Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa, Ukrayna’ya göndereceği barış gücü için asker bulmakta zorlanıyor

Yayınlanma

Avrupa ülkeleri, Ukrayna’ya güvenlik garantisi sağlamak amacıyla bir askeri birlik gönderme planı üzerinde çalışsa da, yeterli sayıda asker bulmakta, yetki ve finansman konularında büyük zorluklarla karşılaşıyor.

Avrupalı liderlerin, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’ye olası barış müzakerelerinde daha güçlü bir pozisyon sağlamak için bir hafta içinde güvenlik garantilerini içeren bir plan sunma taahhüdüne rağmen, bu planın hayata geçirilmesi zor görünüyor. Planın uygulanması için gerekli asker sayısı, yetki ve finansmanın sağlanmasında ciddi engellerle karşılaşılıyor.

Bloomberg‘in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, 19 Ağustos’ta düzenlenen Avrupa liderleri toplantısında, askeri operasyonlar sona erdikten sonra Ukrayna’ya bir askeri birlik gönderilmesi konusu ele alındı. Bu birliğe İngiltere ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu yaklaşık 10 ülkenin asker sağlaması öngörülüyor.

Aynı gün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa’nın İngiliz, Fransız, Alman, Türk ve diğer ülke askerlerinden oluşacak “destek güçlerini” karada, havada ve denizde operasyonlar yürütmek üzere konuşlandırmaya hazır olduğunu belirtti. ABD’nin Ukrayna’ya asker göndermeyeceğini söyleyen Donald Trump ise Ukrayna topraklarına ilk ayak basacak askerlerin “Fransa ve Almanya’dan, bu ikiliden ve İngiltere’den” olacağını ifade etti.

Ancak Politico dergisinin Avrupalı yetkililerle yaptığı görüşmeler, planla ilgili çok sayıda sorunun yanıtsız kaldığını ortaya koyuyor. Hangi ülkelerin asker göndereceği, askerlerin konuşlanma koşulları, olası bir saldırıya nasıl karşılık verileceği ve maliyetin kim tarafından karşılanacağı gibi konular belirsizliğini koruyor.

İngiltere, Ukrayna’ya 30 bin asker gönderme planından vazgeçti

“Askerlerin muharebe yetkisi olmalı”

Politico‘ya konuşan bir Avrupalı güvenlik yetkilisi, askeri birliğin Rusya’dan gelebilecek bir saldırıya karşı kendini koruyabilmesi için en azından “muharebe yetkisine” sahip olması gerektiğini söyledi.

Yetkili, barış anlaşmasının ihlallerini denetleme görevinin ise Ukraynalı askerlere ait olacağını belirtti. Fransız yetkililer ise asker gönderme konusunda “teorik tartışmalardan” kaçınılması uyarısında bulundu.

Koalisyonun liderleri olarak öne çıkan Macron ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın, ülkelerinin dünya sahnesindeki rolünü kanıtlama isteği bulunuyor.

Ancak her iki liderin de iç politikadaki konumları zayıflamış durumda. Bir AB diplomatı, “Macron ve Starmer’ın siyasi olarak ne kadar zayıf oldukları düşünüldüğünde, bu planın nasıl hayata geçirileceğini anlamak kolay değil,” diye konuştu ve her iki ülkede de ekonomik durumun zorlu olduğuna dikkat çekti.

Almanya’nın asker yetersizliği

Almanya, plana destek konusunda kendine özgü zorluklarla karşı karşıya. Cumhurbaşkanı Friedrich Merz’in göreve başlamadan önce Federal Meclisten silahlı kuvvetlere büyük fonlar ayıran bir yasayı geçirmesine rağmen, Alman ordusunun mevcudunu artıracak bir reform henüz başlamadı.

Alman ordusu (Bundeswehr) şu anda 182 binden biraz fazla askerden oluşuyor. Bu yıl Litvanya’da kalıcı olarak konuşlandırılmaya başlanan zırhlı tugay bile kademeli olarak oluşturuluyor. Vilnius yakınlarına ilk etapta sadece 150 asker gönderilirken, bu sayının yıl sonuna kadar 500’e, muharebeye hazır 5 bin askere ise ancak 2027’de ulaşması bekleniyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ülkesinin Ukrayna için de yeterli askere sahip olmayabileceğini dile getirdi. Merz ise bu konuda kesin bir yanıt vermek için henüz erken olduğunu ve konunun koalisyon ortaklarıyla tartışılması gerektiğini söyledi. Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Partinin savunma bütçesi denetiminden sorumlu Federal Meclis temsilcisi Andreas Schwarz, Politico‘ya yaptığı açıklamada asker gönderme kararının başbakan tarafından değil, parlamento tarafından alınması gerektiğini vurguladı.

Ordunun asker sayısının yetersizliğine işaret eden Schwarz, “Büyük bir askeri birlik için askerimiz yok. Küçük bir birliği bile konuşlandırmak zor olacak,” dedi.

Deutsche Welle‘nin haberine göre, Almanya’daki muhalefet partilerinden sağcı Almanya için Alternatif ve soldaki Sol Parti de Alman askerlerinin Ukrayna’ya gönderilmesi fikrine karşı çıkıyor.

Macron: Avrupa, Ukrayna için yeni diplomasi aşamasına geçmeli

Polonya asker göndermiyor, İtalya savunma paktı öneriyor

Avrupa’nın en büyük ordusuna sahip Polonya, lojistik destek sağlamaya hazır olduğunu belirtmekle birlikte asker göndermeyi reddediyor.

Politico‘ya konuşan üst düzey bir Polonyalı yetkili, “Polonya’nın kendi stratejik ikilemi var: Rusya ve Belarus’la sınırı olduğu için, bir saldırıyı önlemek için gereken güçleri zayıflatamaz,” ifadelerini kullandı.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise asker göndermek yerine Ukrayna’ya bir savunma paktı teklif etmenin daha mantıklı olduğunu savunuyor.

Corriere Della Sera‘nın aktardığına göre Meloni, “Rusya’nın 1,3 milyon askeri var; bu görevle başa çıkmak için kaç asker göndermeliyiz?” diye sordu. Bu nedenle Meloni, Macron’un fikri yerine, NATO’nun 5. maddesine benzer şekilde Ukrayna’ya ortak savunma garantileri verilmesini önerdi.

Meloni, “Eğer askerlerimizden biri ölürse, gözümüzü mü kapatacağız, yoksa tepki vermek zorunda mı kalacağız? Eğer tepki verirsek, bu açıkça NATO’nun tepki vermesi gerekeceği anlamına gelir. O zaman da [5. madde] hükmünü hemen etkinleştirebiliriz,” diye konuştu.

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Yayınlanma

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.

Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.

Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.

Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.

Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English