas işlemler yapabilmek için kullanıcıların işveren bilgilerini paylaşmalarını zorunlu kılacak.

Gelgelelim eleştirmenler bunun yeterli olmadığını söylüyor. Bir grup Demokrat senatör, tahmin piyasalarını düzenlemekten sorumlu federal kurum olan Emtia Vadeli İşlemler Komisyonunu (CFTC), izin verilen bahis türlerini sınırlayarak içeriden bilgi ticaretiyle mücadele etmeye çağırdı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English