Bizi Takip Edin

Amerika

Anket: Trump’ın onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesine geriledi

Yayınlanma

Reuters/Ipsos tarafından yayımlanan yeni anket, Başkan Trump’ın onay oranının, Papa 14. Leo ile yaşadığı gerilim ve İran ile devam eden çatışmaların gölgesinde ikinci döneminin en düşük seviyesine indiğini ortaya koydu. Araştırma, katılımcıların büyük çoğunluğunun Trump’ın mizaç kontrolüne sahip olmadığını düşündüğünü ve yaklaşık yarısının başkanın akli melekelerinin kötüleştiği görüşünde birleştiğini gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın onay oranı, Papa 14. Leo ile karşılıklı açıklamaları ve İran ile süregelen çatışmaların etkisiyle ikinci döneminin en düşük noktasına geriledi.

Bu hafta yayımlanan Reuters/Ipsos anketi, Trump’ın görev onay oranının yüzde 36 düzeyinde kaldığını belirledi. Bu sonuç, geçen ayın sonundaki verilerle benzerlik gösterirken, mart ayı başındaki yüzde 40’lık oranın altında bir tablo ortaya koydu.

Ankette katılımcıların başkana yönelik memnuniyetsizlik oranı yüzde 62 olarak kaydedildi. Bu veri, Trump’ın ikinci dönemindeki en yüksek memnuniyetsizlik seviyesi olarak kayda geçerken, geçen ayın sonundan bu yana değişmeden kaldı.

Araştırma, Trump’ın İran’a yönelik askeri hamlelerine verilen desteğin de zayıfladığını gösterdi. Bu ayın başında yapılan ayrı bir ankette yüzde 36 olan destek oranı, son verilerde yüzde 35’e geriledi.

Kamuoyundaki bu aşağı yönlü seyir, NBC News Decision Desk tarafından yayımlanan son verilerle de paralellik gösteriyor. NBC News anketi, katılımcıların yüzde 37’sinin Trump’ın başkanlık performansını onayladığını ortaya koydu.

Aynı araştırma, başkana “kesinlikle onay verenlerin” oranının bir yıl önceki yüzde 26 seviyesinden yüzde 20’ye düştüğünü; “kesinlikle onaylamayanların” oranının ise geçen nisan ayındaki yüzde 42’den yüzde 50’ye yükseldiğini belgeledi.

Trump’ın Papa ile yaşadığı tartışma ve İran medeniyetini “tamamen yok etmeye” yönelik ağır tehdit içeren ifadeleri de anket sonuçlarına yansıdı. Katılımcıların yüzde 71’i Trump’ın mizaç kontrolüne sahip olmadığını ifade ederken, aksi görüşte olanların oranı yüzde 26’da kaldı.

Cumhuriyetçi seçmenler, Trump’ın mizaç kontrolüne sahip olduğunu yüzde 53 oranında belirtirken, yüzde 46’lık bir kesim bu görüşe katılmadı. Demokratların yüzde 92’si başkanın mizaç kontrolü olmadığını dile getirirken, yüzde 7’si bu değerlendirmeye karşı çıktı.

Bağımsızların ise yaklaşık dörtte üçü Trump’ın mizaç kontrolüne sahip olmadığını belirtti; bu grupta başkanın mizaç yapısını olumlu bulanların oranı yüzde 18 oldu.

Ankette 79 yaşındaki başkanın akli melekelerindeki kötüye gidiş de sorgulandı. Amerikalı yetişkinlerin yüzde 51’i bu durumun kötüleştiğini düşünürken, yüzde 40’ı zihinsel zindeliğin aynı kaldığını ifade etti. Katılımcıların yüzde 6’sı ise durumun daha iyiye gittiğini kaydetti.

Parti bazlı dağılıma bakıldığında; Cumhuriyetçilerin yüzde 14’ü, Demokratların yüzde 85’i ve bağımsızların yüzde 54’ü başkanın zihinsel keskinliğinin azaldığını bildirdi.

Cumhuriyetçilerin yaklaşık üçte ikisi zihinsel keskinliğin değişmediğini savunurken, bu görüşü paylaşanların oranı Demokratlarda yüzde 12, bağımsızlarda ise yüzde 35 oldu.

Araştırma sonuçları, Cumhuriyetçilerin yüzde 13’ünün, Demokratların yüzde 2’sinin ve bağımsızların yüzde 4’ünün Trump’ın zihinsel zindeliğinin geliştiğine inandığını gösterdi.

Anket verileri ayrıca, Papa 14. Leo’nun yüzde 60 ile ABD kamuoyunda Trump’a kıyasla daha olumlu bir algıya sahip olduğunu ortaya koydu.

İran ile yaşanan çatışmaya yönelik tutumun ise olumsuz bir eğilimde olduğu görüldü; zira katılımcıların yalnızca yüzde 25’i düzenlenen saldırıların ABD’yi daha güvenli kılacağını ifade etti.

Bu gelişmeler yaşanırken, Trump yönetimi yetkililerinin İranlı isimlerle yapılacak ikinci tur görüşmeler için Pakistan’ın İslamabad kentine gitmesi bekleniyor.

İran ile ABD arasındaki 14 günlük ateşkes için çarşamba günü dolacak olan süre yaklaşırken, müzakerelerin tam olarak ne zaman gerçekleştirileceği belirsizliğini koruyor.

15-20 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Reuters/Ipsos anketi, 4 bin 557 katılımcıyla tamamlandı. Araştırmanın hata payı 2 puan olarak açıklandı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English