Amerika
Beyaz Saray balo salonu için istenen 1 milyar dolarlık bütçe Cumhuriyetçileri böldü

ABD Senatosu’nda göçmenlik ve sınır güvenliği bütçesi üzerine yürütülen müzakerelerde, Beyaz Saray bünyesindeki balo salonunun güvenliği için talep edilen 1 milyar dolarlık kaynak Cumhuriyetçiler arasında bölünmeye yol açtı. Senato Cumhuriyetçileri, seçim yılında kamu kaynaklarının bu amaçla kullanılmasının seçmende olumsuz karşılık bulabileceği uyarısında bulunuyor.
Senato bünyesinde ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriye Biriminin gelecek üç buçuk yıllık dönemdeki faaliyetlerini finanse etmeye dönük bütçe müzakereleri sürerken, Beyaz Saray balo salonunun güvenliği için ayrılan 1 milyar dolarlık teklif Cumhuriyetçiler nezdinde siyasi bir mayın tarlasına dönüştü.
Senato Adalet Komisyonu yasa tasarısını kamuoyuyla paylaşmadan önce Cumhuriyetçi senatörler, geçim sıkıntısının seçim gündemini belirlediği bir dönemde kamu kaynaklarının balo salonu için kullanılmasının siyasi bir hata olacağı yönünde uyardı.
Taslak metinde, söz konusu kaynağın yalnızca güvenlik tahkimatı için ayrıldığı ve inşaat projesinin “güvenlik dışı unsurları” için harcanamayacağı açıkça belirtilse de bu ayrımın kamuoyundaki tartışmalarda ve medya başlıklarında göz ardı edildiği ifade ediliyor.
Florida Senatörü Rick Scott, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Beyaz Saray bünyesindeki balo salonunun inşasını desteklediğini ancak bu harcamanın özel bağışlarla karşılanması gerektiğini belirtti.
Scott, Başkan Donald Trump’ın tarihi Doğu Kanadı’nı yıktığı dönemde projenin özel fonlarla finanse edileceğine dair söz verdiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Eğer Beyaz Saray ve Gizli Servis, toplanan bu özel fonların ötesinde bir inşaat bütçesine ihtiyaç duyulduğuna inanıyorsa, onları dinlemeye hazırım. Ancak bu ödemeyi yapmak için israf niteliğindeki tahsisatlar veya California ve Minnesota gibi eyaletlerde ortaya çıkardığımız yolsuzluklar gibi kesinti yapabileceğimiz pek çok alan bulunuyor.”
İnşaat projesinin önemini sorgulamadığını kaydeden Scott, projenin “halihazırda özel bağışlarla finanse edildiğine” dikkat çekti.
Eski bir Senato danışmanı ve Cumhuriyetçi stratejist olan Brian Darling ise Scott ve diğer Cumhuriyetçi senatörlerin, güvenlik artırımı amaçlı olsa dahi balo salonuna 1 milyar dolar ayrılması teklifine karşı ihtiyatlı yaklaşmalarının yerinde olacağını ifade etti.
Darling, “Bütçenin balo salonuyla ilişkilendirilmiş olması durumu tartışmalı hale getiriyor. Kongre bu parayı tahsis edebilir ancak projenin ‘milyar dolarlık bir balo salonu’ olarak pazarlanması gereksiz bir tartışma yarattı” değerlendirmesinde bulundu.
Darling ayrıca, tasarıya dahil edilebilecek diğer unsurların yasa üzerinde ek sorunlar yaratabileceğine işaret etti.
Beyaz Saray’ın, Doğu Kanadı yenileme projesinin bütçe tasarısına dahil edilmesine verdiği yanıt, meselenin siyasi algısını iyileştirmeye yetmedi.
Beyaz Saray yönetimi, söz konusu finansmanı “Doğu Kanadı Modernizasyon Projesi kapsamında uzun süredir beklenen güvenlik altyapısı güncellemeleri” olarak niteleyerek memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
Ancak çoğu Cumhuriyetçi milletvekili, kamu kaynaklarının yüksek profilli ve resmi davetler için kullanılacak bir mekanla bu kadar net şekilde ilişkilendirilmemesini tercih ediyor.
Darling, Kongre’nin bu yıl devasa bir borç yüküyle karşı karşıya olduğu bir dönemde 1 milyar dolarlık balo salonu harcamasını savunmanın güç olduğunu vurgulayarak, “Eğer Beyaz Saray’ı tahkim etmek için bu kadar para harcıyorsanız kimse itiraz etmez. Ancak bu miktar bir balo salonu için ayrıldığında büyük sorunlar doğuyor. Bu durum kesinlikle süreci yavaşlatacaktır” uyarısını yaptı.
Demokratlar ise söz konusu 1 milyar dolarlık güvenlik ödeneğini, Cumhuriyetçilere ve ICE ile Sınır Devriye Birimini fonlamak için kullanılan geniş kapsamlı bütçe paketine saldırmak için kullanıyor.
Senato Demokrat Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Adalet Komisyonu tasarıyı sunduktan sonra yaptığı açıklamada, “Cumhuriyetçiler Amerikan ailelerinden farklı bir gezegende yaşıyor. Faturalar içinde boğulan ailelere bakan Cumhuriyetçiler, asıl ihtiyacın daha fazla baskın ve bir Trump balosu olduğuna karar verdi” ifadelerine yer verdi.
Vergi mükellefi haklarını savunan gruplar da kamu kaynaklarının bu amaçla kullanılmasını, seçmende tepki uyandırabilecek bir “yetki aşımı” olarak nitelendiriyor.
Taxpayers for Common Sense Başkanı Steve Ellis, taslakta paranın güvenlik dışı amaçlarla kullanılamayacağına dair ifadeler yer alsa da bunun büyük bir yetki aşımı olduğunu belirtti. Ellis, “Para ikame edilebilir bir araçtır ve yönetim, dolarları istediği yere aktarmaya istekli olduğunu göstermiştir” dedi.
Ellis ayrıca, neyin güvenlik kapsamında sayılacağına karar verme yetkisinin yönetimde kalacağını hatırlatarak şu eleştirileri yöneltti:
“Daha güçlü kirişler mi yoksa başkanın bahsettiği camlar mı güvenlik sayılacak? Balo salonuyla ilgili her şeyi temel olarak güvenlik unsuru gibi gösterebilirsiniz. Bu, aslında hiç yaşanmaması gereken ve yaşansa dahi özel olarak finanse edileceği sözü verilen bir iş için vergi mükelleflerinin parasını yığmanın bir yoludur.”
Tasaride öngörülen 1 milyar dolarlık tutar, projenin ilk duyurulduğu Temmuz 2025’teki 200 milyon dolarlık tahmini maliyetin beş katına tekabül ediyor.
Ellis, bu durumun vergi mükellefleri tarafından karşılanması halinde seçmen nezdinde ciddi bir hoşnutsuzluk yaratabileceğini belirtti.
Öte yandan Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımla artan maliyetlere açıklama getirmeye çalışarak projenin 1 milyar doların çok altında tamamlanacağı sözünü verdi.
Trump paylaşımında, “Başlangıç fiyatı 200 milyon dolardı; iki katına çıkarılan ve en yüksek kalitede tamamlanacak proje 400 milyon dolardan daha az bir tutara mal olacak. Muhteşem, emniyetli ve güvenli olacak! Bu gerekli bir değişiklikti ve çok önceden yapıldı ancak ‘Yalan Haber’ medyası bunu bildirmeyerek bir maliyet aşımı varmış gibi göstermeye çalıştı” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi senatörler, geçtiğimiz hafta Trump’ın Kongre’deki en yakın müttefiklerinden Senatör Lindsey Graham’ın balo salonu ve altındaki güvenlik kompleksi için 400 milyon dolarlık yetkilendirme öngören bir tasarı sunması üzerine temkinli bir duruş sergiledi.
Senato İç Güvenlik Komisyonu Başkanı Rand Paul, Graham’ın teklifini “kötü bir yasa tasarısı” olarak nitelendirerek reddetti. Paul, Beyaz Saray balo salonu ve gelecek başkanların benzer projeleri için herhangi bir finansman sağlamadan hızlandırılmış onay süreci öngören kendi yasa tasarısını hazırladı.
The Hill’e konuşan bir Cumhuriyetçi milletvekili, isminin açıklanmaması kaydıyla yaptığı samimi değerlendirmede, seçime aylar kala Trump’ın balo salonu için kamu fonu kullanmanın büyük bir hata olacağını belirtti.
Cumhuriyetçi vekil, “Seçimden hemen önce bir balo salonu için vergi mükelleflerinin parasını harcamak iyi bir siyaset mi? Kesinlikle değil” dedi. Cumhuriyetçi senatörler, özellikle silahlı bir kişinin Washington Hilton’daki Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğine saldırı girişimi sonrasında başkan çevresindeki güvenlik altyapısının geliştirilmesi için federal kaynak ayrılmasını genel olarak desteklese de balo salonuna büyük miktarlarda kaynak aktarılmasına şüpheyle yaklaşıyor.
Senatör Thom Tillis de geçtiğimiz hafta muhabirlere yaptığı açıklamada, artan maliyet projeksiyonlarından duyduğu endişeyi dile getirerek daha fazla bilgi talep ettiğini belirtti.
Tillis, “Bu inşaat projesinin tüm ek maliyetlerle birlikte toplam bedelini bilmem gerekiyor, çünkü sadece birkaç ay önceki rakamın iki katına çıkmış gibi görünüyor” dedi.
Tillis, Kongre’nin Graham tarafından önerilen 400 milyon doları neden tahsis etmesi gerektiğini sorgularken, olası bir siyasi tepki riskine ilişkin olarak “Bunun bir açık yarattığına şüphe yok” uyarısında bulundu.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü












