Ortadoğu
Barış Kurulu, Hamas’a hafta sonuna kadar süre verdi

ABD öncülüğünde kurulan ve Gazze yönetimini denetlemesi öngörülen Barış Kurulu’nun, Hamas’a silahsızlanma önerisini kabul etmesi için hafta sonuna kadar süre verdiği bildirildi. The Times of Israel’in üç kaynağa dayandırdığı habere göre, kurul İran savaşı sürerken dahi Gazze’nin ‘yeniden imarını’ ilerletme niyetinde.
ABD öncülüğünde kurulan ve Gazze yönetimini denetlemesi öngörülen Barış Kurulu’nun, Hamas’a silahsızlanma önerisini kabul etmesi için hafta sonuna kadar süre verdiği bildirildi.
The Times of Israel’in üç farklı kaynağa dayandırdığı habere göre kurul, İran savaşı sürerken dahi Gazze’nin yeniden inşasını ilerletmekte kararlı.
Kaynaklara göre, Barış Kurulu’nun Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov cuma günü Kahire’de Hamas’ın üst düzey yetkililerinden oluşan heyetle görüştü.
İki Arap diplomat ve üçüncü bir kaynak, Hamas’a, Gazze denetim kurulunun silahsızlanma anlaşmasının hafta sonuna kadar sonuçlandırılmasını istediğinin iletildiğini söyledi.
Kaynaklar, silahsızlanma önerisinde küçük değişikliklerin değerlendirilebileceğini, ancak Hamas’ın temel nitelikte değişiklik taleplerinin kabul edilmeyeceğini belirtti.
Arap diplomatlardan birine göre Mladenov, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze savaşını bitirmeye yönelik planının ikinci aşamasında ilerleme sağlanabileceğine inanıyor.
Ancak aynı diplomat, Mısır, Katar ve Türkiye gibi arabulucuların o kadar iyimser olmadığını kabul etti.
Arabulucuların, Hamas’ın ABD destekli silahsızlanma önerisini kabul etmesi için yoğun baskı kurduğu belirtildi.
Ancak arabulucu ülkelerden birinden diplomat, örgütün “önemli çekinceler koymadan ‘evet’ deme ihtimalinin düşük” olduğunu söyledi.
Aynı diplomat, “Ve kabul etseler bile İsrail’in buna uyması pek olası değil” dedi.
Diplomata göre Başbakan Benyamin Netanyahu seçim yılında Gazze’den ilave çekilmeye onay vermeyecek. Aynı diplomat, bunun nedenini koalisyon ortaklarının Gazze’de kalıcı işgali desteklemeyi sürdürmesi olarak gösterdi.
Hamas öneriyi açıktan reddetmedi
Arap diplomata göre Hamas yetkilileri, cuma günkü Kahire toplantısında, Mladenov’un geçen ay ilk kez sunduğu silahsızlanma önerisini doğrudan reddetmedi.
Bunun yerine İsrail’in Trump planının ilk aşamasına uymadığını dile getirdiler.
Hamas yetkilileri, Refah Sınır Kapısı’nın sınırlı çalışmasını, Gazze’ye giren yardım kamyonlarının sayısının azlığını, İsrail ordusunun Gazze’nin derinliklerine tekrarlanan saldırılarını ve Tel Aviv yönetiminin “Sarı Hat” olarak bilinen ateşkes sınır çizgisini Gazze içine daha da iterek İsrail kontrolündeki doğu bölgesini genişletmesini örnek gösterdi.
Habere göre İsrail, ekim ayındaki ateşkesten sonra Refah Sınır Kapısı’nı yeniden açmak için birkaç ay bekledi.
Kapı açıldıktan sonra da her iki yönde yolcu sayısını 50 kişiyle sınırladı.
İran savaşı sırasında ise geçiş noktası yaklaşık ilk üç hafta boyunca yeniden kapalı kaldı.
Aynı çatışma sürecinde, ateşkes şartlarına göre gerekli olan günlük 600 kamyonluk yardım sevkiyatı da bu seviyenin çok altına düştü.
Arap diplomat, Mladenov’un son günlerde bu başlıkların bazılarını İsrailli yetkililerle görüştüğünü söyledi.
Aynı diplomata göre yardım kamyonlarının sayısı yeniden yükselmeye başlamış olsa da diğer ihlal iddiaları çözümsüz kaldı.
Aynı diplomat ve konuya yakın bir kaynak, Barış Kurulu’nun Gazze temsilcisinin bugün Kahire’de Hamas yetkilileriyle takip görüşmesi daha yapmasının planlandığını söyledi.
Son tarih cumartesi
Hamas’a iletilen cumartesi son tarihinin, örgütün yaklaşık dört hafta önce aldığı öneriye yanıt vermekte ağır davranmasının ardından verildiği aktarıldı.
Basına kısmen sızan plan, sekiz aylık takvim içeriyor.
Bu takvim, Barış Kurulu denetiminde Filistinli teknokratlardan oluşan komitenin Gazze’de güvenlik kontrolünü devralmasıyla başlıyor, Gazze’nin silahtan arındırıldığının “doğrulanmasının” ardından İsrail güçlerinin tamamen çekilmesiyle sona eriyor.
Gazze’nin bütün yeniden inşa süreci, Hamas’ın silahsızlanmayı kabul etmesine bağlanmış durumda.
Mladenov da geçen hafta X’te yaptığı paylaşımda, örgütün buna katılmaması halinde sonuçları olacağını ima etti.
Mladenov, “Nehrin karşısına geçmeyen denizde boğulur” diye yazdı.
Sızan plan iki bölümden oluşuyor.
Bunlardan ilki, “Trump’ın Gazze İçin Kapsamlı Barış Planı’nın Uygulanmasının Tamamlanmasına Yönelik Adımlar” başlıklı 12 maddelik metin.
İkincisi ise Hamas’ın sekiz ay içinde silahlarını teslim edeceği beş aşamalı takvim.
Metinde, Filistin İslami Cihadı gibi gruplar da dahil Gazze’deki bütün silahlı yapıların, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi olarak bilinen Filistinli teknokratların gözetiminde silahsızlanma sürecine katılacağı belirtiliyor.
Metinde, “Gazze, tek otorite, tek hukuk, tek silah ilkesi doğrultusunda yönetilecektir. Buna göre yalnızca (NCAG) tarafından yetkilendirilen kişiler silah taşıyabilecek ve tüm silahlı gruplar askeri faaliyetlerini durduracaktır” deniliyor.
Silahsızlanma sürecinin, Mladenov tarafından kurulacak Silah Toplama Doğrulama Komitesi tarafından denetleneceği kaydediliyor.
Ayrıca yeniden inşaya yalnızca silahtan arındırılmış olarak tanımlanan bölgelerde izin verileceği ifade ediliyor.
Beş aşamalı takvim
Planın takvimine göre ilk aşama 15 gün sürecek.
Bu aşamada NCAG, Gazze’de güvenlik ve idari kontrolü devralacak ve silahların toplanmasına yönelik hazırlık adımlarını başlatacak.
İkinci aşama 16 ile 40. günler arasını kapsayacak.
Bu süreçte İsrail’in, kontrol ettiği bölgelerdeki ağır silahları, topçu sistemleri ve tanklar dahil olmak üzere kaldıracağı ve uluslararası bir güvenlik gücünün konuşlandırılacağı belirtiliyor.
Üçüncü aşama, yani 30 ile 90. günler arası, en yoğun dönem olarak tanımlanıyor.
Bu aşamada Hamas, elindeki bütün ağır silahları ve askeri ekipmanı NCAG’ye teslim edecek ve “tüm tünellerin, patlayıcıların ve askeri altyapının imhasına izin verecek.”
Dördüncü aşamada, yani 91 ile 250. günler arasında, NCAG’ye bağlı polis güçleri tabanca ve tüfekler dahil kalan bütün silahları toplayıp kayda geçirecek.
Aynı aşamada İsrail güçleri de aşamalı biçimde çekilmeye başlayacak.
Beşinci aşama ise “nihai doğrulama” olarak tanımlanıyor.
Bu aşamada, “İsrail güçleri, güvenlik çevresindeki varlığı dışında Gazze’den tamamen çekilecek ve kapsamlı yeniden inşa çalışmaları başlayacak.”
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











