Rusya
Avrupa’nın Türk Akımı üzerindeki hukuki baskısı nasıl aşıldı?

Rus gazını Avrupa’ya taşıyan Türk Akımı boru hattının işletmecisi, Hollanda mahkemesinin haciz kararının ardından merkezini Macaristan’a taşıma kararı aldı. Budapeşte yönetimi, Rus gazının sevkiyatı için Türkiye’den güvenlik garantisi aldığını ve hattın işleyişinin süreceğini duyurdu.
Avrupa’nın Rusya’dan doğalgaz akışını sağlayan ve faaliyette kalan tek boru hattı olan Türk Akımı üzerindeki hukuki baskı, işletmeci şirketin merkezini taşıma kararıyla yeni bir boyut kazandı.
Boru hattının Avrupa topraklarına girmemesi ve deniz kısmının Ankara’nın kontrolünde olması nedeniyle fiziksel müdahalede bulunamayan Avrupa ülkeleri, süreci hukuki yollarla zorlamayı deniyor.
Türk Akımı’nın işletmecisi, Hollanda’daki varlıklarına yönelik haciz kararının ardından şirketin merkezini Macaristan’a taşımak üzere harekete geçti.
Macaristan hükümeti, şirketin taşınma sürecine ev sahipliği yapacağını resmen duyurdu. Budapeşte yönetimi ayrıca, Rus gazının tedariki konusunda Türkiye’nin desteğini aldı ve Ankara’nın bu güzergâhın güvenliği için garanti verdiğini açıkladı.
Rusya’nın Anapa bölgesinden başlayarak Karadeniz’in altından geçen ve Türkiye topraklarına ulaşan Türk Akımı, buradan Avrupa sınırına uzanıyor ve gaz sevkiyatı Avrupa içindeki boru hatlarıyla devam ediyor.
Amsterdam Mahkemesi varlıklara haciz koydu
Avrupa’nın boru hattını fiziksel olarak durdurma imkânının bulunmaması, süreci yargı koridorlarına taşıdı.
Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi, 1 Kasım 2023 tarihinde aldığı kararla, Rusya’nın Ukraynalı milyarder Rinat Ahmetov’un sahibi olduğu DTEK holdinge bağlı DTEK Kırımenergo şirketine, Kırım’daki varlık kayıpları ve faizler dahil olmak üzere 207,8 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
Rusya makamları, tahkimin yetkisine itiraz ederek kararın iptali veya yürütmenin durdurulması talebiyle Londra Yüksek Mahkemesi’ne başvurdu.
Londra Yüksek Mahkemesi, Rusya’nın Lahey tahkim kararını geçici olarak uygulamama talebini kabul etti. Ancak Amsterdam, Türk Akımı üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam etti.
Amsterdam Bölge Mahkemesi, 8 Aralık 2025 tarihinde, DTEK Kırımenergo’nun talebi üzerine Türk Akımı boru hattını işleten South Stream Transport şirketinin varlıklarına el konulmasına karar verdi.
South Stream Transport şirketinin Gazprom’un bir iştiraki olarak Hollanda’da kayıtlı bulunması, hukuki sürecin temelini oluşturuyor.
Ukraynalı şirketlerin Kırım’daki varlıklarla ilgili talepleri doğrudan Rusya devletine yönelik olsa da Hollanda yargısı, Gazprom’u Rus devletiyle ilişkilendirerek şirketin devlet adına ödeme yapması gerektiğine hükmediyor.
Söz konusu 200 milyon dolarlık tutar, Gazprom veya Rusya devleti için finansal açıdan büyük bir yük teşkil etmiyor. Ancak ödemenin kabul edilmesi, benzer davalar için emsal oluşturma riski taşıyor.
Ukrayna devlet şirketi Naftogaz’ın tazminat taleplerinin 2023 yılında 5 milyar dolara ulaştığı ve bu miktarın her yıl arttığı göz önüne alındığında, Rusya bu hukuki yolu kapatmayı hedefliyor.
Lahey’deki Tahkim Mahkemesi, Ukrayna tarafının bu taleplerini de daha önce haklı bulmuştu.
Rusya Devlet Başkanlığı Akademisi Ekonomi, Matematik ve Bilgi Teknolojileri Enstitüsü Doçenti Tamara Safonova, konuya ilişkin Vzglad’a verdiği demeçte “Rusya’nın varlıklarına el konulmasına yönelik her türlü girişim, mülkiyet haklarının ve uluslararası işbirliği normlarının ihlali anlamına gelen bir emsal oluşturuyor, ayrıca bu tür el koymalara izin veren ülkelerdeki yatırım ortamının bozulmasına yol açıyor” dedi.
Operasyon merkezi Budapeşte’ye taşınıyor
Rusya, uluslararası mahkemelerden kaynaklanan benzer sorunlarla daha önce de karşılaştı ancak bu durum boru hattının veya işletmecisinin çalışmalarını kesintiye uğratmadı.
Macaristan, Türkiye’nin de desteğini alarak Türk Akımı’nın yanında yer aldı. Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Péter Szijjártó, varlıklarına el konulmasıyla karşı karşıya kalan boru hattı işletmecisinin merkezinin Macaristan’a taşınmaya başladığını açıkladı.
Szijjártó, yaptığı açıklamada “Bazıları Türk Akımı boru hattını işleten şirket hakkında korkutucu hikayeler yaymaya çalıştı. Ancak şimdi iyi haber şu: Şirketin Hollanda’dan Macaristan’a taşınma süreci başladı ve faaliyetleri herhangi bir yaptırımla kısıtlanmış değil” ifadelerini kullandı.
Yargı yetkisi değişikliği kararının, şirketin faaliyetlerini uluslararası yaptırımlardan koruma amacı taşıdığı belirtiliyor.
Tamara Safonova, boru hattının önemine dikkat çekerek “Türk Akımı doğalgaz boru hattı, Macaristan’ın yakıt ve enerji kompleksi için kilit öneme sahip. Ukrayna’yı bypass ederek Rus gazının istikrarlı bir şekilde alınmasını sağlıyor. Macar yönetiminin Rus gazı tedariki konusunda uzun vadeli işbirliğine duyduğu ilgi göz önüne alındığında, şirket merkezi için Macaristan yargı yetkisinin seçilmesi en uygun seçeneklerden biridir” diye konuştu.
Yaptırım riskine karşı yeni koruma
İşletmeci şirketin merkezinin değişmesi, operasyonel süreçleri kolaylaştırmayı hedefliyor. Budapeşte yönetimiyle iletişim kurmanın, Hollanda makamlarına kıyasla daha hızlı sonuç vereceği öngörülüyor.
Bu hamleyle Hollanda’nın tek taraflı olarak uygulayabileceği yaptırımlar, yeni haciz kararları veya işletmeci şirkete yönelik diğer kısıtlama riskleri ortadan kalkıyor.
Avrupa Birliği genelindeki yaptırımlar tüm üye ülkelerin oybirliğini gerektirirken, Macaristan ve Slovakya bu konuda Avrupa Komisyonu’na karşı direnç gösteriyor.
Ancak Hollanda’nın ulusal düzeydeki kararlarına karşı tek güvencenin şirketin taşınması olduğu vurgulanıyor.
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye’nin Rus gazı güzergâhı için güvenlik garantisi verdiğini açıkladı.
Rusya’dan yılda 8 milyar metreküp gaz satın alan Macaristan, bu ticareti sürdürme niyetinde.
Orbán, “Macaristan adına Sayın Cumhurbaşkanı’na bu güzergâhın garantisi için teşekkür ediyorum. Kuzey Akım’ı düşünün. Bu garanti ciddi bir meseledir” dedi.
Gazprom’un boru hattı gazının ikinci büyük alıcısı konumundaki Slovakya da Macaristan ile birlikte, 2027 yılında Avrupa’da Rus gazının yasaklanması girişimlerine karşı çıkmaya devam ediyor.
Tamara Safonova, projenin hukuki statüsüne dair “Şu anda Türk Akımı operatörü South Stream Transport şirketinin faaliyetleri, uluslararası hukuka ve Rus gazının tedarikine ilişkin mevcut anlaşmalara uygun olarak yürütülüyor. Türk Akımı, bölgenin enerji güvenliğinin sağlanması açısından büyük önem taşıyan stratejik bir altyapı projesi. Proje, hem Türkiye’nin ulusal gaz iletim sistemine gaz sağlanmasına hem de Balkan Akım boru hattı üzerinden Güney ve Güneydoğu Avrupa ülkelerine gaz transitine imkân tanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Sevkiyat hacmi proje kapasitesini aştı
Türk Akımı’nın iki hattının toplam proje kapasitesi yıllık 31,5 milyar metreküp düzeyinde bulunuyor.
15,75 milyar metreküp kapasiteli birinci hat Türkiye iç pazarına gaz sağlarken, ikinci hat Avrupa ülkelerine gaz sevk ediyor.
İkinci hattın Avrupa’ya yönelik sevkiyatı, 15,75 milyar metreküplük proje kapasitesinin üzerine çıktı.
Verilere göre 2024 yılında bu hat üzerinden 16,25 milyar metreküp gaz sevkiyatı gerçekleşti. Bu yılın ilk 11 ayında ise sevkiyat miktarı 15,93 milyar metreküpe ulaştı ve yıl sonu itibarıyla bu rakamın 17,5 milyar metreküpe çıkması bekleniyor.
Boru hattı üzerinden gelen Rus gazının ana alıcıları Macaristan ve Slovakya olmaya devam ediyor.
Rusya
Dmitriyev: Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki diyalog olumlu bir adım

Rusya Özel Temsilcisi Kirill Dmitriyev, Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki çok taraflı diyalog kararı ile dizel sevkiyatı mutabakatını değerlendirdi. Son bir günde ABD dizel fiyatlarının yüzde 5 gerilediğini belirten yetkililer, kasım ayında üçlü müzakerelerin yeniden başlamasını ve enerji alanında yeni ortaklıklar kurulmasını bekliyor.
Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki diyaloğun yeniden başlamasının son derece olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.
Vedomosti gazetesinin haberine göre İstanbul’da düzenlenen Verona Avrasya Ekonomik Forumu’nda konuşan Dmitriyev, ekonomik işbirliğinin taraflar arasındaki temasın temel zemini olduğunu vurguladı.
Dmitriyev, bir gün önce Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki çok taraflı görüşmeler kapsamında temasların sürdürülmesi yönünde kritik bir karar alındığını belirterek bunu müzakerelerin en önemli sonucu olarak nitelendirdi.
Eski ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin teşvik ettiği diyalogsuzluğun tehlikeli bir tablo yarattığına işaret eden Dmitriyev, önde gelen nükleer güçlerin konuşmamasının hata riskini aşırı yükselttiğini dile getirdi.
Gelişmelerin öncesinde, 21 Ekim’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff St. Petersburg’da bir araya geldi.
Witkoff bu görüşmede, Ukrayna ve Avrupalı ülkelerle Oslo’da yürütülen istişarelerin ardından hazırlanan ve çatışmanın çözümüne dair önerileri içeren belgeleri sundu.
Görüşmenin ardından açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, Rusya’nın ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakereleri kasım ayının 10’lu tarihlerinde yeniden başlatmaya hazır olduğunu duyurdu.
Uşakov, olası görüşmelerin ana gündem maddesinin çatışmanın sona ermesinin ardından iki ülke arasındaki güvenlik sisteminin tesisi olabileceğini belirtti.
Gazetecilere yaptığı değerlendirmede ABD ile ekonomik ilişkileri canlandırmanın bütünüyle haklı bir adım olduğunu savunan Dmitriyev, Rus-Amerikan projelerini hedef alan medya duvarını aşmanın önem taşıdığını söyledi.
Dmitriyev, ekonomik işbirliğinin yalnızca dizel yakıt mutabakatına dayanmadığını, ABD’li çiftçilerin ihtiyaç duyduğu Rus gübresi ihracatının da bu kapsamda yer aldığını ifade etti.
Dmitriyev, teknoloji alanında ortak veri merkezi inşası gibi fırsatların değerlendirilebileceğini ve Rusya’nın yapay zeka sektörü için dünyanın en ucuz elektriğine sahip olduğunu kaydetti.
Rus yetkili, Arktik bölgesindeki enerji projeleri ve farklı ortaklıkların da geliştirileceğini sözlerine ekledi.
Enerji alanındaki temaslar ve dizel ihracatı genişliyor
ABD ile enerji alanındaki işbirliğinin ilerleyeceğini dile getiren Dmitriyev, piyasaya dönük sevkiyatların önemine değindi. 9 Ekim’de ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının tedariki konusunda anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.
Trump, Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara derhal 300 bin tondan fazla, kasım ayı boyunca 500 bin ton ve ilerleyen süreçte 1 milyon ton dizel yakıt sevk edeceğini duyurmuştu.
Aynı gün konuşan Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, dizel ihracatı kısıtlamalarını planlanandan önce kaldırmaya başladıklarını ve iç piyasanın yakıt ihtiyacının eksiksiz karşılanacağını ifade etti.
Ertesi gün Rusya hükümeti basın servisi söz konusu kısıtlamaların kısmen kaldırıldığını bildirdi. Novak, 14 Ekim’deki açıklamasında Rusya’nın 2026 yılı sonuna kadar aylık dizel yakıt ihracatını 3 ila 3,5 milyon tona çıkarabileceğini belirtti.
Dmitriyev, dizel sevkiyatı mutabakatının dünya piyasalarını olumlu etkilediğini ve anlaşma haberinin duyulduğu ilk gün ABD’deki dizel fiyatlarının yüzde 5 gerilediğini hatırlattı.
Avrupa’nın dizel anlaşmasına yönelik itirazlarını eleştiren Dmitriyev, Avrupa ülkelerinin son dört yılda Rusya’dan 320 milyar avroluk enerji kaynağı satın aldığına dikkat çekti.
Forum kulisinde konuşmasını sürdüren Dmitriyev, Avrupa Birliği ülkelerinden talep gelmesi halinde Rus dizel yakıtı sevkiyatının yeniden başlayabileceğini dile getirdi.
Rus temsilci, Avrupa Birliği için yakıt krizini aşmanın tek yolunun Rusya ile ortaklıktan geçtiğini savundu.
Konuşmasında Kuzey Akım 1 hattının yeniden faaliyete geçmesinin ve Kuzey Akım 2 boru hattının devreye girmesinin ekonomik açıdan kaçınılmaz olduğunu öne süren Dmitriyev, bölgedeki gaz fiyatlarının son bir yılda yüzde 140 arttığını hatırlattı.
Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya’dan boru hatları ve sıvılaştırılmış doğalgaz yoluyla gaz almayı sürdürdüğünü belirten Dmitriyev, her iki hattın da gelecekte mutlaka çalışacağını söyledi.
Dmitriyev, Rusya’nın Türkiye ve Avrupa’ya gaz ilettiği TürkAkım boru hattını başarılı bir uluslararası işbirliği örneği olarak gösterdi.
İş dünyası temsilcileri yeni projeler için zemin arıyor
Ekonomi ve enerji alanındaki pragmatik kararların ABD’nin katılımıyla düzenlenecek iş forumunda ele alınacağını bildiren Dmitriyev, eylül ayında gündeme getirdiği Rusya-Almanya-ABD iş forumu önerisini hatırlattı.
Forum kulisinde bu girişimi Almanya için Alternatif (AfD) partisi ve Amerikan Ticaret Odası (AmCham) ile görüştüğünü açıklayan Dmitriyev, AfD temsilcilerinin forum ayrıntılarını müzakere etmek üzere aralık ayında Moskova’ya geleceğini kaydetti.
Rusya’nın iki ülke arasındaki ticareti geliştirmek amacıyla Amerikan Ticaret Odası ile yakın temas yürüttüğünü belirten Dmitriyev, “AmCham, Washington’a Amerikan yaptırımlarının her şeyden önce ABD’ye zarar verdiğini ve Amerikan iş dünyasının Rusya ile işbirliğinde büyük fırsatlar gördüğünü anlatarak önemli bir rol oynuyor” dedi.
AmCham Başkanı Robert Agee ise forum kulisinde Dmitriyev ile ortak projeleri ve uygulama adımlarını görüştüklerini ifade etti.
Agee, “Hedeflerimiz zaten örtüşüyor; ABD ile Rusya arasındaki ilişkileri iyileştirmek istiyoruz. Bunun üzerinde uzun süredir çalışıyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Yıl sonuna kadar bir veya iki projenin kamuoyuna duyurulabileceğini bildiren Agee, bu adımların yaptırımların kaldırılmasını gerektirmediğini, ihtiyaç halinde Trump’ın engelleri hızla kaldırma yetkisine sahip olduğunu vurguladı.
Amerikan iş dünyasının veri merkezleri alanında Rusya ile ortaklığa büyük ilgi gösterdiğini dile getiren Agee, Rusya’nın uygun enerji maliyeti, elverişli iklim şartları ve teknoloji alanındaki nitelikli insan kaynağı sunduğunu kaydetti.
Vedomosti gazetesinin sorusunu yanıtlayan Agee, çatışma sona erdiğinde Amerikan yatırımlarının ilk yöneleceği alanlardan birinin veri merkezleri olacağını söyledi.
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi











