Bizi Takip Edin

Asya

Avustralya’da Yahudi bayramına silahlı saldırı: 15 ölü

Yayınlanma

Avustralya’da, dünyanın en ünlü plajlarından birinde, silahlı saldırganlar Yahudi bayramı Hanuka kutlamalarını hedef aldı.

Yaygın olarak izlenen görüntülerde, yetkililerin 50 ve 24 yaşında olduğunu söylediği iki silahlı adam, insanlar kaçarken uzun namlulu silahlarla ateş ediyordu.

Saldırganların isimleri basın haberlerinde Sajid ve Naveed Akram olarak geçiyor ancak Avustralya polisi tarafından henüz resmi olarak kimlikleri tespit edilmedi.

Yetkililer pazartesi günü, saldırıyı bir baba ve oğlunun gerçekleştirdiğini açıkladı. Avustralya vatandaşı olmayan yaşlı silahlı saldırgan polis tarafından öldürüldü, diğeri ise gözaltında. Başbakan Anthony Albanese pazartesi günü geç saatlerde ikinci silahlı saldırganın komada olduğunu söyledi.

Pazartesi günü, aralarında Britanya doğumlu bir haham, 10 yaşındaki bir kız çocuğu, emekli bir polis memuru ve Holokosttan kurtulan birinin de bulunduğu bazı kurbanların kimlikleri tespit edildi. 27 kişi halen hastanede tedavi görüyor ve yetkililer bazılarının durumunun kritik olduğunu belirtti.

Albanese, kabinesi ve eyalet liderlerinin ulusal ateşli silah kayıt sisteminin oluşturulmasını hızlandırma konusunda anlaştıklarını ve eyaletlere ve bölgelere 100 milyon Avustralya doları (66 milyon ABD doları) sağlayacaklarını söyledi.

Diğer önlemler arasında, bir kişinin sahip olabileceği ateşli silah sayısına sınırlama getirilmesi ve silah satın alanların Avustralya vatandaşı olması şartının getirilmesi yer alıyor.

Kabine tarafından yapılan ortak açıklamada, “Liderler, silah yasası reformu konusunda acil olarak güçlü, kararlı ve odaklanmış bir eylemde bulunulması gerektiği konusunda anlaştılar,” denildi.

Açıklamada, 1996 yılında Tazmanya’da meydana gelen bir silahlı saldırı olayının ardından silah sahipliği konusunda varılan anlaşmanın, “günümüzün değişen güvenlik ortamında mümkün olduğunca sağlam kalmasını sağlamak” için yenilenmesi gerektiği belirtildi.

Pazartesi günü Bondi Plajındaki saldırı mahallini ziyaret ettikten sonra konuşan Albanese, yetkililerin Avustralya’nın Yahudi topluluğunu korumak için “gerekli olan her şeyi” yapacaklarını belirterek, antisemitizmin “bir bela olduğunu ve bunu birlikte ortadan kaldıracağımızı” söyledi.

Ülkede merkezi bir ateşli silah kayıt sistemi bulunmuyor ve bazı silahlı olaylar, silah kullanıcılarının farklı eyaletlere taşınmaları ve yakalanmamaları sonucunda meydana geldi.

Polise göre, Bondi’deki silahlı saldırıda yaşlı silahlı saldırgan yasal olarak altı silah sahibi ve on yıldır ateşli silah kullanma ruhsatına sahipti.

Albanese, iki silahlı saldırganın tek başına hareket ettiğini ve daha geniş bir örgütün parçası olmadığını söyledi. 

Başbakan, Avustralya yayıncısı ABC’ye, “Bu kişilerin bir hücreye ait olduğuna dair hiçbir kanıt yok,” dedi fakat iki şüphelinin “aşırılıkçı ideoloji” tarafından motive edildiğini de ekledi.

Albanese, saldırganlara ait olduğuna inanılan arabada bir dizi el yapımı patlayıcı cihaz bulunduğunu doğruladı.

Avustralya İçişleri Bakanı Tony Burke, basın toplantısında genç adamın Avustralya doğumlu bir vatandaş olduğunu, yaşlı silahlı saldırganın ise 1998 yılında öğrenci vizesiyle Avustralya’ya giriş yaptığını, bu vizenin daha sonra oturma vizesine dönüştürüldüğünü ve birçok kez yenilendiğini söyledi.

Bakan ayrıca, Avustralya istihbarat servisinin 2019 yılında, soruşturma altındaki diğer kişilerle bağlantısı nedeniyle oğlunu incelediğini, ancak şiddet tehdidi oluşturmadığına karar verildiğini belirtti.

Burke, soruşturma sırasında polisin babanın silah sahipliğini istihbarat servisleriyle paylaşıp paylaşmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı ve “Güvenlik kurumlarımıza tam destek veriyorum,” dedi.

Başka bir basın toplantısında konuşan Albanese, saldırının ardından Avustralya’daki meslektaşına antisemitizmin yayılmasını engellemek için yeterince çaba göstermediğini uyarmak için mektup yazdığını söyleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yorumlarıyla ilgili bir soruya doğrudan yanıt vermedi.

Albanese, “Bu, ulusal birlik için bir an. Bu, Avustralyalıların bir araya gelmesi için bir an. Biz de tam olarak bunu yapacağız,” dedi.

Netanyahu pazar günü saldırının ardından Albanese’nin “ülkenizde büyüyen kanser hücrelerini durdurmak için hiçbir şey yapmadığını” söyledi ve “Hiçbir önlem almadınız. Hastalığın yayılmasına izin verdiniz ve sonuç, bugün gördüğümüz Yahudilere yönelik korkunç saldırılar oldu,” diye ekledi.

Sidney’in eyalet başkenti olduğu Yeni Güney Galler eyaletinin başbakanı Chris Minns de silah yasalarının “değişmesi gerektiğini” ancak yasaların kabul edilmesinin zaman alacağını söyledi ve çiftlikler için tasarlanan güçlü silahların Sidney’in kalbinde bir saldırıda kullanılması “korkunç” olduğunu belirtti.

Avustralya Yahudileri Yürütme Konseyinin eş başkanı Alex Ryvchin, iki sinagogun yangın bombalaması da dahil olmak üzere, artan antisemitik olaylara ve saldırılara karşı ülkenin siyasi ve güvenlik tepkisinde açıkça “felaketle sonuçlanan başarısızlıklar” olduğunu savundu.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da saldırıyı “terörizm” olarak niteledi ve “Hanuka’nın ilk mumunu yakmak için yola çıkan Sydney’deki Yahudi kardeşlerimize, alçak teröristlerin saldırısına uğradıkları için yürekten üzülüyoruz,” dedi.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola pazar günü X’te, “Sydney’de Hanuka kutlamaları başlarken Bondi Plajında çok sayıda insana yönelik korkunç saldırı görüntülerini görmekten kesinlikle dehşete düştüm. Tüm düşüncelerim kurbanlar ve Avustralya ve ötesindeki daha geniş Yahudi topluluğuyla birlikte. Bu ışık sönmeyecek,” diye yazdı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bir açıklamada “içten taziyelerini” iletti ve “Avrupa, Avustralya ve her yerdeki Yahudi topluluklarının yanında” olduğunu söyledi. AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, “Yahudi topluluğuna yönelik bu korkunç şiddet eylemi kesin bir şekilde kınanmalıdır,” dedi.

Öte yandan saldırıdan sonra, batı Sidney’deki bir mezarlıkta bulunan Müslüman mezarlarının üzerine kesik domuz kafaları atıldı.

Cenaze levazımatçısı Ahmad Hraichie, Camden’daki Narellan Mezarlığında yapılan bu eylemi kınadı ve “Bunu yapan kişiye sesleniyorum: Nefretten başka hiçbir şey kanıtlamadınız. Hiçbir sorunun çözümü değilsiniz, sorunun bir parçasısınız,” dedi.

Asya

Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Yayınlanma

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.

Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.

Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.

Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.

Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.

Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.

Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.

Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.

Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.

Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.

Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.

Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.

Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.

Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.

Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.

Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.

Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.

Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.

Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.

Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.

Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.

Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.

Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.

Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.

Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Yayınlanma

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.

Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.

Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.

Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.

Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.

ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.

Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.

Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.

Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.

Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.

Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.

Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.

Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.

Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.

Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.

“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.

Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.

“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.

Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English