Amerika
Beyaz Saray, ABC News’un İran dron haberini geri çekmesini istiyor

Beyaz Saray, ABC News’un “İran’ın Kaliforniya’ya dron saldırısı planlıyor” haberine sert tepki göstererek haberin geri çekilmesini talep etti. Tartışmanın merkezinde, FBI’ın yerel kolluk kuvvetlerine dağıttığı ve tek bir doğrulanmamış istihbarat notuna dayanan bir uyarı bülteni yer alıyor.
Beyaz Saray, ABC News’un İran’ın Kaliforniya’ya dron saldırısı planladığını iddia eden haberini geri çekmesini talep etti.
Yönetim, haberin tek bir doğrulanmamış istihbarat notuna dayandığını ve tehdidin abartıldığını savunuyor.
Tartışmanın odağında, Şubat ayında yerel kolluk kuvvetlerine dağıtılan bir FBI uyarı bülteni bulunuyor.
Bültende, İran’ın ABD saldırılarına misilleme olarak Batı Kıyısı açıklarındaki bir gemiden insansız hava araçları fırlatarak belirlenmemiş hedeflere yönlendirebileceği bir senaryo tarif ediliyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Perşembe günü sosyal medya hesabından ABC News’a doğrudan seslendi.
Leavitt, “Bu haberi, Kaliforniya’daki yerel kolluk kuvvetlerine gönderilen tek bir e-postaya, doğrulanmamış tek bir istihbarat notuna dayandırarak yazdılar” ifadesini kullandı.
Leavitt ayrıca, “E-postanın kendisi bile istihbaratın doğrulanmamış olduğunu belirtiyor. Ama ABC News bu kritik ayrıntıyı haberinde neden atladı?” diye sordu.
Leavitt mesajının devamında daha keskin bir dil tercih etti. Leavitt, “Kesin olarak söylüyorum: İran’dan ülkemize yönelik böyle bir tehdit ne var ne de hiçbir zaman vardı” dedi.
FBI: İran, California’ya misilleme yapmayı düşünüyor olabilir
Kaliforniya yönetimi halkı sakinleştirmeye çalışıyor
Uyarının kamuoyuna sızmasının ardından Kaliforniya’daki yetkililer endişeleri yatıştırmak için harekete geçti.
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom sosyal medya hesabından, “Şu an itibarıyla yakın bir tehdide dair bilgi sahibi değiliz, ancak eyaletimizde her türlü acil duruma hazırlıklıyız” açıklamasını yaptı. Eyalet genelinde hükümet ve kolluk yetkilileri de benzer güvenceler verdi.
Devam eden savaşta İran’ın dron saldırıları Basra Körfezi’ndeki petrol altyapısını ve deniz taşımacılığı rotalarını da hedef alıyor.
Askeri yetkililer, saldırıların nispeten düşük maliyetli dronların modern savaşın belirleyici silahlarından birine dönüştüğünü somut biçimde ortaya koyduğunu vurguladı.
Şahid’ler savaş alanının denklemini değiştiriyor
ABD yapımı MQ-9 Reaper dronları uzun menzilli uçuş, görev icrası ve üsse dönüş kapasitesiyle çalışırken, İran’ın saldırılarında öne çıkan Şahid-131 ve Şahid-136 modelleri temelden farklı bir konsepte dayanıyor.
Her iki model de hedefe ulaştığında infilak eden tek kullanımlık saldırı dronları olarak tasarlandı. Rusya da aynı tasarımları Ukrayna’da Geran-1 ve Geran-2 adlarıyla sahada kullanıyor.
Bu dronlar, onları düşürmek için kullanılan füze sistemlerinden çok daha düşük maliyetle üretilebildiğinden, devletlere ve silahlı gruplara salt sayısal üstünlükle hava savunmalarını aşma imkanı tanıyor.
Araştırma kuruluşu Global Market Insights’ın verilerine göre askeri dron pazarının 2035 yılına kadar 66 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Kripto para, dron tedarik zincirinde iz bırakıyor
Kripto para birimleri de genişleyen dron tedarik zincirinde giderek daha belirgin bir rol oynuyor. Ukrayna 2022 yılında dron ve diğer askeri harcamalar için 54 milyon doların üzerinde kripto para harcadığını açıkladı.
Aynı yıl blokzincir analiz şirketi Chainalysis, bazı grupların 2 milyon doları aşan kripto para bağışı topladığını bildirdi.
Eylül ayında ABD savcıları, İran’ın askeri dronlarında kullanılan seyrüsefer teknolojisi tedarik etmekle suçlanan İranlı bir kişinin hesabındaki 500 bin doları aşan USDT’ye el konulması talebiyle mahkemeye başvurdu.
Birkaç gün sonra İsrail yetkilileri, İran’la bağlantılı olduğu öne sürülen 1,5 milyon dolarlık Tether’e el konulması çağrısında bulundu.
Yetkililere göre fonlar özel bir kripto para cüzdanında tutuluyordu ve dünya genelindeki çatışmalarda kullanılan Şahid dronlarına seyrüsefer ekipmanı tedarik eden bir şirketle bağlantılıydı.
ABC News, makalesini uyarı bültenine ilişkin yeni bilgileri yansıtacak şekilde güncelledi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










